Benjamin Mousquet’in yönettiği ve Laila Berzins, Bernardo de Paula, Jordan Tartakow ile Joe Ochman’ın seslendirdiği animasyon film Hopper ve Çılgın Çetesi: Hazine Peşinde (Chickenhare and the Secret of the Groundhog), 23 Ocak 2026’da CGV Mars Dağıtım dağıtımıyla Filmartı Film tarafından vizyona çıkarıldı.
Cesur kaşif Hopper, dostları Kokarca Meg ve Kaplumbağa Abe ile yepyeni maceralara atılıyor. Bu sefer senelerdir ilk kez gördüğü kız kardeşi ile halkını kurtarmak için sihirli ve efsanevi bir hazinenin peşine düşen Hopper, hem babası Kral Peter’dan hem de Meg’in eski ortağı ünlü kaşif Crolloq’tan önce hazineye ulaşabilecek midir?
Aylık arşivler: Kasım 2025
Tekinsiz Bir Kitapla Cehenneme Dönen Bir Hayat: İdea 28 Kasım’da Sinemalarda
Usta senarist ve yönetmen Tayfun Pirselimoğlu’nun karanlık ve gerilim yüklü bir evrene sürükleyen yeni filmi İdea, 28 Kasım’da sinemalarda seyirciyle buluşuyor. Film, görünürde sıradan bir olayın nasıl olup da insanın dünyasını altüst eden, akıl dışı bir gerçekliğe dönüştüğünü çarpıcı bir dille anlatıyor. Karanlık atmosferi, hassas mizahı ve Pirselimoğlu’na özgü derinlikli bakışıyla İdea izleyeni hem rahatsız eden hem de peşinden sürükleyen bir kâbusun içine çekmeye hazırlanıyor. 29 Kasım Cumartesi günü Kadıköy Sineması’nda ve 02 Aralık Salı günü Atlas Sineması’nda film ekibi ve oyuncuların da katılacağı özel gösterimler düzenlenecek.
- Basın Bülteni
- Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
Tekinsiz Bir Kitapla Cehenneme Dönen Bir Hayat: İdea 28 Kasım’da Sinemalarda yazısına devam et
Astronot
Jess Varley’in yönettiği ve Kate Mara, Laurence Fishburne, Gabriel Luna, Ivana Milicevic, Macy Gray, Scarlett Holmes, Reza Diako, Daniel Quirke ile Daiana Madeira’nın oynadığı Astronot (The Astronaut), 26 Aralık 2025’de Bir Film dağıtımıyla Vagon Film tarafından vizyona çıkarıldı.
İlk uzay görevinden dönen astronot Sam Walker, rehabilitasyon ve tıbbi testler için NASA gözetiminde yüksek güvenlikli bir eve yerleştirilir. Ancak evde yaşanmaya başlayan açıklanamaz ve giderek rahatsız edici olaylar, Sam’i huzursuz eder. Zamanla, uzaydan yalnız dönmediğine ve dünya dışı bir varlığın onunla birlikte Dünya’ya gelmiş olabileceğine inanır.
Senden Geriye Kalan Filminin Afişi Paylaşıldı
New York Times’ın çok satan yazarı Colleen Hoover’ın edebiyat fenomeni romanı, Senden Geriye Kalan adında dokunaklı bir sinema filmine dönüştü ve filmin afişi paylaşıldı. Filmde, Kenna sevgilisiyle geçirdiği bir günün ardından bir hata yapar ve hapse girer, yedi yıl sonra Wyoming’deki kasabasına döner, hayatını yeniden kurup küçük kızı Diem ile yeniden bir araya gelme şansı kazanmak ister. Ancak Diem’in velâyetini üstlenen büyükbabası ve büyükannesi, Kenna’nın kızını görme çabalarını reddeder. Bunun üzerine Kenna ile eski NFL oyuncusu ve bar sahibi Ledger arasında şefkatli bir bağ oluşur. İlişki ilerledikçe, Kenna’da yeni bir şans umudu oluşmaya başlar.
- Basın Bülteni
- Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
Senden Geriye Kalan Filminin Afişi Paylaşıldı yazısına devam et
Çağan Irmak’ın Gözünden Bir Yaşamın Portresi: Adile Naşit
BKM’nin hayata geçirdiği, usta yönetmen Çağan Irmak’ın rejisiyle sinemaya aktarılan, senaryosunu Nermin Yıldırım’ın yazdığı ve başrolünde Meltem Kaptan’ın oynadığı Adile Naşit, 05 Aralık Cuma günü vizyona giriyor. Usta yönetmen kariyerinde ilk kez senaryosunu yazmadığı bir filmin yönetmenliğini üstleniyor. Sinemamızın unutulmaz yüzü Adile Naşit’in hayatından perdeye yansıyan film, sinemaseverler tarafından heyecanla bekleniyor.
- Basın Bülteni
- Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
Çağan Irmak’ın Gözünden Bir Yaşamın Portresi: Adile Naşit yazısına devam et
Üzgünüm, Bebeğim
Eva Victor’un yönettiği ve Eva Victor, Naomi Ackie, Louis Cancelmi ile Lucas Hedges’in oynadığı Üzgünüm, Bebeğim (Sorry, Baby), 12 Aralık 2025’de Bir Film dağıtımıyla Fabula Films tarafından vizyona çıkarıldı.
Film, travma ile baş etme hakkında komik, hüzünlü, anlayışlı, acı verici, sıcak, şefkatli, göz yaşartıcı ve neşeli olmayı başarıyor. Cannes ve Sundance Film Festivali’nde büyük övgü toplayıp 2025 yılına damga vuran film, üniversitede öğretim görevlisi olan genç Agnes, çok kötü ve sarsıcı bir olay yaşamıştır. Beş yıla yayılan zaman dilimine konuk olduğumuz hikâyede hayat normal devam etmektedir; en azından Agnes’in çevresindeki herkes için.
- Basın Bülteni
- Fragman: 1 / 2 / 3
- IMDb
- Ferhan Baran Yazıyor
Çanakkale Film Festivali
Bu yıl ilki düzenlenen Çanakkale Film Festivali, 27 – 29 Kasım 2025 tarihleri arasında sinemaseverlerle bir araya geliyor. Üç gün sürecek olan festival T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü’nün destekleriyle, Çanakkale Valiliği iş birliği ve Gelibolu Belediyesi’nin katkılarıyla hayata geçiyor ve düzenleniyor. Gerçekleştirilecek festival programı Çanakkale Kültür Turizm ve Sanat Derneği’nin organizasyonuyla birleşerek zengin bir içerik sunuyor. Festival, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi ve Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı’nın katkılarıyla, sinema sanatını, bölgenin kültürel mirasıyla buluşturmayı amaç ediniyor.
Tayfun Pirselimoğlu’nun Yönettiği İdea 28 Kasım’da Sinemalarda
Tayfun Pirselimoğlu’nun yönettiği İdea, 28 Kasım’da gösterime giriyor. Tarhan Karagöz, Nalan Kuruçim, Ercan Kesal ve Jale Arıkan’ın oynadığı filmde Kemal şehirden uzakta, bir iş adamına ait boş bir villada bekçi olarak çalışmaktadır. Şehirden bir gece geç saatte dönerken, tek başına yolculuk yaptığı otobüse tuhaf bir adam biner, Kemal’in yakınına oturur. Adam bir süre sonra indiğinde Kemal adamın boşalttığı koltukta küçük bir kitap görür. Kapağında İdea yazan kitabı amaçsızca karıştırıp geri bırakır. Kemal’in hayatı o andan itibaren cehenneme döner. Açıklanmayan bir suçla itham edilir. Sonrasında gizli bir örgütün lideri muamelesi görerek tutuklanır. Kemal artık bir başkasıdır.
- Basın Bülteni
- Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
Tayfun Pirselimoğlu’nun Yönettiği İdea 28 Kasım’da Sinemalarda yazısına devam et
Duygusu Yoğun, Anlatımı Güçlü: Amrum
Sanatın evrensel olmasının temelinde yatan mesaj vermekten çok duygulara seslenmesidir. İzleyici ne isterse o çerçeveden bakarak algılar ve yorumlar. Resimde, özellikle soyut resimde, heykelde, müzikte, dansta bu çok kolay ve açıkça görülür. Edebiyatta ve sinemada bir “anlam” arama peşindedir izleyiciler; sosyal ve siyasal dünyalarının ışığında. Orada da estetik öne çıktığında mesajdan çok duygu güçlenir ve okur (izleyici de tabii) kendince bir duygu süzer. Sinemada bunun örneği çokça var olmasına karşın, alışkanlıklarımızın da etkisiyle hep bir “mesaj” aradığımız için ya beğeniyoruz ya beğenmiyoruz. Oysa düşünmeye yöneltse de kararı biz versek…
Fatih Akın, yeni filmi “Amrum”da, Hark Bohm ile birlikte bu duyguyu yaşatıyor bizlere. Akın, Amrumlu Bohm’u ustası olarak tanımlıyor ve onun yaşanmışlığından yola çıkarak yazdığı senaryoyu birlikte geliştirerek bir psikolojik gerilimle mahalle (toplumsal) baskısının nelere mal olabileceğini gösteriyor. Amrum, Danimarka’ya yakın, Almanya’nın Kuzey Denizindeki bir adası.
2. Dünya Savaşı’nın son dönemine götürüyor film bizleri. Savaşın etkisi neredeyse uğramamış diyebileceğimiz, ama insanlar üzerindeki psikolojisinin yakıcı ve yıkıcı düzeyde olduğunu gördüğümüz Amrum’da, bir ailenin yaşadıklarına tanık oluyoruz. Babası Nazi askeri olunca, ister istemez Nazi, Hitler yanlısı ailenin büyük oğlu Nanning, iki kardeşi, annesi ve teyzesiyle yaşamaya çalışıyor. Ne iş bulsa (Nazi yanlısı annesinin ispiyonculuğuyla işinden olması gerçekten dokunuyor insana) yapıyor, yeter ki annesine beyaz ekmek tereyağı ve bal yedirebilsin. Düşünün zorluğu… Adada herkes Amerika’ya gitmiş gelmiş. Savaş nedeniyle göçmenler de var… bu ırkçılığı da körüklüyor ister istemez.
Asıl olarak savaş dönemi olmasına karşın film, günümüzde yaşanan göçlerle de açlıkla da küresel ısıtma ile kuraklık ve seller nedeniyle yaşanan olumsuzlukları da anlatıyor.
Fatih Akın’ın, durmuş oturmuş sineması, yalın dili ve gerçekten güçlü öyküsüyle Amrum filmi izlenmeli. Oyuncular ise o atmosferde o duyguyu çok iyi yansıtıyor. Müziği de güzel. Ben en çok adanın sakinliğini, insanların da o sakinliği benimsemesini sevdim.
Film için söylenebilecek son söz: Savaş olmazsa demokrasi yeşerir.
05 Aralık’tan başlayarak gösterimde…
(02 Aralık 2025)
Korkut Akın
korkutakin@gmail.com
Ferhan Baran Yazıyor: Delilik Kimsesizliktir / Yeni Şafak Solarken
‘Yeni Şafak Solarken’ iyi bir sanatçı olma kavgasını verirken aklına yenik düşen tiyatro oyuncusu Akın’ın (Cem Yiğit Üzümoğlu) 72 saatlik bir zaman diliminde kendini arayışının hikâyesi. Gürcan Keltek imzasını taşıyan yapımda, yıllardır hastaneye girip çıkan, sistemin içinde sıkışıp kalmaktan yorulmuş öfkeli genç, arkadaşlarından ve çalışma ortamından uzaklaştığı akli çözülme sürecinde geleneksel Balkan kökenli ailesinin evine sığınıyor. Yakınlarının … Devamı…»
Tuhaf Zamanlardan Geçiyoruz / İdea
Orhan Pamuk’un ‘Yeni Hayat’ romanı ‘bir gün bir kitap okudum ve bütün hayatım değişti’ diye başlar. Karanlık bir iş adamına ait boş villanın bekçiliğini yapan Kemal (Tarhan Karagöz) tenha gece otobüsünde yakınına oturan kapüşonlu esrarengiz adamın inerken koltuğunda bıraktığı kara kaplı kapağında ‘İDEA’ yazılı kitabı okumamış, yalnızca sayfalarını amaçsızca karıştırıp aldığı yere bırakmıştır. Buna rağmen kitabın virüs misali bulaşıcı etkisi o andan itibaren Kemal’in hayatını cehenneme çevirmeye başlar. Önce gizli polis tarafından sorguya alınır ve açıklanmayan bir suç nedeniyle itham edilir. Sonrasında bir yeraltı örgütünün lideri muamelesi görerek gözaltına alındığında yaşadıklarına akıl sır erdiremez. O artık bir başkasıdır.
Çok yönlü yazar ve yönetmen Tayfun Pirselimoğlu, dünya prömiyerini geçtiğimiz Nisan Ayında İstanbul Film Festivali’nde yapan ve halen sinemalarda gösterilen son filmi ‘İdea’nın temasını ‘kimlik değiştirme meselesi’ olarak özetliyor. Daha önce ‘Ben O Değilim’ (2013) adlı çalışmasında kendi iradesiyle bir başkasının yerine geçen Nihat’ın (Ercan Kesal) hikâyesini anlatmış olan sinemacı, bu defa gayri iradi bir biçimde Kemal’in kendisi ile zerre âlâkası olmayan bir adama dönüşmesinin izini sürüyor. Şehirden uzak ıssızda, beli tabancalı Vehbi’nin (bir kez daha Ercan Kesal) yazlık evinde bir aydan beri bekçilik yapan Kemal, otobüsteki o gecenin ardından soluğu metruk bir soruşturma merkezinde alıyor. ‘Şaka mı yapıyorsunuz, neresi burası’ gibi sorularına ‘devletin mekânları bitmez’, ‘bu bir gizli soruşturmadır, çok önemli makamlar neler karıştırdığını bilmek istiyor’ minvalinden yanıtlar almıştır. Geceyarısı adına gelen mahkeme tebligatı ile iyice köşeye sıkışır. Baskıcı otoriteye karşı mücadele veren direniş örgütünden yeni dostları O’nu yeni kimliğiyle sürüklendiği bu karanlık girdaptan çekip çıkarabilecek midir?
Sıradan bir vatandaş olan Kemal’in başına gelenler Çek yazar Franz Kafka’nın eserlerinde rastladığımız mantıksız, bürokratik engellerle kuşatılmış bireyi çaresiz hissettiren karanlık ve saçma durumları hatırlatıyor. Lakin Pirselimoğlu halen tuhaf zamanlardan geçtiğimiz çağımızda, ‘kafkaesk’in de ötesinde bir saçmalıklar zinciri içinde debelendiğimizin altını çiziyor. Filistin’de yaşanan soykırım, Ukrayna’daki çılgınlık ve kuşkusuz ülkemizde son bir yıldır ayyuka çıkan adalet mekanizmasının ayaklar altına alındığı hukuk dışı uygulamalar, iftiralarla beslenen karalama kampanyaları karşısında yaşadığımız çağın cinnetini yeni bir tanımla ifade etmemiz gerektiğini savunuyor.
Gücünü hayatın ana arterlerini kontrol altına almak suretiyle meşrulaştıran mevcut otorite bu şekilde masum suçluluğun düzenini oluştururken, Pirselimoğlu dünyada ve ülkemizde yaşanan hukuksuzluğu olay örgüsünün her bir noktasına dahil ediyor. Herhangi bir politik anlayıştan yoksun olan sıradan birey bekçi Kemal’in deliliğin sınırlarını zorlayan trajikomik hikâyesi, giderek aslında böylesine bir delilik ya da saçmalık tarafından ele geçirilmiş bir toplumun aynası oluveriyor. Bu karanlık gerilime de, Pirselimoğlu’nun ‘gizemli tavus kuşları’ bekçilik ediyor.
Pirselimoğlu’nun önceki filmlerinde olduğu gibi finalde her şey başa dönüyor. Her şey tekrarlanmaktadır, hayat böyle bir şeydir çünkü. Yönetmen ‘her tekrarla gelen yeni başlangıcın, daha mutlu ve huzurlu bir geleceği vadetme ihtimali olduğunu’ bir kez daha vurgularken, umutsuz bir bakış açısına sahip olmadığını ifade ediyor. Karabasan iklimini hınzır bir kara mizah ile süsleyen sinemacı bir kez daha karakterlerine cuk oturmuş yol arkadaşlarıyla çalışmış. Tarhan Karagöz komik kaderini yaşayan ana karakterin çaresiz şaşkınlığını başarıyla yorumlamış. Ercan Kesal’ın yanı sıra, sinemamızın en karakteristik yüzlerinden Jale Arıkan, tiyatro sahnesindeki başarılarıyla tanıdığımız Erdem Şenocak ve Tansu Biçer gibi isimler bir tadımlık kompozisyonlarıyla auteur sinemacıya bir kez daha el
vermişler. Mekânların her birinin bir karakter olarak öne çıktığı filmde, gerek ‘Yol Kenarı’ (2017) ve ‘Kerr’den (2021) sonra bir kez daha Pirselimoğlu ile çalışan Theo Angelopoulos’tan yadigâr Andreas Sinanos’un enfes sinematografisi, Ali Aga’nın kurgu çalışması, Natali Yeres’in zengin mekân ve aksesuar trafiğini ustaca düzenlemiş sanat yönetimi, Nikos Kypourgos’un filmin tekinsizliğini şaha kaldıran minimal müzik çalışması olsun hepsi, hepsi birinci sınıf. Pirselimoğlu 2022 yılında yitirdiğimiz Rıza Akın’ı da unutmamış, bu güzelim filmi, hikâyenin bir noktasında televizyon ekranından bizlere veda eden rahmetli oyuncusu ve yakın dostuna ithaf etmiş.
(01 Aralık 2025)
Ferhan Baran
ferhan@ferhanbaran.com
Zootropolis 2 ile Seslendirmeye Dönen Cem Yılmaz, Yeni Zootropolis Filmini ve Karakteri Nick Wilde’ı Anlattı
İlk Zootropolis filminden 9 yıl sonra Nick Wilde karakterine sesiyle hayat vermek için stüdyoya giren Cem Yılmaz seslendirme sürecinin ardından filme dair merak edilenleri yanıtladı. Cem Yılmaz, “Ben bir çizgi film izleyicisi olarak ikinci Zootropolis filmini hasretle bekliyordum. 28 Kasım’da perdede olacağı için çok mutluyum. Yalnızca kendi adıma değil, benim gibi düşünen herkes adına.” diyerek, Zootropolis’in hem öyküsü hem de karakterleri açısından çok zengin bir film olduğunun altını çizdi.
- Basın Bülteni
- Cem Yılmaz Anlatıyor: 1 / 2
- Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
2. Uluslararası Afet Film Festivali’nde Yarışacak Filmler Belli Oldu
Bu yıl Ankara’da 18 – 21 Aralık 2025 tarihleri arasında gerçekleştirilecek 2. Uluslararası Afet Film Festivali’nde yarışacak animasyon, belgesel, kısa metraj ve uzun metraj filmler belirlendi ve kamuoyuna duyuruldu. Festival direktörlüğünü Mehmet Serhat Bıçak’ın üstlendiği, farklı kültürlerden ve coğrafyalardan gelen filmleri bir araya getirerek, afetler karşısında küresel dayanışmayı ve ortak anlayışı teşvik etmeye çalışan UAFF’nin bu yılki teması ise iklim değişikliği. Festival, uluslararası seçkisi sayesinde sinemanın dünden bugüne iklim değişikliği konusuna bakışını ve sinema sanatının iklim değişikliğini nasıl bir kadraj içine aldığını özel verileriyle sunacak.
- Basın Bülteni
- Festival hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
2. Uluslararası Afet Film Festivali’nde Yarışacak Filmler Belli Oldu yazısına devam et
4. İzmir Uluslararası Akdeniz Sinemaları Buluşması
İzmir Uluslararası Akdeniz Sinemaları Buluşması’nın dördüncüsü 26 Kasım – 01 Aralık 2025 tarihleri arasında İzmir Fransız Kültür Merkezi’nde ve İtalyan Kültür Merkezi’nde gerçekleştiriliyor. Akdeniz Sinemalarından en yeni ve etkileyici filmlerin gösterileceği sinemasal etkinlik kapsamında İzmir Kalkınma Ajansı işbirliği ile bir ortak yapım atölyesi de düzenlenecek. Aralık ayı sonuna dek devam edecek etkinlik kapsamında dokuz adet film gösterilecek ve her yıl olduğu gibi Fransız Sinemateki’nin kurucusu İzmirli Henri Langlois anısına Medicine İzmir Henri Langlois Ödülü verilecek. Bu yıl verilecek ödülün sahibi Tunuslu – Fransız yönetmen Erige Sehiri olacak.
4. İzmir Uluslararası Akdeniz Sinemaları Buluşması yazısına devam et
Aksiyon ve Komediyi Harmanlayan Giray Altınok ve Kerem Özdoğan’ın Başrollerini Üstlendiği Ajan Filmi D.I.S.C.O.’nun İlk Tanıtımı Yayınlandı
Yapımcılığını MGX Film ve BG Film’in üstlendiği, yönetmen koltuğunda Ömer Faruk Sorak’ın yer aldığı, senaryosunu Giray Altınok ve Kerem Özdoğan’ın beraber kaleme alıp aynı zamanda başrollerini de paylaştıkları komedi filmi D.I.S.C.O, 01 Ocak’ta vizyona girmeye hazırlanıyor. Geçtiğimiz ay çekimleri tamamlanan filmde bu ikiliye Özge Özacar, Yıldız Çağrı Atiksoy, Şükrü Özyıldız, Saygın Soysal gibi isimler eşlik ediyor. İzleyicileri kahkahaya boğacak, eğlenceli bir ajan filmi olan D.I.S.C.O.’dan ilk tanıtım yayınlandı. Teaser’da Kıbrıs sokaklarında geçen tanıtımda görev başında olan Ajan Ertan’ın peşine takılan Kuaför Zafer ile kaçış anları beyazperdeye geliyor.
- Basın Bülteni
- Teaser’ı izlemek için tıklayınız.
- Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.






