Korkut Akın Yazıyor: Biliyorsunuz, Hissediyorsunuz, Oradasınız: Birlikte

“Kötü adam”ı olmayan, kendini anlatan, yani izleyiciyi kendisiyle tartıştırmaya çalışan bir film “Birlikte”. On yıldır bir arada olan ve evlenme talepleri -kimden gelirse gelsin- kabul görmeyen bir çift, küçük bir kasabaya yerleşir. Kız, Millie (Alison Brie) öğretmen, erkek ise Tim (Dave Franco) müzisyendir. Tabii ki, kız çalışıp para kazanırken erkek kendisini var edecek müzik çalışmaları (!) yapmak ister. Buraya kadarı olağan akış… bundan sonrası … Devamı… »

İthaki Yayınları 08 Ağustos Kitapları

İthaki Yayınları, 08 Ağustos’ta satışa sunacağı kitaplarını açıkladı. Sarah Perry’nin Melmoth, Jack London’un Yıldız Gezgini ve Seici Toda’nın Scientia adlı kitapları 08 Ağustos’ta satışa sunulacak. Yirminci yüzyıl Amerikan edebiyatının en sıra dışı ve tanınan kalemlerinden Jack London, doğa karşısında insanın iradesini ve sosyal adaletsizlikleri ele aldığı eserleriyle tanınır. Sert ama şiirsel anlatımı, gözlem gücü ve toplumsal duyarlılığıyla döneminin en etkili yazarlarından biri olarak kabul edilir. Felsefi derinliği, sınırları zorlayan özel karakterleri ve özgürlük arayışına getirdiği sarsıcı yorumlarla Yıldız Gezgini, Jack London’ın edebi mirasında önemli bir yere sahiptir.

İthaki Yayınları 08 Ağustos Kitapları yazısına devam et

Fantasİstanbul 2025 İstanbul Fantastik Film Festivali

Fantasİstanbul 2025 İstanbul Fantastik Film Festivali, “Özgün Uzun Metraj Film Garantisi” mottosuyla 16 – 24 Ağustos 2025 tarihleri arasında İstanbul’da gerçekleştirilecek. Festivalin bu yılki jürisi, Okan Bayülgen başkanlığında Ayça Varlıer, Başak Parlak, Cem Karcı, Cihangir Ceyhan, Ege Kökenli, İpek Erdem, Mevlüt Koçak ve Şevket Süha Tezel’den oluşuyor. İki kategoride ödül verilecek festivalde Ulusal ve Uluslararası Yarışma Seçkileri dışında, Fantastik Galalar da yapılacak. Ulusal Yarışma Seçkisi filmleri, 16 – 21 Ağustos’ta Beyoğlu Atlas 1948 Sineması’nda ve 22 – 24 Ağustos’ta ise Mecidiyeköy Biletinial Torun Center Sineması’nda gösterilecek.

Fantasİstanbul 2025 İstanbul Fantastik Film Festivali yazısına devam et

Usta (Yönetmen: Ahmed El Gendy)

Ahmed El Gendy’nin yönettiği ve Amir Karara, Hana Al Zahed, Moustafa Gharieb, Adel Karam, Ahmed Essam Elsayed, Shereen Reda, Tameem Youness ile Moataz El Tony’nin oynadığı Usta (Elshater), 29 Ağustos 2025’de CJ ENM dağıtımıyla Ceema Films tarafından vizyona çıkarıldı.
Usta (Elshater), ünlü yıldızlar için tehlikeli sahnelerde rol üstlenen profesyonel bir dublörün başından geçen olayları anlatıyor. Setten sete koşarken hem fiziki risklerle hem de beklenmedik belalarla baş etmek zorunda kalan kahramanımız, mecburen bir dizi aksiyon dolu yanlış anlaşılma ve kovalamacanın içine sürükleniyor.

  • Basın Bülteni
  • Web Sitesi
  • Fragman
  • IMDb

Usta (Yönetmen: Ahmed El Gendy) yazısına devam et

Tersine Dünya: Daha Çılgın Cuma

Bu kez şiirle bağdaşan bir film var gösterime giren: “Daha Çılgın Cuma”. “Freaky Friday” adlı romanın bu üçüncü (belki dördüncü, esinlenmeleri de sayarsanız, dört yüzüncü) yeniden çevrimi. Melih Cevdet Anday, sanki bu filmi anlatmış “Bayılırım Şu Dünyanın Düzenine” şiirinde… Belki de “Çılgın Cuma” o şiir üzerinden yazılmıştır.

Bayılırım şu düzenli dünyaya
Kışı, yazı, baharı, güzü, gecesi, gündüzü sırayla
Ağaçların kökü içerde
Dalların başı yukarda
İnsanların aklı başında
Beş parmak yerli yerinde
Baş, işaret, orta, yüzük ve serçe
Diyelim ki kalksa da serçe, orta parmağa doğru yürüse
Ne haddine
Yahut akasyanın biri başını toprağa daldırdığı gibi bir gezintiye çıksa
Merhaba kestane merhaba çam
Esselamünaleyküm ve aleykümselam
Kimsin nesin nerelisin derken
Laf açılır mı bizim akasyanın kökünden
Bir uğultudur başlar rüzgârda
Kökü dışarda, kökü dışarda
Bayılırım şu düzenli dünyaya
Kışı, yazı, baharı, güzü, gecesi, gündüzü sırayla
Ağaçların kökü içerde
Dalların başı yukarda
İnsanların aklı başında
Altta ölüler
Üstte diriler
Gel keyfim gel”

Şiiri okuyunca, filmin ne denli keyifli, ne denli mizah yüklü ve en az bir o kadar da mesaj yüklü olduğunu fark edeceksiniz. Bir film, birkaç kez tekrar çevrilirse, birbirini takip ettirilirse, öyküsü hâlâ sevimli bulunuyor ve beğeniliyorsa, gerçekten güzeldir ve etkileyicidir. Jamie Lee Curtis ve Lindsay Lohan’ın başrollerini paylaştığı 2003 yapımı film, o kadar çok beğenildi ki, 2025 yılında (yirmi yıl sonra) yeniden çekildi. Nisha Ganadra’nın çektiği bu versiyonda Tess Colaman’ın kızı Anna Coleman da “bekâr” annedir ve lise öğrencisi bir kızı vardır Harper Colamen (Julia Butters). Her lise öğrencisi gibi başına buyruk, söz dinlemeyen biridir. Sınıf arkadaşı Lily Reyes (Sophia Hammons) ile sadece birbirleriyle değil, ailelerinin okula çağırılmasına yol açacak kavgaya tutuşurlar. Harper’in annesi Anna okulda, Lily’nin babası Eric Reyes (Manny Jacinto) ile karşılaşır. Evet, bildiniz! İlk bakışta aşk!

Kızlar bu aşka itiraz ederler. Her ne yaparlarsa yapsınlar anne babalarını geri çeviremezler. Bir falcının öngörüsüyle hayatları değişir. Zaten film de orada başlar. Sonrası ise tam da Melih Cevdet’in dizelerindeki gibi…

İyi senaryo, iyi yönetim, iyi oyunculuk, dozunda mizah, kararında mesaj. Keyfini çıkarın.

08 Ağustos’tan başlayarak gösterimde…

(06 Ağustos 2025)

Korkut Akın

korkutakin@gmail.com

Pişmanım Ama

Josh Boone’un yönettiği ve Alison Williams, Mckenna Grace, Dave Franco ile Mason Thames’in oynadığı Pişmanım Ama (Regretting You), 24 Ekim 2025’de UIP Filmcilik dağıtımıyla Paramount Pictures tarafından vizyona çıkarıldı.
Pişmanım Ama, trajedinin ardından büyümeyi ve kendini keşfetmeyi anlatan bir hikâye; seyirciyi Morgan Grant ve kızı Clara’nın dünyasına davet ediyor. Yıkıcı bir kazanın ardından ortaya çıkan şok edici bir ihanet, onları geride kalanlarla yüzleşmeye zorlayacak, aile sırlarını yeniden sorgulamalarına, sevgiyi tekrar tanımlamalarına ve birbirlerini tüm duygularıyla keşfetmelerine neden olacaktır.

  • Basın Bülteni
  • Fragman
  • IMDb

Pişmanım Ama yazısına devam et

Kiralık Aile

Hikari’nin yönettiği ve Brendan Fraser, Takehiro Hira, Mari Yamamoto ile Shannon Gorman’nın oynadığı Kiralık Aile (Rental Family), 02 Ocak 2026’da UIP Filmcilik dağıtımıyla Disney Studios Türkiye tarafından vizyona çıkarıldı.
Yaşamak için bir amaç bulmak isteyen Amerikalı aktörün, Japonya’daki bir kiralık aile ajansında çalışmaya başlamasıyla gelişen bir hikâye. Kahramanımız, yabancıların hayatlarına farklı rollerle dahil oldukça, performans ile gerçeklik arasındaki çizgiler bulanıklaşırken, beklenmedik bağlar kurmaya başlıyor. Bu yolculuk, karakterin ahlaki sınırları, aidiyet duygusunu ve insan ilişkilerinin sessiz gücünü yeniden keşfetmesini sağlıyor.

  • Basın Bülteni
  • Fragman: 1 / 2 / 3
  • IMDb

Kiralık Aile yazısına devam et

Zootropolis 2 Filminden Yeni Fragman ve Afiş Yayınlandı

Oscar ödüllü ilk filmin ardından sevilen karakterler, Zootropolis’e geri dönüyor. Merakla beklenen Zootropolis 2 için yepyeni bir fragman ve afiş yayınlandı. Film, 28 Kasım’da vizyonda olacak. Zootropolis tarihinin en büyük davasını çözdükten sonra, çaylak polisler Judy Hopps ve Nick Wilde, Amir Bogo’nun talimatıyla “Kriz Ortakları” danışmanlık programına katılmak zorunda kalırlar. Ancak aralarındaki ortaklık, şehre yeni gelen zehirli bir yılanla bağlantılı gizemli olayların peşine düştüklerinde en zorlu sınavını verecektir. Film izleyicileri yeni karakterlerle de tanıştırıyor. Oscar ödüllü ilk filmden tanıdığımız birçok sevilen karakter de bu yeni serüven için geri dönüyor.

  • Basın Bülteni
  • Fragmanı izlemek için 1 / 2 / 3
  • Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.

Zootropolis 2 Filminden Yeni Fragman ve Afiş Yayınlandı yazısına devam et

Kulyas 2’den Görkemli Gala

3 Kıta, 37 mekân, 5 eyalet ve 4 mevsimde çekilip, Guinnes Rekorlar Kitabı’na “En Çok Mekânda Geçen Uluslararası Korku Filmi” olarak başvurulan Kulyas 2: Zikr-i Ayin, galasını Mecidiyeköy Biletinial Torun Center Sineması’nda yaptı. 08 Ağustos’ta gösterime girecek olan filmin galasına yönetmen Yunus Şevik, senarist Esma Şevik ve başrol oyuncuları Seda Başayvaz, Can Yavuz, Charlie Akduman, Aynur Mutlucan, Muharrem Fındıcak, Cihan Yıldız, Gül Arslan katıldı.

Kulyas 2’den Görkemli Gala yazısına devam et

Altı Kişinin Aynıyla: Silahlar

Memet Türkkan’ın, çok yıllar önce yayımlanan kitabı, “Güneşin Katli”, bir öğretmenin, birçok tanığın gözünden öldürülmesinin anlatımıydı. Orada yazar “gözünden” yerine “aynıyla” sözcüğünü kullanıyordu. Başlıktaki “aynıyla” oradan alınma…

Bir sınıfın 17 öğrencisi, bir gece, sabaha karşı evlerinden çıkar ve kaybolur. Ertesi gün, sınıfa giren öğretmen doğal olarak şaşkındır ama bütün veliler ve okul yönetimiyle birlikte kolluk kuvvetleri de ondan şüphelenir. Anne babalar, çocuklarının kaybolmasından sorumlu tuttukları öğretmene hayatı, deyim yerindeyse zindan ederler.

Zach Cregger, yazıp yönettiği bu kasaba korku ve gerilim filminde bir mesaj vermekten öte, izleyicinin adrenalinin yükselmesini, böylesi rekorlar kıran sıcaktan ezilen insanların kendilerini unutmasını hedeflemiş. Muhakkak ki, herkes kendince bir kıssa çıkaracak ve hissesini alacaktır. Ancak her izleyenin çıkardığı kendince hisse toplama uymayabilir.

Öğretmen, bir veli, polis, okul müdürü, işsiz (serseri denilebilir mi) ve öğrencinin gözünden aynı konuyu izleriz. Herkes kendi duyguları üzerinden yorumlar yaşananları. Gördükleri, işittikleri olmasa da kişileri zan altında bırakırlar. Kızı kaybolan babanın, yaşadığı acıyla gözü kimseyi görmeden, ilk aklına geleni suçlaması belki doğal gelebilir insana; ancak gerçekler her zaman ve her ne olursa olsun ortaya çıkarlar.

Filmin adı “Silahlar” (Weapons) ama bir yerde gökyüzünde siluet olarak gördük, bir anlamı vardı belki… Cehov, dekorda silah varsa patlamalı diyor, biz perdede silah gördük, ama sanki metafor niyetine konmuştu oraya… Filme adını veren silah(lar) filmin içinde hiç yoktu. İlginç değil mi?

Julia Garner, Josh Brolin, Alden Ehrenreich’in ana karakterler olarak filmi taşıdığını söyleyebiliriz. Özellikle, küçük bir rol olmasına karşın işsiz, uyuşturucu bağımlısı, Austin Abrams gerçekten rol çalıyor ve öne çıkıyor. Genel kanı, toplumsal hoşgörüsüzlük olarak tanımlansa da filmin açıktan ileri sürdüğü bir mesaj yok. Biraz zorlanırsa, ailelerin çocuklarıyla daha çok ilgilenmeleri gerektiği söylenebilir; her ne kadar bütün çocukların ailelerini görmesek de. Ancak çocukların, aile büyüklerine (hele bir de baskı altında kalmışlarsa) itaat etmesi de tartışılabilir.

Filmin, benim çıkarabildiğim mesajı; “Her ne olursa olsun aile içinde, büyük küçük demeden herkese eşit ve açık davranın” denilebilir. Film, çocuklar için “Sen küçüksün, sen bilmezsin” demenin ne kadar hatalı olduğunu kanıtlıyor.

08 Ağustos’tan başlayarak gösterimde…

(05 Ağustos 2025)

Korkut Akın

korkutakin@gmail.com

Avatar: Ateş ve Kül Filminden İlk Görüntüler Yayınlandı

Oscar ödüllü yönetmen James Cameron’un yönettiği Avatar: Ateş ve Kül (Avatar: Fire and Ash) filminden ilk fragman izleyiciyle buluştu. Serinin merakla beklenen üçüncü filmi, 19 Aralık 2025 Cuma günü sinemalarda gösterime girecek. İlk kez geçtiğimiz hafta sonu Fantansik 4: İlk Adımlar (The Fantastic 4: First Steps) filminin sinemalarda yapılan gösteriminde izleyicilerin beğenisine sunulan fragman ve filmin çarpıcı görselleri, Avatar dünyasından yeni klanlara ve etkileyici yaratıklara dair ilk bakışı sundu. Avatar: Ateş ve Kül (Avatar: Fire and Ash), sinemaseverleri Pandora’ya geri götüren yeni bir macera sunuyor.

  • Basın Bülteni
  • Fragmanı izlemek için tıklayınız: 1 / 2 / 3 / 4 / 5 / 6
  • Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.

Avatar: Ateş ve Kül Filminden İlk Görüntüler Yayınlandı yazısına devam et

Güneşin Karanlığında Kosova

Hakan Özkan’ın yönettiği ve Ebru Taşçı, Gökhan Tunalıgil, Ayhan Krüezi ile Ümit Acar’ın oynadığı Güneşin Karanlığında Kosova, 05 Eylül 2025’de CJ ENM dağıtımıyla Çiçek Yapım – Film House tarafından vizyona çıkarıldı.
Özel ajan Mirsad ile Kosova İstihbarat Şefi Ayser, Kosova’ya yapılacak büyük bir saldırıyı durdurmak için güçlerini birleştirirler. Mirsad’ın eski sevgilisi olan Ayser’in bu operasyon için stratejik bir rolü varken, Mirsad’ın arkadaşı Haris de bu mücadelede destek sağlar. Mirsad ve Haris, Kosova’da çocukluk yıllarını birlikte geçirmiş, bu topraklarla gönül bağı kurmuş iki eski dosttur. Şimdi, hatıraları bırakıp, gelecek için mutlaka savaşmak zorundadırlar.

  • Basın Bülteni
  • Fragman
  • IMDb

Güneşin Karanlığında Kosova yazısına devam et

3. Uluslararası Digital Film Festival İstanbul Başvuruları İçin Son Günler

18 – 21 Ekim 2025’te İstanbul, 3. kez Uluslararası Digital Film Festival İstanbul (DFFI) ile bağımsız sinema, dijital teknoloji ve yaratıcı endüstrilerin buluşma noktası olacak. Başvuruları 31 Temmuz 2025 tarihine kadar devam eden 3. DFFI ana jüri başkanlığını yönetmen Özcan Alper üstleniyor. Jüride ayrıca oyuncu Bennu Yıldırımlar, sanat yönetmeni Natali Yeres, akademisyen Prof. Dr. Hülya Önal, akademisyen Dr. Öğr. Üyesi Mustafa Bülbül, dijital sanatçı Ecem Dilan Köse ve SİYAD üyesi sinema yazarı Sadi Çilingir yer alıyor.

3. Uluslararası Digital Film Festival İstanbul Başvuruları İçin Son Günler yazısına devam et

Ella McCay

James L. Brooks’un yönettiği ve Emma Mackey, Jamie Lee Curtis, Jack Lowden ile Kumail Nanjiani’nin oynadığı Ella McCay, 27 Şubat 2026’de UIP Filmcilik dağıtımıyla Disney Studios Türkiye tarafından vizyona çıkarılıyor.
Film, idealist bir genç kadının hayatını konu alırken, sevdiklerinizle birlikte yaşamanın incelikli ve zaman zaman karmaşık yanlarını esprili bir dille işliyor.

  • Basın Bülteni
  • Fragman: 1 / 2 / 3 / 4 / 5 / 6
  • IMDb

Ella McCay yazısına devam et

Eril Bir Dünyada Kadın Olmak / Nisan

Dea Kulumbegashvili’nin dünya prömiyerini yaptığı 81. Venedik Film Festivali’nden Jüri Özel Ödülü ile dönen yeni filmi ‘Nisan / აპრილი – April’ geçtiğimiz günlerde Kadıköy Sinematek Evi ve MUBI işbirliği ile İstanbul’daki ilk beyazperde gösterimini gerçekleştirdi.

Auteur sinemacının sabırsızlıkla beklenen ikinci uzun metrajı, yönetmenin önceki başyapıtı ‘Başlangıç / Beginning’de olduğu gibi ‘kadın olmak’ sorununu işliyor. Uzun sekanslar halinde ilerleyen yapım gerek doğum gerekse kürtaj sahneleri olsun tümüyle kadının üreme yeteneğinden kaynaklanan ve erkek egemen dünyada kadınların mücadele etmek zorunda kaldığı baskı ve engellemeleri gündeme getiriyor.

Gürcü sinemacının doğup büyüdüğü Kafkas köyünde (Lagodekhi) yaşayıp tanık olduklarından yola çıkan film, kamburu çıkmış, yüzü belli olmayan ama kadın olduğu sezilen bir yaratığın boşlukta sallanan gizemli imgesiyle açılıyor. Perdedeki görüntüye eşlik eden besteci Matthew Herbert’in at kemiklerinden yapılmış enstrümanlarla oluşturduğu tasarımda, soluk soluğa bir nefes, bardaktan boşanırcasına bir yağmur ve doğadaki seslere uzaktan uzağa belirsiz çığlıklar eşlik ediyor. Yaratık imgesi yavaş yavaş perdeden silinirken Kulumbegashvili’nin 2020’de Cannes programına seçilmiş, ancak pandemi nedeniyle San Sebastian programına alınmış ilk uzun metrajının açılışını andıran şok edici bir sahne geliyor ardından.

Sabit tek planda izlediğimiz gerçek bir vajinal doğum sırasında işler beklendiği gibi gitmeyince bebek ölü doğuyor. Bu da köyün tek hastanesinde jinekolog olarak çalışan Nina’nın (Ia Sukhetashvili) başını derde sokuyor. Hastane dışında yasa dışı kürtaj yaptığı bilinen genç kadın ölü doğan bebeğin babası tarafından tehdit edilince, sıkıntılı bir soruşturmadan kurtulabilmek için geçmişte birlikte olduğu doktor arkadaşı David’den (Kakha Kintsurashvili) yardım istiyor. Nina’nın işinden başka kaybedecek hiçbir şeyi yoktur. Kürtaj meselesine diğer doktorlar pek bulaşmak istemez. Bu işleri para karşılığı yapan hemşirelere bırakmak herhangi bir ters durumda gencecik kızların hayatını tehlikeye sokabileceğinden, sıkı yasaları delmek suretiyle tozlu topraklı çamurlu köy yollarında evlilik dışı gizli hamileliklere çözüm bulmaya çalışan bir kurtarıcıdır O.

Erkek egemen dünyada kadın olmanın her türlü eziyetini yüklenmiş bir mesih gibidir Nina. Ataerkil düzende kadın olmanın ne denli zor zanaat olduğunu iliklerine kadar hisseder. Belki de bu nedenle kendi hayatında hiç kimseye yer yoktur. Onunla geçen yıllarını çocukluğu gibi özlediğini söyleyen David ya da herhangi bir başkası ile beraberliğin yürümeyeceğini iyi bilir. Çok bunaldığında cinsel ihtiyaçlarını tatmin etmek için köy yollarında karşısına çıkan adamlara seks teklif eder. Herhangi bir şefkat ya da kendisinin tatminine dair bir isteği olduğunda yine şiddetle karşılaşır.

Kulumbegashvili derin bir sosyal bir yaraya parmak basarken, kürtaj ve doğum kontrolü gibi meseleleri sessizlik ve mesafeli estetiğiyle ele alıyor. Realist anlatı ekspresyonist fantastiğe evrilirken kadının çaresizliği çok daha sarsıcı bir biçimde perdeye yansıyor. İlk filminde olduğu gibi farklı bakış ve kamera açıları üzerinden derdini anlatmaya, karanlıkta çığlığını duyurmaya çabalıyor. Açılışın ardından filmin ilerleyen bölümlerinde sıkça karşımıza çıkan, yönetmenin bir söyleşisinde Francis Bacon’ın çizimlerinden esinini aldığını ifade ettiği kimliksiz yaratık figürü Nina’nın içinde yaşadığı toplumun baskısı altında azap çekişinin imgesine dönüşüyor. Doğa canlanıyor, çiçekler açıyor Nisan ayında. Oysa Gürcistan’ın ücra köyünde herşey kasvet altındadır. ‘Allah belki umutsuzluğumuzu yenelim diye bizi zorlukla sınıyordur’ diye düşünmekten kendini alamaz Nina.

Arseni Khachaturan’ın kamerası ve Matthew Herbert’in ses tasarımı ile büyüleyen bu yeni Kulumbegashvili başyapıtını coşkuyla selamlıyor ve tüm sinefillere öneriyorum. İstanbul’daki ilk gösteriminin ardından Nina’nın çizgi dışı hikâyesini Ağustos ayından başlayarak MUBI’den izleyebilirsiniz.

(01 Ağustos 2025)

Ferhan Baran

ferhan@ferhanbaran.com