Memet Türkkan’ın, çok yıllar önce yayımlanan kitabı, “Güneşin Katli”, bir öğretmenin, birçok tanığın gözünden öldürülmesinin anlatımıydı. Orada yazar “gözünden” yerine “aynıyla” sözcüğünü kullanıyordu. Başlıktaki “aynıyla” oradan alınma…
Bir sınıfın 17 öğrencisi, bir gece, sabaha karşı evlerinden çıkar ve kaybolur. Ertesi gün, sınıfa giren öğretmen doğal olarak şaşkındır ama bütün veliler ve okul yönetimiyle birlikte kolluk kuvvetleri de ondan şüphelenir. Anne babalar, çocuklarının kaybolmasından sorumlu tuttukları öğretmene hayatı, deyim yerindeyse zindan ederler.
Zach Cregger, yazıp yönettiği bu kasaba korku ve gerilim filminde bir mesaj vermekten öte, izleyicinin adrenalinin yükselmesini, böylesi rekorlar kıran sıcaktan ezilen insanların kendilerini unutmasını hedeflemiş. Muhakkak ki, herkes kendince bir kıssa çıkaracak ve hissesini alacaktır. Ancak her izleyenin çıkardığı kendince hisse toplama uymayabilir.
Öğretmen, bir veli, polis, okul müdürü, işsiz (serseri denilebilir mi) ve öğrencinin gözünden aynı konuyu izleriz. Herkes kendi duyguları üzerinden yorumlar yaşananları. Gördükleri, işittikleri olmasa da kişileri zan altında bırakırlar. Kızı kaybolan babanın, yaşadığı acıyla gözü kimseyi görmeden, ilk aklına geleni suçlaması belki doğal gelebilir insana; ancak gerçekler her zaman ve her ne olursa olsun ortaya çıkarlar.
Filmin adı “Silahlar” (Weapons) ama bir yerde gökyüzünde siluet olarak gördük, bir anlamı vardı belki… Cehov, dekorda silah varsa patlamalı diyor, biz perdede silah gördük, ama sanki metafor niyetine konmuştu oraya… Filme adını veren silah(lar) filmin içinde hiç yoktu. İlginç değil mi?
Julia Garner, Josh Brolin, Alden Ehrenreich’in ana karakterler olarak filmi taşıdığını söyleyebiliriz. Özellikle, küçük bir rol olmasına karşın işsiz, uyuşturucu bağımlısı, Austin Abrams gerçekten rol çalıyor ve öne çıkıyor. Genel kanı, toplumsal hoşgörüsüzlük olarak tanımlansa da filmin açıktan ileri sürdüğü bir mesaj yok. Biraz zorlanırsa, ailelerin çocuklarıyla daha çok ilgilenmeleri gerektiği söylenebilir; her ne kadar bütün çocukların ailelerini görmesek de. Ancak çocukların, aile büyüklerine (hele bir de baskı altında kalmışlarsa) itaat etmesi de tartışılabilir.
Filmin, benim çıkarabildiğim mesajı; “Her ne olursa olsun aile içinde, büyük küçük demeden herkese eşit ve açık davranın” denilebilir. Film, çocuklar için “Sen küçüksün, sen bilmezsin” demenin ne kadar hatalı olduğunu kanıtlıyor.
08 Ağustos’tan başlayarak gösterimde…
(05 Ağustos 2025)
Korkut Akın
korkutakin@gmail.com


