Eril Bir Dünyada Kadın Olmak / Nisan

Dea Kulumbegashvili’nin dünya prömiyerini yaptığı 81. Venedik Film Festivali’nden Jüri Özel Ödülü ile dönen yeni filmi ‘Nisan / აპრილი – April’ geçtiğimiz günlerde Kadıköy Sinematek Evi ve MUBI işbirliği ile İstanbul’daki ilk beyazperde gösterimini gerçekleştirdi.

Auteur sinemacının sabırsızlıkla beklenen ikinci uzun metrajı, yönetmenin önceki başyapıtı ‘Başlangıç / Beginning’de olduğu gibi ‘kadın olmak’ sorununu işliyor. Uzun sekanslar halinde ilerleyen yapım gerek doğum gerekse kürtaj sahneleri olsun tümüyle kadının üreme yeteneğinden kaynaklanan ve erkek egemen dünyada kadınların mücadele etmek zorunda kaldığı baskı ve engellemeleri gündeme getiriyor.

Gürcü sinemacının doğup büyüdüğü Kafkas köyünde (Lagodekhi) yaşayıp tanık olduklarından yola çıkan film, kamburu çıkmış, yüzü belli olmayan ama kadın olduğu sezilen bir yaratığın boşlukta sallanan gizemli imgesiyle açılıyor. Perdedeki görüntüye eşlik eden besteci Matthew Herbert’in at kemiklerinden yapılmış enstrümanlarla oluşturduğu tasarımda, soluk soluğa bir nefes, bardaktan boşanırcasına bir yağmur ve doğadaki seslere uzaktan uzağa belirsiz çığlıklar eşlik ediyor. Yaratık imgesi yavaş yavaş perdeden silinirken Kulumbegashvili’nin 2020’de Cannes programına seçilmiş, ancak pandemi nedeniyle San Sebastian programına alınmış ilk uzun metrajının açılışını andıran şok edici bir sahne geliyor ardından.

Sabit tek planda izlediğimiz gerçek bir vajinal doğum sırasında işler beklendiği gibi gitmeyince bebek ölü doğuyor. Bu da köyün tek hastanesinde jinekolog olarak çalışan Nina’nın (Ia Sukhetashvili) başını derde sokuyor. Hastane dışında yasa dışı kürtaj yaptığı bilinen genç kadın ölü doğan bebeğin babası tarafından tehdit edilince, sıkıntılı bir soruşturmadan kurtulabilmek için geçmişte birlikte olduğu doktor arkadaşı David’den (Kakha Kintsurashvili) yardım istiyor. Nina’nın işinden başka kaybedecek hiçbir şeyi yoktur. Kürtaj meselesine diğer doktorlar pek bulaşmak istemez. Bu işleri para karşılığı yapan hemşirelere bırakmak herhangi bir ters durumda gencecik kızların hayatını tehlikeye sokabileceğinden, sıkı yasaları delmek suretiyle tozlu topraklı çamurlu köy yollarında evlilik dışı gizli hamileliklere çözüm bulmaya çalışan bir kurtarıcıdır O.

Erkek egemen dünyada kadın olmanın her türlü eziyetini yüklenmiş bir mesih gibidir Nina. Ataerkil düzende kadın olmanın ne denli zor zanaat olduğunu iliklerine kadar hisseder. Belki de bu nedenle kendi hayatında hiç kimseye yer yoktur. Onunla geçen yıllarını çocukluğu gibi özlediğini söyleyen David ya da herhangi bir başkası ile beraberliğin yürümeyeceğini iyi bilir. Çok bunaldığında cinsel ihtiyaçlarını tatmin etmek için köy yollarında karşısına çıkan adamlara seks teklif eder. Herhangi bir şefkat ya da kendisinin tatminine dair bir isteği olduğunda yine şiddetle karşılaşır.

Kulumbegashvili derin bir sosyal bir yaraya parmak basarken, kürtaj ve doğum kontrolü gibi meseleleri sessizlik ve mesafeli estetiğiyle ele alıyor. Realist anlatı ekspresyonist fantastiğe evrilirken kadının çaresizliği çok daha sarsıcı bir biçimde perdeye yansıyor. İlk filminde olduğu gibi farklı bakış ve kamera açıları üzerinden derdini anlatmaya, karanlıkta çığlığını duyurmaya çabalıyor. Açılışın ardından filmin ilerleyen bölümlerinde sıkça karşımıza çıkan, yönetmenin bir söyleşisinde Francis Bacon’ın çizimlerinden esinini aldığını ifade ettiği kimliksiz yaratık figürü Nina’nın içinde yaşadığı toplumun baskısı altında azap çekişinin imgesine dönüşüyor. Doğa canlanıyor, çiçekler açıyor Nisan ayında. Oysa Gürcistan’ın ücra köyünde herşey kasvet altındadır. ‘Allah belki umutsuzluğumuzu yenelim diye bizi zorlukla sınıyordur’ diye düşünmekten kendini alamaz Nina.

Arseni Khachaturan’ın kamerası ve Matthew Herbert’in ses tasarımı ile büyüleyen bu yeni Kulumbegashvili başyapıtını coşkuyla selamlıyor ve tüm sinefillere öneriyorum. İstanbul’daki ilk gösteriminin ardından Nina’nın çizgi dışı hikâyesini Ağustos ayından başlayarak MUBI’den izleyebilirsiniz.

(01 Ağustos 2025)

Ferhan Baran

ferhan@ferhanbaran.com

İthaki Yayınları 31 Temmuz Kitapları

İthaki Yayınları, 31 Temmuz’da satışa sunacağı kitaplarını açıkladı. Steven Erikson’un Biçicinin Kasırgası / Malazan Yitikler Kitabı 7, Jack Ketchum’un Komşu Kızı, Sibel K. Türker’in Hayatı Sevme Hastalığı ve Sait Faik Abasıyanık’ın Lüzumsuz Adam adlı kitapları 31 Temmuz’da satışa sunulacak. Lüzumsuz Adam’daki öyküler Sait Faik’in yazarlık deneyiminden muhtelif izler taşıyor. Üstelik yazarlığın türlü hâllerine de ev sahipliği yapıyorlar: Sadece yazarak hayatını idame ettirmenin imkânsızlığını ironik şekilde dile getiren, okuruna yaratıcı yazarlık dersi veren yazardan onunla dertleşen, duygularını paylaşan yazara dek hepsi buradalar.

İthaki Yayınları 31 Temmuz Kitapları yazısına devam et

Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’ne Başvurular Devam Ediyor

62. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali 24 Ekim – 02 Kasım 2025 tarihleri arasında gerçekleştiriliyor. Festivalde, Ulusal Uzun Metraj ile Ulusal Kısa, Ulusal Belgesel Film ve Sinema Okulları Öğrenci Filmleri Yarışması başvuruları 14 Temmuz 2025’te başlamıştı. Yarışma kategorilerine yapılan ve devam eden başvurular 22 Ağustos 2025 Cuma gününe kadar kabul edilecek. Festival kapsamında gerçekleştirilen yarışma seçkileri ile yenilikçi anlatıları, güçlü öyküleri ve yaratıcı vizyonları sinemaseverle buluşturan Altın Portakal Film Festivali, bu sene de ülkemiz sinemasına ve sinemacılarına katkı sunmayı hedefliyor.

Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’ne Başvurular Devam Ediyor yazısına devam et

Freddy’nin Pizza Dükkanında Beş Gece 2 Filminin Türkçe Alt Yazılı Yeni Fragmanı Paylaşıldı

2023 yılında Blumhouse’un gişe rekortmeni korku fenomeni Freddy’nin Pizza Dükkanında Beş Gece, yılın en yüksek hasılat yapan korku filmi oldu. Freddy Fazbear’ın Pizza dükkânındaki doğaüstü kâbusun üzerinden bir yıl geçmiştir. Orada yaşananlar zamanla abartılı bir yerel efsaneye dönüştü ve kasabanın ilk Fazfest etkinliğinin yapılmasına ilham verdi. Eski güvenlik görevlisi Mike ve polis memuru Vanessa, Mike’ın 11 yaşındaki kız kardeşi Abby’ye animatronik arkadaşlarının başına gelenler konusunda gerçeği söylememiştir. Ancak Abby gizlice Freddy, Bonnie, Chica ve Foxy ile yeniden buluşmak için dışarı çıktığında, korkunç olaylar zinciri başlar.

  • Basın Bülteni
  • Fragmanı izlemek için tıklayınız.
  • Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.

Charlie Akduman: Kulyas 2 Beni Heyecanlandırdı

Hem kamera önünde hem de arkasında farklı projelerde çalışan Charlie Akduman, Kars’ta başlayan ve Amerika’da tamamlanan Kulyas 2: Zikr-i Ayin isimli korku filminde özel bir karakteri canlandırdı. Uzun yıllardır Amerika’da yaşayan Akduman, çocuk yaşlarda tiyatro eğitimi aldı, üniversite dönemimde ise Milano Film Festivali’nde staj yaparak birçok yönetmenle çalışma fırsatı yakaladı. 08 Ağustos’ta vizyona girecek Kulyas 2: Zikr-i Ayin filminin başarılı oyuncusu Charlie Akduman “Türk korku sinemasına taze bir soluk getiren iddialı bir yapım. Birçok farklı mekânda çekilen bu özel projede yer almak beni heyecanlandırdı.” diyerek Kulyas 2: Zikr-i Ayin isimli korku filmine bakışını özetledi.

Charlie Akduman: Kulyas 2 Beni Heyecanlandırdı yazısına devam et