Hadi Be Oğlum, Zirvedeki Yerini Korudu

Vizyona girdiği ilk hafta sonunda seyirci sayısında zirveye yerleşen Hadi Be Oğlum, ikinci hafta sonunda da liderliğini korumayı başardı. Interpress’in derlediği bilgilere göre, bu hafta sonu 171 bin 12 seyirci tarafından izlenen filmin on günde 575 bin seyirci sayısını geçtiği belirlendi. Dünya genelinde rekorlara imza atan Black Panther, ikinci hafta sonunda 130 bin 521 seyirci tarafından izlenerek seyirci bazında ikinci sıradaki yerini korurken, haftanın yeni filmlerinden Murat Şeker’in yönettiği yeni filmi Görevimiz Tatil, açılışını 125 bin 978 seyirciyle üçüncü sıradan gerçekleştirdi.

50. SİYAD Onur ve Emek Ödülleri Açıklandı: Duygu Sağıroğlu, Deniz Türkali ve İbrahim Enez

Sinema Yazarları Derneği (SİYAD), 50. SİYAD Türkiye Sineması Ödül Töreni’nde Onur Ödülleri’nin sinemamızın emektar yönetmen – senaristlerinden Duygu Sağıroğlu ile sevilen oyuncu – şarkıcı Deniz Türkali’ye, Emek Ödülü’nün ise film afişleri ressamı İbrahim Enez’e verileceğini açıkladı. 13 Mart 2018 Salı günü sinema ve tiyatro sanatçısı Nergis Öztürk’ün sunuculuğunda gerçekleştirilecek 50. SİYAD Ödül Töreni’nde SİYAD üyelerinin oylarıyla belirlenen Türk Sineması’nda 2017’nin en iyileri açıklanacak. Törende Onur ve Emek Ödüllerinin yanı sıra 16 kategoride yılın en iyisi seçilenler sanatçılara ödülleri verilecek.

  • Basın Bülteni
  • Web Sitesi
  • Tanıtım Filmi

50. SİYAD Onur ve Emek Ödülleri Açıklandı: Duygu Sağıroğlu, Deniz Türkali ve İbrahim Enez yazısına devam et

İzmir’de Orta Avrupa Filmleri

Visegrad ülkeleri işbirliği ve İzmir Mimarlık Merkezi desteği ile Hezarfen Film Galeri, bu yıl 3. defa Çekya, Macaristan, Polonya ve Slovakya sinemalarına odaklanan Türkiye – Visegrad Kültür Festivali’ni gerçekleştiriyor. Festivalin bu yılki teması Beden ve Ruh, insanın iç dünyasını beden, zihin ve ruh bağlamında inceliyor. Program, sinema tarihinin geniş bir dönemine ışık tutarken, usta yönetmenlerin yapımlarını sunuyor.

İzmir’de Orta Avrupa Filmleri yazısına devam et

Andy Weir’in Yeni Romanı Artemis de Film Oluyor

Yazar Andy Weir’in 2011 yılında yayımlanan Marslı adlı bilimkurgu romanı, 2015 yılında yönetmen Ridley Scott tarafından filme uyarlanmıştı. Başrolünde Matt Damon’ın oynadığı filmin Oscar adaylığı ve bir Altın Küre ödülü de bulunuyor.

Weir’in yeni romanı Artemis’in de film hakları satıldı. 20th Century Fox‘tan reddemeyeceği bir teklif aldığını belirten Weir’a göre, bu kitabın filmi de Marslı’yı beyazperdeye taşıyan ekip tarafından çekilecek.

20th Century Fox şirketi de Marslı’nın başarısından dolayı Andy Weir’in konusu Ay’da geçen yeni romanı Artemis’in film uyarlamasını çekeceğini duyurdu. Filmin yönetmenliğini Phil Lord ile Christopher Miller yapacak. Prodüktörleri ise Marslı filminin de yapımcılarından Simon Kinberg ile Aditya Sood olacak.

Artemis, Goodreads okurlarına göre 2017’nin en iyi bilimkurgu romanı. Dilimize İthaki Yayınları tarafından kazandırılan kitabın çevirmeni Marslı’nın da çevirmeni olan Emre Aygün.

Weir, Ay’daki hayali şehri tasarlamak ve gerçekçi kılmak için haftalarca araştırma yapmış. Ayrıca kitabın ismini seçerken Yunan mitolojisindeki Güneş Tanrısı Apollo’nun kardeşi Ay Tanrıçası Artemis‘i uygun görmüş.

Bize yeni bir uzay macerası sunan Artemis, Jasmine Bashara’nın hikâyesini anlatıyor. Yirmili yaşlarında olan Jasmine, küçük kasaba hayatını terk etmek isteyen amaçsız bir genç kız. Kendisinden kısaca Jazz olarak bahsedilen bu karakter Ay’daki Artemis isimli kasabada yaşıyor. Böyle bir kasabada yaşayabilmek için ya zengin bir turist olmanız ya da bir milyoner olmanız gerekiyor. Jazz hiçbir zaman kahramanlık peşinde koşmamıştı. Tek isteği zengin olmaktı. Ek iş olarak kaçakçılık yapan Jazz’in hayatı karşısına reddedemeyeceği bir teklif çıkınca tamamen değişir.

Artemis’in ön okuması için tıklayınız.

(08 Mart 2018)

Serpil Boydak

serpil_boydak@yahoo.com

Son İyi Günler

Son İyi Günler adlı kısa film, film ekibi adına yönetmen Mehmet Başak tarafından internet ortamında gösterime sunuldu. Hanife Çiftçi, Mustafa Payat, Yelda Alp, Mübeccel Olgaç ve Meltem İşler Sevindi’nin oynadığı filmde üniversite sınavına hazırlanan Hümeyra, başörtüsü yasaklarından dolayı eğitimine yurt dışında devam eden ablasının izinden gitmek istemektedir. Ancak hamile olan annesi ise kızının ülkede okumasını arzular. Yurtdışındaki kızını okutmak için imkanlarını seferber etmiş olan babası ise küçük kızının hayalleriyle gerçekler arasında kalmıştır. Anneanne evdeki gerilimi dengelemeye çalışır. Hümeyra hedefine ulaşabilecek midir?

  • Basın Bülteni
  • Fotoğraflar
  • Facebook
  • Filmi izlemek için tıklayınız: 1 / 2

Işığımızın Emekçileri

Işık artı hareket eşittir sinema, bir tanımdır ama sadece sinemanın değil aslında hayatın tanımıdır daha çok. Bir başka deyişle “sinema hayattır” anlamındadır ve bu çok önemlidir. Buna da bağlı olarak belgesel sinema bize bizi gösterir, izletir. Kendinizi görürsünüz beyazperdede, ekranda… kendinizdir o sureti yansıyan. Belgesel çok önemlidir (hatta anketlere göre) herkesin izlediğidir. Ancak yine de hak ettiği değeri bulmaz hayatın içinde.

Belgeselci arkadaşlarımız, hayatın içinden küçük ayrıntılar üzerinden giderek önemli şeyler anlatırlar bize zorlu koşulları aşarak. Kolay değildir, bizse rahat koltuklarımızda ahkâm keseriz acımasızca, şurası olmamış, burası uymamış…

Hat bakım ustaları

Metin Avdaç, yıllarca emek verdiği bir alanda (enerji nakil hattı bakım teknisyenliğinden emekli) yaşanan haksızlığı anlatıyor yeni filmi “Işığımızın Emekçileri”nde… 11 yıla dayanan bir süreçte ilmek ilmek işlediği, karda fırtınada, zor koşullarda gerçekleştirdiği çekimleri bir inci gibi işleyerek (Burada Thomas Balkenhol’ün desteğini unutmamak gerekir… muhakkak ki, böylesi çalışmalara emeğiyle birlikte her şeylerini katıyorlar ışıkçısından müzikleyenine, afişini tasarlayanından taşıyanına dek) sunuyor.

İnsan emeğiyle yapılmak zorunda olan bir iş bu. Zaman kaybettirmeye izni yok. O anda, hemen çözümlenmezse sorun tepeden tırnağa kızıyor, sinirleniyor, köpürüyor herkes. İçyüzünü bilmeden, belki de haksız yere giden küfürler ediliyor birbiri ardınca…

Emek yoğun mücadele

Her şeyimiz elektrikle artık. Elektrik yoksa her şeyimiz duruyor, yapabilecek hiçbir şey kalmıyor… Evlerimiz soğuyor, yemeklerimiz pişmiyor, raylı toplu taşıma araçları hareket etmiyor, suyumuz kesiliyor, bilgisayarlarımız duruyor ve daha nicesi… Peki, kim getiriyor o gideni geri? Masa başında oturup ahkâm kesenler değil, olağanüstü koşulları yenmeye kararlı işçiler. İşte, o işçileri anlatıyor “Işığımızın Emekçileri”.

Küfretmeyin…

Elektriğiniz kesildiğinde, işinizin yarım kalması nedeniyle üzüntünüzü o canla başla, canı burnunda, ölümle kucak kucağa çalışan emekçi insanlara küfretmeyin. İnanın ki, sizden daha çok üzülüyorlar yaşanan o arızalara. Hatta onların üzüntüsü çoklu. Birincisi; evlerinden çıkıp dağ başlarına gitmek, o devasa direklerin tepesine çıkmak zorundalar, güneşin ezmesini, fırtınanın kırbaç gibi yüzlerine vurmasını, karla birlikte donan ellerini umursamadan… İkincisi; canlarını bile feda ederler de, yoksunluklar büküyor bellerini… Malzemeleri yetersiz, lojistik destek neredeyse hiç gelmiyor. Sorunlarını dinleyecek kimseyi bulamıyorlar. Olmazsa olmaz denilecek ihtiyaçları bile karşılanmıyor.

Tam da onun için onlar küfredebilirler, çaresiz insan küfredermiş çünkü. Elektriksiz kalınca bizler de çaresiz kaldığımız için bizim de katılmamız pek haksız sayılmaz küfretmeye… Ama biz, onların küfrettiklerine küfretmeliyiz. Ücretini az ödeyenlere, ihtiyaçları yerine getirmeyenlere, karşılamayanlara, özlük hakları ve sendikal çalışmaları engelleyenlere…

Teşekkürler…

Emeğine çok teşekkür ediyoruz bu gözlerden ırak ama çok önemli bir çalışma alanını ve çalışanlarını bizlere gösterdiği için “Işığın Emekçileri”ni yapanlara, yaratanlara… hem de tepeden tırnağa.

Işığımızın Emekçileri, Metin Avdaç, montajda Thomas Balkenhol, özgün müzikte Güldiyar Tanrıdağılı ve Duygu Demir desteklemiş.

(06 Mart 2018)

Korkut Akın

korkutakin@gmail.com