Sonsuz Aşk’a Görkemli Gala

Başrollerini Fahriye Evcen ve Murat Yıldırım’ın paylaştığı Sonsuz Aşk filminin galası 22 Mart Çarşamba akşamı Levent Cinemaximum Kanyon Sineması’nda gerçekleşti. 24 Mart Cuma günü sinemaseverlerle buluşacak olan Sonsuz Aşk’ın galasına film ekibi ve Orhan Gencebay, Sevim Emre, Timur Acar, Burak Özçivit, Nur Fettahoğlu, Derya Şensoy, Ferhan Şensoy, İrem Sak ve yapımcılar Timur Savcı ile Cemal Okan katıldı.

Burak Özçivit – Fahriye Evcen

Burçin Terzioğlu – Murat Yıldırım

Burçin Terzioğlu – Murat Yıldırım – Fahriye Evcen – Burak Özçivit

Fatih Al – Fahriye Evcen – Murat Yıldırım

Hayvanat Bahçesine Hayat ve Umut

Yeni Zelandalı kadın yönetmen Niki Caro’nun “Umut Bahçesi” filmi, Varşova’daki bir hayvanat bahçesinin işletmecisi bir ailenin Yahudileri kurtarışlarını anlatıyor. Hüzün ve umut yan yana.

1939 yılı. Yaz sonu. Her şeyin sevgiyle kuşatıldığı Varşova Hayvanat Bahçesi’nde Zabinski ailesinin acılı ama umut dolu mücadelesi yansıyor. İkinci Dünya Savaşı da yaklaşıyor. Hitler’le Stalin anlaşmış. Hitler’in amacı önce Polonya’yı işgâl ederek tüm Avrupa’yı Nazi bayrağıyla donatmaktı. Her şeyi planladığı gibi yapıyor Hitler. Ryszard adında oğulları olan Jan ve Antonina Zabinski’nin hayvanat bahçesini bir Alman zoolog Lutz Heck ziyaret ediyor savaş öncesi. Nazik ve hayvanlara düşkün biri gibi görünüyor Lutz. Ama Naziler, 1 Eylül 1939’da Varşova’yı bombardımana tutuyorlar. İkinci Dünya Savaşı başlıyor. Hayvanat bahçesi de enkaza dönüşüyor. Vahşi hayvanlar Varşova sokaklarına dağılıyor. Şimdi ne olacaktı?

Hayvanat bahçesini terk etmek istemeyen Antonina, kocası Jan’la bu büyük acıların savaşında Yahudilerin yaşama umudu oluyor. Dostları olan Yahudiler şimdi selam verilmemesi gereken insanlar oluyorlar. Holokost başlıyordu. Yahudiler, Varşova Gettosu’nda toplanıyorlar. Önce Magda’yı saklıyorlar. Sonra da gerisi geliyor. Jan, bir SS subayı olarak hayvanat bahçesine gelen Lutz’u görünce gettodaki Yahudileri kurtarabileceğini düşünüyor. Jan, Alman askerleri için domuz beslerken, diğer taraftan da öncelikle çocuk ve kadınları gettodan çöp kamyonuyla taşıyor hayvanat bahçesine.

Schindler gibi…

Jan ve Antonina, tıpkı Alman işvereni Oskar Schindler gibi kurtarabildikleri kadar Yahudi’yi kurtarıyorlar. Yeni Zelandalı kadın yönetmen Niki Caro, bu trajedilerin içinde dramatik anları da öne çıkarmış. Lutz’un, sık sık hayvanat bahçesine gelip Antonina’yla ilgilenmesi, karısına âşık Jan’ı çıldırtıyor. Hatta kıskançlık krizine girince mantığını da yitiriyor. Kendisini seven eşinden şüpheye düşmesi kırgınlık yaratsa da bu zorlu günlerin ardından her şey eskisine dönebilirdi. Bu filmdeki birçok çarpıcı anı sinemaskop perdede keşfetmek gerek. İnsanı o atmosferin içine alıyor ve korkuyu hissediyorsunuz. Belki de Varşova üzerinde uçuşan Yahudilerin külleri, insandan korkmanın korkunçluğunu yaşatacak. Gettoda, genç kız Urszula’ya, Nazi askerlerinin tecavüzü sarsacak. Gözlerinde ışıltı olan Urszula’yı da kurtarıyor Jan. Belki de Urszula’yı hayata Antonina’nın geçmişteki travması döndürecekti.

Bütünüyle yakmak…

Naziler, “aryan ırk” olduklarını söyleyip başta “aşağı ırk” Yahudileri toplama kamplarında fırınlarda yakarak soykırıma uğrattılar. Soylu bir halk olan Yahudiler, bu holokostun acısını daima duyacaklar. Holokost, Yunancadaki “holos” ve “kaustos” birleşik kelimelerinden meydana geliyor. Bütünüyle yanmış anlamına geliyor. Naziler, altı milyondan fazla Yahudi’yi soykırıma uğrattı. Soykırıma da “jenosit” deniyor. Nazilerin önceliği Yahudilerdi. Sonra da solcular, Çingeneler, eşcinseller, bedensel ve zihinsel engelliler de vardı. Engelli insanlara karşı ırkçılığa da “öjenik” deniyor.

Yeni Zelanda’nın başkenti Wellington’da 1967’de doğan yönetmen Niki Caro’nun 2002 yapımı “Whale Rider-Balinanın Sırtında”, 2005 yapımı “North Country-Tek Başına” ve 2015 yapımı “McFarland, USA-McFarland” filmleri biliniyor. Yönetmen Caro, 2017 yapımı sinemaskop “The Zookeeper’s Wife-Umut Bahçesi” biyografik filmini, Amerikalı şair, yazar, denemeci ve doğabilimci Diane Ackerman’ın 2007’de yayınlanmış aynı adlı kurgusal olmayan romanından çekmiş. Antonina ve Jan üzerine bilgilere, hatta hayvanat bahçesinde saklanan Yahudiler hakkında da bilgilere ulaşmak gerek. Filmi izlerken, insanın içine girip hüzünle umudu iç içe geçiren müzikleri de dinlemeli. Filmdeki bütün oyuncular da mükemmeldi. Akademi bu filmi fark edecek sanki.

Umut Bahçesi (The Zookeeper’s Wife)
Yönetmen: Niki Caro
Eser: Diane Ackerman
Senaryo: Angela Workman
Müzik: Harry Gregson-Williams
Görüntü: Andrij Parekh
Oyuncular: Jessica Chastain (Antonina), Johan Heldenbergh (Jan),
Daniel Brühl (Lutz), Efrat Dor (Magda),Iddo Goldberg (Maurycy),
Shira Haas (Urszula), Michael McElhatton (Jerzyk),
Waldemar Kobus (Dr. Ziegler), Martin Hofmann (Szymon),
Arnost Goldflam (Dr.Korczak), Val Maloku (Genç Ryszard),
Timothy Radford (Çocuk Ryszard), Martha Issová (Regina),
Daniel Ratimorsky (Samuel)
Yapım: Focus (2017)

(30 Mart 2017)

Ali Erden

ailerden@hotmail.com

Rudolf Nureyev: Düşlerinin Adası Belgeseli’nin İstanbul’daki İlk Gösterimi Fitaş Sineması’nda 22 Mart Akşamı Gerçekleştirildi

Evgenia Tirdatova ve Orhan Tekeoğlu’nun yönettiği ve ünlü balet Rudolf Nureyev’in Türkiye sevgisini Yasemin Pirinçcioğlu, Hülya Aksular, Nilay Yeşiltepe, Asaf Güneri, Zeynep Fadıllıoğlu gibi sanat ve iş dünyasından insanlar üzerinden anlatan Rudolf Nureyev: Düşlerinin Adası belgeselinin İstanbul’daki ilk gösterimi Fitaş Sineması’nda yapıldı. Kuğu Gölü, Uyuyan Güzel ve Fındıkkıran gibi dünyanın en ünlü balelerinde rol alan Nureyev, 1993 yılında hayata veda etti. Sanatçının hüzün dolu hikâyesi, Evgenia Tirdatova tarafından senaryolaştırıldı. Film, Nurdan Tekeoğlu ve Yasemin Pirinçcioğlu yapımcılığında belgesel seven izleyicilerle buluştu.

Rudolf Nureyev: Düşlerinin Adası Belgeseli’nin İstanbul’daki İlk Gösterimi Fitaş Sineması’nda 22 Mart Akşamı Gerçekleştirildi yazısına devam et

7. Malatya Uluslararası Film Festivali Yenilik ve Sürprizlerle Geliyor

Ülkemizin köklü kültüründen ve sinemadan aldığı ilhamla çalışmalarına başlayan Malatya Uluslararası Film Festivali, bu yıl Türkiye sinemasının en güçlü çekim merkezi olarak yenilik ve sürprizleriyle 7. kez sinemaseverleri bir araya getirecek. 7. Malatya Uluslararası Film Festivali’nin bu yıl Malatya Büyükşehir Belediyesi tarafından, Malatya Valiliği’nin katkılarıyla Kasım ayında gerçekleştirileceği Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Çakır tarafından açıklandı.

7. Malatya Uluslararası Film Festivali Yenilik ve Sürprizlerle Geliyor yazısına devam et

Su ve Şeker – Carlo Di Palma: Hayatın Renkleri, İtalyan Kültür Merkezi’nde Gösteriliyor

İtalyan Kültür Merkezi, 28 Mart 2017 Salı günü 19:00’da yönetmenliğini Fariborz Kamkari’nin yaptığı 2016 yapımı Su ve Şeker – Carlo Di Palma: Hayatın Renkleri (Acqua E Zucchero – Carlo Di Palma: I Colori Della Vita) adlı belgesel filmi gösteriyor. Su ve Şeker – Carlo di Palma: Hayatın Renkleri sadece Carlo Di Palma’nın sanatsal hayatını anlatan bir film olmayıp, Visconti, Vittorio De Sica, Rossellini’nin yeni gerçekçilik akımından Monicelli, Scola, Germi’nin İtalyan komedyasına, dünya sinema tarihine imzasını atan, Deserto Rosso ve Blow Up filmleri ve Woody Allen ile uzun süren işbirliğine kadar ulaşan yüzden fazla filmlere sahip İtalyan sinemasında yapılan gerçek bir yolculuk.

Yılın Komedisi Yanlış Anlama Yakında Sinemada

Ekim ayında vizyona girmesi planlanan Yanlış Anlama yeni fenomen karakterler yaratmaya hazırlanıyor. Yönetmenliğini Ulaş Cihan Şimşek’in yapımcılığını Levent Cengizhan’ın üstlendiği filmin senaryosu ise Ayberk Çınar’a ait. Filmin kadrosunda bulunan isimler oldukça dikkat çekiyor. Yanlış anlamalar üzerine kurulu film, iki kardeş ülkenin de sımsıcak hikâyesini perdeye taşıyor. Filmde Hakan Bilgin, evlenme telâşında işkolik Baran karakterini, Şevket Çoruh, Hakan Bilgin’in gizemli patron karakterini, Bahadır Efe sürpriz bir karakteri, Duygu Karaca dünya vatandaşı Arzu’yu canlandırırken Pelin Sönmez de kadronun sürpriz isimlerinden biri olarak izleyiciyle buluşuyor.

Murat Şeker, Salon 7’ye Konuk Oldu

9 uzun metraj ve 2 belgesel film ile toplam 11 yapımın sahibi Murat Şeker, yeni başlayan sinema programı Salon 7′ye konuk oldu. Nizam Eren’in hazırladığı Salon 7, geçen hafta Arzu Film’den yaptığı programı bu hafta SugarWorkz ofisinden yapıyor. Salon 7 için Nizam Eren’in sorularını yanıtlayan Murat Şeker, eğitim hayatından asistanlığa, belgesel sinema deneyiminden Çakallarla Dans’ın doğuşuna Deliormanlı’daki hayal kırıklığına uzun bir sohbet gerçekleştirdi.

Murat Şeker, Salon 7’ye Konuk Oldu yazısına devam et

Ian McKellen, British Council’in Konuğu Olarak İlk Kez Türkiye’de

Yüzüklerin Efendisi serisi, Richard III ile Tanrılar ve Canavarlar filmlerinden tanıdığımız beyazperde ve tiyatronun en sevilen oyuncularından Ian McKellen ilk kez Türkiye’yi ziyaret ediyor. British Council’ın Shakespeare Yaşıyor programının ve dünyanın ilk global, dijital LGBT film festivali FiveFilms4Freedom kampanyasının da elçisi olan McKellen, sanat ve eşitlik konulu bir dizi etkinliğe katılacak. 36. İstanbul Film Festivali’nin açılışında Sinema Onur Ödülü’nü alacak olan Ian McKellen, festival kapsamında gösterilecek olan, başrolünde yer aldığı, senarist ve yapımcılarından olduğu Richard III filminin 07 Nisan Atlas ve 08 Nisan Rexx Sineması’ndaki gösterimlerine katılacak.

Ian McKellen, British Council’in Konuğu Olarak İlk Kez Türkiye’de yazısına devam et

36. İstanbul Film Festivali Biletleri 25 Mart Cumartesi Günü Satışa Çıkıyor

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından düzenlenen 36. İstanbul Film Festivali’nin biletleri 25 Mart Cumartesi günü satışa çıkıyor. Sinemaseverler biletlerini Biletix satış kanalları ile Atlas ve Rexx Sinemaları’nda açılacak gişelerden satın alabilirler. Festival biletleri bu yıl da hizmet bedeli eklenmeden, tüm satış kanallarında aynı ücretlerle satışa sunulacak. İstanbul Film Festivali’nde biletler 20 TL; öğrenci ile 65 yaş ve üstü sinemaseverler için ise 14 TL’den satışa sunuluyor. Tüm 21:30 seansları ise 20 TL. Hafta içi gündüz seansları (11:00, 13:30, 16:00) ve Pera Müzesi’nde yapılacak gösterimlerin tümü 8 TL.