Khaled Diab’ın yönettiği ve Riham Abdel Ghafour, Fadwa Abed, Kamal Abu Raya, Michel Milad Beshay, Mohammed Abo Dawood, Taher El Hakim, Mo’men El Henawy ile Mohamed El Sewisy’in oynadığı Kopya Kâğıdı (Bershama), 10 Nisan 2026’da CJ ENM dağıtımıyla Ceema Films tarafından vizyona çıkarıldı.
Bir lise sınavı sırasında gözetmen hayatını kaybeder. Öğrenciler bunu gizlemeye karar verirler ve kopya çekmeye çalışırlar, ancak kimse cevapları bilemez. Kurallara takıntılı başarılı bir öğrenci, belediye başkanının oğlu, bir dansçı, altmışlı yaşlarında bir kadın ve kıdemli bir mahkûm, tuhaf, absürt planlar ve kaos içinde bir araya gelirler.
Aylık arşivler: Mart 2026
Abdullah Çatlı’nın Kızlarının da Rol Aldığı Çatlı Filminden Vizyon Öncesi Son Fragman: İlk Film İçin Geri Sayım Başladı
Türk siyasi ve gizli tarihinin en çok konuşulan isimlerinden Abdullah Çatlı’nın hayatından esinlenen Çatlı, Asala terör örgütüyle 12 Eylül sonrası verilen mücadele yıllarını odağına alıyor. Filmden yayınlanan yeni fragman, çarpıcı diyaloglarıyla dikkat çekti. Yayınlanır yayınlanmaz sosyal medyada geniş yankı uyandıran fragman kısa sürede gündem oldu. Yeni fragman, yalnızca aksiyon ve gerilim dolu sahneleriyle değil sadakat ve sorumluluk duygusuyla da dikkat çekiyor. Filmde geçen “Bu yolun sonunda ne şan var, ne şöhret, ne de rahat bir ölüm. Ama en mühimi, ileride Türk milletinin bundan duyacağı şeref var.” sözleri fragmanın en akılda sahnelerinden biri olarak öne çıkıyor.
- Basın Bülteni
- Fragmanı izlemek için tıklayınız.
- Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
Karabasan (Yönetmen: Mesut Çetin)
Mesut Çetin’in yönettiği ve Arif Selçuk, Mehmet Ali Tuncer, Ali Buga ile Yusuf Çil’in oynadığı Karabasan, 10 Nisan 2026’da MC Film dağıtımıyla Cine Media Yapım tarafından vizyona çıkarıldı.
İki genç Hacker, bankalardan para tırtıklamakta, araç kiralayıp hava atarlar ve kızlarla takılarak eğlenmektedirler. Olayı duyan mafya peşlerine düşünce Hacker’lar şehri terk ederek köyde bir eve giderler. Büyü olayı nedeniyle herkes köyden göçmüş, sadece yaşlı bir amca, büyücü bir kadın, bir deli ve bir de çoban kalmıştır. Hacker’ların izlerini bulan mafya da peşlerinden gelince köyde tuhaf olaylar başlar. Sonunda köydeki cinler mafyayı cezalandırır.
Yazı mı Tura mı, 10 Nisan’da Sinemalarda
Heyecanla beklenen dram ve gerilim filmi Yazı mı Tura mı’nın ilk fragmanı yayına verildi. 10 Nisan 2026 Cuma günü sinemalarda gösterime girecek, oyuncuların makyaj ve kostümleri ile seyircinin ilgisini çekecek olan filmin yönetmen koltuğunda Ahmet Hakan Çiftçidurmaz oturuyor. Filmde, şehir dışından aniden döndüğünde eşinin beklenmedik ihanetiyle sarsılan Erkan bu durum karşısında kontrol edilemez bir kıskançlık ve öfke girdabına sürükleniyor ve Erkan, eşinin ihanetiyle birlikte ölümcül bir oyuna girişiyor. Yapımcılığını Ergun Çolakoğlu’nun üstlendiği filmin başarılı oyuncu kadrosunda Ergül Çolakoğlu, Şenay Karakuş, Sevgi Altan gibi isimler yer alıyor.
- Basın Bülteni
- Fragmanı izlemek için tıklayınız.
- Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
Ferhan Baran Yazıyor: Soykırımın Anatomisi / Kurtuluş
Emin Alper’in 76. Berlin Film Festivali’nden zaferle dönen son filmi ‘Kurtuluş’ çok yerinde bir kararla sıcağı sıcağına gösterime girmiş bulunuyor. Auteur sinemacımızın beşinci uzun metrajı, dağdan inen Hazeran erkeklerinin iki PKK’lının cesedini güvenlik kuvvetlerine teslimiyle açılıyor. Evine dönen korucu Mesut’u (Caner Cindoruk) hamile eşi Gülsüm (Özlem Taş) ve elini öpen boy boy 4 evladı karşılıyor. Mesut tüfeğini duvara asıyor ancak bu … Devamı…»
Bildiğim Tek Hayat Bu / Chopin Chopin!
Eşsiz tınılarıyla yıllardır müzik yolculuğumu zenginleştiren kadim dostum kusura bakmasın. Polonya sinemasının deneyimli yönetmenlerinden Michał Kwieciński‘nin imzasını taşıyan ‘Chopin Chopin!’i çeşitli nedenlerden ötürü yeni görebildim. Caddebostan Kültür Merkezi’nin (CKM) ferah salonunda oldukça dolu bir gündüz seansında izlediğim film seyirciden gördüğü ilgiyle gösterimini sürdürüyor.
1810 – 1849 yılları arasındaki kısacık yaşamına ölümsüz yapıtlar sığdırmış olan besteci doyumsuz piyano konçertolarının yanı sıra, noktürnleri, prelüdleri, etüdleri ya da ana vatanı Polonya’ya özlemini yansıttığı baladları, mazurkalarıyla ünlü virtüozların repertuvarında her daim yerini almıştır. Yakın dostu Franz Liszt‘in ifadesiyle, piyano yapıtlarını kendisinden başka hiçbir müzisyenin ulaşamayacağına inandığı bir ruh ve duygu coşkunluğuyla icra etmiş olan Chopin’in Avrupa müzik çevrelerinin parlak yıldızı olduğu 1835 Paris’inde açılıyor bu güzel film. Çağımızın rock yıldızları misali ilgiyle alkışlanan dahi müzisyen ünlü Salle Pleye’de yakın arkadaşı Liszt (Victor Meutelet) ile birlikte çaldığında salonu dolduran seçkin müziksever kitleyi bir kez daha kendisine hayran bırakmıştır.
Hayatı umursamayan genç Chopin (Eryk Kulm) tüberküloz gerçeğiyle tam bu noktada yüzleşir. 15 yaşındaki kız kardeşini yitirdiği musibet hastalık onun yakasına da yapışmış, göğüs zarında oluşan delikle birlikte hastalık ileri aşamaya geçmiştir. Fazlaca bir ömrü kalmadığını ifade eden doktor arkadaşı, hastalığın tedavisinin dönemin koşullarında mümkün olmadığını, yalnızca semptomların hafifletilebileceğini bildirir O’na. Öksürüğündeki kanamalar gittikçe şiddetlenecek, beden eriyecek, iktidarsızlık ve kısırlığın ardından terminal dönemde bacakları şişecektir.
Polonyalı ailesinin Fryderyk’i, yakın arkadaşlarının Fritz diye hitap ettikleri Paris sosyetesinin gözbebeği Frédéric Chopin içine gömdüğü hüznünü hayat dolu gülücükleriyle gizler. Doktorların ‘kalabalıktan uzak durun’, ‘uykunuza dikkat edin’, ‘güneşli yerlere gidin’ tavsiyelerine kulak asmadan, saatler boyu süren piyano dersleri ve yoğun salon resitallerinden arta kalan zamanını hastalığına meydan okurcasına eğlence ve zevk içinde geçirmeyi sürdürür.
Bu dünyadan gitmeden önce bir aile kurma çabasına girişir ancak müstakbel gelinin annesi Madame Wodzinska (Dominika Ostalowska) kızı için sağlıklı, güçlü kuvvetli bir damat adayını seçecektir. Fryderyk’in gülüşünün gizlediği hüznü farkedecek olan dönemin ünlü feminist kadın yazarı George Sand (Joséphine de La Baume) genç besteciye kucağını ve kalbini açar. Chopin’in müzikal yaşamındaki bu verimli dönem bilindiği üzere çok uzun sürmez. Paris’teki kolera salgını sırasında Karlsbad’daki ailesini ziyaret eden Fryderyk’in, annesinin ‘artık bir yuva kurman lazım’ sözlerine cevaben ‘biri nasıl sevilir bilmiyorum, hiçbir şey hissetmiyorum; tek bildiğim hayat bu’ deyişini doğrularcasına, bir çocuk dahi olarak 6 yaşından beri piyano müziği ile haşır neşir olan genç adam ‘menekşe kokulum’ dediği Sand’ı da O’nu hiç sevmemiş olduğunu itiraf ederek terk edecektir.
Yönetmen Kwieciński, bizde gösterime girmeyen 2022 yapımı bir önceki çalışması ‘Filip’de başrolü vermiş olduğu genç yetenek Eryk Kulm’a son derece yerinde bir kararla çağının pop starı Chopin yorumunu teslim etmiş. Bir önceki ortak çalışmalarında Varşova gettosundan kurtulmuş Yahudi gencin sahte Fransız kimliğiyle Frankfurt’ta bir otelde zorunlu işçi olarak çalışırken kendine özgü yöntemleriyle Almanların ari ırk terörüne karşı direnişini anlatan filmde 1990 doğumlu genç aktörü ilk kez tanımış ve adını bir yere not etmiştim. Genç oyuncu başarısının tesadüfi olmadığını kanıtlıyor. Klum, ölümcül hastalığına rağmen hayata dört elle sarılan bestecinin umarsız taşkınlıklarını, kendisi gibi gencecik yaşında hayata veda etmiş çağdaşı Mozart’ın ölüm döşeğinde yarım bıraktığı ‘Requiem’inin ünlü ‘Lacrimosa’ bölümünü manastırdaki rahibelerden duyduğundaki kederi, ya da üzerine hızla gelen atlı arabanın önünden kaçmak ya da kaçmamak arasındaki o kısa süreli kararsızlığını bir potada eritebilen enerjik performansıyla göz dolduruyor.
Bartosz Jariszewski tarafından kaleme alınan senaryo Chopin’in fırtınalı geçen son 15 yılını ele alıyor. Halk arasındaki adıyla ‘verem’in kötü karakter olduğu konvansiyonel anlatı, ölümsüz müzik adamının gelgitlerle dolu yaşam ve üretim sürecine odaklanıyor. Fransa’nın yeni bir ihtilal ateşiyle fokurdadığı, Chopin’in eserlerini taltif eden Kral Louis Philippe’in (Lambert Wilson) gidişatı tedirginlikle gözlemlediği bir dönemdir bu aynı zamanda. 2 saati biraz aşan yapım bu fırtınalı yılların ve Chopin’in etrafında gelişen trajik gelişmelerin detaylarına fazlaca giremiyor belki. Ancak bestecinin tüm müzikseverleri derinden etkilemiş ezgilerine ara ara karışan Robot Koch imzalı çağdaş tınılar, Chopin’in yaşadığı çağdaki pop yıldızı imajını başarıyla perdeye aktarıyor.
(13 Mart 2026)
Ferhan Baran
ferhan@ferhanbaran.com
Rayların Ötesinde
Cenk İzgören’in yönettiği ve Mine Doğan, Ahmetcan Özer, Remzi Çetinkaya ile Kudret Dönmez’in oynadığı Rayların Ötesinde, 13 Mart 2026’da MC Film dağıtımıyla Ötüken Film tarafından vizyona çıkarıldı.
Reklamcılık yapan Başak, kanserle yıllardır süren savaşını kaybetmektedir. Rakiplerinden ve sosyal çevresinden uzakta, sessiz bir kasabada trenin önüne atlayarak intihar etmeyi planlar. Ancak hat çökmüştür, onu ölüme götürecek tren bir türlü gelmez. Rayların arasında, çiftçilerin ekinlere zarar verdikleri için sıcakta ölüme terk ettikleri kaplumbağalarla karşılaşır. Ölümün sessizliğini ararken, hayatın tuhaf ve belirsiz yüzü yavaşça karşısına çıkar.
Can Yayınları Mart Kitaplarını Duyurdu
Can Yayınları, Mart ayı yayın programını açıkladı. Bu ayın programında da çağdaş, modern ve klasik edebiyattan nitelikli eserler yer alıyor. Latife Tekin’in yeni romanı Para Gürültüsü çağın finans dili içinde sıkışan insanı odağına alırken, Natsuko İmamura Ağaca Dönüşen Kız’da toplumun kıyısındaki kadınların dokunaklı hikâyelerine eğiliyor. Ayın diğer kitapları arasında Susan Taubes’in Boşanma, Christian Kracht’ın Ölüler, Abdullah Ezik’in Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Öykü Antolojisi ve Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Şiir Antolojisi, Yukio Mişima’nın Güneş ve Çelik ile Yasak Renkler, Desiderius Erasmus’un Özgür İrade Üzerine ve Thomas De Quincey’nin İngiliz Posta Arabası adlı kitapları var.
Ferhan Baran Yazıyor: Aynı Düzenin Kurbanları / Görünmez Kaza
“Yek Tasadef Sadeh’ Farsça kökenli bir ifade olup, Türkçe karşılığı ‘basit ya da sıradan bir kaza’ anlamına gelir. İranlı auteur sinemacı Cafer Panahi’nin 78. Cannes Film Festivali’nden Altın Palmiye ile dönen son filmi özgün adını işte bu ifadeden alıyor. Bizde geçtiğimiz yıl Filmekimi’nde sinema seyircisi ile buluşmuş olan yapım, ABD’nin gayri ahlâki bir tutumla kadim İran’a açtığı sıcak savaş ikliminde, ‘Görünmez Kaza’ adıyla … Devamı…»
Oak Caddesinin Sonu
David Robert Mitchell’in yönettiği ve Anne Hathaway, Ewan McGregor, Maisy Stella ile Christian Convery’nin oynadığı Oak Caddesi’nin Sonu (The End of Oak Setreet), 14 Ağustos 2026’da TME Films dağıtımıyla Warner Bros. tarafından vizyona çıkarıldı.
Film, gerçekliğin sınırlarını zorlayan ve hayatta kalmaya çalışan bir aileyi konu alıyor. Gizemli bir kozmik olay Oak Caddesi’ni sıradan banliyö yaşamından koparıp tamamen bilinmeyen bir yere taşıdıktan sonra, Platt ailesi hayatta kalabilmelerinin tek yolunun birbirlerine sıkı sıkıya bağlı kalmak olduğunu keşfeder. Artık tanınmaz hale gelen çevrelerinde yollarını bulmaya çalışırken, aile bağları onların tek sığınağı olur.
- Basın Bülteni
- Fragman: 1 / 2
- IMDb
- Ferhan Baran Yazıyor
İstanbul’un İlişki Eksperleri Uluslararası Krize mi Neden Oldu?
Başrollerini Cem Gelinoğlu ve Doğu Demirkol’un paylaştığı Kardeşler Araştırma filminin önemli bir kısmı Londra’da çekildi. Poll Films by Polat Yağcı ve 25 Film ortak yapımı olan filmin Tower Bridge, Carnaby Street, Oxford Street gibi simge noktalarda gerçekleştirilen Londra çekimleri yaklaşık 60 kişilik ekiple bir haftada tamamlandı. İlişki ekspertizi iki kardeşin kendilerini uluslararası bir krizin içinde bulmasını konu alan komedi filmi 20 Mart’ta seyirciyle buluşacak.
- Basın Bülteni
- Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
İstanbul’un İlişki Eksperleri Uluslararası Krize mi Neden Oldu? yazısına devam et
Senden Geriye Kalan: Büyük Bir Dünya
Vanessa Caswill’in yönettiği ve Maika Monroe, Tyriq Withers, Rudy Pankow ile Lainey Wilson’un oynadığı Senden Geriye Kalan (Reminders of Him) Severek evlendiği erkeği bir trafik kazasında kaybedince bütün suçu üstlenen Kenna (Maika Monroe), hapiste doğurduğu ancak eşinin anne babasının yanında büyüyen çocuğunu görmek için kente döner. Kocası Scotty’nin (Rudy Pankow) anne babası doğal olarak Kenna’ya tepkilidir. Ancak en yakın arkadaşı Ledger (Tyriq Winters) başta tepki duyarken, kadının duygusallığını ve gerçek yaşananları öğrenince onun yanında yer alır.
Tipik, komedisi de olan duygusal bir film. Bir romandan uyarlanmış. Yönetmen Vanessa Caswill, neredeyse hiçbir atraksiyona yer vermeden, olanca içtenliğiyle, alabildiğine yumuşak, yalın bir film sunmuş bize. Uzun zamandır böylesi duygusal film izlemediğimizden (hiç mi yok-tu diyeceksiniz, tabii ki var ama bunun kadar etkileyici olanı, doğrudan insanın içine işleyeni çok seyrek) bu filmin sakin, yalın anlatımı, oyuncularının içtenliği duygusallığı daha bir sevdiriyor filmi.
Anne çocuk duygusallığı, çocuk sevgisi, çocuk sorgulaması, ailelerin (genellikle kaynanalar çocuklarını eşlerine layık görmezler) katı bakışlı kırıcılığı, iki genç insanın yalın ilişkisi, yasak aşk ikilemi hepsi bir arada, belki biraz uzun ama dozu kıvamında yer alıyor.
Bir dönüp kendinize (hadi, genişletelim çemberi), çevrenize, ülkenize bakıyorsunuz… kadın cinayetleri, akran zorbalığı, trafik magandalığı arasında hiç gülümseyen bir yüz bile göremediğiniz için filmin olası hatalarını görmezden geliyorsunuz. Ledger, çok yakın arkadaşı Scotty’nin eşini görmemiş olabilir ama trafik kazası sonrası hiç mi haber takip etmez, arkadaşının ölümüne yol açan kazayı yapan kişiyi hiç mi merak etmez! Aklınıza takılsa bile uzaklaştırıyorsunuz hemen, buna benzer küçük aksamaları…
Oyuncular, sanki yaşıyorcasına rahat ve doğal… Müzik de öyle… Bir duygusallığı yaşamak isteyenler için…
(12 Mart 2026)
Korkut Akın
korkutakin@gmail.com
Örsçelik Balkan 7. Kısa Film Festivali
Örsçelik Balkan 7. Kısa Film Festivali kapsamında Karaköy Rotary Kulübü Örsçelik Balkan Kısa Film Yarışması düzenleniyor. Yarışma kapsamında, sanatsal etkinlikler yoluyla; Atatürk’ün başlatmış olduğu kültür devrimi yolculuğuna; sanat kavramının kapsayıcı, etik, estetik, insani ve benzeri değerleriyle üretilen etkili kısa filmler yoluyla farkındalık katmak, toplum yaşamının kalitesini artırmak, bu bağlamda yurttaşların, sanatçılar ve sanat eserleriyle buluşmasını sağlamak amaçlanıyor. Ödül ve gala töreni 07 Nisan 2026 tarihinde Tepebaşı Pera Müzesi’nde gerçekleştirilecek olan yarışmaya son film gönderim tarihi 20 Mart 2026 olarak belirlendi.
Sevimli Kahraman Dedektif Reptır Beyazperdede
Yapımını Üç Artı Prodüksiyon, yapımcılığını Emre ve Gizem Karayel’in üstlendiği Türkiye’nin ilk gerçek zamanlı kukla dedektiflik serisi Dedektif Reptır beyazperdeye taşınıyor. Daha önce TRT Çocuk ekranlarında yayınlanan ve çocukların kalbinde taht kuran serinin sinema filminden fragman yayınlandı. Minik izleyicilerin ilgiyle takip ettiği Dedektif Reptır: Birlikte Gülelim, TME Films dağıtımıyla 13 Mart’ta sinemalarda yerini alacak. Dedektif Reptır ve ekibi, kendilerine gelen birbirinden ilginç vakaları çözmek için soluksuz bir maceraya atılıyor. Gizemli olayların izini süren ekip, karşılarına çıkan engelleri takım ruhu ve problem çözme yetenekleriyle aşıyor.
- Basın Bülteni
- Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
Sevimli Kahraman Dedektif Reptır Beyazperdede yazısına devam et
Disney Filmi Hoplayanlar (The Hoppers) Ön Gösterimini Paribu Cineverse Kanyon’da Gerçekleştirdi
Paribu Cineverse, yönetmen koltuğunda Daniel Chong’un oturduğu Disney filmi Hoplayanlar’ın galasını Paribu Cineverse Kanyon salonunda gerçekleştirdi. Sinemaseverler ve her yaştan animasyon tutkununun yoğun ilgi gösterdiği gecede, insan ve hayvan dünyasını birleştiren bu yenilikçi hikâye büyük bir heyecanla karşılandı. Film; bilim insanlarının, insan bilincini gerçekçi robot hayvanlara aktarmanın bir yolunu keşfetmesi sonrası hayvansever Mabel’ın bilincini bir kunduza aktararak hayvanlar aleminde bir serüvene çıkmasını konu ediniyor.
- Basın Bülteni
- Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.






