Kabuki sanatı ile tanışmam 70’li yılların ortalarına rastlar. TRT’nin İsmail Cem yönetiminde en parlak dönemini yaşadığı zamanlarda gece vakitleri sanat kuşağında yayınlanan Kabuki tiyatro geleneğinden seçkin bölümler, Ozu ve Kurosawa filmleriyle tutkunu olduğum Japon sineması ve geleneksel kültürü ile bağımı sağlamlaştırmış, hatta üniversitede okurken bu köklü sanat üzerine bir sunum hazırlamıştım. Japonya’nın yerel kalmış … Devamı…»
Günlük arşivler: 23 Ocak 2026
Ferhan Baran Yazıyor: Aşk Parça Parça Olduğunda / Geber Aşkım
Her filminde izleyicisini şaşırtan Lynne Ramsey’in geçtiğimiz yıl Cannes Altın Palmiye seçkisinde dünya prömiyerini yapan, sekiz yıllık aradan sonra çekmiş olduğu son filmi ‘Geber Aşkım / Die My Love’ önce sinemalarda ve MUBI’de eş zamanlı olarak gösterime giriyor. Arjantinli yazar Ariana Harwicz’in 2012’de yayımlanmış aynı adlı romanından beyazperdeye uyarlanan yapımda mekân Fransız kırsalından ABD’ye taşınmış. Film, New York … Devamı…»
Yılın En İddialı Çocuk – Aile Filmi Efes’in Sırrı Vizyondaki İlk Haftasında Gişenin Lideri Oldu
Efes’in Sırrı filmi vizyondaki ilk haftasında tüm rakiplerini geride bırakarak listenin zirvesine yerleşti. Sömestr tatilinde çocuklar ve aileleri tarafından yoğun ilgi gören film gişenin lideri oldu ve toplam 232.613 seyirci tarafından izlendi. Gökhan Tiryaki’nin yönettiği film, sinema salonlarında seyircilerle buluşmaya devam ediyor. Filmin oyuncu kadrosunda ayrıca Ecem Erkek, Onur Buldu, Erdem Yener, Sarp Apak, Mert Ege Ak, Lina Çetinkaya, Leya Kırşan, Gamze Karta, Emir Berke Zincidi, Zeynep Çiçekoğlu Süner, Nazlı Yağcı, Ebrar Demirbilek, Ayaz Gülşen, Ayaz Çoban, Masal Ayşe Gencer, Ayça Bilir, Abdullah Şahin ve Tarık Papuççuoğlu ve Oya Başar yer alıyor.
- Basın Bülteni
- Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
Ferhan Baran Yazıyor: Şeytana Hizmet Etmek / Mephisto
‘Mephisto’yu 40 küsur sene önce İKSV festivalleri henüz ‘Uluslararası İstanbul Sinema Günleri’ başlığı altında düzenlenirken tarihi Emek Sineması’nda izlediğimi ve büyülendiğimi hatırlıyorum. Aradan geçen süre zarfında ikinci kez izleme bulamadığım István Szabó’nun 1981 tarihli başyapıtını, ‘Bir Film’in geçen yıl Ocak ayı başlarında düzenlemeye başladığı 11 filmden oluşan üç günlük film maratonunda, üstelik restore edilmiş gıcır gıcır … Devamı…»
Hafıza Israrcıdır / Gizli Ajan
‘Gizli Ajan / O Agente Secreto’ bir western tekinsizliğiyle açılıyor. Şehir dışındaki benzin istasyonunun yanı başındaki mukavvaların altında ayakları dışarda kalmış bir ceset yatmaktadır. Yakıt almak için duran Marcelo (dört başı mamur performansıyla Wagner Moura) olan biteni sorduğunda maktulün üç gündür o halde bekletildiğini öğrenir. Geçen gece elinde yağ tenekeleriyle gelmiş, istasyonun çalışanı adamı tek kurşunla yere indirmiştir. İstasyon sahibi ‘ateş eden kaçtı, karnaval kalabalığında izini kaybettirdi, polisi aradım ne vakittir kimse uğramadı, ceset de bana kaldı’ diye dert yanmaktadır. Benzinciye yaklaşan polis arabasını görünce sevinecek gibi olur ama federallerin derdi sarı vosvosunda bekleyen Marcelo’yu uyuşturucu arama bahanesiyle didikleyip haraçlarını almaktır. Ön jenerikte belirtildiği üzere 1977 yılındayızdır. Usta yönetmen Kleber Mendonça Filho, otokrat yönetimin Brezilya’yı sustalı maymuna çevirdiği yılların ahvalini köpeklerin kokmuş bedene dadandığı bu dehşetengiz açılış sekansıyla çizer.
Hali hazırda 91 ölü vermiş karnaval tüm çılgınlığıyla sürerken, komünist muhalif olarak aranan Marcelo doğup büyüdüğü Recife, Pernambuco’ya sahte bir kimlikle girmiştir. Karısını yitirmiş olan genç adam geride bıraktığı oğluna kavuşma umuduyla dönüş yapmıştır. Sistem muhaliflerini saklayan 77 yaşındaki Dona Sebastiana’nın (muhteşem Tânia Maria) pansiyonuna yerleşir, sonrasında ilişkide olduğu sistem karşıtı direniş örgütü aracılığıyla devlet dairesinde işe yerleşir. Lakin kısa bir süre içinde peşinde iki acımasız tetikçiyle kentte huzur bulamayacağını farkeder. Artık hedefi oğlu Fernando’yu da alıp ülke dışına çıkmaktır.
Sinema eleştirmenliğinden gelmiş Brezilyalı yönetmen, hayranlıkla izlediğimiz ‘Komşu Sesler / O Som Ao Redor’ (2012), ‘Aquarius’ (2016), ‘Bacurau’da (2019) olduğu gibi güç dinamikleri ve sosyal eşitsizlikleri, siyasal baskı ve direnişi ele almış. Ülkemizin benzer bir süreci yaşadığı 1977 yılının Brezilya’sında ‘duvarların kulağı olduğu ve hareketin şüpheli olabileceği’ bir dönemde geçen filmin hikâyesini mizah, aksiyon ve cüretkâr bir erotizm ile harmanlamış.
‘Gizli Ajan’a giden yol auteur sinemacının önceki filmleri kadar ‘Hayaletlerin Resimleri / Retratos Fantasmas’ belgeselinden geçiyor. İlk kez Cannes’da gösterilmiş olan 2023 yapımı 158 dakikalık bu deneysel çalışmada fotoğraf ve arşiv görüntüleri kullanarak çocukluk yıllarına ve geçmiş zaman sinemalarına derin bir nostalji ile yaklaşan Filho, bu defa tamamiyle kurgu, türler arasında sörf yapan ele avuca sığmaz bir sinema aracılığıyla o yılları özlemle anmak, belki de daha etkili bir biçimde yeni kuşaklara tanıtmak istemiş.
‘Aquarius’, Atlas Okyanusu’na nazır sahil kasabası Recife’de para getiren rezidanslar inşa edilmek üzere yıkılmak istenen, filme adını vermiş eski ama görkemli apartman dairelerinden elde kalan sonuncusunu terketmeyip direnişini sürdüren yaşlı Clara’nın (muhteşem Sonia Braga) hikâyesiydi. Filho film gösterildiğinde yaptığı söyleşisinde ‘Bizler mekânımızla bütünleşiyoruz. Anılarımız kimliğimizi oluşturuyor. Tarihi binaları yok ederek birkaç kuşağın kültürünü yok ediyorsunuz, anılarını siliyorsunuz’ şeklinde isyanını dile getirmişti.
‘Gizli Ajan’ adı ve filmin hareketli temposu farklı beklentiler yaratacaktır belki, ancak sinemacı, ‘Samba No Arpège’in kıpır kıpır müziği, rengârenk atmosferi ve cıvıl cıvıllığıyla kaybolup gitmiş bir çağı, tüm baskıya rağmen sıradan insanların umut dolu direnişini yoğun bir nostalji duygusuyla perdeye taşıyor. Bu noktada ülkesinin aynı dönemine, Walter Salles başyapıtı ‘I’m Still Here: Hâlâ Buradayım’ın (Ainda Estou Aqui – I’m Still Here) acı ve hüzünle yoğrulmuş trajik yorumundan farklı yaklaşıyor. Lâkin tüm haylazlığının ardında, globalizasyon sonrası dünya kültür arenasının tek tip hale geldiği çağımız çöllüğünden geçmişin otantik Brezilya’sına, Recife’nin çoktan yıkılmış görkemli sinema salonlarına duyduğu özlemi aynı süreçten geçmiş bizlere de geçirmesini biliyor. Ama ‘hafıza ısrarcıdır’. Filho’nun filmleri yaşadığımız kaotik çağda geçmişimizi kapı dışarı etmek isteyenlere, anılarımızı yok etmeye çalışanlara karşı direnişin savaşçısı olmayı hep sürdürecektir.
(30 Ocak 2026)
Ferhan Baran
ferhan@ferhanbaran.com




