Şeytana Hizmet Etmek / Mephisto

‘Mephisto’yu 40 küsur sene önce İKSV festivalleri henüz ‘Uluslararası İstanbul Sinema Günleri’ başlığı altında düzenlenirken tarihi Emek Sineması’nda izlediğimi ve büyülendiğimi hatırlıyorum. Aradan geçen süre zarfında ikinci kez izleme bulamadığım István Szabó’nun 1981 tarihli başyapıtını, ‘Bir Film’in geçen yıl Ocak ayı başlarında düzenlemeye başladığı 11 filmden oluşan üç günlük film maratonunda, üstelik restore edilmiş gıcır gıcır kopyasıyla sinema perdesinde yeniden deneyimlemek yeni senenin ilk güzel sürpriziydi.

Macar ustaya 1982 yılında en iyi yabancı film Oscar’ını da getiren film, ilk dünya savaşındaki ağır yenilginin ardından karanlığa sürüklenen 1930’lar başı Almanya’sında yıldızı hızla parlayan tiyatro oyuncusu Hendrik Höfgen’in (muhteşem Klaus Maria Brandauer) yıldız olma yolundaki hikâyesini anlatır. Hamburg’ta bölgesel bir topluluğun üyesi olan Höfgen işçilerin oyuncularla bütünleşeceği topyekûn bir ‘devrimci tiyatro’ hayalini kurmaktadır. Lakin ihtirası doğrultusunda taşralı bir matine yıldızı olarak kalmaya da hiç niyeti yoktur. Nazi rejimi yükselirken Berlin’e çağrıldığında solcu tiyatro arenasındaki köklerinden kopar ve kariyerinin pırıltısını korumak adına politik duruşunu iktidarın çizdiği sınırlar doğrultusunda yeniden şekillendirmeye koyulur.

Arka sokaklarda Yahudilerin patakladığına tanık olan Höfgen, Nazilerin saldırgan politikalarının farkındadır belki ama büyük şehirde iktidarın gözüne girme dürtüsüyle çevresinde olan biteni görmezden gelir. Arkadaşları, meslekdaşları tutuklanır. Cumhuriyet için endişe duyan karısı ülkeyi terk eder. Siyahi dans hocası ve sevgilisi Alman vatandaşı olmasına rağmen ari ırktan olmadığı gerekçesiyle zorunlu sürgüne gönderilir. Höfgen kaynamakta olan kaptaki kurbağa misali yaşananlara seyirci kalmayı sürdürür. ‘Sen bu liberallikle diktatörlüğe bile alışırsın’ diyen yakınlarının sözüne kulak asmaz. Zor durumdaki yakınlarını kurtarma düşüncesiyle kendini kandırır. Kariyerinde hızla yükselerek Devlet Tiyatrosu’nun başına getirildiğinde ruhu iktidar ateşiyle tutuşmuş sanatçının geriye dönüş olanağı kalmamıştır artık.

Film, ünlü Alman edebiyatçı Thomas Mann’in oğlu Klaus Mann’ın 1936 yılında yayımlanan aynı adlı eserinden uyarlanmış. Roman piyasaya çıktığında Reich’ın şeytani girişimleri henüz plan aşamasındadır. Polonya’nın işgaline, Kristallnacht’ın (Kristal Gece) yaşanmasına daha 3 yıl vardır. Romanın ana karakteri, Mann’ın yasak bir eşcinsel ilişki yaşadığı dönemin parlak oyuncusu Güstaf Gründberg’den esinlenmiştir. Ancak Macar sinemacı, Höfgen’i heteroseksüel bir gönül çelici olarak yorumlamış, iktidarın gücüne teslim olmuş yandaş bir sanatçının ibret verici hikâyesini öne çıkarmak istemiş.

‘Mephisto’ iktidar ile iş birliği yaparak kendi çevresine ve ideallerine ihanet eden bir sanatçının ibret verici hikâyesidir. Goethe’nin ünlü ‘Faust’unun Berlin sahnesindeki en göz alıcı Mephistopheles’i olarak gönüllerde taht kurmuş Höfgen, şan ve şöhret uğruna ruhunu şeytani emelleri olan diktatöre satan zavallı Faust’un yersiz ve zamansız iz düşümüdür. Geçmişte olduğu gibi günümüzde, hatta yanı başımızda ruhunu ve ahlâki değerlerini güçlü olanın emrine vermiş nice sanat aktörlerine denk geliyoruz. İtaatkâr davranışlarının mükâfatını alan, gelmekte olan kötülüğe çıkarı için, biraz da korktuğundan gözlerini yuman, kulaklarını tıkayan nice yerli/yabancı Höfgenlerin tarih önünde mahkûm edilecek olmanın tedirginliğini taşıdığına eminim. Biraz sesini çıkarıp itiraz etmeye başladıklarında ‘sen işine bak oyuncu parçası yoksa böcek gibi ezilirsin’ karşılığını alacakları gün yakındır. O gün geldiğinde Höfgen gibi yandaşların ‘benden ne istiyorlar, ben sadece bir oyuncuyum’ demeye hakkı olmayacaktır.

Sözlerimi noktalarken ‘Bir Film’e bu güzel sürprizi için teşekkür etmek istiyorum. Szabó’nun Brandauer’in benzersiz yorumuyla devleşen ünlü üçlemesinin diğer iki filmini ve özellikle sinema-tarih iş birliğinin en başarılı örneklerinden 1985 yapımı ‘Albay Redl / Oberst Redl’ı da yenilenmiş kopyasıyla yeniden sinema perdesinde izleme dileğimi de ekliyorum.

(21 Ocak 2026)

Ferhan Baran

ferhan@ferhanbaran.com