3. Bingöl Uluslararası Kısa Film Festivali Ödül Töreni ile Sona Erdi

3. Bingöl Uluslararası Kısa Film Festivali ödül ve kapanış töreni yapıldı. Üniversite kampüsünde gerçekleştirilen törende, Türkiye, İran, Azerbaycan, Afganistan ve Kazakistan’dan başvuran ve finale kalan 24 eserden sahneler izletildi. Sabah Mohammadi’nin yönettiği Ghorobe Tolani adlı film festivalin en iyi filmi seçildi, Muhammed Furkan Daşbilek’in Bir Nehir Kıyısında adlı filmi ikinci ve Mitra Raees Mohammadi’nin Tame-e Shirin-e Tariki adlı filmi üçüncü oldu.

3. Bingöl Uluslararası Kısa Film Festivali Ödül Töreni ile Sona Erdi yazısına devam et

Kemal Kuruçay’ı Kaybettik

Oyuncu Kemal Kuruçay, 22 Ekim 2021 Cuma günü hayatını kaybetti. Zor Baba, Çılgın Yuva, İnadım İnat, Sevgili Düşmanım, Reyting Hamdi, Seksenler, İnce İnce Yasemince adlı dizilerde oynayan sanatçının filmleri arasında Harbi Define, Manda Yuvası, Mandıra Filozofu, Zilin Sesi, Mandıra Filozofu İstanbul, Baba Mirası, Bizim Semtin Çocukları gibi filmler var. Kuruçay’ın cenazesi, 23 Ekim Cumartesi günü Ankara Karşıyaka Mezarlığı’ndaki Ahmet Efendi Camii’nde ikindi vakti kılınacak cenaze namazını müteakip toprağa verilecek. Merhuma tanrıdan rahmet, kederli ailesine sabırlar dileriz.

Sword Art Online The Movie Progressive Aria of a Starless Night

Ayako Kono’nun yönettiği ve Yoshitsugu Matsuoka, Haruka Tomatsu, Inori Minase ile Bryce Papenbrook’un seslendirdiği animasyon film Sword Art Online The Movie Progressive Aria of a Starless Night, 07 Ocak 2022’de CGV Mars Dağıtım tarafından vizyona çıkarılıyor.
Asuna Yuuki, NerveGea’yı ilk taktığı gün ortaokul üçüncü sınıfta öğrenciydi ve daha önce hiç online oyun oynamamıştı. Dünyanın ilk VRMMORPG’si Sword Art Online piyasaya sürüldüğünde halen oturum açmış olmanın heyecanını taşıyan oyuncular, Game Master oturumu kapatmalarını engellediğinde kendilerini oyunun içinde sıkışıp kalmış bulurlar.

Sword Art Online The Movie Progressive Aria of a Starless Night yazısına devam et

Ambulans

Michael Bay’ın yönettiği ve Jake Gyllenhaal, Yahya Abdul Mateen II, Eiza Gonzalez ile Devan Long’un oynadığı Ambulans (Ambulance), 18 Şubat 2021’de UIP Filmcilik dağıtımıyla UIP Filmcilik tarafından vizyona çıkarılıyor.
Gazi Will Sharp karısının tedavi masraflarını karşılamak için paraya sıkışmıştır. Yardım istememesi gerektiğini bildiği birinden, evlatlık erkek kardeşi Danny’den yardım ister. Karizmatik, azılı bir suçlu olan Danny, yardım yerine kendisine bir soygun teklif eder; Los Angeles tarihinin en büyük banka soygunu, 32 milyon dolar. Will, karısının hayatı tehlikede olduğu için bu teklife hayır diyemez. Ama kaçış planları son derece ters gidince, içinde hayata tutunmaya çalışan yaralı bir polis ve başarılı bir acil yardım görevlisi olan Cam Thompson’ın da bulunduğu bir ambulansı kaçırırlar.

  • Basın Bülteni
  • Fotoğraflar
  • Facebook
  • Fragman
  • IMDb

Ambulans yazısına devam et

Tufan Taştan’ın Ödüllü Filmi Sen Ben Lenin, 26 Kasım’da Vizyona Girmek İçin Gün Sayıyor

Tufan Taştan’ın yönettiği ilk uzun metraj film Sen Ben Lenin, 26 Kasım’da vizyona girmeye hazırlanıyor. Bugünlerde 45. Sao Paulo Uluslararası Film Festivali’nde yarışan, önümüzdeki günlerde ise 32. Ankara Film Festivali’nde yarışacak olan film, 40. İstanbul Festivali’nden Jüri Özel Ödülü, 28. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali’nden ise Adana İzleyici Ödülü ile dönmüştü. Film, Karadeniz’de bir kasabanın kıyısına vuran Lenin heykelinin başbakanın katılımıyla gerçekleşecek açılış töreninden hemen önce çalınmasını ve Ankara’dan görevlendirilen iki polisin, kayıp Lenin heykelinin peşine düşmesinin hikâyesini merkezine alıyor.

Güney Amerika’dan Vahşet Anıları

İstanbul Modern Sinema, 31 Ekim Pazar gününden başlayarak bir hafta boyunca Şilili usta belgeselci Patricio Guzmán’ın üç önemli filmine ev sahipliği yapıyor.

Şilili usta belgeselci daha önce İKSV festivallerinde izleme şansını yakaladığımız yapıtlarından 2010 yapımı ‘Işığa Özlem / Nostalgia de la Luz’da çocukluğunun huzurlu ülkesinden söz eder. Astronomiye olan ilgisinin kaynağından, Pasifik Okyanusu ile And dağları arasında yer alan Atamaca çölüne konuşlanmış dev teleskoplar aracılığıyla uzak yıldızları keşfin büyülü serüvenini dile getirir. Devlet başkanlarının caddelerde korumasız gezindiği barış dolu yıllar fazla uzun sürmemiştir gerçi. Amerikan desteğiyle Salvador Allende’yi deviren general Pinochet’nin kanlı darbesi demokrasi hayalleriyle birlikte bilimsel çalışmaları da toprağa gömecektir.

2015 yılında Berlin Film Festivali’nden en iyi senaryo ödülü ile dönen Sedef Düğme / El Botón de Nácar’da yönetmenin kendi sesinden hiçbir canlının, kuşların böceklerin yaşamadığı Atamaca çölünü, ‘yıldızlara açılan pencereler’ olarak tanımladığı teleskopların kurulu olduğu bu 10.000 yıllık transit yolun tarihini öğreniyoruz. Guzmán kaya çizimlerinde Kolomb öncesi uygarlıkların izini sürer. Köle gibi çalıştırılmış 19. yüzyıl madencilerinin ikamet ettiği ve daha sonra Pinochet diktatörlüğünün toplama kampı olarak kullanılmış Chacabuco kalıntılarının peşine düşer. 17 yıl sürecek olan kanlı diktatörlük döneminde 30.000 kişinin işkence gördüğünü, bir o kadar sayıda kişinin de kayıp olduğu gerçeğinden yola çıkarak uçsuz bucaksız çölde geçmişin izini sürer bıkmadan usanmadan. İşkencecilerin serbestçe dolaştığı ülkede kayıp yakınlarını aramaya devam eden kadınlara bu çileli süreçte yoldaş olur. 90’lı yıllarda ortaya çıkarılan toplu mezarları belgeler. Umutsuzca sevdiklerinden kalanları arayan bugün artık yaşları hayli ilerlemiş kadınların sesine kulak vererek, kayıpların ölmüş bedenlerinin okyanusa atılmış olduğu şüphesini araştırmaya karar verir.

‘Işığa Özlem’in karasal arayışını suda devam ettiriyor ‘Sedef Düğme’. Şili’nin yaşayan usta şairlerinden Raul Zurita’nın ‘hepimiz tek sudan gelen nehirleriz’ dizesiyle açılan filminde dünyadaki yaşamın temel kaynağı olan suyun hafızasına kulak veriyoruz. 4.200 kilometre sahil şeridi bulunan Şili’de halkın suyla olan ilişkisine değinen Guzmán suyun ailenin bir parçası sayıldığı toprakların atalarının hikâyesine kadar uzanıyor. Günümüz araştırmalarında kuyruklu yıldızlardan dünyamıza geldiği tartışılan suyun nimetlerini de tehlikelerini de kabul etmiş, ölenlerin ruhlarının gökteki yıldızlara dönüştüğüne inanmış kadim Patagonyalıları tanıtıyor. Batılı sömürgecilerin kıtaya gelişi ve vahşi soykırıma sıra geliyor daha sonra. Bir sedef düğmeye tav olarak medenileştirilmek (!) üzere İngiltere’ye götürülen ve ruhunu kaybeden Jimmy Button’ın (soyadı o sedef düğmeden gelmektedir) hikâyesini öğreniyoruz.

Acımasız soykırımla yerli nüfusun nasıl yok edildiğini ve günümüzdeki Şilili halkın doğadan ne ölçüde kopuk olduğunun hazin hikâyesine kulak veririz yine yönetmenin kendi ağzından. Bu tarihsel katliam Pinochet yönetimin zulüm dolu yıllarına bağlanır. Patagonya’nın başkenti Dawson adasında Allende yanlılarının işkence gördüğünü öğreniriz. Ve ülkesinin okyanusun derinliklerine gizlenmiş utancını açığa çıkarmaya gelir sıra. İşkencede öldürülen siyasi suçluların göğüsleri üzerine otuz kilo ağırlığında ray parçaları bağlandıktan sonra paketlenmiş bir halde helikopterlerle suya atıldığı temsili olarak canlanır perdede. Deniz dibinde yapılan araştırmalarda paslanmış bir ray parçası üzerinden insan kalıntılarının yanında bir sedef düğme bulunmuştur. Ve bu sedef düğme Patagonya yerlileri ile Pinochet kurbanı masumların ortak yazgısının sembolü, vahşet anılarının tanığı olarak belleklere kazınır.

Patricio Guzmán’ın geçmişin acılarıyla cebelleştiği filmleri günümüz Şili aydınının hak ve adalet çığlığıdır. ‘İnsan zulmünün sonu yoktur’ diyor yönetmen. Suçlular yargılanmadıkça ölenlerin ruhları huzur bulmayacak, kayıplar bulunmadıkça aileleri huzura kavuşamayacak diye ekliyor. 46 yıldır ülkesinden uzakta yaşayan usta sinemacının yıllardır süren çabasının şimdilik son halkası olan ve geçtiğimiz yıl Cannes’da ödüllendirilen son filmi ‘Rüyaların Dağları / La Cordillera de los Sueños’da ise Şili’yi çepeçevre saran And Dağları’nda geçmişinin izini sürer. Çocukluğunu geçirdiği harabeye dönmüş evinden yükselen dumanın ruhunu hiç terk etmediğinden dem vurur. Şili’nin diktatörlükle yitirilen saf neşesine kavuşabilmesi tek dileği. 70’lerde çektiği belge filmlerle ülkenin acı yakın tarihine tanıklık eden Pablo Salas ile tanıştırır bizleri. Üçüncü dünya ülkelerinin zengini kayıran, yoksulu sömüren ekonomik sisteminde bunalan insanlarıyla benzer şeyler yaşadığımızı duyumsayarak kederleniriz.

(29 Ekim 2021)

Ferhan Baran

ferhanbaran@gmail.com

Korkut Akın Yazıyor: Dune: Çöl Gezegeni: Korku Her Zaman Belirleyicidir

İyi edebiyat her zaman için her kesimden insanın baş tacıdır. İyi bilimkurgu da benzer şekilde aranır, okunur, ufuk açar. Dune da öyle oldu. 1965 yılında çıkan, Frank Herbert’in Dune’u bilimkurgunun da temelini oluşturdu. Filmcilerin bu önemli özellikten uzak kalması beklenemezdi ve birçok bilimkurgu filmde Dune’un etkisi görüldü. Bilebildiğim, takip edebildiğim kadarıyla birçok sinemacının hayalinde yatan Dune’u filme çekme düşünü Denis … Devamı… »

5. Vişegrad Kültürel Program Serisi’nin İkinci Ayağı İzmir’de Festival Havasında Gerçekleşiyor

Macaristan geçtiğimiz Temmuz ayında Polonya, Çekya, Slovakya ve kendisinin de dahil olduğu Vişegrad Grubu’nun (V4) başkanlığını üstlendi. ve Vişegrad kültürünü geniş kitlelere ulaştırmak adına bir yıla yayılacak bir kültür programı serisi hazırladı. İlk olarak İstanbul’da Macar sanatçılar Janos Korodi ve Andras Szigeti’nin Passenger isimli sergisiyle başlayan program, Hezarfen Film Galeri ve İzmir Mimarlık Merkezi işbirliğiyle İzmir’de devam ediyor. Programda, Son Dönem Orta Avrupa Sineması temalı film gösterimleri de yer alıyor. Usta ve genç yönetmenlerin birçok festivalden ödülle dönen yapımlarını bir araya getiren gösterimler sinemaseverleri karşılıyor.

5. Vişegrad Kültürel Program Serisi’nin İkinci Ayağı İzmir’de Festival Havasında Gerçekleşiyor yazısına devam et