Suç İmparatorluğu

Bazı yabancı oyuncuların para karşılığı röportaj verdiği, aldıkları paraları hayır işlerine aktardıkları zaman zaman medyaya yansıyor. Aldıkları parayı hayır işlerine değil kendi cebine aktaranlar da var tabiî ki. Bizim sanatçılar arasında da bu işlemin yaygınlaşmaya başladığını, röportaj vermelerde, restaurant, AVM açılışlarını şereflendirmelerde vs. açıkça para istendiğini duymuştuk. Fısıltı gazetesine yansıdığına göre geçtiğimiz hafta sona eren 2. Malatya Uluslararası Film Festivali’nde ise bir ilk yaşanmış. Kendisine onur ödülü verilecek sanatçının birisi para almadan ödül almaya gelmeyeceğini bildirmiş. Festivalin başlamasına 15 gün kala para konusunda ikna edilmiş ve önce kamera arkasında takır takır ödeme yapılarak kendisi “onurlandırılmış”, sonrada sahnede alkışlar arasında kendisine onur ödülü heykelciği verilmiş. Tabi ki yılların sanatçısı, ödül takdimi gecesinde sahneye çıktığında hayranlarını klâsik cümlelerle, “Sizlerin alkışlarınızla yaşıyoruz. Bizlere can veriyorsunuz. Yaşama şevkimizi arttırıyorsunuz. Aranızda bulunmak ne kadar güzel.” vs. diyerek selâmladı. Başkasını bilemem ama en azından bendenizin gözlerindeki, o parayla satın alınamayacak hayranlık ışıltısı yok olmuştu. Şöhreti sönmeye yüz tutmuş, eski görkemli günlerini kaybetmiş sanatçılarımız da tabi ki her zaman başımızın tacıdır. Maddi, manevi, her zaman ve her yerde kendilerine en yüksek dereceden yaşama imkânı sağlanmalıdır ama en azından “onurlandırıldıkları” etkinliklerden para istemeleri işin ruhuna aykırı gibime geliyor. Hadi gelen taleplere yetişemediklerini gerekçe göstererek, menajerlerine talimat versinler, “doğum günlerine 15 liraya, taziyelere 3 liraya, 5 çaylarına 8 liraya geliriz” diye tarife belirlesinler, ona bir şey diyeceğimiz yok. O zaman biz eski hayranları da şakşakçılık denilen mesleğe intisap eder, gittiğimiz galalarda, törenlerde, alkışlarımız için para talebinde bulunabiliriz doğal olarak. Sıradan alkış 3 TL, az porsiyon candan alkış 5 TL, sevgisinden ölünecek derecede hayran alkışı 15 TL, vs. vs. Nasılsa askerliği de parayla satmaya başladık. Hakikaten bu her şeyi paraya tedavül etme işi memleketin geleceği açısından bir hayli kazançlı olacak gibi görünüyor. Ne bileyim, mahkemelerin de kapısına pekâlâ tarife asılabilir: Adam öldürme 800, hırsızlık 400, taciz 500, yan bakma 100, küfür 50 TL. Parayı tahsil ettikten sonra ver adamın eline bir belge, üstünde “suçtan münezzehtir” veya “suçtan varestedir” yazsın. (Niye böyle yazsın, şundan: Padişahımız efendimizin zamanından kalma kelimelerin manasını bilmeyenler okuduğunda belgeyi bir taltif, bir iltifat vesikası olarak algılasınlar diye. Para olmasa da bu da bir kazançtır netekim.)

Sadi Bey’in Twitter Günlükleri:

11 Kasım’da vizyona giren 2 yerli film, “Beni Unutma” ile “Gelecek Uzun Sürer”in talihsiz bir benzerliği var. Her iki filmde, ilk …

… filmleriyle kariyerlerine zirveden başlayan yönetmenlere ait. İkinci filmlerinde, Özcan Alper “Sonbahar”daki, Özer Kızıltan ise …

“Takva”daki başarısına maalesef erişemiyor. Tabi ki gönül onlardan daha güzel filmler bekliyordu. Özer Kızıltan’ın filmi adıyla da …

… dillere dolandı. Neredeyse daha dün, 30 Nisan 2010’da hem de son bölümü sinemalarımızda 18 Kasım’da vizyona giren “Alacakaranlık …

… Efsanesi”nin ünlü yakışıklısı Robert Pattinson’un başrolünü oynadığı “Remember Me”yi “Beni Unutma” adıyla sinemalarımızda izlemişken …

… Özer Kızıltan’ın filminin de “Beni Unutma” adıyla vizyona girmesi yadırgandı. Sadece onunla kalsa iyi, atalarımızın dediği gibi “elin…

… ağzı torba değil ki büzesin”, yakın tarihlerde 2 tane daha “Beni Unutma” izlemişiz, yazayım: 13 Haziran 2003’de Andy Tennant’ın …

… yönettiği “Sweet Home Alabama”yı, 26 Aralık 2003’te ise Gabriele Muccino’nun yönettiği “Ricordati di Me”yi “Beni Unutma” adlarıyla …

… sinemalarımızda izlemişiz. Bir tane daha “Beni Unutma” var Ekim 1983’te gösterime giren ama onun orijinal adını tesbit edemedim. (Twitter’da bu filmin Orhan Elmas’ın yönettiği “Beni Unutma” olduğunu hatırlatan sevgili Ali Ulvi Uyanık’a teşekkür ederim.)

Sinemamızın büyük ustası Lütfi Ömer Akad’ı kaybettik. Allah rahmet eylesin, mekânı cennet olsun. Büyük ustanın adı Ömer Lütfi Akad …

… Lütfi Akad olarak da medyada geçiyor. Bendeniz de yeni öğrendim, rahmetli kendisine Lütfi Ömer Akad denmesini istermiş, Ömer Lütfi …

… Akad olarak anılmasına çok sinirlenirmiş. Kendisini ebediyete uğurladık, bundan böyle bu arzusuna dikkat edelim derim.

İnternet ortamında faaliyete başlayan yeni sinema sitesi Ekşi Sinema’ya başarılar diliyorum. Bu web sitesi “Ekşi Sözlük”te yazan birkaç …

… amatör yazar tarafından kurulduğunu beyan ediyor. Ancak genel algılama “Ekşi Sözlük”ün yan kuruluşu şeklinde. Önümüzdeki günlerde …

… bir ihtilaf vukuunda büyük ihtimalle “Eksi Sinema” olarak faaliyetini sürdürecek gibime geliyor. Not düşeyim dedim.

(27 Kasım 2011)

Sadi Çilingir

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir