Aldığımız Nefes Dünya Yolculuğuna Mısır’da Devam Ediyor

Şeyhmus Altun’un yazıp yönettiği, Türkiye – Danimarka ortak yapımı film Aldığımız Nefes, uluslararası yolculuğunu sürdürüyor. Film, 12 Kasım – 21 Kasım tarihleri arasında Kahire Uluslararası Film Festivali’nde gösterilecek. Başrolünde Defne Zeynep Enci’nin yer aldığı filmde ayrıca Hakan Karsak, Sacide Taşaner, Rüzgâr Usta, Aras Kavak ve Deniz Kavak oynuyor. Film, kimya fabrikası patlamasıyla sarsılan küçük bir kasabada, hayatı bir anda değişen on yaşındaki Esma’nın gözünden bir felâketin ardından ayakta kalma çabasını anlatıyor. Erken yaşta büyümek zorunda kalan Esma’nın hikâyesi, yok sayılmaya karşı umutla direnmenin zarif bir portresini çiziyor.

Aldığımız Nefes Dünya Yolculuğuna Mısır’da Devam Ediyor yazısına devam et

Özel Hayat

Rebecca Zlotowski’nin yönettiği ve Jodie Foster, Daniel Auteuil, Virginie Efira, Mathieu Amalric, Vincent Lacoste, Luana Bajrami, Noam Morgensztern ile Sophie Guillemin’in oynadığı Özel Hayat (Vie Privee – A Private Life), 05 Aralık 2025’de Bir Film dağıtımıyla Bir Film tarafından vizyona çıkarıldı.
Tanınmış psikiyatrist Lilian Steiner, uzun yıllar terapistliğini yaptığı bir hastasının ölüm haberiyle sarsılır. Hastanın kaybı ilk bakışta intihar gibi görünse de, Lilian Steiner olayın arkasında cinayet olduğuna inanmaya başlar. Merak ve suçluluk duygularına yenilince eski kocası Gabriel’in yardımıyla gizli bir soruşturma yapmaya girişir.

  • Basın Bülteni
  • Web Sitesi
  • Fragman
  • IMDb

Özel Hayat yazısına devam et

Ne Kadar Vahşet O Kadar Reyting / Ölüme Koşan Adam

Stephen King’in ilk kez 1982 yılında Richard Bachman takma adıyla yayımlanmış olan romanı ‘Ölüme Koşan Adam / The Running Man’ Amerika’nın 2025 yılındaki geleceğine dair hayli karamsar öngörüler içerir. Eser ilk kez 1987 yılında sinemaya uyarlanmış, Paul Michael Glaser’in yönettiği, Arnold Schwarzeneger’in başrolünü oynadığı film ülkemizde ertesi yıl ‘Ölüme Karşı Koşan’ adıyla gösterilmiş ve genel olarak vasat bulunmuştur. Hoş bir tesadüf olarak tam da özgün hikâyenin geçtiği 2025 yılında gösterime giren yapım, bu kez çağımızın başarılı sinemacısı Edward Wright’ın ellerine teslim edilmiş.

Halkın ‘yukardakiler’ ve ‘aşağıdakiler’ olarak kesin bir çizgiyle ikiye ayrıldığı yakın geleceğin Amerikan toplumunda, aşağı yakadan Ben Richards (Glen Powell) işçi arkadaşlarını korumak için itirazda bulunduğundan ekmek kapısından olduğu gibi, ‘Network’ (Şebeke) adındaki devasa sistemin kara listesine alınmıştır. Genç emekçi, kucağında küçük kızıyla geldiği iş yerinde yalvarmasına rağmen kapı dışarı edilir. Yaşamlarını sürdürebilmek ve hasta çocuklarına ilâç alabilmek için karısı Sheila (Jayme Lawson) ucuz kulüplerde çift vardiya garsonluk yaparken, genç adamın acil bir gelir kaynağı bulması lâzımdır.

Tüm kapılar yüzüne kapandığında, Ben çareyi ülkenin tekel yayın kanalındaki yarışmaya katılmakta bulur. Filme özgün adını veren ve canlı yayınlanan ölümcül şovda, seçmeleri başarıyla geçen yarışmacılar milisler ve ‘avcı’ adı verilen yüzleri maskeli silahlı kişilerden kaçmak için mücadele ederler. Bu vahşi seyirlik, Roma’nın Kolezyum günlerindeki barbarlığını andırmakta olup, yoksul halka çaresizliğini unutması için servis edilen uyuşturucudan başka bir şey değildir.

Ne kadar vahşet varsa reytinglerin o denli yükseldiği görsel medya ortamında, bu insafsız kovalamacanın göz kamaştırıcı ödülleri de vardır. Yarışmacıların kazancı avcılardan saklanabildikleri her gün katlanarak artar. İzleyiciler ise onları ihbar ettiğinde para ödülü kazanmaktadır. Özgürlüğün olmadığı, adaletin işlemediği, teknolojinin insan haklarını suistimal ettiği bu kaotik düzende, yoksulu yoksula kırdıran düzen sürüp giderken, avcıların ve halktan milislerin elinden kaçmayı başaracak olan Ben, toplu bir karşı örgütlenmenin yolunu açmayı başarabilecek midir?

İlk kez 14 yaşındayken okuyup etkinlendiği ve aslına sadık olmayan Glaser yorumundan hiç de memnun kalmadığını ifade eden Wright, eline geçen fırsatı iyi kullanmış. ‘Dün Gece Soho’da / Last Night in Soho’nun (2021) başarılı yönetmeni, Hollywood ana akım sinemasında sıkça rastlamadığımız ‘sınıf çatışması’nın altını özenle kaleme alarak, olan bitenin salt bir ‘iyi-kötü’ mücadelesi olmayıp, başkanın da müdahil olduğu bir sistem sorunu olduğunun altını çiziyor. 80’li yıllardaki Reagan döneminin hoşnutsuzluklarını içeren özgün metni distopik bir yakın geleceğe taşıyarak, halen otoriter bir düzenin baskıcı ortamını solumakta olan ve bundan hiç de memnun olmayan aydın Amerikalıların hislerine tercüman oluyor.

Benzer kaygılar taşıyan, halen gösterimde olan yılın önemli yapımlarından Paul Thomas Anderson’ın ‘Savaş Üstüne Savaş / One Battle After Another’ı denli çok boyutlu bir film değil bu kuşkusuz. Ancak 70’li 80’li yılların politik gerilimleri ile çağımızın soluk soluğa aksiyon sineması arasında keyifli bir denge kurduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.

(19 Kasım 2025)

Ferhan Baran

ferhan@ferhanbaran.com

Kurtuluş Projesi

Phil Lord ile Christopher Miller’in yönettiği ve Ryan Gosling, Sandra Hüller, Lionel Boyce ile Ken Leung’un oynadığı Kurtuluş Projesi (Project Hail Mary), 20 Mart 2026’da TME Films dağıtımıyla Sony Pictures tarafından vizyona çıkarıldı.
Fen bilgisi öğretmeni olan Ryland Grace, Dünya’dan ışık yılları uzaklıktaki bir uzay gemisinde gözlerini açar. Görevinin, Güneş’i yok edecek gizemli bir maddeyi durdurmak olduğunu hatırlayan Ryland Grace, insanlığı kurtarmak için özel bilgilerine ve sıra dışı zekâsına güvenmek zorundadır. Ancak hiç beklenmedik bir dostlukla karşılaşınca bunu tek başına yapmak zorunda kalmaz.

  • Basın Bülteni
  • Fragman: 1 / 2 / 3
  • IMDb
  • Ferhan Baran Yazıyor

Kurtuluş Projesi yazısına devam et

Portakal Bahçesine Düşen Bombalar / Senden Geriye Kalan

‘Senden Geriye Kalan / Ally Baqi Mink – All That’s Left of You’ Filistin trajedisini üç kuşak Filistinli bir ailenin 75 yıllık yaşamı çerçevesinde anlatan ve her kuşağın yaşadığı travmayı izleyerek günümüze kadar gelen epik bir belge-kurgu yapıt. Film, 1988 yılında Batı Şeria’daki intifada sırasında açılıyor. Hammad ailesinin üçüncü kuşağından genç Nur (Muhammad Abed Elrahman) bir protestoya katılıyor. İsrail askerleri gerçek kurşunlarla müdahale ettiği sırada, ani bir geçişle gencin annesi Hanan (Cherien Dabis) yakın plan yüzümüze bakarak olan biteni anlatmaya başlıyor.

Filmin yönetmenliğini de üstlenmiş olan Dabis bizlere şöyle diyor: ‘Sizi suçlamaya gelmedim. Oğlumun başına gelenleri anlatmaya geldim. Ama iyice anlayabilmeniz için söze dedesinin hikâyesinden başlamam gerekiyor’. Ve böylece 1948 senesine, İngiliz mandası altındaki Filistin topraklarının bölgede kurulacak İsrail Devleti’ne peşkeş çekildiği yıllara dönüyoruz. Deniz kıyısındaki mis kokulu Yafa kentinin önde gelen portakal ihracatçılarından biri olan Hammad ailesi, işgâl altındaki topraklarını Nazi zulmünden kaçan Yahudilere teslim etmemeye kararlıdır. Lâkin sözlerini tutmayan İngilizlerin arkadan bıçakladığı Filistin halkı, hakkın hukukun tanınmadığı kaos ortamında evlerini, bombalanan portakal bahçelerini geride bırakmak zorunda kalır. İsrail askerlerine direndiği için çalışma kampına gönderilen ailenin reisi Şerif (Adam Bakri) hasta karısı ve üç çocuğunun göç etmek zorunda kaldığı Nablus kentine döndüğünde kendi topraklarında birer mültecidirler artık.

Aradan 30 yıl geçtiğinde, böbrek bekleyen anne Münire (Maria Zreik) ölmüştür. Kızlar evlenip uzak diyarlara göç ederken, oğul Salim (Saleh Bakri) karısı, çocukları ve iyice yaşlanmış baba Şerif (Mohammad Bakri) ile birlikte işgâl altında bulunan Batı Şeria’daki baskı altında yaşamaya çalışır. Ardı arkası kesilmeyen silâh sesleri, keyfe keder sokağa çıkma yasaklarıyla İsrail devleti ve askerlerinin zulmü sürmektedir. Şerif’in ‘tüm ülkeyi ele geçirmeden durmayacaklar’ sözü bir kehanet değil o günden bugüne yaşanıyor olanların, Yafa’dan Gazze’ye bir halkın yavaş yavaş yerinden yurdundan edilme sürecinin tespitidir.

İlkokul öğretmeni halim selim Salim, bir sokağa çıkma yasağı bahanesiyle oğlu Nur’un gözleri önünde aşağılanıp hakarete uğradıktan sonra küçük çocuğun öfke dolu bakışlarına hedef olur, ailesi ve vatanını savunmamakla suçlanır. Bu kızgınlıkla büyüyen Nur, başta tanık olduğumuz çatışmada başından vurulmuştur. Ve bundan sonrası başka bir trajedinin öyküsüdür. Çocuklarının ameliyatı için yıllar önce koparıldığı, şimdi bir İsrail kenti olan Yafa-Tel Aviv’e izin belgesi ile dönebilen Salim ile karısı, beyin ölümü gerçekleşen evlatlarını kaybeder. Yaslı anne baba, büyük olasılıkla İsrail vatandaşları için talep edilen organ bağışı teklifini kabûl edecek midir?

Yönetmen Cherien Dabis’i bizde festivallerde gösterilmiş, Filistinli bir ana oğulun daha huzurlu yeni bir yuvaya kavuşma umudu taşıyarak, kazandıkları yeşil kart piyangosuyla işgal altındaki Batı Şeria’dan yeni Chicago’ya göç edişini anlattığı, Cannes’dan FIPRESCI ödüllü 2009 yapımı ilk uzun metrajı ‘Amreeka’dan hatırlıyoruz. Filistinli göçmen bir ailenin ferdi olarak Ohio ve Ürdün’de yetişmiş, Columbia Üniversitesi’nde güzel sanatlar okumuş olan sinemacı, bu kez daha geniş çaplı bir freske soyunmuş, işgâl edilmiş ana yurdunun ebeveynlerinden dinlediği trajik geçmişini yaklaşık 2,5 saat süren epik bir kurguyla sinemaya aktarmış. Halen yaşanmakta olan Gazze soykırımının evveliyatını ibret için tüm dünyaya anlatan ve geniş yığınlara ulaşmasını umduğum bu etkileyici yapım, olgun sinema dili, Tina Baz imzalı yaman kurgusu, Beyrut asıllı Christopher Aoun’un çarpıcı görüntüleri ve üçü Bakri ailesinden olmak üzere başarılı oyuncularıyla övgüyü hak ediyor. Ürdün’ün Oscar aday adayı olan yapımın, en iyi yabancı film dalında iddialı olacağını düşünüyorum.

(18 Kasım 2025)

Ferhan Baran

ferhan@ferhanbaran.com

Ferhan Baran Yazıyor: Ayrılık Vakti / Mavi Ay

Auteur sinemacı Richard Linklater’ın Berlin Film Festivali’nde dünya prömiyerini yapan son çalışmalarından ‘Mavi Ay / Blue Moon’, klasik Amerikan müzikallerinin efsanevi bestecisi Richard Rogers’ın yıllardır birlikte çalıştığı söz yazarı Lorenz Milton Hart’dan kopuşunun ardından, bir diğer söz üstadı Oscar Hammerstein II ile birlikte kotardığı ‘Oklahoma!’ adlı sahne oyununun prömiyeriyle açılıyor. Amerikan halkının … Devamı…»

Moana (Yönetmen: Thomas Kail)

Thomas Kail’in yönettiği ve Catherine Lagaʻaia, Dwayne Johnson, John Tui, Frankie Adams, Rena Owen, Jemaine Clement ile Amaya Masoli’nin oynadığı Moana, 10 Temmuz 2026’da UIP Filmcilik dağıtımıyla Disney Studios Türkiye tarafından vizyona çıkarıldı.
Film, sinemaseverlere, korkutucu ama sevimli Kakamora kabilesi ve “I Am Moana” adlı güçlü şarkıyı seslendiren Moana’yı da ilk kez görme fırsatı sunuyor. Disney’in sevilen Oscar adayı animasyon filmin büyüleyici dünyasını yeniden canlandıran canlı aksiyon uyarlamasında, Moana, Okyanus’un çağrısına kulak veriyor ve kötü şöhretli yarı tanrı Maui ile birlikte Motunui adasının resiflerinin ötesine gidiyor.

  • Basın Bülteni
  • Fragman: 1 / 2 / 3 / 4 / 5 / 6 / 7 / 8 / 9
  • IMDb

Moana (Yönetmen: Thomas Kail) yazısına devam et

Haluk Bilginer ve Feyyaz Yiğit 14 Kasım’da Vizyona Girecek Olan Soyut Dışavurumcu Bir Dostluğun Anatomisi Veyahut Yan Yana Filmini Anlattılar

Son dönemin başarılı projelerinde yer alan Feyyaz Yiğit ile  Haluk Bilginer’in başrollerini paylaştığı Soyut Dışavurumcu Bir Dostluğun Anatomisi Veyahut Yan Yana filmi 14 Kasım 2025 Cuma günü sinemaseverlerle buluşmaya hazırlanıyor. Her projede oyunculuğuyla herkesi kendine hayran bırakan usta oyuncu Haluk Bilginer, Yan Yana filmiyle ilgili görüşlerini, filmde canlandırdığı boynundan aşağısı tutmayan Refik’i ve Feyyaz Yiğit’le olan partnerliğini anlattı.

Haluk Bilginer ve Feyyaz Yiğit 14 Kasım’da Vizyona Girecek Olan Soyut Dışavurumcu Bir Dostluğun Anatomisi Veyahut Yan Yana Filmini Anlattılar yazısına devam et

Zootropolis 2’nin Sürprizleri Devam Ediyor: Fırat Albayram ve Ceyda Kasabalı, Seslendirme Kadrosunda

Zootropolis 2’nin (Zootopia 2) seslendirme kadrosuna Ceyda Kasabalı ve Fırat Albayram katıldı. İlk kez bir animasyon filminde seslendirme yapan ünlü çift, karakterlerine sesleriyle hayat verdiler. Sanatçılar, Lynxley’ler ailesinin iki üyesine ses veriyor. Fırat Albayram, Cattrick Lynxley, Ceyda Kasabalı ise Kitty Lynxley için mikrofon başına geçti. Filmin orijinal seslendirmesinde bu sevilen iki karaktere ünlü Macaulay Culkin ve Brenda Song ikilisi ses veriyor. Zootropolis şehrinin nüfuzlu ailelerinden biri olan Lynxley’ler bir vaşak ailesi ve oldukça tekinsiz bir tarafları var.

  • Basın Bülteni
  • Seslendirme videosu için tıklayınız: 1 / 2 / 3 / 4
  • Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.

Zootropolis 2’nin Sürprizleri Devam Ediyor: Fırat Albayram ve Ceyda Kasabalı, Seslendirme Kadrosunda yazısına devam et

Hizmetçi (Yönetmen: Paul Feig)

Paul Feig’in yönettiği ve Sydney Sweeney, Amanda Seyfried, Brandon Sklenar, Michele Morrone ile Elizabeth Perkins’in oynadığı Hizmetçi (The Housemaid), 09 Ocak 2026’de TME Films dağıtımıyla TME Films tarafından vizyona çıkarıldı.
Hapishaneden şartlı tahliye ile çıkan ve yeni bir başlangıç arayan Millie, çok varlıklı Nina ve Andrew Winchester çiftinin malikanesinde hizmetçi olarak işe başlar. Ancak bu oldukça lüks evin kusursuz görünen duvarları arasında karanlık ve tehlikeli sırlar gizlidir. Millie, işverenlerinin göründüğünden daha dengesiz olduuklarını fark ettiğinde, hayatta kalabilmek için içinden çıkılması çok güç bir oyunun parçası olur.

  • Basın Bülteni
  • Web Sitesi
  • Fragman: 1 / 2 / 3 / 4
  • IMDb

Hizmetçi (Yönetmen: Paul Feig) yazısına devam et

Before Üçlemesi, Boyhood ve Waking Life ile Modern Sinemanın En Özgün Hikâye Anlatıcılarından Biri Olan Richard Linklater, Bir Kez Daha Ethan Hawke’la Buluşuyor

Yönetmenliğini Richard Linklater’ın üstlendiği ve Margaret Qualley, Andrew Scott ve Ethan Hawke’ın başrollerini paylaştığı Mavi Ay (Blue Moon), dünya prömiyerini 75. Berlin Uluslararası Film Festivali’nde yaptı ve Scott’a En İyi Yardımcı Oyuncu Gümüş Ayı Ödülü’nü kazandırdı. Broadway’in altın çağının unutulmaz söz yazarlarından Lorenz Hart’ın yaşamından esinlenen film, müzik ve dostluğun iç içe geçtiği özel döneme içten bir bakış sunuyor.

Before Üçlemesi, Boyhood ve Waking Life ile Modern Sinemanın En Özgün Hikâye Anlatıcılarından Biri Olan Richard Linklater, Bir Kez Daha Ethan Hawke’la Buluşuyor yazısına devam et

Yeni Hikâye, İbi: Uzay Görevi’nin Teaser’ı Yayında

Sevilen animasyon kahramanları İbi ve arkadaşlarının yeni macerası İbi: Uzay Görevi’nin merakla beklenen teaser’ı yayınlandı. Teaser kısa sürede 1 Milyon 700 bin izlenme aldı. Heyecan dolu yeni bir görev için yola çıkan İbi ve arkadaşları 28 Kasım’da sinema izleyicisiyle buluşmak için gün sayıyor. Barış, dostluk ve umut dolu bir hikâyenin içerisinde yer alacak İbi ve arkadaşlarının uzay macerası büyük – küçük demeden tüm sinemaseverleri beyazperdeye kilitleyecek. İbi: Uzay Görevi, süresi boyunca izleyicileri  sadece eğlendirmekle kalmayacak, aynı zamanda “İyiliğin ve dayanışmanın galaksiler ötesinde bile birleştirici güç” olduğunu küçüklere hatırlatacak.

  • Basın Bülteni
  • Teaser’ı izlemek için tıklayınız.
  • Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.

Yeni Hikâye, İbi: Uzay Görevi’nin Teaser’ı Yayında yazısına devam et

Derinlikli ve Gerçekçi: Bir Şair

“İyi mizah, betimlediği dünyayı kabûl eder ve aynı zamanda bizi sorgular. Büyük sanatın yapması gereken de budur. Büyük felsefenin yapması gereken de budur. Mizahı diğerlerinden ayıran şey, bunu başaran günlük bir pratik olmasıdır.” – Simon Critchley

Gerçekçi mizah her şeyi sorgularken yol da gösterir, Simon Critchley’in dediği gibi… Şairler kelimelerden dünya yaratan insanlardır. Sözcüklere verdikleri anlam(lar)la yepyeni hayatlara fırsat tanırlar. Eskilerin deyimiyle, “nevi şahsına münhasır”dırlar, gündelik yaşamla pek araları yoktur, ama hayatın içinde olmaları gerekir. Tutunamayanlardandırlar desek yeridir belki de. Çünkü sadece şairlikle hayatı sürdürmek sanıldığı kadar kolay değildir.

Gençken önemli ödüller de kazanan ve şairlikle yaşamayı seçen ama başarılı olamayan Oscar Restrepo (Ubeimar Rios), yönetmen Simon Mesa Soto’nun bu gerçekçi, gerçekçi olduğu kadar derinlikli, derinlikli olduğu kadar (kara) komediye varan filmini neredeyse tek başına taşıyor. Oscar bir şair, ama şair olarak kimsenin umursamadığı biri… Annesinin (Margarita Soto) yanında, hâttâ ondan para isteyerek alkolikliğin batağında sürünerek yaşar. Ayrıldığı eşinden olan kızı Daniela’yı (Allison Correa) mutlu edebilmek için her şeyi yapmaya hazır. Eskiden gelen öğretmenlik tekliflerini çevirirken, kızının okul taksitini ödeyebilmek için bu kez kabûl eder. Derslere de içkili girdiği için öğrenciler de umursamaz onu.

Hayatın kime neyi ne zaman ve kadar göstereceği bilinmez. Oscar, Yurlady (Rebeca Andrade) adlı öğrencisinin defterine karaladığı şiiri görünce, onunla daha yakın ilgilenir. Öğrencisiyle ilgilenmesi iyi bir şeydir de, genç kızın şiirle pek ilgisi olmadığı gibi yoksul ailesinin biraz da yasadışı para kazanma arzusu nedeniyle sıkıntı yaşar. Filmin belki de en evrensel, dünyanın hemen her yerinde insanın başına gelebilecek bir durumla karşı karşıya kalır. Ne mi olur? “Tilki tilkiliğini anlatana kadar post elden gidermiş” der bir atasözü.

Soyut sanat(çılık) ile somut yaşama savaşı arasında gelip giden bir film… Genel anlamda kültürel birikimi olmayanların, kısa yoldan köşeyi dönme hevesi, şairin ideallerinin insanlara ulaşamadığının, ne denli havada kaldığının, dahası yaşamı bile zorladığının anlatımı. Filmin Berlin’de aldığı “Belirli Bakış” ödülü, sadece konusuyla değil, çekim tekniğiyle de farklı. Sanki 35 mm. çekilmiş izlenimi veren, gerçekçi görüntüler, bir o tarafa, bir bu tarafa dönüyor. Tabii, izleyicinin merakı da kabarıyor.

(17 Kasım 2025)

Korkut Akın

korkutakin@gmail.com

Aldığımız Nefes, İtalya Yolcusu

T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü ve TRT Sinema desteğiyle çekilen, Şeyhmus Altun’un yazıp yönettiği Aldığımız Nefes, Avrupa’daki festival yolculuğunu sürdürüyor. Film, bu kez İtalya’da 08 – 15 Kasım tarihleri arasında yapılan Linea d’Ombra Festivali’nde “In Competition” bölümünde seyirciyle buluşacak. Farklı kültürlerden genç yönetmenlerin yeni anlatım biçimlerine alan açan festivalin, Avrupa sinema takviminde önemli bir yeri var.

Aldığımız Nefes, İtalya Yolcusu yazısına devam et

İsimsiz Eserler Mezarlığı

Melik Kuru’nun yönettiği ve Manolya Maya, Ekremcan Arslandağ, Tuğrul Tülek ile Tülin Özen’in oynadığı İsimsiz Eserler Mezarlığı, önümüzdeki aylarda Başka Sinema dağıtımıyla Demeli Film tarafından vizyona çıkarılıyor.
Aslı’nın hayatı zordadır. Sanat akademisinde üçüncü yılındadır ancak fotoğraflarını henüz ne kendine ne de etrafındakilere kabul ettirememiştir. Ev arkadaşı Murat, çareyi fotoğrafları galerilere pazarlamakta arar. İlk sergi beklenmedik bir gelişmeyle mahvolur. Aile evine geri döner, baba mesleğine el atmak zorunda kalır. Bütün bu anlam kakofonisi içinde hayatta neyin kıymetli olduğu sorusunun cevabı belirsizdir.

  • Basın Bülteni
  • Instagram
  • Fragman
  • IMDb

İsimsiz Eserler Mezarlığı yazısına devam et

Sinemacılık ve Filmcilik Yararına Bağımsız İletişim Platformu