Can Yayınları Eylül ayı yayın programını açıkladı. Bu ayın programında da edebiyat ve düşünce dünyasının nitelikli eserlerinden oluşan bir seçki yer alıyor. Sandro Veronesi’den bir kuşağın hafızasını tazeleyen Kara Eylül; Helene Cixous’nun manifestosu Medusa’nın Kahkahası; Başar Başarır’ın yeni romanı Beni Bir Temiz Dövseler; Gabriel García Márquez, Julio Cortazar, Carlos Fuentes ve Mario Vargas Llosa’nın yıllar süren mektuplaşmalarından oluşan Latin Amerika Patlaması: “Boom” Mektupları bu ay Can Yayınları etiketiyle okurla buluşuyor. Bu ayın klasiklerinde ise Gogol’ün kibri ve bürokrasinin çıkmazlarını gözler önüne serdiği kitabı İki İvan’ın Münakaşası okurlara sunuluyor.
Günlük arşivler: 3 Eylül 2026
Ayvalık Uluslararası Film Festivali 2026 Programı Açıklandı
Seyir Derneği tarafından Ayvalık Belediyesi işbirliğiyle düzenlenen Ayvalık Uluslararası Film Festivali, 14 Eylül’de başlıyor. 20 Eylül 2026 Pazar gününe kadar sürecek festival, dünyanın dört bir yanından 76 filmi seyirciyle buluşturacak. Film gösterimleri sonrası gerçekleşecek söyleşiler, paneller, konser ve yan etkinliklerle festival havası tüm Ayvalık’a yayılacak. Ayvalık Uluslararası Film Festivali’nin biletleri 05 Eylül’den itibaren Biletix, Biletinial ve Fabrika Ayvalık’taki gişe üzerinden satışta olacak. Festival programı bu yıl da kurmacadan belgesele, animasyondan deneysele pek çok farklı alan ve türden filmi bir araya getiriyor.
- Basın Bülteni
- Festival hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
Ayvalık Uluslararası Film Festivali 2026 Programı Açıklandı yazısına devam et
Bilinmeyen / İçimdeki Yabancı
Mayıs ayında Cannes’da dünya prömiyerini yapan Arthur Harari imzalı ‘İçimdeki Yabancı / L’Inconnue’ fantastik sinemanın gözde ‘beden değiştirme’ teması üzerine inşa edilmiş. Film, 40’lı yaşlardaki fotoğrafçı David Zimmerman’ın (Niels Schneider) Paris sokaklarının dünü ve bugününü karşılaştıran antolojik çekimleriyle açılıyor. Aynı gece ressam arkadaşının maskeli balo partisi eşlikli resim sergisine katılan David’in, eğlencenin doruğunda peşinden sürüklendiği ve bodrum katının ıssızında ateşli bir cinsel deneyim yaşadığı esrarengiz kadının (Léa Seydoux) bedeninde uyanmasıyla başlıyor her şey. Olay öncesi bir evlenme yıldönümünde çektiği fotoğrafların karelerine de yansımış olan Eva’nın izini sürmek üzere Almanya’ya giden David, burada ruhu kendi eski erkek bedenine hapsolmuş henüz 20 yaşındaki Malia (Lilith Grasmug) ile karşılaştığında büyük bir şok yaşıyor.
Bu kısa giriş hayli karışık geldiyse haklısınız, çünkü özellikle bir noktadan sonra dikkatli izlenmediğinde elinizden kolayca uçup gidecek bir hikâye var karşınızda. Psikolojik bir dram üzerinden ilerlemeyi seçen Harari’nin filminden öncelikle son dönemde yeniden gündeme oturan ‘Cevher / The Sustance’ benzeri bir ‘beden – korku’ (body horror) çeşitlemesi beklemeyin. Beden değişimi sorumlusunun bilinmeyen bir varlık olduğunu şöyle bir çıtlatarak ve nedeni, nasılı ile ilgilenmeyen filmdeki müsebbibin yine de özgün adından yola çıkarak dişi bir varlık olduğu ileri sürülebilir. Eva’nın bedeninde sıkışmış olsa da olan biteni David’in eril bakışı üzerinden anlatan Harari bir söyleşisinde fotoğraf karelerini paylaştığı mobil telefona çizilmiş diagramlarla kimin ruhu kimin bedeninde bilmecesi oynamayı sevmiş belli ki.
Harari’nin kardeşi Lucas ve en iyi senaryo dalında César ödülü alan bir önceki filmi ‘Onoda, Balta Girmemiş Ormanda 10.000 Gece’de (2022) de birlikte çalıştığı Vincent Poymiro ile birlikte kaleme aldığı ‘İçimdeki Yabancı’, yönetmen ile biraderinin ortaklaşa ürünü ‘Le Cas de David Zimmerman’ adlı çizgi romandan beyazperdeye uyarlanmış. Filmin gerilimi ustaca kurulmuş ilk bir saati ilgiyle izleniyor. Hitchcock tutkunu Harari’nin ‘Vertigo’nun izini süren, bu kez kimlik ötesinde ruhun bir bedenden diğerine geçişinin kâbus yüklü ruhsal açılımlarını işleyen hikâye, Malia vakası ve çok da gerekli olmayan yan öykücüklerle uzamaya ve giderek irtifa kaybetmeye başlıyor.
Séydoux’nun gerçek bir doğumdan hemen sonrası gözle görülür beden değişimi hikâyenin yararına işlemiş gibi duruyor. Schneider’in fiziği de bu film için bir hayli değişime uğramış. Andrea Poggio’nun David Lynch filmlerini anımsatan özgün tınıları da filmin artıları arasında. Lakin dallanıp budaklanan hikâyesini neredeyse bizim yerli diziler gibi uzattıkça uzatan ve finali nasıl getireceğini pek de iyi kestiremeyen Harari’nin özgün çıkışlı filmi yarı yolda nefesini tüketmekten kurtulamamış.
(12 Eylül 2026)
Ferhan Baran
ferhan@ferhanbaran.com


