Turizm ve Sinema BIFF26’da Buluşuyor: Bodrum’un Tanıtımı İçin Yaşayan Set Operasyonu Başladı

02 – 07 Haziran 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilecek BIFF Bodrum Uluslararası Film Festivali, sinemayı yalnızca izlenen bir sanat dalı olmaktan çıkararak, doğrudan deneyimlenen bir turizm ürününe dönüştüren yenilikçi bir projeyi hayata geçiriyor. Festival, incoming turizmi canlandırmaya yönelik bu özel modelle Bodrum’u uluslararası ölçekte yeni bir çekim merkezi olarak konumlandırmayı hedeflerken; festival kapsamında geliştirilen yaklaşımda film, destinasyon ve benzersiz deneyim bir arada yer alıyor. Bu yeni ve özgün yaklaşım sayesinde turizmin gözbebeği Bodrum, klasik tatil anlayışının ötesine geçerek kültür ve sanat odaklı yepyeni bir seyahat rotası olarak öne çıkıyor.

Turizm ve Sinema BIFF26’da Buluşuyor: Bodrum’un Tanıtımı İçin Yaşayan Set Operasyonu Başladı yazısına devam et

Şiva Behrouzfar, Meral Çatlı Rolünü Anlattı

Türk siyasi tarihinin en gizemli isimlerinden Abdullah Çatlı’nın hayatını konu alan ve merakla beklenen Çatlı filminde, Meral Çatlı’yı canlandıran yetenekli oyuncu Şiva Behrouzfar, çekim sürecine dair ilginç, çarpıcı ve duygusal açıklamalarda bulundu. Karakterinin politik bir figürün eşi olmasının ötesinde; “anne” ve “güçlü kadın” kimliğine ısrarla vurgu yaptı. Rolüne hazırlanırken yaşadığı korkuları, Meral Çatlı’yla kurduğu özel bağı ve setin son gününde döktüğü gözyaşlarını basınla ilk kez paylaştı.

Şiva Behrouzfar, Meral Çatlı Rolünü Anlattı yazısına devam et

Ferhan Baran Yazıyor: Ölmek, Uyumak Sadece / Hamnet

Stratford kayıtlarına göre 17. yüzyıl İngiltere’sinde ‘Hamnet’ ile ‘Hamlet’ aynı anlamda isimlermiş. Buradan, Chloé Zhao’nun büyük yankı uyandıran 8 dalda Oscar adayı yeni çalışması ‘Hamnet’in William Shakespeare’in ölümsüz yapıtı ile ilişkili olduğu hemen ortaya çıkıyor. Dahası, Maggie O’Farrell’in filme kaynaklık eden 2020 tarihli aynı adlı çok satan romanını İngiliz yazarın özel yaşamına ilişkin bir fantezi üzerine kurduğu biliniyor. Hikâye … Devamı…»

Görünmez Kaza

Cafer Penahi’nin yönettiği ve Vahid Mobasseri, Mariam Afshari, Ebrahim Azizi ile Hadis Pakbaten’in oynadığı Görünmez Kaza (It Was Just an Accident), 07 Mart 2026’da Başka Sinema dağıtımıyla Mubi tarafından vizyona çıkarılıyor.
Oto tamircisi olan Vahid, cezasını çekmiş olduğu hapishanede kendisine işkence yapmış olabilmesi ihimali olan adamla beklenmedik karşılaştığında, intikam almak amacıyla onu kaçırır. Ancak kaçırdığı Eghbal’ın kimliğine dair tek ipucu, protez bacağından çıkan kendine özgü gıcırtı sesidir. Bu yüzden Vahid, Eghbal’in kimliğini teyit etmek için hapisten yeni çıkmış mağdurlardan oluşan bir çevreye başvurur.

  • Basın Bülteni
  • Fragman
  • IMDb
  • Ferhan Baran Yazıyor

Görünmez Kaza yazısına devam et

Dünya Bir Mayın Tarlası / Sırat

‘Sırat’ ya da özgün afişinde yazdığı üzere ‘Sirât’ çölün ortasında ‘rave’ müziğin hipnotize edici temposuyla sarmalanmış, nefes nefese temposuyla tüm duygulara hitap eden destansı bir kader yolculuğunun eşine kolay rastlanmayacak güncesini perdeye taşıyor.

Filmekimi günlerinde Kadıköy Sineması’nın engin perdesinde ilk kez izlediğimde sarsıldığım, 2025’in en iyileri listemde tartışmasız ilk sıraya yerleşen Oliver Laxe imzalı bu sarhoş edici deneyim, MUBI ile eş zamanlı olarak ve son derece yerinde bir kararla sinema salonlarında da izlenebiliyor.

Adını cennet ile cehennem arasındaki köprüden alan ‘Sırat’ çetin bir yol ayrımına gelmiş çağdaş dünyamızın distopik tasviridir. 3. Dünya Savaşı’nın gelip çattığı yakın bir gelecekte Fas’ın güneyindeki dağların çevrelediği derinliklere anfileri yerleştirenler, ‘rave’in aşkın tınılarıyla herşeyi unutmaya gelmiş kalabalığa istediklerini vermeye hazırdır. Kanyon vadisinde toplanılır ve müzik eşliğinde dans başlar. Gece boyu süren kendinden geçiş, bu bir nevi zikir hali sabahın ilk saatlerinde hızını kaybetmemiştir. Ta ki bir kıta asker gelip sesi susturuncaya kadar. Can güvenliği nedeniyle bölgeye giriş çıkış yasaklanmış olup, bütün AB vatandaşlarının araçlara bindirilerek sınıra doğru yönlendirilmeleri emredilmiştir.

Kalabalığın ortasında 5 aydır kayıp olan ‘rave’ tutkunu kızı Mar’ın izini süren endişeli Luis (Sergi López) ile oğlu Esteban’ın (Brúno Nuñez Arjona) kızı bulmadan ülkeyi terketmeye niyeti yoktur. Baba oğul üç arızalı adam ve iki kadından oluşan bir alt grubun peşine takılarak, Moritanya’nın güneyinde yapılacağı rivayet edilen bir başka ‘rave’ partisine katılmak üzere konvoydan ayrılırlar.

Askeri araçların girmediği sarp dağ yolları tehlikelerle doludur. Siviller kitleler halinde sınıra doğru ilerlerken, savaşın başladığı duyulur. Üç araçtan oluşan kaçak konvoy engebeli arazide sırat köprüsünden geçer gibi yol almayı sürdürür. Lakin esas tehlike, ‘ölüm kalım’ deneyiminin yaşanacağı mahşer anı henüz gelmemiştir.

Fransa doğumlu Galiçyalı yönetmen filmini ‘izleyiciyi ölmeden ölüme sürükleyen bir içsel yol’ olarak tanımlıyor. Spoiler vermemek için okuyucuya daha fazla bilgi sunamıyorum ancak hakkında fazla araştırmaya girmeden filmi izlemenizi ve mutlaka geniş perdede deneyimlemenizi öğütlerim. Ölüme dair, kedere dair Kangding Ray imzalı tekno ruhuyla havalanacağınız aşkın bir meditasyona, kıyametin gölgesinde soluksuz bir gerginlikle sınanacağınız şok edici bir başyapıta hazır olun.

(12 Şubat 2026)

Ferhan Baran

ferhan@ferhanbaran.com

45. İstanbul Film Festivali, Zurich Sigorta Grubu Türkiye Desteğiyle Metin Erksan’ın Başyapıtlarından Acı Hayat’ı Yeniden Gün Işığına Çıkarıyor

İstanbul Film Festivali, Zurich Sigorta Grubu Türkiye işbirliğiyle bu yıl da Türk sinemasının en önemli yapıtlarını restore ettirerek gün ışığına çıkarmaya ve bu klasiklerin yeni kopyalarını sinemamıza kazandırmaya devam ediyor. Sinemaseverler bu yıl, Metin Erksan’ın sinemaya aktardığı, Türkan Şoray, Nebahat Çehre, Ayhan Işık ve Ekrem Bora’nın başrollerini üstlendiği, 1962 yılı yapımı Acı Hayat’ı restore edilmiş kopyasından izleyebilecek. Sinemamızın en özgün yönetmen ve düşünürlerinden Metin Erksan’ın “Toplumsal Gerçekçi” evresinin en olgun meyvelerinden, Acı Hayat, kara sevdayı Erksan’ın derinlikli görüntü diliyle beyazperdeye taşıyor.

45. İstanbul Film Festivali, Zurich Sigorta Grubu Türkiye Desteğiyle Metin Erksan’ın Başyapıtlarından Acı Hayat’ı Yeniden Gün Işığına Çıkarıyor yazısına devam et

30. Türkiye Almanya Film Festivali Uzun Filmler Yarışması’nda 11 Film

30. Türkiye Almanya Film Festivali Uzun Filmler Yarışması 2026’nın seçkisi belli oldu. Beşi Almanya’dan, altısı Türkiye’den toplam onbir etkileyici Uzun metraj film, izleyiciyle buluşmaya hazırlanıyor. Yarışmadaki üç film Berlinale’den direk Nürnberg’e geliyor. Filmlerden biri uluslararası ilk gösterimini festivalde kutlayacak, beş film ise Almanya ilk gösterimini yapacak. Bu yılki seçkide, iki ülkenin sinemasındaki zengin çeşitliliği, cesur ve derinlikli hikâyeler anlatma cesaretini sevindirici bir şekilde ortaya koyuyor. Uzun filmler seçici kurulu En İyi Film, Büyük Jüri Ödülü, En İyi Kadın Oyuncu ve En İyi Erkek Oyuncu olmak üzere dört ödül verecek.

30. Türkiye Almanya Film Festivali Uzun Filmler Yarışması’nda 11 Film yazısına devam et

Korkut Akın Yazıyor: Bir Ritüeldir Yaşamak: Hamnet

Filmin hem çok ses getirmesinden hem de Oscar adayı, daha da önemlisi hemen herkesin ödül alacağından hemfikir olmasından dolayı Hamnet için bir farklı bakış gerekiyor. Birincisi, Shakespeare temeli nedeniyle, okumamış, izlememiş bile olsa bir fikir var herkesin kafasında; doğru ya da yanlış. Chloé Zhao, Maggie O’Farrell’ın romanından uyarladığı ve yazarla birlikte senaryo yazımına da katıldığı filmde doğal ışık ve … Devamı… »

Özgü Namal Dünya Starlarıyla Gümüş Ayı İçin Yarışacak Özgü Namal’ın Kadın Rakipleri Çok Güçlü!

Özgü Namal, yönetmenliğini İlker Çatak’ın yaptığı Sarı Zarflar filmiyle, 76. Berlin Film Festivali’nde, En İyi Oyuncu Performansı dalında dünyaca ünlü kadın, erkek aktörlerle rekabet edecek. Ana yarışmaya katılan filmlerin aktörleri ile Gümüş Ayı için yarışacak olan Özgü Namal’ın İstanbul’dan Berlin’e uzanan sinema yolculuğundaki kadın rakipleri arasında pek çok ödülün sahibi Juliette Binoche, iki Altın Küre sahibi Amy Adams ve Gümüş Ayı sahibi Sandra Hüller yer alıyor.

Özgü Namal Dünya Starlarıyla Gümüş Ayı İçin Yarışacak Özgü Namal’ın Kadın Rakipleri Çok Güçlü! yazısına devam et

Nusret Şen

1961 yılında Amasya / Gümüşhacıköy ilçesinde gözlerini dünyaya açan yazar, ilkokul ve ortaokul eğitimini ilçede tamamladıktan sonra Askeri okulu kazanmıştır. Askeri görevini üstlendiği yıllarda Tevfik Gelenbe Tiyatrosu’nda oyunculuk eğitimi almış ve çeşitli tiyatrolarda görev yapmıştır. Daha sonra sırasıyla Eskişehir Halkla İlişkiler ve İTÜ Sinema – TV Bölümü’nü bitirmiştir. Yıllar içerisinde Bebek isimli şiiri ile Türkiye birinciliği kazanmıştır. Kuzey Deniz Saha Komutanlığı ve Gölcük Tersanesi marşlarını yazıp bestelemiştir. Onlarca senaryoya imza atan yazar 2015 yılında ortakoltuk.com film eleştiri ve yorumları sitesini kurmuştur. Aktif olarak yazarlığa devam eden Nusret Şen evli ve iki çocuk babasıdır.

Momo

Christian Ditter’in yönettiği ve Alexa Goodall, Araloyin Oshunremi, Claes Bang ile Martin Freeman’ın oynadığı Momo, 13 Şubat 2026’da CJ ENM dağıtımıyla Rodi Medya tarafından vizyona çıkarıldı.
Eski bir Roma amfi tiyatrosunun kalıntıları arasında yaşayan ve mahalledeki herkesle arkadaş olan yetim kız Momo, çevresindeki kişilere huzur veren birisi ve çok da iyi bir dinleyici. Ancak güçlü bir uluslararası şirket insanların zamanını çalmaya başladığında en yakın arkadaşının bile ona ayıracak zamanı kalmıyor. Momo, zamanın koruyucusu olan Hora Usta ile birlikte zaman hırsızlarına karşı amansız bir mücadeleye girişiyor.

  • Basın Bülteni
  • Fragman
  • IMDb

Momo yazısına devam et

Serdar Akar İmzalı 7 Büyük Günah’ın Fragmanı Yayınlandı

Serdar Akar’ın yönettiği 7 Büyük Günah’ın yayınlanan fragmanında, açgözlülük, ihanet ve hayatta kalma içgüdüsünün iç içe geçtiği karanlık bir atmosferin hâkim. Film gizli bir ilişki yaşayan Nergis ve Ali’nin, Nergis’in kocası Hasan’ı öldürmek üzere ormanın derinliklerindeki ıssız bir kulübede buluşmasıyla başlıyor. Cinayet planı, kulübede bulunan 5 milyon dolarla birlikte kontrolden çıkıyor. Mafyanın ve başkalarının da dahil olmasıyla olaylar hızla kanlı bir hesaplaşmaya dönüşüyor. Filmin oyuncu kadrosunda Deniz Tansel Öngel, Engin Hepileri, Ege Kökenli, Algı Eke, Ruhi Sarı, Sadi Celil Cengiz, Baran Akbulut ve Eray Özbal yer alıyor.

  • Basın Bülteni
  • Fragmanı izlemek için tıklayınız.
  • Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.

Serdar Akar İmzalı 7 Büyük Günah’ın Fragmanı Yayınlandı yazısına devam et

Annelik Kutsallık Değildir / Bacaklarım Olsaydı Seni Tekmelerdim

Mary Bronstein imzasını taşıyan ‘Bacaklarım Olsaydı Seni Tekmelerdim / If I Had Legs I’d Kick You Out’ adını ana karakterin yoğun hüsran ve sıkışmışlık duygusundan alıyor. Yorgun, çok yorgun bir anne Linda (Rose Byrne). Küçük kızının gizemli hastalığı ile hareket alanı daralmış. Gemi kaptanı baba (Christian Slater) uzaklarda olduğundan yapayalnız, makinaya bağlanmış karnındaki boruyla beslenip kilo alması gereken çocuklarının tek sorumlusu. Tavan çöküp evin yatak odası sular altında kaldığında sığındıkları daracık motel odasında hayat daha da dayanılmaz hale geliyor.

Akademik çalışmalarıyla feminist kurama katkılarda bulunan sinemacının hayli ilgi uyandırmış ilk filmi ‘Yeast’i (2008) bir yerlerde bulup izleyemedim. Bronstein, Sundance ve Berlinale çıkarmalarıyla ünlenen bu ikinci uzun metrajında, ‘anne fedakârdır’, ‘anne herşeye katlanır’ kodlarının kabûl gördüğü toplum düzeninde Linda’nın yardım çığlığından hareketle kadın sorunlarını irdelemeyi sürdürüyor. Annelik olgusunun, terapi sürecinin ve hasta bakıcılığının insani limitlerinin çetin bir psikolojik sorgulamasına soyunurken, geleneksel ‘romantik annelik’ mitini tartışmaya açıyor.

Linda kızının hastalığına çözüm ararken kendi hastalarının seanslarını da aksatmamaya çalışıyor. Uzaktaki kocasının talimatlarla yönlendirdiği genç kadın, aynı psikoterapi merkezinde birlikte çalıştığı meslekdaşından (Late Night sunumlarıyla ünlü Conan O’Brien) medet umuyor. Terzi kendi söküğünü dikemiyor belki ama küçük bebeğini koruyamama endişesiyle çaresizliğe düşmüş hastası Caroline’in (Danielle Macdonald) ‘ben nerde yanlış yaptım’ tedirginliği ve suçluluk duygusuna el verirken, bu hissiyatın kendisini ele geçirmesine direniyor.

Kızı 8 yaşlarındayken benzer bir sürecin içerisinde kaybolmuş olan Bronstein yarı otobiyografik anılarından yola çıkarak konvansiyonel olmayan bir çalışmaya imza atmayı hedeflemiş. Daralan çerçeveler, ağırlıklı olarak Linda’nın yüzüne odaklanan yakın planlarda genç kadının bunalımını, çare arayışını, tavanda açılmış metaforik kara delikten çıkış çabasını deneysel bir sürece dönüştürmek istiyor. Derin bir acıya gerçeküstücü bir kâbusun karanlık estetiği eşlik ederken, neyin ‘gerçek’ neyin ‘düş’ olduğu konusunda Linda gibi bizlerin de kafası karışmıyor değil. Ancak filmin ilk repliklerinden birinde duyduğumuz üzere ‘gerçeklik’ algılanandır. Linda’nın mütemadiyen ‘görün beni’, ‘duyun beni’ çığlıkları kadınların, özellikle çocuk sahibi kadınların evrensel haykırışlarının iz düşümüdür.

Geleneksel annelik mitini tuzla buz eden, kadının bedensel ve kişisel bağımsızlığını neşter altına yatıran manifesto niteliğindeki bu radikal yapım, ‘cennet annelerin ayakları altındadır’ yutturmacasıyla kadınları evlerde çocuk bakmaya koşullandıran geleneksel toplum düzenini iyice bir tekmeleyen, ‘ezber bozan’ bir film. Kutsal ailenin sebatkâr anne figürünü baş köşeye koymuş konvansiyonel Hollywood’un nicedir görmezden geldiği, soluk soluğa izlenen performansıyla Bronstein’a yoldaşlık eden Rose Byrne’ün devleştiği, Josh Safdie’nin desteğini almış bu sapına kadar bağımsız sinema örneği kolay rastlanmayacak bir zihin deneyimi vadediyor.

(11 Şubat 2026)

Ferhan Baran

ferhan@ferhanbaran.com

Bacaklarım Olsaydı Seni Tekmelerdim

Mary Bronstein’in yönettiği ve Rose Byrne, Conan O’Brien, Aşap Rocky ile Christian Slater ile Mary Bronstein’in oynadığı Bacaklarım Olsaydı Seni Tekmelerdim (If I Had Legs I’d Kick You), 13 Şubat 2026’da Bir Film dağıtımıyla Fabula Films tarafından vizyona çıkarıldı.
Linda, hasta çocuğunun bakımı için gayret sarf eden ve bu esnada işini aksatmamaya çalışan bir annedir. Güçlüklerle dolu olan hayatında bir krizle daha yüzleşmek zorunda kalır. Evlerindeki tesisat sorunu nedeniyle bir odanın tavanında devasa bir delik açılmıştır. Bunun üzerine, bir motelde kalmaya başlarlar. Her şey günden güne karışmakta ve zorlaşmaktadır.

  • Basın Bülteni
  • Web Sitesi
  • Fragman: 1 / 2
  • IMDb
  • Ferhan Baran Yazıyor

Bacaklarım Olsaydı Seni Tekmelerdim yazısına devam et

Zendaya ve Robert Pattinson’lı Drama’dan Yeni Fragman ve Afiş Yayınlandı

Yıldız oyuncular Zendaya ve Robert Pattinson’ı bir araya getiren Drama filminden yeni afiş ve fragman yayınlandı. Yönetmenliğini Kristoffer Borgli’nin üstlendiği, iddialı kadrosuyla şimdiden yılın en çok konuşulacak yapımları arasında gösterilen Drama, 03 Nisan’da TME Films dağıtımıyla sinema salonlarında yerini alacak. Mutlu bir nişanlı çift olan Emma Harwood ve Charlie Thompson, evliliklerine sayılı günler kala ortaya çıkan beklenmedik bir gerçekle ilişkilerinin en büyük sınavıyla karşı karşıya kalırlar. Sevgi, güven ve bağlılık üzerine kurulu birliktelikleri, bu sarsıcı yüzleşmeyle romantik bir hikâyeden duygusal bir keşfe dönüşür.

  • Basın Bülteni
  • Fragmanı izlemek için tıklayınız.
  • Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.

Zendaya ve Robert Pattinson’lı Drama’dan Yeni Fragman ve Afiş Yayınlandı yazısına devam et