Minyonlar ve Canavarlar Filminin Yeni Fragmanı Paylaşıldı

2024 yazının dünya çapında gişe rekorları kıran en komik filmi Çılgın Hırsız 4’ün ardından Illumination, tarihin en büyük küresel animasyon serisi olan Minions evrenini, yepyeni karakterlerin yer aldığı, yeni fragmanı paylaşılan, kahkaha dolu yeni bir bölümle genişletiyor: Minyonlar ve Canavarlar. Bu film; Minyonların Hollywood’u nasıl ele geçirdiğinin, film yıldızı olduklarının, her şeyi kaybettiklerinin, dünyaya canavarlar saldıklarının ve ardından yarattıkları kaosu durdurmak ve gezegeni kurtarmak için nasıl yeniden bir araya geldiklerinin gürültülü, çılgın ve tamamen gerçek hikâyesini anlatıyor. Minyonlar ve Canavarlar’ı, Akademi Ödülü adayı Pierre Coffin yönetiyor.

  • Basın Bülteni
  • Yeni fragmanı izlemek için tıklayınız.
  • Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.

Minyonlar ve Canavarlar Filminin Yeni Fragmanı Paylaşıldı yazısına devam et →

Zülfü Livaneli’nin Tutku Dolu Yaşamını Anlatan Livaneli: Bir İnsanın ve Bir Ülkenin Hikâyesi Belgeseline Müze Gazhane’de Yoğun İlgi

Müzikten edebiyata, sinema ve siyasete uzanan üretimiyle Türkiye’nin kültür hayatında önemli bir yere sahip olan Zülfü Livaneli’nin tutku dolu yaşamını perdeye taşıyan Livaneli: Bir İnsanın ve Bir Ülkenin Hikâyesi belgeseli, Müze Gazhane’de izleyicileriyle buluştu. Eşinin sağlık sorunu nedeniyle gösterime katılamayan Livaneli, sevenlerine bir video aracılığıyla seslendi. İBB Kültür tarafından düzenlenen gösterim, belgeselin yönetmeni Nebil Özgentürk’ün katılımıyla gerçekleşti.

Zülfü Livaneli’nin Tutku Dolu Yaşamını Anlatan Livaneli: Bir İnsanın ve Bir Ülkenin Hikâyesi Belgeseline Müze Gazhane’de Yoğun İlgi yazısına devam et →

Tad’in Sihirli Lambası Filminin Türkçe Dublajlı İlk Fragmanı Paylaşıldı

Türkçe dublajlı ilk fragmanı paylaşılan Tad’in Sihirli Lambası filminde Oli, Tad’in gözü pek iki yaşındaki kızı, onu aşırı korumacı bir babaya dönüştürmüş ve Mummy, onun gördüğü ilgiden dolayı kendini geri planda kalmış hisseder. Buckingham Sarayı’nda sihirli lambayı bulduklarında, Mummy lamba aracılığıyla 1502 yılında Peru’daki Paititi’ye gitmeyi diler. Yaptıkları yolculuk onları Ali Baba ve Kırk Haramiler’in mağarasına kadar götürecektir.

  • Basın Bülteni
  • Fragmanı izlemek için tıklayınız.
  • Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.

Tad’in Sihirli Lambası Filminin Türkçe Dublajlı İlk Fragmanı Paylaşıldı yazısına devam et →

Pera Film’de Özel Gösterim: Peter Hujar Günü | Special Screening: Peter Hujar’s Day

Pera Film, 2025’in çok konuşulan filmlerinden Peter Hujar Günü’nün özel gösterimlerine ev sahipliği yapıyor. Ira Sachs’ın imzasını taşıyan film, fotoğrafçı Peter Hujar ile yazar Linda Rosenkrantz arasında 1974’te geçen bir konuşma dökümünü izliyor. Rosenkrantz, farklı kişilerin hayatlarındaki “sıradan bir günü” anlattıkları bir kitap fikri üzerinde çalışırken, Hujar dayazarın evine giderek bir önceki gününü baştan sona anlatmaya koyulur.

Pera Film’de Özel Gösterim: Peter Hujar Günü | Special Screening: Peter Hujar’s Day yazısına devam et →

37. Ankara Film Festivali’nin Tarihleri Belli Oldu: Afiş Yarışması İçin Başvurular Başladı

Dünya Kitle İletişimi Araştırma Vakfı tarafından düzenlenen Ankara Film Festivali, bu yıl 37. kez izleyicilerle buluşmaya hazırlanıyor. Türkiye ve dünya sinemasının en yeni ve ödüllü yapımlarını Ankaralı sinemaseverlerle buluşturacak festival, 12 – 20 Kasım 2026 tarihleri arasında her yıl olduğu gibi Kızılay Büyülüfener Sineması’nda yapılacak. Festivalin büyük ilgi ve alaka gören Afiş Yarışması için de süreç başladı. Festivalin bu yılki görsel kimliğini belirleyecek olan Afiş Yarışması’na, Türkiye’deki bütün üniversitelerin grafik tasarımı, görsel iletişim tasarımı ve güzel sanatlar fakültesi öğrencileri ile mezunları katılabilecek.

37. Ankara Film Festivali’nin Tarihleri Belli Oldu: Afiş Yarışması İçin Başvurular Başladı yazısına devam et →

Ferhan Baran Yazıyor: Adil Bir Ölüm Arzusu / Robin Hood’un Ölümü

Michael Sarnoski’nin yazıp yönettiği ‘Robin Hood’un Ölümü / The Death of Robin Hood’un geniş seyirci kitlesinin beklediği tarihsel bir macera filmi olmadığını baştan söyleyelim. Buna karşılık 13. yüzyıla damgasını vurmuş ‘Robin Hood’ efsanesini ters yüz eden, bir anlamda revizyonist bir denemenin tüm olumlu özelliklerini barındıran bir film var karşımızda. Film, Kuzey İngiltere’nin sisli puslu dondurucu kışında açılıyor. Rüzgârın tehdit … Devamı…»

Tom Holland ve Zendaya, Amsterdam’daki Global Fan Event’te Hayranlarıyla Buluştu

Dünya çapında gişe rekorları kıran Örümcek-Adam: Eve Dönüş Yok’un (Spider-Man: No Way Home) ardından, serinin merakla beklenen yeni halkası ‘Örümcek-Adam: Yepyeni Bir Gün’ (Spider-Man: Brand New Day) için geri sayım başladı. Yayınlanan fragmanı ve görselleriyle dünya çapında büyük ilgi uyandıran filmden yeni bir fragman paylaşıldı. Fragmanın lansmanı, Amsterdam’da düzenlenen Global Fan Event’te gerçekleştirilirken, etkinliğe filmin yıldızları Tom Holland ve Zendaya da katıldı. Hayranlarının sabırsızlıkla beklediği ‘Örümcek-Adam: Yepyeni Bir Gün’ (Spider-Man: Brand New Day), 31 Temmuz’da TME Films dağıtımıyla sinemaseverlerle buluşacak.

  • Basın Bülteni
  • Fragmanı izlemek için tıklayınız: 1 / 2
  • Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.

Tom Holland ve Zendaya, Amsterdam’daki Global Fan Event’te Hayranlarıyla Buluştu yazısına devam et →

Şrek 5’in Türkçe Alt Yazılı İlk Fragmanı Paylaşıldı

Bu yaz, DreamWorks Animation izleyicileri tüm zamanların en sevilen animasyon serilerinden birinin, Türkçe alt yazılı ilk fragmanı paylaşılan, heyecan dolu yeni bir komedi macerasına davet ediyor: Şrek 5. Mike Myers, Oscar adayı Eddie Murphy ve Cameron Diaz, ikonik rolleri Şrek, Eşek ve Fiona’nın sesleri olarak geri dönüyor. Süperstar Zendaya ise Şrek ve Fiona’nın kızı Felicia rolüyle bu dev kadroya katılıyor.

  • Basın Bülteni
  • Fragmanı izlemek için tıklayınız.
  • Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.

Şrek 5’in Türkçe Alt Yazılı İlk Fragmanı Paylaşıldı yazısına devam et →

Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde Ulusal Yarışmalara Başvuru Tarihleri Açıklandı

24 – 31 Ekim 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilecek, Türkiye’nin en köklü film festivali Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde, Ulusal Yarışma kategorilerine başvuru tarihleri açıklandı. Bu sene 63.sü gerçekleştirilecek festivalde; Ulusal Yarışmalar’a, 62. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin son başvuru tarihi olan 22 Ağustos 2025’ten sonra tamamlanmış ve 63. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nden önce Türkiye’de halka açık, ticari gösterimi yapılmamış ve yurt içinde herhangi bir festivale katılmamış Türkiye yapımı filmler başvurulabilecek.

Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde Ulusal Yarışmalara Başvuru Tarihleri Açıklandı yazısına devam et →

Altın Portakal’da Film Forum Başvuru Tarihleri Açıklandı

63. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali kapsamında yer alan, genç ve bağımsız sinema üreticilerini bir araya getiren Film Forum 25 – 27 Ekim 2026 tarihleri arasında 13. kez yapılıyor. Film Forum’a başvurular 29 Haziran 2026 Pazartesi günü alınmaya başlayıp, 21 Eylül 2026 Pazartesi saat 23:59’a kadar kabul edilecek. Film Forum’a, Uzun Metraj Kurmaca Film Platformu kapsamında Pitching ve Sümer Tilmaç Antalya Senaryo Destek Fonu, İlk Uzun Metraj Film Geliştirme Platformu, Work-in-Progress Kurmaca Film Platformu ve Work-in-Progress Belgesel Film Platformu kategorilerindeki projeler kabul edilecek.

Altın Portakal’da Film Forum Başvuru Tarihleri Açıklandı yazısına devam et →

Noise: Lanetin Sesi

Kim Soo Jin’in yönettiği ve : Lee Sun Bin, Kim Min Seok, Jun Ik Ryoung ile Ryu Kyung Soo’nun oynadığı Noise: Lanetin Sesi (Noijeu – Noise), 17 Temmuz 2026’da A90 Pictures dağıtımıyla Rodi Medya tarafından vizyona çıkarıldı.
İşitme engelli Ju Young, küçük kız kardeşi Ju Hee’nin taşındığı apartman dairesinden gizemli bir şekilde kaybolduğuna dair haber alınca kız kardeşinin yaşadığı apartman dairesine gider. Apartman sakinlerine kız kardeşini sorduğunda, hepsi gürültüden bıktıklarını ve sessizlik istedikleri tsöyler. Apartmana geçmişinden kaynaklı olarak kötü niyetli bir varlığın musallat olduğunu fark ederler.

  • Basın Bülteni
  • Fragman
  • IMDb

Noise: Lanetin Sesi yazısına devam et →

Filistin 36

Annemarie Jacir’in yönettiği ve Hiam Abbass, Kamel El Basha, Jalal Altawil ile Jeremy Irons’un oynadığı Filistin 36 (Palestine 36), 17 Temmuz 2026’da CJ ENM dağıtımıyla TRT Sinema tarafından vizyona çıkarıldı.
1936 yılında, Filistin’in birçok bölgesinde, Milletler Cemiyeti mandası altında ülkeyi yöneten ve sömürgeci güç olarak görülen Britanya yönetimine karşı direniş giderek büyümeye başlar. Aynı dönemde, Nazi zulmünden kaçarak gelen ve bölgeye yerleşen Yahudiler nedeniyle Filistin’deki toplumsal ve siyasal dengeler de hızla değişmektedir. Yusuf, Halid ve diğer gençler, bu çalkantılı dönemde bu milli mücadelenin direniş saflarına katılır.

  • Basın Bülteni
  • Web Sitesi
  • Fragman
  • IMDb

Filistin 36 yazısına devam et →

Tanrı’nın Sessizliği / Serseri

Harry Dickinson’ın yönettiği ‘Serseri / Urchin’ siyah üzerine beyaz ön jeneriğin ardından İncil pazarlayan satıcının çağrısıyla açılıyor. Orta yaşlardaki kadın ‘Dostlar İsa mesihi duydunuz mu’, ‘Rabbime dua ettim, çektiğim acıları duydu’, ‘Siz de İncil’i alın, ya da uygulamasını telefonunuza indirin’ mesajları verirken kaldırımda derin uykuya dalmış evsiz Michael (Frank Dillane) bir hışım uyanarak ‘Kapa çeneni’ dediği kadına susmasını işaret ediyor. Bu açılış, filmin finali ile anlam kazanacak anahtar sahnelerden biridir.

20’li yaşlardaki genç adam sokakları evi bellemiştir. Çöp bidonlarının ardına gizlediği sırt çantasında üç beş parça salaş giysisi vardır. Telefonunu bir kafede şarj eder. Sıcak bir çorba için gelen geçenden bozukluk dilenir. Daha hazırlıklı olduğu zamanlar, kullanılmayan boş bir mekânda mukavvalar üzerine serdiği uyku tulumuna kıvrılarak uyur. Kendine geldiğinde bağımsız hayır kurumlarının yiyecek dağıttığı, yoksulların ve başka evsizlerin müdavimi olduğu merkezleri turlar. Cüzdanının çalındığını farkettiğinde en yakın arkadaşı Nathan (yönetmen Dickinson canlandırıyor) ile kavgaya tutuşur. Olan biteni izleyen siyahi Simon’un (Okezio Morro) yemek ikramına kuytuda şiddetle karşılık verip, adamın cüzdanını ve satmak için saatini çaldığında Mike bir kez daha cezaevini boylayacaktır.

Dickinson genç adamın geçmişi hakkında bilgi vermezken (yalnızca evlâtlık alındığını öğreniriz), hapishane sürecini de izleyiciyle paylaşmaz. Filmde birkaç kez tekrarlanacak olan bir düş sekansında banyonun deliğinden sabunlu suyun karanlık boşluğa akışıyla özdeşleşen Mike’ın hayatın karanlık dehlizlerinden gün ışığına çıkış yolu arayışı tasvir edilir. Sosyal kurumların bizim gibi ülkelere nazaran çok daha verimli çalıştığı Londra düzeninde 7 ay sonra şartlı tahliye ile salıverilen Mike 6 – 10 hafta arası bir süre için infaz kurumlarıyla çalışan bir hostele yerleştirilir. Bu süre zarfında ondan bir iş bulması ve belli bir düzen kurması beklenmektedir. Önce salaş bir restoranda aşçı yamaklığı, daha sonra kamuya açık parlarda çöp toplayıcılığı işlerini dener.

Uyuşturucu ve alkolden uzak durmaya özen gösterir. Yeni edindiği iş arkadaşlarıyla birlikte eğlenir. Hayatını düzene sokmak adına, küçük hostel odasında ‘kişisel gelişim dersleri’ üzerine meditasyon kasetleri dinler, iyi olmaya, güçlü durmaya çalışır. Ancak gelişmiş bir ülkede yaşasa da, kapitalizm çarklarında ona tanınan süre çok da uzun olmayacaktır. Sendelediği anda, ne başlangıçta hatalarını görmezden gelen restoran sahibi, ne de kendi işini kurmaya kararlı hippi edalı iş arkadaşı ve sevgilisi Andrea (Megan Northam) onun elinden tutacaktır. Mike’ın ilk sahnelerden beri karşısına çıkan yaşlı mistik kadın ve düşünde Nathan kimliğinde beliren rahip onun çaresizliğine kulak verecekmidir.

Dünya prömiyerini geçtiğimiz yıl Cannes’da yapan ve saygın ‘Un Certain Regard’ seçkisinden En İyi Erkek Oyuncu Ödülü ile dönen son dönemin yetenekli oyuncularından Dillane’i henüz 16 yaşındayken rol aldığı ‘Harry Potter ve Melez Prens / Harry Potter and the Half – Blood Prince’de (2009) genç Tom Riddle olarak izlemiştik. Yönetmen Dickinson’ın ‘Beach Rats’ (2017) ile başlayan oyunculuk serüvenini ise, Altın Palmiye’li ‘Hüzün Üçgeni / Triangle of Sadness’in (2022) ardından Nicole Kidman’ın canlandırdığı orta yaşlardaki kadın patronun çalışanı ve aşığı olarak rol aldığı ‘Baby Girl’ ile taçlandırdığını biliyoruz. Yakışıklı oyuncu, erken yaşlardan beri kafasına koymuş olduğu yönetmenlik tutkusunu perdeye taşıdığı, Agnès Varda imzalı ‘Yersiz Yurtsuz / Sans Toit Ni Loi – Vagabond’ (1985) ve ‘Toplayıcılar / Les Glaneurs et La Glaneuse’ (2000) esinleri taşıyan ‘Serseri’nin bir ilk filmden beklenmeyecek olgunluğa sahip olduğunun altını çizmeliyim.

Yönetmenin rolüne hazırlanırken baş aktörüne Albert Camus’nin ölümsüz romanı ‘Yabancı / L’Étranger’yi okumasını önerdiğini biliyoruz. ‘Serseri’de bu minvalde geçmişini bilmediğimiz Michael Wittshine’ın anını ve varoluşsal çabasını izliyor, onun Bergmanvari ‘Tanrı var mıdır yok mudur’ sorgusuna ve dipsiz karanlığın hüküm sürdüğü karanlık evrende hayatta kalma mücadelesine tanıklık ediyoruz. Dickinson genç bir insanın hayat hikâyesini, hüznü defetmeye çalışan bir mizah ve hayatta kalma arzusu ile harmanlıyor.

(24 Haziran 2026)

Ferhan Baran

ferhan@ferhanbaran.com

Tek Tip İnsanlığa Doğru / Koloni

Cannes 2026’nın ‘Geceyarısı Sineması’ filmlerinden ‘Koloni / Gunche – Colony’, korku – gerilim sinemasının hayli ilgi gören alt dalı ‘zombi istilâsı’ türünün taze bir örneği. Güney Kore’de hasılat rekoru kıran filmin yaratıcısı Yeon Sang-ho’yu yine Cannes’da aynı seçki dahilinde dünya prömiyerini yapmış 2016 yapımı ‘Zombi Ekspresi / Busanhaeng – Train to Busan’ filminden tanıyoruz. Adı geçen filmde, önüne geçilemeyen bir virüs salgı tüm Kore’yi sarmışken korku ve dehşetin pençesindeki bir tren dolusu yolcunun başkent Seul’den ülkenin güneyine, hastalık bulaşmış ve zombileşmişlerin henüz ulaşamadığı Busan’a varma mücadelesi konu edilir.

Kariyerine çizgi dışı animasyonlarla başlamış olan Sang-ho, Güney Kore toplumunda çürüme ve şiddeti eksen alan metaforlar üzerinden ilerler. Cannes’da ‘Eleştirmenler Haftası’ seçkisinde gösterilen 2011 yapımı ‘Domuzlar Kralı’ çelimsiz öğrencilerin zorbalığa maruz kaldığı kendi lise yıllarının acımasız ortamından yola çıkmıştır. 2013 yapımı ‘Sahtekâr’ toplumu sömüren sahte din adamlarını eleştirir. Yapımını 2015’te tamamladığı ‘Seul İstasyonu’ esinini, o yıllarda Güney Kore’yi kasıp kavurmuş solunum sistemini etkileyen Ortadoğu kökenli virüs salgınından almıştır. Filme konu olan ölümcül virüs, boynundan ısırılmış yaşlı bir evsizin başkentin merkez istasyonunda zombiye dönüşmesinin ardından hızla yayılmaya başlar. Finalde tüm karakterlerin zombiye dönüştüğü çürümüş, merhametsiz bir dünya çizen sinemacı, ekonomik eşitsizlik ve yolsuzluğun tavan yaptığı ülkesinde evsiz zombilerin saldırısı, toplumsal patlamanın metaforuna yönelmiştir. ‘Seul İstasyonu’nun devamı niteliğindeki ‘Busan Treni’ yine zombi kıyameti aracılığıyla ülkesindeki sınıf çatışmasını körükleyen ekonomik dengesizliğe işaret eder.


B-yapımlarını sanatsal nitelikli çabalara dönüştürme uğraşı veren Sang-ho’nun sıcağı sıcağına bizde de gösterime giren son çalışması ‘Koloni’de, bu kez Seul’deki dev bir alışveriş merkezi dehşet mekânına dönüşüyor. Bir biyoteknik konferansı için Doongwoori binasında bir araya gelenler, rekabet ortamında kendi krallığını ilan etmek üzere yola çıkan ve aşısını bedenine zikrettiği virüs sayesinde insanları kolektif bilinçle hareket eden canlılara dönüştürmeyi hedefleyen genç bilim adamının bio – terör saldırısına uğruyor. Sürekli evrimleşen ve karıncaların sinyal düzenine benzer bir biçimde yol alan bu ‘koloni’ye karşı bireyselliğini ve insan olma özelliğini korumaya çalışanların bir gökdelenin katları arasına sıkışmış dehşetengiz mücadelesi kaçınılmaz olacaktır.

Yenilikçi bir enfeksiyon sayesinde hızlı hareket edebilen, koşabilen, öğrenen, taklit eden bir tür yeni nesil zombilerin öyküsünde, Sang-ho’nun bu kez de yapay zekâ yüzyılında insanların tek tipleştirildiği ya da çağımızın otoriter düzenlerinde emredilenin harfiyen yerine getirildiği bir sürü düzeninin yaratılması üzerine kafa yorduğunun işaretlerini alıyoruz. Lakin mükemmel koreografilenmiş görsel aksiyonun ön planda oluşu sinemacının vermek istediği mesaj demetini gölgede bırakıyor. Bazı kaçınılmaz tekrarlar ve türün klişeleri göze batıyor gerçi, ancak tek mekân ve zaman birliğinden hareketle baş döndürücü omuz kamerasının hizmet ettiği saf aksiyon, hele bir de Atlas Sineması konforunda izlendiğinde türün tutkunlarına aşkın bir görsel şölen vadediyor.

(23 Haziran 2026)

Ferhan Baran

ferhan@ferhanbaran.com