İpek Sorak’ın yönettiği ve Mehmet Günsür, Devrim Özkan, Serkan Altunorak, Ümit Bülent Dinçer, Ülkü Hilal Çiftçi, Durukan Çelikkaya, Berrin Arısoy, Pınar Töre, Derinsu Sorak ile Rüzgâr Eser Düzenli’nin oynadığı Aşk Tesadüfleri Sever 3, 20 Kasım 2026′da CJ ENM dağıtımıyla Böcek Film – Benesta tarafından vizyona çıkarılıyor.
Film, bu kez Özgür ve Mavi’nin yollarının kesiştiği, geçmiş ile bugünü buluşturan yeni bir aşk hikâyesini merkezine alıyor. İlk iki filmde olduğu gibi kader, tesadüf, aile bağları ve zaman kavramını duygusal bir anlatımla ele alan film, serinin geçmişinden izler taşırken yeni izleyiciler için de unutulmaz bir hikâye sunuyor.
Günlük arşivler: 24 Haziran 2026
Dreamworks’ten Unutulmuş Ada Filminin Yeni Fragmanı ve Afişi Paylaşıldı
Ünlü animasyon filmi yapım şirketi DreamWorks Animation, şimdi de yeniden bir araya gelen iki en iyi arkadaşın büyüleyici hikâyesini Unutulmuş Ada (Forgotten Island) ile sunuyor. Yeni orijinal film, Akademi Ödülü adayı Joel Crawford ve Januel Mercado tarafından yazılıp yönetildi ve Puss in Boots: The Last Wish’in arkasındaki yapım ekibinden Akademi Ödülü adayı Mark Swift tarafından hazırlandı. Grammy ve Akademi Ödülü sahibi süperstar H.E.R. ile Liza Soberano (Lisa Frankenstein, Alone/Together), ilkokuldan beri en yakın arkadaş olan fakat artık farklı hayat yollarına doğru ilerlemek üzere olan lise mezunları Jo ve Raissa’yı seslendiriyor.
- Basın Bülteni
- Fragmanı izlemek için tıklayınız.
- Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
Dreamworks’ten Unutulmuş Ada Filminin Yeni Fragmanı ve Afişi Paylaşıldı yazısına devam et
Uluslararası Gastronomi Film Festivali Heyecanı Kars’ta Yaşanacak
10 – 12 Temmuz tarihleri arasında Kars’ta yapılacak Uluslararası Gastronomi Film Festivali’nin Kars edisyonunda düzenlenecek film gösterimleri, söyleşiler, paneller ve özel buluşmalar; gastronominin kültürel boyutunu sinemanın anlatım gücüyle buluştururken, katılımcılara ilham verici deneyimler sunacak. Etkinlikler kapsamında Köy Enstitüleri’nin mirasını ele alan sergi, film gösterimleri, söyleşiler ve paneller gastronomi ve sinemasever katılımcılarla buluşacak.
- Basın Bülteni
- Festival hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
Uluslararası Gastronomi Film Festivali Heyecanı Kars’ta Yaşanacak yazısına devam et
Macar Film Günleri 2026
Liszt Enstitüsü Macar Kültür Merkezi ve Mercanev iş birliğiyle hazırlanan Macar Film Günleri, Macar sinemasının iki dev ismi Zoltan Fábri ve Marta Meszaros’a saygı niteliğinde, “Vicdan ve Bellek” temasıyla 02 Temmuz’da Ayvalık’ta başlıyor. Program; 02 – 08 Temmuz (1. Perde) ve 03 – 05 Ağustos 2026 (2. Perde) tarihlerinde, Ayvalık’taki altı ayrı mekânda sinemaseverlerle buluşacak. Etkinliğin açılış töreni, 02 Temmuz Perşembe günü saat 20:00’de ASKEV Sera’da, Macar Kültür Merkezi Müdür Yardımcısı Gergo Kovacs’ın katılımıyla yapılacak. Açılışın ardından sinema tarihinin ikonik başyapıtlarındanünlü yönetmen Zoltan Fabri imzalı Atlıkarınca (Korhinta) gösterilecek.
İki Film Birden: Virginia Woolf’tan Gece & Gündüz, Dalga
İlginç bir hafta bekliyor sinemaseverleri. Gösterime giren iki film, ikisinin de temelinde kadın var ve ikisi de kadın bakış açısını öne çıkarıyor. Yaşam savunuculuğu ve cinsiyet ayrımcılığına karşı çıkış açısından bakınca olumlu. Hele de “pride” haftasında, meydanlar, sokaklar yasaklanınca… çok daha önem taşıyor.
Erkek egemen dünyanın insana bakışı da “erkek”çe oluyor kuşkusuz. Nalıncı keseri gibi kendine yontan bu bakış, kadın haklarını (bağlı olarak aile ve çocuk haklarını da kuşkusuz) hiçe sayıyor. Kadınların erkek egemen anlayışa gösterdikleri tepki, neredeyse doğru hiçbir şey yapmadan, sosyal ve ekonomik refah getirmedikleri halde iktidarını savunan siyasetçilere benziyor.
İlk filmimiz, “Dalga” (La Ola), Şili’de yaşanan bir kalkışmadan esinlenerek yapılmış bir film. Yönetmen Sebastián Lelio, senaryo yazılımına da katıldığı filmi müzikal olarak çekmiş. Büyük olasılıkla, drama olarak onlarca kez anlatıldı, yüzlerce habere konu oldu, hiçbirini dinlemediniz, ilgilenmediniz, bu kez müzikal olursa belki “kalın” kafanıza girer diye düşünmüştür. Tacizci bir öğrencinin mezun edilmesine tepki gösteren kız öğrenciler, erkeklerin ataerkil bakışının yaşamın her alanına ve her anına yansıdığından yola çıkarak isyanlarının hedefine patriyarkayı koyuyor.
Tıp fakültesini bırakıp müzik okumak isteyen Julia (Daniela López), bir eğlence dönüşü asistan öğretim görevlisi ile birlikte olur… Kendi isteğiyle evine gitmiş, bile isteye öpüşmüştür, ancak sabah uyandığında cinsel ilişki yaşadığını, asistanın kendisini uykusunda taciz ettiğini söyler. Öykü, zaten bu konunun üzerinde yoğunlaşır.
Daniela López, ilk kez geçtiği kamera karşısında alabildiğine başarılı. Filmin müzikalitesine de söylenecek söz yok. Ancak yönetmen metaforlarla gerçekliği birbirine o kadar karıştırıyor ki, izleyici ister istemez soru işaretleriyle baş başa kalıyor. Kadının bir erkekle kendi rızasıyla birlikte olması tecavüz olarak tanımlanamaz, yaşanan bir tecavüz değilse nedir o zaman? Belki taciz ile tecavüz kavramları birbirine karışıyor. Olayın (izlenimcilik açısından da) tümüyle dışında olan seyirci bile somutlaştıramıyor sorunu. Taciz nerede başlar, tecavüz nedir, kadının rızası nasıl anlaşılır ya da hangisinedir? (sorgu sırasında Julia, neler yaptıklarını anlatıyor.)
Bizim ülkemizde yaşanan kadın cinayetleri (kesinlikle politiktir) de benzer nedenlerle işleniyor. Kadınlar işte, okulda hatta evde bile taciz ediliyor, tecavüze uğruyor ama bir türlü dertlerini anlatamıyorlar. Oysa “kadın beyanı esastır”. Açık ve anlaşılır.
Virginia Woolf’tan Gece & Gündüz
Virginia Woolf’un, gerçekçi anlatımından okuduğumuz “Gece & Gündüz”, bu kez aynı gerçekçilikle sinemaya uyarlanmış. Tina Gharavi, Justine Waddell’in uyarladığı filmi romandan yansıyan titizlikle çekmiş. Gerek karakterler gerekse mekânlar olağanüstü. Popüler müzik kullanılması, filmin özüne uygun: Bir değişim isteniyor ve günümüz müziği o “değişim”in süreğenliğini kanıtlıyor. Astronomiye tutkuyla bağlı Katharine Hilbery (Haley Bennett), 1900’lü yılların başlarında kadınların erkekleri olmadan hiçbir şey yapamadıkları dönemde, kendini var etmek istiyor. Evlenmesi ve çalışmalarının kocasının adıyla yayımlamasına izin varsa da, bunun yanlışlığının, değişmesi gerektiğinin mücadelesini veriyor.
Kolay değil, üniversiteye gitmesi bile mümkün görülmeyen bir kadının kadın hakları mücadelesi başta ailesi, çevresi, akademik yapı tarafından reddediliyor. Peki, dünya dönmeyi sürdürürken; aslında Katharine, araştırmalarını sürdürür ve yepyeni bulgularla yeni tezler ileri sürerken bu engel ne kadar dayanabilir ki! Doğal olarak yıkılacaktır. Ancak değişimlerin yolu her zaman sarp, engebeli ve engellerle doludur. Muhakkak ki, zafere ulaşır, ancak boşa zaman harcanmış, yaşamın akışı yavaşlamıştır. Kim bilir, belki de “dün erkendi, yarın geç, bugün tamam”.
Toplumsal gelişimin önüne çıkan engeller muhakkak aşılır. Dünü bilmezsek yarını göremeyiz. Kim(ler), hangi koşullarda ne gibi mücadeleler vermiş, bilirsek hem kararlılığımız artar hem de başarıya ulaşma olasılığımız. Bu, Kurtuluş Savaşımız için de geçerli, Dünya Kupasına gruptan çıkamadan erken veda eden futbol milli takımı için de… Sivas’ta Madımak Oteli’nde çıkarılan yangın sonrası, yazarların, müzisyenlerin, sanatçıların neden ve nasıl yakılarak katledildiğini ve yangının kim(ler)e hizmet ettiğini öğrenmek, geleceği daha iyi görmek için de… UnutMADIMAKlımda!
03 Temmuz’dan başlayarak gösterimde…
(01 Temmuz 2026)
Korkut Akın
korkutakin@gmail.com



