Siyah Telefon 2

Scott Derrickson’un yönettiği ve Ethan Hawke, Mason Thames, Madeleine McGraw, Demian Bichir ile Arianna Rivas’ın oynadığı Siyah Telefon 2 (Black Phone 2), 17 Ekim 2025’de UIP Filmcilik dağıtımıyla Universal Pictures tarafından vizyona çıkarıldı.
The Grabber, intikam almak için Fin’in peşine düşerken, Fin’in kız kardeşi Gwen’i de tehdit etmeye başlar. 17 yaşındaki Fin, esaretten sonraki hayatı ile mücadele ederken, başına buyruk 15 yaşındaki Gwen rüyalarında siyah telefondan çağrılar almaya ve bir kış kampında takip edilen üç oğlanla ilgili rahatsız edici çeşitli görüntüler görmeye başlar.

  • Basın Bülteni
  • Fragman: 1 / 2
  • IMDb

Siyah Telefon 2 yazısına devam et

3. İzmir Edebiyat ve Sinema Buluşması Çatı Bostanlı’da Başladı

İzmir’de düzenlenen 3. İzmir Edebiyat ve Sinema Buluşması, Çatı Bostanlı’da başladı. Buluşmanın ilk gününde Karşıyaka Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürü Leyla Keskiner’in yaptığı konuşma ardından, “Edebiyattan Sinemaya” başlıklı bir panel gerçekleştirildi. Sinema Yazarı – Yönetmen Vecdi Sayar’ın moderatörlüğünde gerçekleştirilen panelde iki sanat dalı arasındaki ilişkiler ve 100. doğum yıl dönümü olan Attila İlhan’ın sinema ile ilişkisi konuşuldu.

Uçan Süpürge Ankara’ya İniyor

28. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali açılış töreni 27 Mayıs Salı günü saat 20:00’de Ankara Devlet Opera ve Balesi Salonu’nda yapılıyor. Törende Onur Ödülü, Bilge Olgaç Başarı Ödülü ve Genç Cadı Ödülü ile sunulacak, sinemadan kaybettiklerimiz anılacak, festival programı tanıtılacak. Bu özel gecede, Onur Ödülü Gülşen Bubikoğlu ve Hülya Darcan’a, Bilge Olgaç Başarı Ödülü Harika Uygur, Bennu Yıldırımlar ve Başak Emre’ye, Genç Cadı Ödülü ise Mina Demirtaş’a verilecek. Açılış gecesinde, Ankara Devlet Klasik Türk Müziği Korosu Kadın Sanatçıları’nın ve SesVerSus A Capella Grubu’nun özgün yorumları konuklara özel bir atmosfer sunacak.

Uçan Süpürge Ankara’ya İniyor yazısına devam et

Uluslararası Urla Gastronomi Film Festivali Sona Erdi

“Sofradan Beyaz Perdeye: Yemek ve Sinemanın Buluşma Noktası” temasıyla bu sene ilk kez hayata geçirilen Uluslararası Urla Gastronomi Film Festivali, üçüncü günde düzenlenen etkinliklerle noktalandı. Katılımcıları gastronomi ve sinema odaklı birçok etkinliklerle buluşturan festivalin son gününde Açık Perde Kısa Film Seçkileri’nden; Yağmurlu Kentin Altın Suyu: Çay, Suriye Mutfağı: İstanbul’da, Kargı, Apicus’un Sofrası, Yerüstü Yeraltı, Sinema ve Mutfak Kültürü, Şehr-i Lezzet, Makarna ya da Mutluluk Üzerine, Apicus’un Sofrası filmlerinin gösterimleri yapıldı. Giovanni’s Smyrna ve Sideways filmleri de festival katılımcılarının beğenisine sunuldu.

  • Basın Bülteni
  • Festivalden Görüntüler: 1 / 2 / 3
  • Festival hakkında geniş bilgi için tıklayınız.

Uluslararası Urla Gastronomi Film Festivali Sona Erdi yazısına devam et

Cinema Jazireh

Gözde Kural’ın yönettiği ve Fereshte Hosseini, Mazlum Sümer, Ali Karimi, Hamid Karimi, Meysam Damanze ile Reza Akhlaghirad’ın oynadığı Cinema Jazireh, önümüzdeki aylarda ????? dağıtımıyla Toz Film Production tarafından vizyona çıkarılıyor.
Cinema Jazireh, Taliban zulmü altındaki Afganistan’da, Leyla’nın kayıp oğlunu bulmak için erkek kılığına girerek çıktığı tehlikeli yolculuğu anlatıyor ve kadın olmanın coğrafyadan bağımsız olarak nasıl benzer mücadeleler içerdiğini gözler önüne seriyor. Baskının, korkunun, kimliğin ve aidiyetin yeniden tanımlandığı özel bir hikâyede Cinema Jazireh, bugünün en yakıcı sorunlarını evrensel bir dille sinemaya taşıyor.

  • Basın Bülteni
  • Instagram
  • Fragman
  • IMDb

Cinema Jazireh yazısına devam et

Cesur Dinozor

Wojtek Wawszczyk’in yönettiği ve Piotr Polak, Helena Englert, Jelena Goldfinch ile Filip Kowalewicz’in seslendirdiği animasyon film Cesur Dinozor (Smok Diplodok – Diplodocus), 27 Haziran 2025’de A90 Pictures dağıtımıyla BG Film tarafından vizyona çıkarıldı.
Ted adındaki çizerin yarattığı bir çizgi romanın içinde yaşayan sevimli dinozorun ailesi ortadan kaybolur. Ted, dinozor hikâyeleri için çalıştığı yayıncının projeyi sonlandırması üzerine tüm çizgi romanları silmeye hazırlanırken Diplodocus, hikâyelerde yer alan dünyalar arasında seyahat etme yeteneğini keşfeder. Zeki bilim insanlarıyla ailesini kurtarmak için yola çıkar.

  • Basın Bülteni
  • Fragman
  • IMDb

Cesur Dinozor yazısına devam et

F1 Filmi

Joseph Kosinski’nin yönettiği ve Brad Pitt, Damson Idris, Kerry Condon ile Javier Bardem’in oynadığı F1 Filmi (F1: The Movie), 27 Haziran 2025’de TME Films dağıtımıyla Warner Bros. tarafından vizyona çıkarıldı.
Sonny Hayes, pistte geçirdiği bir kazaya kadar 1990’lar Formula 1′in en umut vadeden fenomeniydi. O zamandan beri, daha düşük yarış sınıflarında görünen Sonny, hâlâ ara sıra yarış pilotu olarak hayatta kalıp, eski Formula 1 itibarından geçinmeye çalışmaktadır. Formula 1 sıralamasının en altındaki APXGP takımının patronu olan eski arkadaşı Ruben, Sonny’yi takımı kurtarmak ve dünyanın en iyisi olmak için geri dönmeye ikna eder.

  • Basın Bülteni
  • Web Sitesi
  • Fragman
  • IMDb
  • Korkut Akın Yazıyor

F1 Filmi yazısına devam et

Caretta Bobi

Kaan Şimşeker’in yönettiği ve Ali Şimşeker, Hakan Kilislioğlu, Enes Baydan, Vural Topçuoğlu, Semih Kuyucuoğlu, Melike İrem Gülter, Sude Fırat, Hüseyin Mermer ile Hikmet Soy’un seslendirdiği animasyon film Caretta Bobi, 27 Haziran 2025’de MC Film dağıtımıyla Simdex Studios tarafından vizyona çıkarıldı.
Yaşamını ailesiyle birlikte Olympos’da sürdüren Caretta Bobi, cesur olduğunu kanıtlamak için bir sabah açık denizlere yüzmeye karar verir. Teknelerin dalgalarına karşı koyamayan Caretta Bobi, kendini Sulu Ada kıyılarında bulur. Deniz canlılarının yardımlarıyla birlikte Antalya’nın çeşitli yerlerinden geçerek evine geri dönmeye çalışır.

  • Basın Bülteni
  • Fragman
  • IMDb

Caretta Bobi yazısına devam et

D.O.Z. 30 Mayıs’ta Sinemalarda, Türkiye Çapında Reklam Kampanyası Başladı

30 Mayıs 2025 tarihinde vizyona girecek olan D.O.Z., Türkiye genelinde büyük bir reklam desteğiyle sinema salonlarında yerini almaya hazırlanıyor. Hem 16 yaş ve gençler, hem de yetişkinlerle eğlenceli bir bağ kurup hikâyesi ile seyirciyi ekranlara kilitleyecek filme özel duygusal, aynı zamanda eğlenceli müzikler yapıldı; müzik seyirciyi etkileyen önemli detaylardan biri haline geldi. Filmde, Doğu çocukluktan beri aşık olduğu Zümrüt’le evlenerek yaşadıkları semti terk etmek istemektedir fakat ekonomik sebeplerden dolayı bu mümkün görünmemektedir. Doğunun en yakın arkadaşı Gökhan’ın kısa yoldan para bulmak için büyük bir planı vardır.

İyinin ve Kötünün Ötesinde: Liliana Cavani Filmleri Sinematek / Sinema Evi’nde

Kadıköy Sinematek / Sinema Evi sezonun son programında Liliana Cavani’nin ünlü Alman üçlemesini de içeren küçük bir retrospektifine yer veriyor*. 70’li yıllarda erkek egemen İtalyan sinemasında parlak bir çıkış yapmış olan Cavani sinema aleminde 1974 yapımı ünlü ‘Gece Bekçisi / Il Portiere di Notte’ ile tanınır. Yetmişler ikinci yarısının ülkemizdeki kısır sinema ortamına bir hazine gibi düşmüş olan filmi ilk kez bugünkü Fitaş pasajının alt bölümünde yer alan görkemli Dünya Sineması’nda izlemiştim. O dönem bazı bölümleri sansürün hışmına uğramış olan yapım, sürprizlerle ilerleyen cesur öyküsü, karanlık ve gizemli atmosferiyle biz genç sinemaseverleri büyülemişti.

‘Gece Bekçisi’nin temelini, Yahudi soykırımından kurtulan Lucia (Charlotte Rampling) ile toplama kampından tanıdığı eski Nazi subayı Max (Dirk Bogarde) ile yıllar sonra karşılaştığında kurduğu ilişki oluşturur. İkilinin alışılmışın ötesindeki tutkulu beraberliğinde iyi ile kötü arasındaki çizgi belirsizleşir, işkenceci ile tutsak, suçlu ile kurban farkının silikleşir. Sadomazoşist bir cinsel gerilim ortamında insan doğası, suç, kötülük, şehvet, fiziksel ve ruhsal acı, tutsaklık ve aşık olma hakkındaki genel geçer yargılarımızı sorgulayan benzersiz bir deneyim yaşanır.

Yönetmen, Lucia’nın Max’a olan bağımlılığını yalnızca travmatik bir ilişki olarak ele almaz. Faşizmin salt bir ideoloji olmayıp, bireylerin duygusal ve cinsel dünyalarında yerini alan bir fenomen olarak bireyin iktidar arzusuyla nasıl kesiştiğinin analizine soyunur. İktidar olgusunu didiklerken, faşizmin bireysel ve toplumsal düzeyde nasıl içselleştirildiğine kafa yoran film geçmişte farklı eleştirilerin hedefi olsa da, Nazizmin cinsel psikopatolojisini konu edinen bir dekadans sinemasının, Luchino Visconti’nin ‘Lanetliler / La Caduta degli Dei’ (1969), Bob Fosse’un ‘Kabare: Elveda Berlin / Cabaret (1972), Pier Paolo Pasolini’nin ‘Salò ya da Sodom’un 120 Günü’ (1975) benzeri ünlü klasiklerin izini süren çetin bir deneme olarak sinema tarihindeki yerini almıştır.

50 yıl öncesinde genç zihnimizi derinden etkilemiş bu ünlü klasik, gencecik Rampling ile kariyerinin doruğundaki Bogarde’ın muhteşem kompozisyonları ve özellikle Lucia’nın SS subaylarının önünde yarı çıplak yarı üniformalı, 30’lu yıllarda Marlene Dietrich tarafından söylenmiş Frederick Hollander bestesi ‘Wenn Ich mir was Wünschen dürfte’ adlı melankolik şarkıyı yorumladığı ve Max’ın bu sahneyi İncil’den ‘Salome’nin öyküsü ile kutsadığı o muhteşem sekans ile hatırlanır.

Filmin Avrupalı eleştirmenlerce göklere çıkartılmasının ardından Cavani yine iddialı bir projeye soyunur. Sinematek’in programında yer alan üçlemenin ikinci filmi ‘İyinin ve Kötünün Ötesinde / Al di là del Bene e del Male’ ülkemizde gösterime girmedi. Yarım asır önce İtalyan Kültür Merkezi’nin tarihi salonunda bir avuç izleyici ile tanıma şansı bulduğumuz bu sıra dışı yapım, 1880’lerde dönemin ahlâkçı baskısına ve yeşermekte olan faşizm dalgasına karşı özgürleşme arzusuyla birbirlerine tutunan Alman filozof Friedrich Nietzsche (ünlü Bergman oyuncusu Erland Josephson), bir diğer düşünür olan yakın dostu Paul Rée (Robert Powell) ve psikanalist yazar Lou Andreas – Salome (Dominique Sanda) arasındaki üçlü birlikteliğe odaklanır. Adını Nietzche’nin kitabından alan film, referans verdiği iyi ve kötü arasındaki ikililiği, cinsellik, cinsiyet rolleri ve ilişki kurma kalıpları üzerinden sorgularken, arzu ve güç dinamiğini neşter altına yatırır.

2021 tarihli restore edilmiş kopyasından gösterilen filmde, yeni bir ahlâk inşa etmek gerek diyen Rée’ye karşılık, iffetin doğaya karşı bir suç olduğunu ileri süren ‘Böyle Buyurdu Zerdüşt’ yazarı ‘hayatın ahlâkla ilgili olmadığını’ savunur. St. Petersburg’un soğuğundan biraz güneşli hava için Roma’ya gelmiş olan Lou Andreas – Salome de benzer fikirlerini ortaya koyar: ona göre iyi ve kötü tanımları hayata ayak uydurabilmek için vardır yalnızca. Hiçbir ideale göre yaşamak istemeyen Lou, dönemin erkek egemen sinemasında eşine pek rastlanmayan feminist baskın bir karakter olarak zihinlere kazınır. Birlikte özgürce yaşamaya karar veren üçlü, bir nikâh fotoğrafı çektirmek ister. Fotoğrafçıda dekor bir at arabasının tepesinde kırbacını iki adama sallayan Lou’nun yer aldığı bölüm tarihi belgenin bire bir canlandırıldığı kilit bir sahne olarak sinema tarihindeki yerini almıştır.

Cavani retrospektifindeki filmlerden 1969 yapımı ‘Yamyamlar’ / I Cannibali’ Sofokles’in ünlü tragedyası ‘Antigone’nin ’68 kuşağı ruhu ile zamanın İtalyası arasında parallellikler kurmayı hedefler. Ölü bedenlerle dolu kent sokakları ile açılan film, baskıcı bir tiranlığa baş kaldıran ve bu uğurda yaşamlarını yitiren kişilerin huzur içinde defnedilmesini yasaklayan düzene karşı durarak bu insanlara hak ettikleri adaleti getirmeye çalışan genç Antigone ile Tiresias’ın devrimci mücadelesini anlatır. Sokaklarda yaşanan yoğun şiddet dönemin politik ikliminin aynasıdır. Çekimler Milano’da gerçekleşse de anlatıdaki kent kurgusaldır.

Alman üçlemesinin üçüncü ayağı olan 1981 tarihli ‘Deri / La Pelle’ ise bir Curzio Malaparte uyarlamasıdır. Yazarın 1949’da yayımlanmış aynı adlı otobiyografik romanı Amerikan ordusunun İkinci Dünya Savaşı yıllarında faşist işgal altındaki Napoli’yi özgürleştirmesinin iki yüzlü yapısını gözler önüne serer. Malaparte rolünde efsanevi aktör Marcello Mastroianni’nin yer aldığı yapım, İtalyan kumandan ile göreve gelmiş genç yaştaki Amerikan askeri etrafında bir hikâye örgüsü kurar. Cavani iktidar mekanizmalarının beden üzerindeki tahakkümünü toplumsal cinsiyet, cinsellik, ırkçılık gibi temalar üzerinden aktarırken, savaşın acımasız gerçekliğini kendine özgü estetiğiyle aktarmayı sürdürür.

*Cavani filmleri 13 – 20 Haziran tarihleri arasında son kez gösterilecektir.

(31 Mayıs 2025)

Ferhan Baran

ferhan@ferhanbaran.com

Uluslararası Urla Gastronomi Film Festivali Tüm Hızıyla Devam Ediyor

Uluslararası Urla Gastronomi Film Festivali’nin ikinci günü de başarıyla yaşandı. Gün içinde yine çeşitli söyleşiler, atölye, ustalık sınıfı, tadım etkinlikleri ve film gösterimleri katılımcılarla buluştu. İzleyicileri gastronomi ve sinema odaklı birçok etkinliklerle buluşturan etkinliğin ikinci gününde Açık Perde Kısa Film Seçkileri’nden; Perşembe, Churchill Değil Çörçil, Şefin Yolculuğu, Yerüstü Yeraltı Toprağına Renk Katanlar, Enginar Zamanı filmleri gösterildi; IGCAT Food Film Menu 2024 Tanıtım Filmleri Seçkisi izleyenlerle buluştu. Ayrıca En El Camino De Esminna: İzmir’in Yolunda ve Umami filmleri de festival katılımcılarının beğenisine sunuldu.

Uluslararası Urla Gastronomi Film Festivali Tüm Hızıyla Devam Ediyor yazısına devam et

Alkarısı 2

İlker Tuncay’ın yönettiği ve Mehmet Kancar, Irmak Horan, Berk Güldoğan ile Selinay Devrik’in oynadığı Alkarısı 2, 12 Eylül 2025′de CJ ENM dağıtımıyla AZT Pictures tarafından vizyona çıkarıldı.
3000 yıllık lanet, “Alkarısı” geri döndü. Alkarısı, halk inancında lohusa dönemindeki kadınlara ve atlara musallat olduğuna inanılan yaratıktır. Bir arkadaş grubu yeni kitaplarını yazmak ve hikâyeler araştırma yapmak için çok eski ve terkedilmiş bir köye gitmeye karar verir. Araştırma için bir otele yerleşirler. Ancak onlar için artık karanlığın kapısı açılmıştır. Gittikleri köy Alkarısı’nın lanetlediği bir köydür. Grubun sırları ölümü getirecektir.

  • Basın Bülteni
  • Youtube
  • Fragman
  • IMDb

Alkarısı 2 yazısına devam et

Ferhan Baran Yazıyor: Ölüm Bir Son mudur?

Bedensel Korku (Body Horror) türünün edebi ve entelektüel temsilcisi David Cronenberg’in geçtiğimiz yıl Altın Palmiye seçkisi dahilinde Cannes’da dünya prömiyerini yapan son çalışması ‘Kefenler / The Shrouds’ biraz geç de olsa gösterime girdi. 1979 yılından beri birlikte olduğu eşinin ölümcül hastalığı nedeniyle uzun yıllar sinemadan uzak kalmış olan usta sinemacı, kırma dokular antolojisinin bir önceki ürünü 2022 yapımı … Devamı…»

Ferhan Baran Yazıyor: Ben Varım

‘Stelios: Bekledim de Gelmedin / Yparho’ 50’li yıllardan başlayarak Yunan rebetiko ve pop (laïko) müziğinin efsane isimlerinden Stelios Kazantzidis’in dört başı mamur biyografisi. Türkçe adına eklenen nihavend şarkımızın filmle bir ilgisi olmadığını baştan söyleyelim. Kazantzidis aralarında Yesari Asım Arsoy’un bu klasik bestesinin de olduğu alaturka eserlerden bir albüm yapmış. Hamiyet Yüceses ve Zeki Müren’in üstadın içli yorumundan çok … Devamı…»

Uluslararası Urla Gastronomi Film Festivali Başladı

“Sofradan Beyaz Perdeye: Yemek ve Sinemanın Buluşma Noktası” temasıyla bu sene ilk kez hayata geçirilen Uluslararası Urla Gastronomi Film Festivali, Ölümsüz Z filminin gösterimi, Ahmet Uhri, Levent Köstem ve Nilgün Yanık Emiroğlu’nun Köstem Zeytinyağı Müzesi’nde gerçekleştirdiği söyleşi ve müzede yapılan gezi ile başladı. Festival Direktörü Gülper Ergün, UrlaDam’da açılış konuşması yaptı. İlk günde Açık Perde Kısa Film Seçkileri’nden; Bıçak Sırtı, Şiren, Tarihten Günümüze İzmir Mutfağı ve İstanbul’un Manevi Lezzetleri, Apicus’un Sofrası, Toprağına Renk Katanlar, Sinema ve Mutfak Kültürü, Hayat Tohumları, Enginar Zamanı filmleri gösterildi.

Uluslararası Urla Gastronomi Film Festivali Başladı yazısına devam et