Adanış: Kutsal Kavga, Türkiye’de Vizyona Girmeden Beş Ülkeye Satıldı

Merakla beklenen Adanış: Kutsal Kavga filmi 11 Mart’ta vizyona girmek için gün sayıyor. Henüz Türkiye’de vizyona girmeden yurt dışına satılarak eşine az rastlanır bir başarıya imza atan filmin başrollerini İsmail Filiz, Esra Bilgiç, Baki İlhan ve Serdar Deniz gibi başarılı isimler paylaşıyor.  Yapılan anlaşma gereği film, dövüş sporları ve aksiyon sineması konusunda derin bir kültüre sahip olan Güney Kore, Tayvan, İspanya, İtalya ve Japonya’da da sinemaseverlerle buluşacak.

Hayatla Barış

?????’nin yönettiği ve ?????’in oynadığı Hayatla Barış, önümüzdeki aylarda ????? dağıtımıyla 4 Story Production tarafından vizyona çıkarılıyor.
Henüz dört yaşında, oyun oynarken peşinden koştuğu top yüzünden sağ bacağını kaybeden Barış Telli, küçücük bir çocukken hayatını, hayallerini altüst eden engelinin kendisine ‘engel’ olmasına izin vermedi. Başta ailesi olmak üzere öğretmenlerinin desteği ve içinde barındırdığı azmiyle sadece yürümeyi başarmadı, yıllar içinde atletizmden tenise sporun pek çok dalında Türkiye rekorları kırdı, uluslararası madalyalar kazandı, yetinmedi. Yılmadan çalıştı, ısrarla yaptığı başvurularıyla yönetmeliklerin değişmesini sağladı ve ülkemizin ilk bedensel engelli beden eğitimi öğretmeni oldu.

Hayatla Barış yazısına devam et

Ceviz Ağacı, 11 Mart’ta Beyazperdede Seyirci ile Buluşuyor

Yurtdışında ve yurtiçinde aldığı ödüllerle merakımızı kabartan Ceviz Ağacı filmi, 11 Mart’ta seyirciyle buluşuyor. Yönetmen ve senarist Faysal Soysal’ın oyuncu kadrosunda Serdar Orçin, Sezin Akbaşoğulları, Kübra Kip, Ali Mert Yavuzcan ve Rıza Akın’ın yer aldığı ikinci uzun metrajı Ceviz Ağacı, çeşitli festivallerden aldığı ödül ve övgüleri bu kez beyazperdeye taşımaya hazırlanıyor.

Temel Sorun: Söyleyecek Bir Şeyi Olması Sanatçının

Yaşanmışlıkları, kazanımları veya kayıplarımızı yazılar anlatır en çok. Tarih dediğimiz, okullarda öğretilen, sadece hamaset ve kahramanlık övgüsüdür. Oysa sözlü tarih diye de nitelendirilen söyleşiler, yazılar, hatta filmler bize yaşamın izini sürdürür. Sosyal, siyasal, ekonomik hatta yaşamsal ipuçları ile doludur o yazılanlar. İlerleyen süreçte de geçmişi, geçmişteki toplumsal yaşamı, insanlara o yazılar aktaracaktır.

Gogol’ün paltosundan hep tiyatro/cular çıkmaz ya… Türkiye’de olduğu gibi sinema eleştirmenleri de çıkar. Paltosundan çıktığımız Atilla Dorsay, “Yımaz Güney, Hayat Bize Mutlu Olma Şansı Vermedi Sevgili” kitabıyla sinemamızın ve buna da bağlı olarak görsel kültürümüzün temel taşlarından birini, Yılmaz Güney’i anlatıyor. Yılmaz Güney’i tanımayan olur mu diyeceksiniz, ama bizim ülkemizde, sanatın önünü kapama düşüncesindeki egemen erk, az kaldı, unutturacaktı. Oysa biliyorsunuz ki, sanatçılarla tanınır bir ülke, zaten ölümsüz olanlar sadece sanatçı ve sanattır.

Dorsay, “Bizler, bizim kuşağımızın sinemaya gönül vermiş kişileri için de bir suç söz konusudur belki” diyor kitabının önsözünde. Yılmaz Güney filmlerinin gösterilmesinin yolunun açılması, bulun(a)mayan filmlerinin araştırılması, elde bulunan, bilinen bütün belgelerin kitaplaştırılması gerektiğini üstüne basa basa vurguluyor. Kendisi bu çalışmasının devamının geleceğini söylüyor. Ben de, hazır yeri gelmişken Tahir Yüksel’in “Karanlıktaki Işık Yılmaz Güney” kitabının bir daha basılarak insanlara ulaştırılmasının gerekliliğine değineyim. Bir de, çok önemsediğim, gözüm gibi korumaya çalıştığım Düşman filminin çekim senaryosunu, kitaplığımdan kim aldıysa, geri getirsin lütfen.

Yüz yüze görüşme keyfi…

Atilla Dorsay, sinema eleştirmenliğini yabancı filmler üzerinden yaparken Yılmaz Güney’in Umut filmiyle yerli filmler üzerine de yazmaya başlar. Umut, Yeşilçam’ın içinden Yeşilçam’a rağmen çıkan gerçekten bir başyapıttır. Filmin peşinden arkasını bırakmaz Dorsay, hemen her seferinde muhakkak bir yolunu bulur, Güney’i konuşturur. 12 Mart sürecinde tutukluluğu, sonrasında Yumurtalık’ta, Endişe’nin çekimi sırasında savcıyı vurduktan sonra mahkûm edilmesine rağmen onunla sürekli konuşur.

Atilla Dorsay, Yılmaz Güney’i kovalar da Güney boş mu durur? Daha önceleri senaryo yazmaya fırsat bulamayan, sadece birkaç not ve karalamayla sete çıkan, gözlem gücüne inanan ve akışa göre filmi şekillendiren Güney, zor koşullarda olmasına aldırmadan (yakınmalarını okumalısınız), sürekli çalışır ve birçok senaryo kaleme alır.

Kimini kendisiyle konuşamadığı için aklındakileri anlatamadığı yönetmenler çeker, kimini de ince eleyip sık dokuyarak ayrıntılı olarak anlatır. (Düşman’ın çekim senaryosundan anımsadığım, sadece çekime yönelik değil oyuncuların duygularını da yönlendirecek notlar düşer, hem de ayrıntılarıyla.) Zeki Ökten’in çektiği Sürü ve Düşman ile Şerif Gören’in çektiği Cannes’da Büyük Ödül kazanan Yol için “içeriden film çeken yönetmen” dedirtecek kadar takip eder çalışmaları.

Görsellik öncelikli

Umut’tan önceki döneminde vurdulu kırdılı dediğimiz filmlerinde de görsellik ağırlıktadır, söze fazla yer vermez Güney. Üç romanı, öyküleri ve senaryoları olan bir edebiyatçıdır, ama görselliğinden asla ödün vermemiştir. Öyle ki, içeriden senaryosunu yazdığı filmler için “kaçınılması gereken derecede laf içerdiği” söylentisini bile sorar Dorsay, bir söyleşide. Öykünün akışına bağlı olarak sözler çok gibi gözükse de, ağırlıklı olarak görüntünün anlattığını söyleyebiliriz. Öyle ki onlarca insanı gönderir olası çekim mekânlarına, yüzlerce fotoğraf çektirir ve onları filmine yedirir: “Sanatçı olarak hayatın gerçekliğini de yansıtmaya çalışıyoruz ve bu sosyal hayata, siyasal hayata, kültür hayatımıza yansıyor” diye yanıtlar.

Böyle bakınca…

Film yapmak zor bir sanattır. Birçok şeyi buluşturmak, birbirine alıştırmak ve uydurmak zorundasınızdır. Onun için de birçok ilk filmde, -bir daha olanak bulamam kaygısıyla- her şeyi aynı filme sıkıştırmak kaygısı sezilir. Yılmaz Güney’de de vardır o kaygı, onca deneyimine karşın. Onun her şeyi aynı filme sığdırabilme çabası aslında izleyiciye mesaj verme kaygısıdır, hiçbir şey eksik kalmasın mükemmeliyetçiliğinin de etkisiyle. “Bizim özellikle son iki yıldır anlattığımız şeyler sadece birer hikâye değil. bireylerin hikâyesi olmaktan çok, toplumsal bir kesit içinde toplayabildiğimiz kadar, anlatabildiğimiz kadar şeyle birlikte anlatılması gereken hikâyelerdir.” Yani, son filmlerinde Türkiye’nin toplumsal yaşamının bir panoramasını vermeyi amaçlıyor.

Kadınlar Günü…

Bilgisayarın başına oturduğum bugün (08 Mart, Dünya Kadınlar Günü), kadınlar üzerine anlattıklarını aktarmalıyım: “Kadını özgür olmayan bir toplum özgür değildir, özgür olamaz. Kadına eğilmeyen, kadını yanına çekmeyen bir devrim hareketi de başarıya ulaşamaz. Bizler sinemacı olarak, kadının içinde bulunduğu durumu çok yönlü yansıtma görevini taşıyoruz” diyor, özellikle Sürü’deki Berivan ile ilgili olarak.

Silahsız gezmeyen, sevdiği kadının başındaki elmaya ateş edebilecek kadar gözü kara biri olsa da işin içine sinema girince bambaşka biri olabiliyor/du Yılmaz Güney. Sette aylaklığa ve ahmaklığa tahammülünün olmadığını, ama en çok da oyunculara karşı alabildiğine sabırlı davranan ender yönetmenlerden biri olduğunu da bildiriyor. Duvar filminin kamera arkası belgeselinde gördük zaten.

Atilla Dorsay, sadece sinema eleştirmeni değil. Mimar ve rehber olduğunu biliyoruz, ama onun gizli kalmış bir özelliği iyi bir arşivci olması… Günlük gazetelerden dergilere, söyleşilerden kitaplara dek her bilgiyi, belgeyi arşivlemiş. Yol filminin kazandığı o olağanüstü başarıya rağmen ucuz suçlamalarda bulunan anlı şanlı(!) yazarları okuyunca, günümüzdekilerle karşılaştırmaktansa acımayı tercih ediyorum.

Sanatsal mücadele…

Atilla Dorsay’ın, yeni bir yayınevi olan Puslu’dan çıkan bu kitabı sadece sinemacılar için değil, sanatsal mücadele içinde olan, demokratik mücadele veren herkes için rehber niteliğinde.

İnci Aral’ın “Sevgili”si, Fatoş Güney’in “Camları Kırın Kuşlar Kurtulsun”u Yılmaz Güney’in yaşamını anlatıyordu, ama Atilla Dorsay’ın “Yılmaz Güney Kitabı” sanatçı, yönetmen Yılmaz Güney’i anlatıyor. Şimdi, “Yılmaz Güney Kitabı”nın sayfalarını çeviriyorum ve aldığım notlara bakıyorum, o kadar çok şey var ki… sadece kültür ve sanat değil, yakın tarihin sosyal, siyasal, ekonomik ve psikolojik dökümü de yer alıyor.

Yılmaz Güney Kitabı, Hayat Bize Mutlu Olma Şansı Vermedi Sevgili, Atilla Dorsay. Anılar, belgeler, bilgiler. Puslu Yayıncılık, Ocak 2022, 384 s.

(09 Mart 2022)

Korkut Akın

korkutakin@gmail.com

Kısa Filmleri Seyirciyle Buluşturan İFSAK 28. Kısa Film Festivali Başlıyor

Bu yıl 28. kez düzenlenecek olan İFSAK Kısa Film Festivali, 07 – 13 Mart 2022 tarihleri arasında Taksim’de bulunan Fransız Kültür Merkezi salonunda gerçekleşecek. Festival kapsamında Ulusal, Uluslararası, Göç Temalı bölümler yer alacak. Özel gösterimler ve söyleşilerle, sinemacılar ve izleyiciyi buluşturacak festivalde ayrıca İFSAK Sinema Emek Ödülü de sahibini bulacak. Festivalin ulusal bölümü, yarışmada ön elemeyi geçen filmlerden oluşuyor. Belgesel, Canlandırma, Deneysel ve Kurmaca kategorilerinde katılan 157 filmden ön elemeyi geçen 38 kısa film değerlendirilerek kategorilerinde en iyi seçilen filmler belirlenecek.

Kısa Filmleri Seyirciyle Buluşturan İFSAK 28. Kısa Film Festivali Başlıyor yazısına devam et

Kocaayak ve Ailesi

Ben Stassen ile Jeremy Degruson’un yönettiği ve Jules Medcraft, Kylian Trouillard, Alexis Victor ile Marie Chevalot’un oynadığı Kocaayak ve Ailesi (Bigfoot Family), 25 Mart 2022’de Özen Film dağıtımıyla Özen Film tarafından vizyona çıkarıldı.
Ailesiyle ve hayvanlarıyla mutlu mesut yaşayan Kocaayak, bir yandan da yeni güçlerine alışmaya çalışır. Ancak bir süre sonra, petrol şirketi X Tract’ın türlü yalanlarla, muhteşem bir vadiyi kirletmek üzere olduğunu öğrenir ve doğayı korumak için yola çıkar. Kocaayak için endişelenen eşi Shelly, oğlu Adam ve evcil hayvanları Wilbur ve Trapper bu vadide neler olduğunu araştırmak üzere Kocaayak’ın peşine takılırlar.

  • Basın Bülteni
  • Fotoğraflar
  • Web Sitesi
  • Teaser
  • IMDb

Kocaayak ve Ailesi yazısına devam et

Korkut Akın Yazıyor: Kaçış (Flee): Öteki ve Mülteci

Bugün en belirleyici haber ne? Dün ne idi? Yarın değişecek mi? Kişisel olarak farklı konularınız vardır muhakkak, onların da üzerine çıkandan bahsediyorum… Savaş, öyle kötü, öyle insanlık dışı ve öyle can alıcı ki, ilk saldırıyla başta çocuklar olmak üzere onlarca kişi ölüyor. Adı yasak olmasına karşın siviller hedef alınıyor. O zaman da insanların yapabilecekleri tek şey var ellerinde: Kaçmak. Flee (Kaçış), 1970’lerde … Devamı… »

Neşeli Kanatlar: Büyük Göç

Christopher Jenkins’in yönettiği ve Jim Gaffigan, Zendaya, Lance Lim ile Greg Proops’in oynadığı Neşeli Kanatlar: Büyük Göç (Duck Duck Goose), 18 Mart 2022’de CJ ENM dağıtımıyla Sinehane Film tarafından vizyona çıkarıldı.
Peng, tüm zamanını yaklaşan göç için pratik yaparak geçiren bir kazdır. Bir gün yere yakın uçarken, Chao ve Chi adında iki ördek yavrusuna çarpar. Ördeklerin sürüden ayrılmasına neden olur ve onlarla ilgilenmek zorunda kalır. Başlarda bu durumdan rahatsız olsa da zamanla yavru ördeklerle arasında beklenmedik bir bağ kuran Peng, Chao ve Chi sayesinde koşulsuz sevginin ne demek olduğunu öğrenir.

  • Basın Bülteni
  • Fotoğraflar
  • Web Sitesi
  • Fragman
  • IMDb

Neşeli Kanatlar: Büyük Göç yazısına devam et

Büyüt Hayallerini Kısa Film Yarışması

İBB İstanbul Vakfı tarafından TÜRSAK – Türkiye Sinema ve Audiovisuel Kültür Vakfı danışmanlığında Büyüt Hayallerini Kısa Film Yarışması düzenleniyor. 03 Mart 2022 tarihi itibariyle alınmaya başlanan proje başvuruları 27 Mayıs tarihine kadar sürecek. Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeki Yükseköğretim Kurumu tarafından onaylanan üniversitelerin ön lisans, lisans ve yüksek lisans öğrencilerinin katılımına açık olan projede kadının gücüne vurgu yapmak amacıyla ana tema “Başarılı Kadın Hikâyeleri” olarak belirlendi.

  • Basın Bülteni
  • Tanıtım Filmi
  • Web Sitesi

Büyüt Hayallerini Kısa Film Yarışması yazısına devam et

Bergen ve Annesinin Öyküsü Yüreklere Dokunacak

Sezonun en merakla beklenen filmi Bergen’in senaryosunu Yıldız Bayazıt ve Sema Kaygusuz, yönetmenliğini Mehmet Binay ve M. Caner Alper üstlendi. Zengin oyuncu kadrosu ve performansları ile uzun süre konuşulacak Bergen filmi, müzik tarihine geçen sesi ve konservatuvardan başlayan şarkı söyleme tutkusuyla efsane sanatçılar arasına girmiş Belgin Sarılmışer’in hayatını konu alıyor. 04 Mart 2022 Cuma günü sinemaseverlerle buluşacak Bergen’de Farah Zeynep Abdullah’la birlikte, Erdal Beşikçioğlu ve Tilbe Saran başrolleri paylaşıyor.

2. Eskişehir Kadın Yönetmenler Kısa Film Yarışması

Kısa Film Yönetmenleri Derneği tarafından Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’nin desteğiyle 2. Eskişehir Kadın Yönetmenler Kısa Film Yarışması düzenleniyor. Son başvuru tarihi 01 Temmuz 2022 olan ve “Sınırlarımız” konulu 2. Eskişehir Kadın Yönetmenler Kısa Film Yarışması’nın jürisi Oyuncu Hatice Aslan, Görüntü Yönetmeni Meryem Yavuz, Oyuncu İpek Erdem, Akademisyen Prof. Dr. Naci Güçhan, Sinema Eleştirmeni Nil Kural, Akademisyen Prof. Dr. Aytekin Can ve Yönetmen Çağrı Vila Lostuvalı gibi tanınmış isimlerden oluşuyor. Başvuruları 08 Mart 2022 tarihinde başlayan yarışmanın ödül töreni 25 Kasım 2022 tarihinde gerçekleştirilecek.

2. Eskişehir Kadın Yönetmenler Kısa Film Yarışması yazısına devam et

Mutlu Oyuncak Dükkanı

H. Sinan Güngör ile Semih Turalı’nın yönettiği ve Elif Gizem Aykul, Hakan Coşar, Elifcan Kamiloğlu ile Duygu Biçer’in oynadığı Mutlu Oyuncak Dükkanı, 10 Haziran 2022’de CJ ENM dağıtımıyla Outline Animation Studios tarafından vizyona çıkarıldı.
Zıpzıp Tavşan, Alyanak adlı oyuncakla, Mutlu Oyuncak Dükkânı’nın çatısında mahsur kalmıştır. Kahramanlarımız hemen organize olarak onun yardımına koşarlar, oyuncağın sahibinden ayrı kalarak kendisini burada bulduğunu öğrenirler. Kaybolmuş oyuncağın sahibine kavuşması için planlar yapan Kıpır’ın planları ters gider ve arkadaşları İstanbul’a dağılarak oyuncağın sahibini aramaya başlarlar.

  • Basın Bülteni
  • Fotoğraflar
  • Fragman
  • IMDb

Mutlu Oyuncak Dükkanı yazısına devam et

Memoria

Apichatpong Weerasethakul’un yönettiği ve Tilda Swinton, Elkin Díaz, Jeanne Balibar ile Juan Pablo Urrego’nun oynadığı Memoria, 11 Mart 2022’de Başka Sinema dağıtımıyla Bir Film tarafından vizyona çıkarıldı.
Apichatpong Weerasethakul’un Tilda Swinton’la işbirliği, Kolombiya’da bulunan İskoçyalı bir kadının ara ara değişik mekânlarda duyduğu garip, tok bir sesten yola çıkıyor. Bu sesin peşinde bir yolculuğa çıkan Jessica sesin sebebini önce elle tutulur, gözle görülür dünyada arıyor. Ama çok geçmeden anlıyor ki, insanın taşın, kayanın, dağın, ormanın belleğiyle yekvücut olduğu, dahası onu kaydettiği ve ilettiği bir dünya düzlemi de var.

  • Basın Bülteni
  • Fotoğraflar
  • Web Sitesi
  • Fragman
  • IMDb
  • Ferhan Baran Yazıyor

5. Foça Uluslararası Arkeoloji ve Kültürel Miras Belgesel Film Günleri

5. Foça Uluslararası Arkeoloji ve Kültürel Miras Belgesel Film Günleri, 05 – 09 Ekim 2022 tarihleri arasında gerçekleşecek. Etkinlik için başvuru süreci başladı. Etkinliğin bu yılki teması “Değişim/Dönüşüm” olacak. Ege Denizi kıyısında bulunan sakin bir sahil kasabası olan Foça, 9000 yıldır pek çok uygarlığa ev sahipliği yapmış kadim bir kent. Bu yıl 5-9 Ekim tarihleri arasında düzenlenecek Foça Film Günleri sırasında hem Marsilya Meydanı, hem de Reha Midilli Kültür Merkezi film tutkunlarının buluşma noktaları olacak. Film gösterimleri dışında etkinlik kapsamında, yönetmen katılımlı söyleşiler, atölyeler, sergiler ve Foça’nın tarihi alanlarına arkeolog rehberler eşliğinde turlar da düzenlenecek. 2022 filmlerinin bir kısmı geçen yıllarda olduğu gibi internet üzerinden de yayınlanacak. Bütün etkinlikler ücretsiz ve halka açık olacak.

5. Foça Uluslararası Arkeoloji ve Kültürel Miras Belgesel Film Günleri yazısına devam et