32. İstanbul Film Festivali İlk Haftasında Yıldız Konukları Ağırlayacak

İstanbul Film Festivali’nin 29 Mart Cuma akşamı İstanbul Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda yapılacak açılış törenine ünlü oyuncu Patricia Arquette ve usta yönetmen Bille August da katılacak. Festival, ilk günlerinde bir önemli ismi daha ağırlayacak: Elveda Las Vegas (Leaving Las Vegas) filminin ünlü yönetmeni Mike Figgis festivalde sinemaseverlerle buluşacak. Festivalin Ustalar bölümünde, Gördüğüne İnan (Suspension of Disbelief) ve Çok Yaşa Aşk (Love Live Long) filmleriyle yer alan yönetmen festival kapsamında bir sinema dersi de verecek.

  • Basın Bülteni
  • Festival hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
  • Yüksek çözünürlüklü fotoğraflara haberin devamından üzerlerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
    32. İstanbul Film Festivali İlk Haftasında Yıldız Konukları Ağırlayacak yazısına devam et
  • Benim Çocuğum: Homofobik Dünyayı Değiştirmek Arzusundayız

    If İstanbul Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali kapsamında gösterilen Benim Çocuğum belgeseli yine salonları doldurdu. 25 Mart Pazartesi günü, Boğaziçi Üniversitesi’nde gösterilen film, aralarında rektörün, öğretim üyelerinin, öğrencilerin ve üniversite dışından izleyicilerin de bulunduğu 400’den fazla kişi tarafından izlendi. Çocukları lezbiyen, gey, biseksüel, trans bireyler olan Türkiyeli bir grup anne babanın hikâyelerini konu alan filmin gösteriminin ardından düzenlenen panele Meltem Ahıska, Gülnur Acar Savran, Mehmet Tarhan ve Şule Ceylan konuşmacı olarak katıldı.

  • Basın Bülteni
  • Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
  • Yüksek çözünürlüklü fotoğraflara haberin devamından üzerlerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
    Benim Çocuğum: Homofobik Dünyayı Değiştirmek Arzusundayız yazısına devam et
  • 32. İstanbul Film Festivali’nde Avusturya Filmleri

    Şubat ayındaki Michael Haneke Retrospektifi’nden sonra, Avusturya’nın sinemayla ilgili diğer ilgi çekici olayı 32. İstanbul Film Festivali’nde karşımıza çıkıyor. Avusturya’lı yönetmen Ulrich Seidl’ın Cennet: Aşk, Cennet: İnanç, Cennet: Umut, adlı filmleri 02 – 07 Nisan tarihleri arasında gösteriliyor. Cennet: Umut, fazla kiloları olan, meraklı, genç bir kadını konu alıyor. Annesi Kenya’ya gidince genç kadın tatilini dağdaki bir zayıflama kampında geçirmeye karar verir. Kampta kendinden kırk yaş büyük bir doktora âşık olur.

  • Basın Bülteni
  • Festival hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
  • Yüksek çözünürlüklü fotoğrafa haberin devamından üzerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
    32. İstanbul Film Festivali’nde Avusturya Filmleri yazısına devam et
  • Sürdürülebilir Yaşam Film Festivali Ankara 2013

    2008 yılından bu yana bir kez Karlskrona (İsveç) ve üç kez İstanbul’da gerçekleşen Sürdürülebilir Yaşam Film Festivali bu sene Ankara’ya da geliyor. Sürdürülebilir Yaşam Film Festivali Ankara 2013, 11 – 14 Nisan 2013 tarihleri arasında Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde Ankaralı sinemaseverlere ulaşacak. 11 Nisan’da Özgürlük Tohumları filminin gösterimiyle başlayacak festival, konser ve söyleşilerle sürecek. Sürdürülebilirlik kavramının boyutlarına ışık tutan Sürdürülebilir Yaşam Film Festivali Ankara 2013, neyin sürdürülebilir olduğu veya olmadığına dair dünyanın dört bir yanından örnekler sunarak izleyicilere sunma amacını taşıyor.

    Festivalin Formda Ustaları ve Parlak Bir Keşif

    32. İstanbul Film Festivali’nin ilk günlerinde iki efsanevi ustanın çok genç filmleri izleyicileri büyüledi. Fransız Yeni Dalga ekolünün kurucularından 1922 doğumlu Alain Resnais ‘Henüz Hiçbir Şey Görmediniz / Vous N’Avez Encore Rien Vu’ diyor son filminde. Hayli ilerlemiş yaşına rağmen her zaman özgün ve yaratıcı kalabilmiş mizansen ustasının yeni yapıtı, Antoine D’Anthac’ın ani ölümünden sonra iletilen bir mesaj üzerine, yazarın ‘Eurydice’ adlı oyununda yıllar boyu rol almış tüm oyuncuların üstadın şatosunda biraraya toplanmasıyla başlıyor. Müteveffa yazarın hepsi yakın dostu olmuş bu seçkin oyuncular topluluğundan istediği, söz konusu oyunu yeniden sahneleyen ‘La Compagnie de La Colombe’ isimli genç oyuncu kumpanyasının modern yorumunu değerlendirmeleri. Deneyimli oyuncular genç yetenekleri ekranda izlerken yavaş yavaş repliklerini hatırlamaya ve oyunun sahnelenmesine iştirak etmeye başlar. Bundan sonrası yaşam ile tiyatronun, gerçek ile kurmacanın iç içe geçtiği büyüleyici bir mizansen deneyimi, yaşam, aşk, mutluluk, ölüm, ölümden sonra aşkın tartışıldığı enfes bir yaratım sürecidir. Yönetmen, -Mathieu Amalric’in başarıyla yorumladığı- Mösyö Henri (ya da Azrail) karakteri aracılığıyla yaşamın bir yük olarak dayanılmaz ağırlığını, buna karşılık ölümün ebedi huzurunu dile getiriyor. Bizler de ‘Sen çok yaşa Resnais usta, daha göreceğimiz çok şey var’ demekten kendimizi alamıyoruz. Son jeneriğe eşlik eden Frank Sinatra yorumuyla unutulmaz ‘It Was A Very Good Year’ bu nefis filmin bonuslarından bir diğeri. Henüz izlememiş olanlar için filmin iki gösterimi daha olduğunu hatırlatalım. (Ortaköy Feriye / 4 Nisan Perşembe, 19.00; Nişantaşı Citylife / 5 Nisan Cuma, 11.00)

    Sinemanın en kışkırtıcı ve özgün yaratıcılarından bir diğeri ressam Peter Greenaway de festival programında yer alan yepyeni filmiyle geçmiş yapıtlarını aratmayan isimlerden. ‘Goltzius ve Pelikan Kumpanyası / Goltzius and The Pelican Company’ ile bir kez daha sanat ve cinselliğin ana katmanlarını oluşturduğu görsel bir şölen armağan ediyor sadık festival izleyicisine. Zina, ensest, aldatma, pedofili, fahişelik ve ölüsevicilik gibi altı cinsel tabuyu Eski Ahit metinlerinden çekip çıkarmak suretiyle üstelik. Greenaway dinsel kurumların, toplumsal ahlâkın savunucusu yönetici sınıfların tüm riyakarlığını -yoksa bir Pasolini filmi mi izliyoruz dedirten- cüretkâr bir cinsellikle görselleştirmiş. Bu arada ilk göz ağrısı resim sanatına göndermeleri de ihmâl etmemiş. Belki herkese göre değil ama üstadın hayranlarını uçuracak cinsten bir deneme bu. Ana rollerden birinde (Quadfrey), geçtiğimiz yıl 18. İstanbul Tiyatro Festivali’nde sergilenen Schaubühne Berlin’in ‘Hamlet’ yorumunda hayran kaldığımız Lars Eidinger’e dikkat… (Son gösterim: Kadıköy Reks / 6 Nisan Cumartesi, 21.30)

    Festivalde tanıdık ustaların son işlerini izlerken, bir yandan da genç sinemacıları keşfe çıkıyoruz. ‘Kuş Yemi Yiyen Oğlan / To Agori Troei To Fagito Tou Pouliou’, Yunanistan’dan gelen çok ilginç bir ilk film. Yönetmen Ektoras Lygizos’ın, Knut Hamsun’ın ‘Açlık’ adlı romanından esinlendiğini ifade ettiği film, komşu ülkenin halen yaşamakta olduğu derin ekonomik bunalımın metaforu görünümünde. Tek kuruşu kalmayan, üstelik yaşadığı evden de atılan genç adamın hikâyesini, oyuncusunun (muazzam Yannis Papadopoulos) neredeyse bedenine nüfuz edercesine yakın plânlar ve hareket halindeki omuz kamerasıyla soluk soluğa anlatıyor genç sinemacı. Lygizos’un gelecek işlerini merakla beklediğimiz isimler arasına aldık şimdiden. Filmin iki kez daha gösterileceğini hatırlatalım. (Ortaköy Feriye / 8 Nisan Pazartesi, 13.30; Nişantaşı Citylife / 10 Nisan Çarşamba, 21.30)

    (01 Nisan 2013)

    Ferhan Baran

    ferhan@ferhanbaran.com

    Türkan Şoray, Kahveyi Bir Sanat Haline Getiren Gönül Kahvesi’nde Hayranlarıyla Buluştu

    Türk sinemasının yaşayan efsanesi Türkan Şoray, Gönül Kahvesi’nin Bağdat Caddesi’ndeki yeni şubesinin açılışını yaptı. Yoğun ilginin yaşandığı organizasyonda ünlü sanatçı açılış sonrasında sinemaseverlerle sohbet etti. Şoray, albüm çalışmalarını hızlandırdığını söyledi ve sözlerini şöyle sürdürdü: “Türk sinemasına yıllarca görüntümle hizmet verdim; sesimin de insanlarda iz bırakmasını istiyorum. Bu nedenle rol aldığım filmlerdeki en sevdiğim şarkılardan oluşan bir albüm yapmaya karar verdim, çalışmalarımı da son dönemde hızlandırdım. Umarım albümüm beğenilir” diye konuştu.

  • Basın Bülteni
  • Web Sitesi
  • Yüksek çözünürlüklü fotoğraflara haberin devamından üzerlerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
    Türkan Şoray, Kahveyi Bir Sanat Haline Getiren Gönül Kahvesi’nde Hayranlarıyla Buluştu yazısına devam et
  • 3. Uluslararası Engelsiz Film Festivali, Kısa Film Yarışması’nda Son Bir Hafta

    Mind the AD-İstanbul tarafından bu yıl üçüncüsü düzenlenecek olan Uluslararası Engelsiz Film Festivali 20 – 25 Mayıs 2013 tarihleri arasında hayata geçiyor.
    Engellilik, iş göremezlik konusunda kısa ve uzun metrajlı filmlerle toplumda farkındalık yaratmayı ve bu bilincin güçlenerek yayılmasını sağlamayı hedefleyen festival, “Herkes İçin Eşit Yaşam Koşulları, Eşit Saygı ve Adalet” ana temasıyla çalışmalarını sürdürüyor.
    Festival kapsamında düzenlenecek olan Kısa Film Yarışması’na katılacak olanların 01 Nisan 2013 tarihine kadar müracaat etmeleri gerekiyor.

  • Basın Bülteni
  • Festival hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
  • İnsan Hayatının Ülkemizde Hiçbir Değeri Yok

    Seyfi Teoman çok değerli bir yönetmenimizdi. “Bizim Büyük Çaresizliğimiz” adlı filmi Berlin Film Festivali’nde büyük ödül Altın Ayı için yarışmaya layık bulunmuştu.

    Seyfi Teoman 16 Nisan 2012’de bir motorsiklet kazası geçirdi ve 08 Mayıs 2012’de ne yazık ki öldü… Seyfi Teoman’ın ölümüne yol açan şoför mahkeme tarafından yüzde yüz suçlu bulundu ve sadece 3 yıl 4 aylık bir hapis cezasına çarptırıldı. Kararın kesinleşmesi için temyiz sürecinin sonuçlanması gerekiyor.

    Kazaya neden olan şoför madem yüzde yüz hatalı, kendisine verilen ceza çok çok az değil mi?

    Seyfi Teoman İlk Film Ödülü 30 Bin Türk Lirası

    Bu arada 30 Mart – 14 Nisan 2013 tarihleri arasında düzenlenen 32. İstanbul Film Festivali’nde Seyfi Teoman anısına bir ödül verilecek… Seyfi Teoman İlk Film Ödülü’nü kazanan filmin yönetmeni aynı zamanda Cem Yılmaz, CMYLMZ FikirSanat’tan 30 bin lira kazanmış olacak.

    Seyfi Teoman’ın En Çok Beğendiği Türk Filmleri:

    (Seyfi Teoman’ın Empire Türkiye Dergisi’ne verdiği liste; dergide yayınlanmamıştı)

    * Nuri Bilge Ceylan’dan “Uzak”
    * Lütfi Akad’dan “Vesikalı Yarim”
    * Yılmaz Güney’den “Duvar”
    * Zeki Demirkubuz’dan “Masumiyet”
    * Ömer Kavur’dan “Anayurt Oteli”
    * Şerif Gören’den “Yol”
    * Metin Erksan’dan “Kuyu”
    * Metin Erksan’dan “Sevmek Zamanı”
    * Nuri Bilge Ceylan’dan “Mayıs Sıkıntısı”
    * Zeki Ökten’den “Sürü”

    Berlin Film Festivali büyük ödülü Altın Ayı için yarışan Türk filmleri ya da Türk asıllı yönetmenlerin filmleri (Tam Liste):

    1961 – “Kırık Çanaklar” / Memduh Ün
    1964 – “Susuz Yaz” / Metin Erksan /Büyük Ödülü kazandı
    1980 – “Düşman” / Zeki Ökten
    1983 – “Hakkari’de Bir Mevsim” / Erden Kıral
    1985 – “Pehlivan” / Zeki Ökten
    1988 – “Av Zamanı” / Erden Kıral
    1999 – “Güneşe Yolculuk” / Yeşim Ustaoğlu
    2000 – “Mayıs Sıkıntısı” / Nuri Bilge Ceylan
    2001 – “Cahil Periler” / Ferzan Özpetek
    2004 – “Duvara Karşı” /Fatih Akın / Büyük Ödülü kazandı
    2010 – “Bal” / Semih Kaplanoğlu / Büyük Ödülü kazandı
    2011 – “Bizim Büyük Çaresizliğimiz” / Seyfi Teoman

    (02 Nisan 2013)

    Hakan Sonok

    hakansonok.sonok1@gmail.com