Oyuncu Tuğrul Tülek İkinci Kez Yönetmenlik Koltuğuna Oturdu

Sahne ve kamera önünde oyunculuğunu konuşturan Tuğrul Tülek, şimdi de Yüksek (Overspill) oyunuyla yönetmenlik sınavının ikincisini vermeye hazırlanıyor. Geçen sezon DOT’ta Öksüzler oyunuyla ilk yönetmenlik sınavını veren Tülek, şimdi ikinci oyun Yüksek (Overspill) ile bunu perçinleştirmeye niyetli. Ali Taylor’un yazdığı, uyarlamasını, çevirisini ve yönetmenliğini Tuğrul Tülek’in yaptığı Yüksek (Overspill) adlı oyun 27 Mart’ta görücüye çıkacak. Mehmetcan Mincinozlu, Onur Öztay ve Aykut Akdere’nin rol aldığı oyunda 3 çocukluk arkadaşının bir gece dışarıya çıkıp eğlenmeleriyle başlayan ancak şehirde ardarda meydana gelen bombalamalarla bir paranoyanın ardından sürüklenmeleri üzerine gelişen olaylar sahneye taşınıyor.

  • Basın Bülteni
  • Yüksek çözünürlüklü fotoğraflara haberin devamından üzerlerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
    Oyuncu Tuğrul Tülek İkinci Kez Yönetmenlik Koltuğuna Oturdu yazısına devam et
  • Zerre, 12 Nisan’da Beyazperdede

    49. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde En İyi Yönetmen, En İyi İlk Film, En İyi Sanat Yönetmeni ve SİYAD Ödülleri’ne layık görülen, 3. Malatya Uluslararası Film Festivali ödül töreninden de En İyi Kadın Oyuncu ve En İyi Kurgu ödülleriyle dönen Zerre’nin vizyon gösterimi için geri sayım başladı. Sinemaseverler tarafından ilgiyle beklenen Zerre, 12 Nisan 2013 Cuma günü seyirciyle buluşuyor. Film, yıkılmak üzere boşaltılmış evlere sığınmış üç kişilik bir ailede, yaşlı annesi ve engelli kızı için bütün yükü omuzlarında taşıyan Zeynep’in verdiği hayat mücadelesini anlatıyor.

  • Basın Bülteni
  • Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
  • Yaşar Tunalı’yı Kaybettik

    Sinemamızın Yeşilçam döneminin ünlü yapımcılarından Yaşar Tunalı, 11 Mart 2013 Pazartesi günü hayatını kaybetti. Yaşar Tunalı’nın sinemamıza kazandırdığı filmler arasında Kahreden Firar, Azize, Seyyit Han, Senin Olmaya Geldim, Yedi Köyün Zeynebi, Dadaloğlu, Çamur Şevket, Anadan Ayrı, Harman Sonu, Ağlattı Kader, Nazey, Cafer’in Nargilesi, Sosyete Behçet, Televizyon Niyazi, Aldırma Gönül, Dertli Pınar, Menekşeler Mavidir, Muhteşem Urfalı, Karanfilli Naciye, Sevmek, Güneşe Köprü, 72. Koğuş, Bir İçim Su, Mutsuzlar gibi filmler var. Cenazesi 12 Mart Salı günü defnedilen merhuma tanrıdan rahmet, kederli ailesine sabırlar dileriz.

  • Yüksek çözünürlüklü fotoğraflara haberin devamından üzerlerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
    Yaşar Tunalı’yı Kaybettik yazısına devam et
  • 3. Uluslararası Eskişehir Kral Midas Kısa Film Festivali

    Farklı çehresi ve geçirdiği değişim ile dünyaya örnek olan 12 kent arasında gösterilen Eskişehir, her gününü sanatla iç içe geçiriyor. Şehrin kültürel dinamikleriyle yola çıkan 3. Uluslararası Eskişehir Kral Midas Kısa Film Festivali, 29 Mayıs – 02 Haziran 2013 tarihleri arasında sinemaseverlerle buluşuyor. Son başvuru tarihini 30 Nisan olarak açıklayan festivalin katılım formuna www.kralmidas.com sayfasından ulaşılabiliyor. Uluslararası Eskişehir Kral Midas Kısa Film Festivali, üçüncü yılında da nitelikli bir program sunmaya hazırlanıyor. Bu yıl da kurmaca, animasyon, belgesel ve deneysel dallarında olmak üzere 15 dalda 25 ödül kısa filmcileri bekliyor olacak.

  • Basın Bülteni: 1 / 2
  • Web Sitesi
  • Diğer basın bültenleri, bağlantılar ve yüksek çözünürlüklü afişe haberin devamından üzerlerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
    3. Uluslararası Eskişehir Kral Midas Kısa Film Festivali yazısına devam et
  • Lanet

    Scott Derrickson’un yönettiği ve Ethan Hawke, Juliet Rylance, James Ransone, Fred Dalton Thompson, Michael Hall D’Addario ile Clare Foley’in oynadığı Lanet (Sinister), 29 Mart 2013’de Pinema Film dağıtımıyla Filmpop Filmcilik tarafından vizyona çıkarıldı.
    Bir gerçek suç yazarı, yeni taşındığı evde, içerisinde evde çekilmiş korkunç görüntülerin olduğu bir kutu bulur. Bunun üzerine kendisi, eşi, oğlu ve kızı korkunç bir kabus yaşamaya başlar. İşlenmiş cinayetleri en ince teferruatına kadar inceleyip yazmaya karar verdiği kitaptan da vazgeçmek zorunda kalır.

  • Basın Bülteni: 1 / 2
  • Fotoğraflar
  • Web Sitesi
  • Fragman: Türkçe Altyazılı / Orijinal
  • IMDb
  • Ali Erden Yazıyor
  • Martin Scorsese Bile Metin Erksan Hayranıdır

    Rus yazar Dostoyevski’ye maledilen ünlü söz şöyledir: “Hepimiz (Rus Edebiyatı) yazar Gogol’ün paltosundan çıktık.”

    Bence tüm Türk sineması Metin Erksan’ın paltosundan çıkmıştır…

    En son, “Kelebeğin Rüyası”nın oyuncusu Kıvanç Tatlıtuğ, Elle Dergisi’ndeki söyleşisinde, Doha Tribeca Film Festivali’nde karşılaştığı Oscar ödüllü yönetmen Martin Scorsese’nin Metin Erksan’ın “Susuz Yaz” adlı filmine duyduğu hayranlığı dile getirdiğini söyledi…

    Bilindiği gibi, “Susuz Yaz” Martin Scorsese tarafından kurulan World Cinema Foundation (Dünya Sinema Vakfı) tarafından onarılan filmlerden biri… Vakıf filmin onarılmış kopyasını 2008 Cannes Festivali’nin (61. Cannes Film Festivali) “Klasik Filmler” bölümünde Türk asıllı Alman yönetmen Fatih Akın’ın sunumuyla göstermişti.

    Metin Erksan “Acı Hayat”ta Bir Araya Getirdiği Kadroyu “Susuz Yaz”da Oynamaya İkna Edememişti!

    26 Haziran – 07 Temmuz 1964 tarihleri arasında düzenlenen Berlin Film Festivali’nde Metin Erksan’ın “Susuz Yaz”ı büyük ödül Altın Ayı’yı kazanmıştı. “Susuz Yaz”ın başrollerini Türkan Şoray ile Ayhan Işık’a teklif eden Metin Erksan bu iki oyuncuyu da ölümsüz filminde oynatmayı başaramamıştı…

    Türkan Şoray, Metin Erksan’ı ve “Acı Hayat”ı Anlatıyor:

    Metin Erksan’ın yönetiminde baş erkek rolünü Ayhan Işık’ın üstlendiği “Acı Hayat” filmini çeviren Türkan Şoray, Metin Erksan’ın 2012’deki ölümünden sonra “Sinemam ve Ben” adlı kitabında “Acı Hayat” filmini şöyle anlatacaktı:

    “O zaman ne kadar önemli bir yönetmen olduğunun farkında değildim… Böyle bir filmin başrol oyuncusu olmanın ne kadar büyük bir şans olduğunu, oynadığım rolün bir oyuncu için ne kadar önemli olduğunu ve çevirmekte olduğum filmin değerini yıllar geçince çok daha iyi anladım. O yıllarda birçok oyuncunun çalışma hayali kurduğu bir yönetmenle çalıştığımı algılayabilecek, değerlendirebilecek birikimde değildim. Sadece oynadığım rol beni etkilemişti. Manikürcü Nermin’in yaşadığı dramla, başına gelenlerle duygusal bir bağ kurmuştum kendi içimde. O genç kızın çektiği acıları sanki ben yaşamıştım; filmde adeta kendi mutsuzluğumu yaşıyordum. Anne baba ayrılığının hüznünü, mutsuzluğunu yaşamış, o yıllardan sonra yoksulluğu tanımıştım. Bu duygulara, bu acılara yabancı değildim. Babam ayrıldığı yıl annem beş parasız kalmıştı. Ben 13-14 yaşlarındaydım. Annem çok istese de bana yeni bir şeyler alamıyordu. Okulda ders bitip zil çaldığında ben yerimden kalkmaz, sınıftan en son çıkardım. Arkadaşlarımın kalın, güzel paltoları vardı; benimse lacivert incecik bir ceketim… Onların paltolarını giyip çıkmalarını beklerdim. O incecik ceketle görüp beni küçümseyeceklerini düşünürdüm… Yaşadıklarım bende derin izler bırakmış olmalı ki, yönetmenin (Metin Erksan’ın) anlattıklarını çok iyi anlıyordum, hissediyordum. Böylece kamera önüne geçtiğimde içimde bir yerlerde birikmiş bu yoğun duyguları sezgilerimle ifade edebilme imkânı veriyordu bu filmdeki rolüm. Bu karakter acı çekiyordu ve o acıda ben kendimi buluyordum, o acıyı tanıyordum sanki önceden yaşamış gibi… O mutsuzluk, umutsuzluk herhalde yüzüme yerleşti ki, başarılı oldum. Bir filmde duyarak, o karakteri hissetmenin rolü gerçekçi kılmada ne kadar önemli olduğunu belki o zamanlar farkına varmadan oyunculuğuma taşıdım ve hep böyle devam ettim… Sinema eğitimi olmayan, oyunculuğun ne olduğunu bilmeyen ben, tamamen duygularımla yaşattığım bu karakterle Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde En İyi Kadın oyuncu ödülünü kazandım. Ödülden sonra sinemada adım daha çok oyuncu olarak anılmaya başladı. Böyle önemli bir festivalde, sinemada daha bu kadar yeniyken bu ödülü almanın çok önemli olduğunu söylüyorlardı. Beni kutluyorlardı, bana oyuncu olarak farklı davranmaya başlamışlardı. Sinemada oyuncu olmak diye bir kavram vardı ve oyuncu olmak önemliydi, bunu anlamaya başladım. Oyunculuğu kendi kendime keşfediyordum; tamamen içgüdüsel, el yordamıyla. (…) ‘Acı Hayat’tan sonra Yeşilçam’ın büyük şirketlerinden Kemal Film’den teklif aldım…”

    Türkan Şoray Metin Erksan ile ilgili sözlerini şöyle bitiriyor:

    “Yeri doldurulamayacak, Türk sinemasına adını altın harflerle yazdıran, sinemamızda sonsuza kadar anılacak olan Metin Erksan ‘Sinemacılar Dönemi’ni başlatan ve geliştiren ilk yönetmenlerden biridir, birçok yönetmen onun sinemasını örnek almıştır.”

    Türk Sineması’nı Kabuğundan Çıkaran Film: “Susuz Yaz”

    Türk sineması Metin Erksan’ın “Susuz Yaz” adlı filminin Berlin Film Festivali’nde büyük ödül Altın Ayı almasıyla ilk kez yurt dışına açıldı ve bu film Türkiye sınırları içinde kapalı kalan Türk sinemasını yurt dışına taşıdı; bugün 40 küsur ülkeye “Made in Turkey” dizi film satabiliyorsak bu yolu da ilk defa Metin Erksan’ın “Susuz Yaz”ı açtı.

    Hülya Uçansu’nun kitabı “Bir Uzun Mesafe Festivalcisinin Anıları”ndaki Metin Erksan ile ilgili bölüm:

    Benim sözünü etmek istediğim ise, Hülya Uçansu’nun anı kitabı “Bir Uzun Mesafe Festivalcisinin Anıları”ndaki Metin Erksan’la ilgili çok çarpıcı bir anekdot…

    Bu anekdota göre, Profesör Doktor Sami Şekeroğlu’nun kaleme aldığı, Metin Erksan filmlerini yücelten, Metin Erksan’ın yaratıcılığına hayranlıkla, övgüyle dopdolu yazı, sinema yazarı Mehmet Basutçu tarafından adeta yeniden yazılarak, Metin Erksan sineması ve filmleri aleyhinde yepyeni bir metne dönüştürülerek yayınlanmış ve yazının orijinalini yazan Sami Şekeroğlu küplere binmiş.

    (01 Nisan 2013)

    Hakan Sonok

    hakansonok.sonok1@gmail.com

    Sislerin İçinde

    Sergei Loznitsa’nın yönettiği ve Vladimir Svirski, Vlad Abashin, Sergei Kolesov ile Vlad İvanov’un oynadığı Sislerin İçinde (V Tumane – In The Fog), önümüzdeki aylarda Medyavizyon Film dağıtımıyla Medyavizyon Film tarafından vizyona çıkarılıyor.
    1942, SSCB’nin Batı sınırı… Bölge Nazi işgali altındadır. Sushenya tutuklanır, serbest bırakılır ve sonra iki direnişçi tarafından ormana götürülür, çünkü hainliğin cezası ölümdür.
    Sushenya ormanın derinliklerinde ahlâki bir karar vermek zorundadır, ne var ki şartlar ahlâki değildir.

  • Basın Bülteni
  • Fotoğraflar
  • Web Sitesi
  • Fragman
  • IMDb
  • Kon Tiki

    Joachim Ronnig ile Espen Sandberg’in yönettiği ve Pal Sverre Hagen, Anders Baasmo Christiansen, Gustaf Skarsgard, Odd Magnus Williamson’ın oynadığı Kon Tiki, önümüzdeki aylarda Medyavizyon Film dağıtımıyla Medyavizyon Film tarafından vizyona çıkarılıyor.
    Savaş yorgunu dünyanın gözü 1947’de Norveçli genç maceracı Thor Heyerdahl’a odaklanır. Bu gencin dudak uçuklatan amacı, Kon-Tiki adını verdiği salıyla Büyük Okyanus boyunca yapacağı 8.000 kilometrelik deniz seferidir. Ona bu yolculukta birbirini hiç tanımayan, deneyimsiz beş adam eşlik edecektir.

    Kon Tiki yazısına devam et

    Arka Pencere Dergisi Amerika’yı Katediyor

    Arka Pencere Dergisi, 178. sayısında, kapağına, Jack Kerouac uyarlaması Yolda’yı yerleştiriyor. Tunca Arslan, köşesinde, Sinemacının Oyunu adlı romanındaki eleştirmen karakterini yazıyor. Vizyon filmleri eleştirileri arasında Yolda, Dev Avcısı Jack, Yedi Psikopat, Hayat Avcısı, Mahmut ile Meryem ve Sabit Kanca yer alıyor. Derginin 178. sayısı, bir Hitchcock alıntısıyla sona eriyor: “Ölüm Korkusu (Vertigo) için aslında aklımda başta Vera Miles’ın olduğunu, hatta onunla son test çekimlerini bile yapıp tüm gardrobunu aldığımızı biliyor musunuz? Ama tam çekimlerden önce hamile kaldı.”

  • Basın Bülteni
  • Web Sitesi
  • Yüksek çözünürlüklü kapak fotoğraflarına haberin devamından üzerlerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
    Arka Pencere Dergisi Amerika’yı Katediyor yazısına devam et
  • Bahar İsyancıdır

    Selma Köksal’ın yönettiği ve Volga Sorgu, Selma Köksal, Çimen Turunç Baturalp ile Yıldıray Şahinler’in oynadığı Bahar İsyancıdır, 19 Nisan 2013’de Oyuncular Production dağıtımıyla Oyuncular Production tarafından vizyona çıkarıldı.
    Film, 90’lı yılların ortalarından, 2000’li yılların başlangıcına, oradan da günümüze uzanan bir zaman diliminde, bir tiyatro topluluğunun, Oyuncular Kumpanyası’nın öyküsünü beyazperdeye getiriyor. 12 Eylül’ün gölgesinde yetişen, etik ve kültürel değerlerin liberal ekonomilerle değiştiği tarihsel bir süreçte yaşayan gençlerin tiyatro yoluyla direnişi.

    Bahar İsyancıdır yazısına devam et