50 Yıl Süren Evlilik Cannes Film Festivali’nin Afişinde

15 – 26 Mayıs 2013 tarihleri arasında 66. kez düzenlenecek Cannes Film Festivali bu yılki afiş görselini Türkiye sinemalarında altı yıl gecikmeyle Mart 1969’da gösterilen “A New Kind of Love” (1963) adlı film için çekilen bir fotoğraf karesinden aldı. En İyi Giysi Tasarımı ve Müzik dallarında Oscar ödülü, En İyi Kadın Oyuncu (Joanne Woodward) dalındaysa Altın Küre adaylığı elde eden bu film Türkiye’de “Paris Tatili” adıyla gösterilmişti.

“Paris Tatili” aynı zamanda 1953’te tanışan, 1958’de evlenen ve Paul Newman’ın 2008’deki ölümüne kadar 50 yıl boyunca evli kalan Paul Newman – Joanne Woodward çiftinin birlikte kamera önüne çıktığı filmlerden biri.

Çiftin, 1959, 1961 ve 1965’te üç kızları da dünyaya gelmiş.

Woodward, Türkiye’de “Üç Ruhlu Kadın” adıyla gösterilen “The Three Faces of Eve”le (1957’nin filmi Türkiye’de 1960’ta gösterildi), Paul Newman ise “The Color of Money”le (1986) Oscar ödülünü kazanmıştı.

Türk Sineması ve Cannes Film Festivali

1939 yılından bugüne Cannes Film Festivali büyük ödülü Altın Palmiye’yi kazanan ilk ve tek filmimiz Şerif Gören’in yönettiği “Yol” olmuştu. 1982 Cannes Film Festivali’nde gösterilen “Yol”un senaryosunu Yılmaz Güney yazmış, başrolünü Tarık Akan üstlenmişti. “Yol” Kuzey Amerika’da Altın Küre Ödülü’ne de Yabancı Film Dalında aday gösterilme başarısını kazanan ilk ve tek filmimizdir.

Yine 1939’dan bu yana Altın Palmiye adaylığı elde edebilen diğer filmlerimiz de şunlar: Yılmaz Güney’in “Duvar”ı (1983), Nuri Bilge Ceylan’ın “Uzak” (2003), ”İklimler” (2006), “Üç Maymun” (2008), “Bir Zamanlar Anadolu’da”sı (2011) ve Türk asılllı Alman yönetmen Fatih Akın’ın “Yaşamın Kıyısında”sı (2007)…

(29 Mart 2013)

Hakan Sonok

hakansonok.sonok1@gmail.com

Engin Çağlar’ın Mart Ayı Konuğu Perihan Savaş Olacak

Bayrampaşa Belediyesi’nin, “Yenidoğan Mahallesi, Abdi İpekçi Caddesi, No: 3, Bayrampaşa” (Akvaryum AVM ve Bayrampaşa Belediyesi Hizmet Binası Altı) adresindeki Bayrampaşa Belediye Kültür Salonu’nda düzenlediği sohbet etkinliğinde bu hafta 23 Mart 2013 Cumartesi günü saat 17:00’de Kınalı Yapıncak, Feride, Makber, Süreyya gibi unutulmayan filmlerin sevilen oyuncusu Engin Çağlar Yeşilçam döneminden arkadaşı oyuncu Perihan Savaş ile sohbet edecek. Perihan Savaş’ın filmlerinden bahsedilecek, sinema serüveni anlatılacak.

  • Yüksek çözünürlüklü fotoğraflara haberin devamından üzerlerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
    Engin Çağlar’ın Mart Ayı Konuğu Perihan Savaş Olacak yazısına devam et
  • 24. Ankara Uluslararası Film Festivali’nde Yarın: 23 Mart Cumartesi

    24. Ankara Uluslararası Film Festivali sona doğru yaklaşırken heyecan sürüyor. Festivalin ana teması olan Doğu İmgeleri bölümünde yer alan Saman Moghadam’ın yönettiği Basit Bir Aşk Öyküsü engellerle dolu bir aşk hikâyesi üzerine. Film, 12:00 seansında Kızılırmak Sinemaları’nda. 50. Yılında Çek Yeni Dalgası akımının önemli filmi filmlerinden Marketa Lazarova, 13. yüzyılda geçen güçlü ve tutkulu epik bir öykü. Vlacil’in filmi 21:30’da Kızılırmak Sinemaları’nda.

  • Basın Bülteni
  • Festival hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
  • Yüksek çözünürlüklü fotoğrafa haberin devamından üzerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
    24. Ankara Uluslararası Film Festivali’nde Yarın: 23 Mart Cumartesi yazısına devam et
  • Gerilim Filmlerinin Unutulmaz Yönetmeni

    Bizde ‘Gizli Teşkilat’ olarak bilinen 1959 yapımı ünlü filmi ‘North By Northwest’in gala gecesinde sarışın hayranına keyifle imza verdiği sırada bir gazete muhabiri Alfred Hitchcock’a sorar: ‘Çektiğiniz 46 filmle sinema tarihinin en ünlü yönetmenisiniz, lâkin 60 yaşına geldiniz, zirvedeyken bırakmayı düşünmez misiniz?’ Hiç beklemediği bu soru karşısında neşesi kaçar üstadın. Sinema çevreleri yeni bir dönemi haberleyen Fransız Yeni Dalgasından Claude Chabrol, Jules Dassin, Henri-Georges Cluzot gibi isimlerin polisiye türünü yenileyen filmlerini konuşmaktadır. Ancak yeni ve farklı projelerin izini sürmeye kararlı Hitchcock’un sinemayı bırakmaya hiç niyeti yoktur.

    Steven Spielberg’in ‘Terminal’ filminde senaryo yazarı olarak imzası bulunan İngiliz asıllı Sacha Gervasi’nin ilk yönetmenlik denemesi olan ‘Hitchcock’, Stephen Rebello’nun ‘Alfred Hitchcock and the Making of Psycho’ adlı kitabından uyarlanmış ve gerilim filmlerinin bu efsanevi isminin ilerlemiş yaşında yeni filminin esinini aradığı dönem üzerine odaklanmış. Hitchcock usta 47. filminin ilhamını, cinayet ve korku türündeki eserleriyle tanınmış Amerikalı yazar Robert Bloch’un edebiyat çevrelerinde pek itibar görmemiş yeni romanında bulur. 1940’lı yıllarda Wisconsin’de delicesine bağlı olduğu annesinin cesediyle birlikte yaşamış, kriminoloji tarihinin ünlü seri katillerinden Ed Gein’ın gerçek hikâyesi üzerine kurulmuş olan ‘Sapık’ ya da özgün ismiyle ‘Psycho’, dönem Amerikasının muhafazakâr iklimine pek de uygun düşmeyen bir malzemedir. Deneyimli kurgucu eş Alma Reville, sadık menajer ve stüdyo (Paramount) yetkilileri, şiddetin, röntgenciliğin, transvestitizmin, ensestin çarpıcı bir sunumu görünümündeki bu metnin Hitchcock’un yeni projesi olarak açıklanmasına karşı çıkarlar. Dönemin katı sansür uygulamalarıyla meşhur ‘Motion Picture Production Code’ kurumu ile de adamakıllı bir mücadeleye girişilmesi gerekmektedir. Kurt yönetmen önce karısını ikna eder, daha sonra her türlü zorluğu göze alarak ve gerekli finansmanı şahsi kaynaklarından sağlamak suretiyle projeyi hayata geçirmeye koyulur.

    Hitchcock’un bu çok iyi bilinen ve sinema dilini yenilemiş başyapıtının oluşum sürecini izlemek her tutkulu sinemasever için keyifli bir deneyim. Başarılı makyajıyla yönetmeni canlandıran Anthony Hopkins ve eşi rolünde Helen Mirren de çok iyiler. Lâkin parlak bir başlangıç yapan bu nostaljik çalışma, tıpkı geçtiğimiz yılın ‘Marilyn ile Bir Hafta / A Week with Marilyn’ örneğinde olduğu gibi magazin ağırlıklı bir anlatıma meyletmekte gecikmiyor. Yine de büyük bir beklenti içine girmeden bu iddiasız şirin filmle rahatlıkla oyalanmak mümkün.

    Scarlett Johansson diyorsanız, Norman Bates’in talihsiz kurbanı rolünde bu filmde biraz geri plânda kalmış. Yetenekli oyuncuyu doya doya izlemek isteyenlere, kendisinin halen Broadway Richard Rogers Tiyatrosu’nda, Hollywood’un güzel kadınlarının her daim cazip buldukları Tennessee Williams oyunu ‘Kızgın Damdaki Kedi / Cat on a Hot Tin Roof’un Maggie’si olarak sahne almakta olduğunu hatırlatalım. Yolu NewYork’a düşenler kaçırmasın.

    (29 Mart 2013)

    Ferhan Baran

    ferhan@ferhanbaran.com