İzmit NCity Sinemaları 19 Ekim Günü Tekrar Açılıyor

15 Ocak 2012 gecesi saat 02:30’da meydana gelen büyük yangın neticesinde yok olan İzmit NCity AVM içindeki NCity Sinemaları, hızlı çalışmalar sonucunda ve yeni konumu ile 19 Ekim 2012 Cuma günü sinemaseverlerle yeniden buluşuyor. Umut Sanat Kültür ve Turizm San. ve T.A.Ş. işletmeciliğinde olan sinemalar yine 6 salon olarak hizmet verecek ancak bu sefer salonların 2 adedine 3D gösterim sistemi ilâve edildi. Toplam 650 koltuk kapasiteli NCity Sinemaları’nın bilet fiyatları, hafta içi (Pazartesi, Salı, Çarşamba, Perşembe) günleri 8 TL, hafta sonu günleri ise tam 10 TL, öğrenci 9 TL ve 3D filmler 10 TL olarak belirlendi.

  • Basın Bülteni
  • Yüksek çözünürlüklü fotoğrafa haberin devamından üzerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
    İzmit NCity Sinemaları 19 Ekim Günü Tekrar Açılıyor yazısına devam et
  • Atilla Dorsay’ın 100 Yılın 100 Filmi Adlı Kitabı 7. Basımıyla Satışa Sunuldu

    Duayen sinema yazarı Atilla Dorsay’ın ilk kez 1996 yılında yayınlanan kitabı 100 Yılın 100 Filmi, Remzi Kitabevi tarafından 7. basımıyla piyasaya çıkarıldı. Genel akışı gözden geçirilen ve filmlerin son yapılan 2012 Sight and Sound – Tüm Zamanların En İyi Filmleri Soruşturması ile bağları belirtilen kitap, bu kez cep kitabı formatında basıldı. Atilla Dorsay’ın 100 Yılın 100 Filmi kitabı bu yeni basımıyla ülkemizde çok satan sinema kitaplarının başında bulunuyor. Kitabın kapağında Victor Fleming’in yönettiği ve başrollerini Clark Gable ile Vivien Leigh’in paylaştığı Rüzgar Gibi Geçti (Gone with the Wind) filminin ünlü görüntüsü yer alıyor.

  • Yüksek çözünürlüklü kapak fotoğrafına haberin devamından üzerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
    Atilla Dorsay’ın 100 Yılın 100 Filmi Adlı Kitabı 7. Basımıyla Satışa Sunuldu yazısına devam et
  • Meleklerin Payı

    Ken Loach’ın yönettiği ve Paul Brannigan, Siobhan Reilly, John Henshaw ile Gary Maitland’ın oynadığı Meleklerin Payı (The Angels’ Share), 19 Ekim 2012’de Tiglon Film dağıtımıyla Bir Film tarafından vizyona çıkarıldı.
    Film, İskoçya’nın en büyük şehri Glasgow’da bir grup genç suçluyu mercek altına alıyor. Robbie, hapisten kıl payı kurtularak zorunlu kamu hizmetine çarptırılır, burada Rhino, Albert ve Mo ile tanışır. Robbie’nin viski uzmanlığı ve tadım hassasiyeti sayesinde 4 kişilik bu çete açık hava, İskoç yaylaları ve yaşamlarının en büyük rizikosuyla karşı karşıya kalacaktır.

  • Basın Bülteni
  • Fotoğraflar
  • Fragman
  • IMDb
  • Ferhan Baran Yazıyor
  • Ferhan Baran

    İstanbul doğumlu. Saint Joseph Fransız Erkek Lisesi’nin ardından Boğaziçi Üniversitesi İdari Bilimler Fakültesi İşletme Bölümü’nde eğitim gördü. Aynı fakültede tamamladığı Yüksek Lisans eğitimini, ‘Movie Going Patterns’ başlıklı Master tezi ile noktaladı.

    Sinema yazılarına, yöneticiliğini yaptığı Boğaziçi Üniversitesi Sinema Kulübü (BÜSK) Bülteni’nde yayınlanan, Mauro Bolognini’nin ülkemizde ‘Baba, Oğul, Gelin’ adıyla gösterime girmiş ’L’Eredita Ferramonti’ filminin eleştirisiyle başladı. 1994 yılında Hürriyet Gazetesi’nde yayınlanan Jane Campion’ın ‘Piyano’ filmi üzerine kaleme aldığı ‘Campion Kederli Sonları Sevmiyor’ başlıklı makalesi basında yer alan ilk yazısıdır. 1997 yılında yayın hayatına başlayan Hürriyet Grubu ‘Gazete Pazar’ın, 2002 yılından itibaren Milliyet Gazetesi Kültür ve Sanat Dergisi’nin sürekli film eleştirmenliğini yaptı.

    2001 yılında Bilgi Üniversitesi ‘Enis Rıza Kısa Film Atölyesi’nde dedesinin yaşamına ilişkin ‘Mustafa Rami’ isimli belgeseli hazırladı. Aralık 2004’te Türsak Vakfı’nın düzenlediği 7. Sinema Tarih Buluşması kapsamındaki Uluslararası Belgesel Film Yarışması SİYAD (Sinema Yazarları Derneği) jürisinde görev aldı.

    Müzik çalışmalarına ilköğretim yıllarında konservatuar eğitimi ve özel derslerle başladı. 1995 yılından beri ülkemizin önemli koral topluluklarından İstanbul Avrupa Korosu’nun üyesidir.

    2004 – 2012 yılları arasında sekiz dönem koronun Yönetim Kurulu Başkanlığı’nı yaptı. Bu dönemde klâsik müzik repertuarının az bilinen eserlerinin Türkiye prömiyerlerinin gerçekleşmesinde önemli rolü oldu. Başta İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası olmak üzere tanınmış orkestra, şef ve solistler eşliğinde çok sayıda konser organizasyonunu yönetti.

    2010 yılında, film müzikleriyle de bilinen besteci Fırat Yükselir’e ait ‘Yunus’tan Nazım’a Kantatı’ adlı koral eserin, Eskişehir Belediyesi Senfoni Orkestrası’nın eşlik ettiği Dünya prömiyerinin gerçekleşmesinde büyük katkıları oldu.

    2013 Bahar döneminden itibaren İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde ‘Sinema Endüstrisi’ başlıklı dersi vermektedir. Sinema yazıları ve film eleştirileri halen https://sadibey.com sitesinde yayınlanmaktadır.

    Alt Sınıfların Payına Düşen

    İşçi sınıfının yılmaz sözcüsü Ken Loach, Cannes Şenliğinde Jüri Ödülü kazanan son çalışması ‘Meleklerin Payı (Angel’s Share)’ ile zengin filmografisine yeni bir sayfa ekliyor.

    76 yaşındaki İngiliz yönetmen bu kez İskoçya’nın Glasgow kentinin varoşlarında bu kez işçi bile olmayan, kayıp neslin boş gezenin boş kalfası dört üyesini mercek altına alıyor. Kimi küçük hırsızlıklardan, kimisi devlet malına zarar vermekten, bir diğeri kamu huzurunu bozmaktan yargıç karşısına çıkmıştır. Daha önce hapis yatmış asabi Robbie’nin suçu ise daha büyüktür, kapıştığı gencin yüzünü gözünü dağıtmakla kalmamış, sağ gözünün görme yetisini kaybetmesine neden olmuştur. Ölesiye pişmandır gerçi, üstelik baba olmak üzeredir. Kanun adamı bu durumu göz önüne alarak son bir şans tanır Robbie’ye.Yeniden kodese gitmek yerine diğerleriyle birlikte ücretsiz kamu hizmeti cezasıyla paçayı kurtarır, ancak bu defa da yeni doğmuş bebeğinin akrabaları rahat bırakmaz. Bu kez bir diğer şans meleği, kamu hizmeti gözetmeni Harry yetişir imdadına. Görmüş geçirmiş babacan sosyal görevli, Robbie’ye kol kanat germekle kalmaz, onu daha önce hiç tanımadığı viski damıtım ve tadım tesislerinin gizemli dünyası ile tanıştırır. Genç adam bu sayede farkında olmadığı doğal yeteneğini, viski tadım hassasiyetini keşfedecek ve kendisine tanınmış şansı doğru kullanarak kaybedenler kulübünden çıkmayı deneyecektir.

    Loach genç adamın yoksulluk ve suçtan yırtma serüvenini son derece keyifli bir alt sınıf dayanışması çerçevesinde anlatıyor. Bu arada viski üretimi hakkında çok ilginç bilgiler ediniyoruz. Meşe fıçılarda yıllanmaya bırakılan İskoç viskisinden her yıl toplamda yüzde iki oranında fire verildiğini, İskoçların buharlaşan viskiyi ‘meleklerin payı’ olarak adlandırdığını öğreniyoruz. Bizim kafadarlar buradan yola çıkarak, yıllanmış ve çok değerlenmiş bir fıçıdan kendi paylarına düşeni alarak hayatlarını değiştirme denemesine girişiyorlar. Ellerinden tutmuş iyilik melekleri Harry’nin payını da unutmadan.

    Değişmez senaryo yazarı Paul Laverty ile işbirliğini sürdüren Loach, bir kez daha deneyimsiz genç oyuncularla çalışmış ve parlak bir sonuç almış. İngiliz ustanın başrolünde bir dönemin ünlü Fransız futbolcusu Eric Cantona’yı oynattığı bir önceki filmi ‘Hayata Çalım At (Looking For Eric)’ de olduğu gibi, ciddi sosyal sorunları mizah yoluyla anlattığı bayram şekeri kıvamındaki bu yeni çalışması, İstanbul’da tek kopya olarak Beyoğlu Sineması’nda gösteriliyor. Kaçırmayın.

    (24 Ekim 2012)

    Ferhan Baran

    ferhan@ferhanbaran.com