Yitik Kuşlar, Londra’da

Yapımcı Ela Alyamaç ve yönetmen Aren Perdeci, Film London Prodüksiyon Finans Marketi’ne katılan film finans şirketlerine Yitik Kuşlar adlı film projesini sundular. Filmin hikâyesi, 1915 yılında Anadolu’da bir Ermeni köyünde başlıyor. Varlıklı bir ailenin çocukları olan Maryam ve Bedo’nun en büyük tutkuları besledikleri kuşlardır. Çocuklar bir sabah kuşlarına bakmak için evden kaçarlar. Gizli güvercinliklerinden döndüklerinde ev bomboştur. Köyde de kimsecikler kalmamıştır. Artık çocukları zorlu bir macera beklemektedir, acaba kaybettikleri ailelerine kavuşmaları mümkün olacak mıdır?

  • Basın Bülteni
  • Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
  • Osman Sınav, Klak Sinema Programı’nda

    Bugün TV, Klak Sinema Programı’nın bu haftaki stüdyo konuğu Osman Sınav. Ünlü yönetmen, yepyeni filmi Uzun Hikaye’yi Klak Stüdyosu’nda anlattı. Asteriks serisinin dördüncü filmi 3 boyutlu geliyor, Asteriks ve Oburiks Gizli Görevde; Matrix’in yaratıcılarından iddialı bir geri dönüş, Bulut Atlası; hasret, sürgün ve 30 yıla direnen bir aşkın öyküsü, Gergedan Mevsimi, hepsi ve daha fazlası Klak’ta. Gizem Ertürk’ün hazırladığı Klak Sinema Programı, Perşembe 15:20, Cuma 08:20 – 17:20, Cumartesi 13:20 ve Pazar 15:20’de Bugün TV ekranında.

  • Basın Bülteni
  • Yüksek çözünürlüklü fotoğraflara haberin devamından üzerlerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
    Osman Sınav, Klak Sinema Programı’nda yazısına devam et
  • Çanakkale 1915, Seyirciden Tam Not Aldı

    18 Ekim Perşembe günü vizyona giren ve Türk milletinin diriliş hikâyesini anlatan Çanakkale 1915 filmi seyircilerin büyük beğenisini kazandı. İzleyiciler filmin müziklerine de aynı ilgiyi gösteriyor. Filmde Asteğmen Muharrem’i canlandıran Emre Özcan’ın seslendirdiği ve dinleyenleri ağlatan Çanakkale 1915 adlı müzik klibi internet ortamında yayına verildi. Fida Film’in, yapımcılığını Örümcek Yapım ile beraber üstlendiği film, Çılgın Türkler, Diriliş ve Cumhuriyet adlı kitapları ile milyonlarca okuyucuya ulaşan ünlü yazar Turgut Özakman’ın kaleminden yönetmen Yeşim Sezgin tarafından sinemaya uyarlandı.

  • Basın Bülteni
  • Klibi izlemek için tıklayınız.
  • Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
  • Hani Meral

    Yapımcılığını Filmmor Kadın Kooperatifi’nin yaptığı ve Melek Özman’ın yönettiği belgesel film Hani Meral, 25 Kasım 2012’de Filmmor Kadın Kooperatifi tarafından gösterime çıkarıldı.
    22 yaşındaki Meral, şiddet gördüğü evliliğini bitirdikten sonra kızı ile yeni bir hayata başlamıştır. Yarım bıraktığı okula geri döner. Kalfalık belgesini almayı, kızıyla beraber oturacağı bir ev yaptırmayı, kızını okutmayı ve güzel bir hayat yaşamayı düşler. Ancak bir yıl önce boşandığı kocası, kuaför dükkânını basıp Meral’i dokuz bıçak darbesiyle öldürür. Haber gazetelere “Bir Kadın Cinayeti Daha” başlığıyla düşer.

  • Basın Bülteni
  • Fotoğraflar
  • Fragman
  • Diğer basın bültenlerine haberin devamından üzerlerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
    Hani Meral yazısına devam et
  • Benim Adım Bond, James Bond: Sean Connery

    Ian Fleming’in 1952’de edebiyat dünyasına giriş yapan İngiliz casusu James Bond, 1962 yılında sinemaya da sızdı ve günümüze kadar 23 Bond filmi çekildi. Ayrıca fazladan iki Bond filmiyle beraber bu sayı 25’e çıktı.

    Ian Fleming, edebiyatın ve sinemanın en ünlü casusu ajan 007 James Bond’u yaratmış yazarı. Fleming (1908-1964), donanma istihbaratında görev yapmış, bu görev ona dünyanın en ünlü casusunu yaratması için fırsat vermiş. Yazar, Bond’u yaratırken kendi zevklerini de bu karaktere yansıtmış. “Majestelerinin Gizli Servisi” M16’dan 007 James Bond, devrinin en gelişmiş silâhları ve arabalarıyla dünyayı kurtarmaya başladı. Bugüne kadar 23 Bond filmi çekildi. “Bond serisi”nin yapımcı şirketi İngiliz Eon Productions hep. Bu film şirketi sadece Bond filmleri yaptı. Hollywood stüdyosu United Artists (UA), bu serinin dağıtımını yaptı, birkaç filmden sonra logosunu da mahrum etmedi bu seriden. Metro-Goldwyn-Mayer (MGM), 1980’lerin başında UA’yı satın aldı. Bond’un dağıtımları UA’da olduğundan MGM, 1999 yılında UA’yla beraber 20. film “The Worlds is not Enough-Dünya Yetmez”i yaptı. Sony, MGM ve UA’yı bünyesine katınca serinin 21. filmi 2006’daki “Casino Royale”den başlayarak son “Bond”lar “kükreyen aslan” MGM’yle “özgürlük kadını” Columbia logolarıyla çekilmeye başlandı. Son Bond da Daniel Craig’di şimdi. Ama hâlâ bu serini gerçek sahibi Eon Productions’la Broccoli ailesi. 1962 yapımı “Dr. No-Doktor No”, sonradan gelecek olan serinin diğer filmlerine de bir girişti. Soğuk Savaş’ın casuslar dünyasındaki en ünlü sanal ajanı M16’dan 007 James Bond. M16’nın şefi M… Şefin de sekreteri Bayan Moneypenny. Bond’un maceralarına heyecan katan teknik buluşları yapan Binbaşı Boothroyd. Serinin sonraki filmlerinde görevini Q’ye bırakacaktı. 007 James Bond, hep çalkalanmış martini içer. Bir de anma: Bond filmlerinin müziklerini yazmış İngiliz John Barry, 03 Kasım 1933’te Yorkshire’da doğdu, 30 Ocak 2011’de New York’ta öldü. Bu büyük besteciyi başka filmlere yaptığı bestelerini de dinlemek gerek. Fleming’in bizde 2003’te “Royale Kumarhanesi” ve 2004’te “Öldür ve Yaşa” Bond kitapları Oğlak Yayınları’ndan çıkmıştı. 1960’lı yıllarda Bond romanları revaçtaymış. Meraklıları arayıp bulur herhalde. Şunu hemen belirtelim: Bond’un kulağa aşina gelen tema müziğini 1928 doğumlu İngiliz Monty Norman bestelemiş, düzenlemeyi yapan da John Barry. Bu tema müziği Bond filmlerinin ruhu. Bu müziği “James Bond Theme” olarak dinleyebilirsiniz.

    “Doktor. No…”

    “Doktor No” filmi, “technicolor” ve 35 mm çekildi. Kameramansa Ted Moore’du. Filmi Terence Young yönetti. Fleming’in romanından ilk senaryoyu Richard Maibaum, Johanna Harwood ve Berkely Mather ortak yazmıştı. Müzikleriyse Monty Norman ve John Barry yaptı. İngiliz Barry serinin sonraki birçok filmine müzik yapmayı sürdürdü. Kamera tabancanın içinde ve hedefe kilitlenmiş. Silâh sesi duyulur ve o muhteşem tema müziği çalmaya başlar. Serinin ilk Bond kızı da İsveçli güzel Ursula Andress elbette. Nisan 1966’da ülkemizde vizyona çıkan “Doktor No”, çılgın Dr. Julius No’nun çılgın hayallerini heyecanlı ve gerilim yüklü bir sinematografik dille perdeye yansıttı. Film, Jamaika’nın sıcak güneşi altında açılıyor. Jamaika’da Kingston İstasyonu’nda John Strangways (Timothy Moxon) öldürülür. Suikastı yapan da siyahi “Üç Kör Fare” (Three Blind Mice) çetesi. Strangways’in cesedin kaybediyorlar. Dr. No üzerine dosyayı da alıyorlar. Dr. Julius No (Joseph Wiseman), adasında kurduğu merkeziyle Amerika’nın Ay Projesi’n bozmaya çalışıyor. 007 James Bond (Sean Connery), sekreter Moneypenny’ye (Lois Maxwell) kur yaptıktan sonra pipo içmeyi seven şefi M’in (Bernard Lee) kendisine verdiği görevle Karayipler adası Jamaika’ya gidiyor. Berattasını bırakarak. Jamaika’da hemen araştırmalarına başlıyor ve yolu Dr. No’yla buluşuyor Bond’un. Yerli siyahi balıkçı Quarrel’den yardım istyor önce. Quarrel, CIA ve İngiliz Gizli Servisi’yle işbirlği yapan biri. İletişim için güven gerek. CIA ajanı Felix Leiter (Jack Lord) hikâyeye dahil oluyor sonra. Yerli halk, Dr. No’nun adasında canavarların yaşadığına inanıyor. Bond, adanın sahilde güzel dalgıç Honey Ryder’la tanıştıktan sonra heyecan da artıyor. Honey, babasının ortadan kaybolmasında Dr. No’nun parmağı olduğunu düşünüyor. Bond ve Honey, yakalandıktan sonra radyasyondan kurtulmak için duşun altından geçerler ve Dr. No’nun misafiperverliğiyle karşılaşırlar. Merkez havaya uçarken, kötüler kaybediyor ve dünya bu ilk seriden itibaren kurtarılmaya başlıyor. Batı huzur içinde olabilir şimdi. Bu film, Fleming’in 1958’de yayımlanan yedinci romanından uyarlanmıştı.

    “Rusya’dan Sevgilerle…”

    1963 yapımı “From Russia with Love-Rusya’dan Sevgilerle”, ilk filmden önce Kasım 1965’te ülkemizde vizyona çıktı. İkinci filmin yönetmeni de yine Terence Young’dı. Büyük bölümü İstanbul’da geçen filmin senaryosunu Richard Maibaum ve Paul Dehn ortak yazmışlar. “Technicolor” ve 35 mm çekilen filmin kameramanıysa yine Ted Moore’du. Müzikler bu defa tümüyle John Barry’ye aitti. Bond kızıysa Daniela Bianchi’ydi bu defa. Filmde Türk oyuncular da vardı. Hasan Ceylan yabancı ajanı, Nusret Ataer, Mehmet’i, Bedri Çavuşoğlu da polisi canlandırmış. Filmin ön jeneriği de özeldi. Çingene dansöz Leyla’nın (Lisa Guiraut) üzerine yazılar yansıtılıyordu. Fonda da tema müziği duyuluyordu elbette. Bu ikinci film, Flemeng’in 1957’de yayımlanmış beşinci kitabından uyarlanmış. Filmdeki düşman örgüt Spectre. Servis Bond’u, Lektor şifreleme makinesini ele geçirmek için İstanbul’a yollanıyor. Mücadele etmesi gereken düşmansa Ernst Stavro Blofeld (Anthony Dawson) oluyor. Örgütün plânı basit. Ruslar ve İngilizleri birbirine düşürürken Lektor’u kazıklayarak Ruslara satmak. Ön jenerik yazılarının ardından film Venedik’te açılıyor. Şehirde satranç yarışması düzenleniyor. KGB’de görevli Tatiana Romanova (Daniela Bianchi), Lektor’u Bond’a vermek istiyor. Gizli belgeler de buluyor. M (Bernard Lee), Bond’u İstanbul’a yolluyor. Tatiana, Kerim Bey’le (Pedro Armendariz) irtibatta. Rus servisinin başında komutan Rosa Klebb (Lotte Lenya) var. Filmde 1960’ların İstanbul manzaraları muhteşem. Özellkle damlarda geçen anlar. Yerebatan Sarnıcı’ndak sahneler de etkileyici. Elbette Ayasofya da var. Bu anlar gerilim yüklü ve unutulmaz. Fonda duyulan müziklere de kulak vermek gerek. Bu film tam anlamıyla arşivlik. Final bölümündeki tekneli kaçıp kovalamaca da ateşli. Bond ve Tatiana şimdi Venedik’te. Klebb’ten kurtulmak mümkün müdür? Tekne kanalda yol alırken, fonda da Matt Monro’nun söylediği muhteşem “From Russia with Love” şarkısı duyuluyor.

    “Altınparmak…”

    Bu üçüncü film, Fleming’in 1959’da yayımlanmış sekizinci romanından çekildi. 1964 yapımı “Goldfinger-Altınparmak”, ülkemizde Şubat 1967’de vizyona çıktı. Yönetmeniyse bu defa Guy Hamilton’dı. Senaryoyu da Richard Maibaum ve Paul Dehn ortak yazdılar. Yine 35 mm çekilmiş bu “technicolor” filmin kameramanıysa yine Ted Moore’du. Müzikler elbette John Barry’nindi. Kötü adam Auric Goldfinger’dı (Gert Fröbe), Bond kızları Pussy Galore’la Honor Blackman, Jill Masterson’la Shirley Eaton ve Tilly Masterson’la Tania Mallet. Öyle güzeller ki. Sanki eski zamanlarda kadınlar daha büyüleyiciymiş perdede. Filmdeki en muhteşem şeyse ön jenerikte Shirley Bassey’nin tarif edilemez sesiyle duyulan “Goldfinger” şarkısı. En iyi “Bond” filmi olduğu kabul edilen “Altınparmak”, 1965’te “En İyi Efekt” dalında Oscar kazanmıştı. “Altınparmak” filmi, soygun sinemasının da iyi filmlerinden. Elbette bu casusluk filmi. Auric Goldfinger, dünyaca meşhur mücevher kaçakçısı. Altın ticaretiyle iştigâl ediyor. Birçok Bond filminde ön jenerik öncesi bir giriş olur. Bond, dalgıç kıyafetleriyle gecenin karanlığında Latin Ameriaka’da bir ilâç laboratuvarına giriyor. Sonra saatli bombayla orayı havaya uçuruyor. Muhteşem ön jeneriğin ardından film Miami’de açılıyor. Altın kaçakçısı Auric Goldfinger’ın büyük soygun plânları var. Kentucky’deki ABD Altın Külçe Deposu’nu soymayı plânlıyor Goldfinger. Hikâyeye Sovyet Smersh istihbaratı da katılınca maceranın heyecanı artıyor. Ne de olsa Soğuk savaş yılları. Bond ve CIA ajanı Felix Leiter (Cec Linder), Goldfinger’ın peşinde. Bond, final bölümünde depoda zaman ayarlı bombayı devre dışı bırakmaya çalışır ve dijital saat 007’de durur. Goldfinger’ın Küba’ya doğru yol alan uçağı okyanusa çakılırken Bond ne yapıyordu? Onun paraşütü var ve dudağına öpücük konduracağı bir kadını daima var. Son jenerikte yine Shirley Bassey “Goldfinger” şarkısını söylüyor. Bu filmin görselliği ve efektleri çarpıcıydı. Bir hayli de patlama var.

    “Yıldırım Harekatı…”

    Terence Young, dördüncü Bond filmini de yönetti. Kasım 1968’de ülkemizde vizyona çıkan 1965 yapımı “Thunderball-Yıldırım Harekatı” filmiyle John Stears “En İyi Özel Efekt” dalında Oscar kazandı. Serinin ilk sinemaskop filmiydi bu Bond. Senaryoyu Richard Maibaum ve John Hopkins ortak yazdılar. Senaryo, Jack Whittingham’ın özgün senaryosundan geliştirilmiş. Film, Fleming’in 1961’de yayımlanmış aynı adlı sekizinci kitabından yola çıkmıştı. Kameramansa yine Ted Moore’du. Müziklerse elbette John Barry’nin. Filmdeki “Thunderball” şarkısını “Gal kaplanı” Tom Jones söylüyordu. Tom Jones’un sesini ön jenerikteki muhteşem sualtı görüntüleriyle dinliyorsunuz. Bu seride Bond kızları bir hayli. Fiona’yı Luciana Paluzzi, Patricia’yı Molly Peters, Paula’yı Martine Beswick canlandırmış. Bu filmdeki kötü Bond kızı da Claudine Auger’di Largo’nun metresi “Domino” Derval rolüyle. Kötü adam da Spectre lideri Ernst Stavro Blofeld (Anthony Dawson.) Diğer kötüyse Spectre ajanı Adolfo Celi’nin canlandırdığı Emilio Largo’ydu. M yine Bernard Lee. Sekreteri Bayan Moneypenny de yine Lois Maxwell’di. Q de Desmond Llewelyn üçüncü macerayla beraber. Filmin en kötüsü Spectre adında terör örgütü. Spectre örgütünün açılımı şöyle: “Special Executive for Counter Terrorsm Reveng and Extortion…” Hikâyede NATO da, atom bombası da var. Bond’un Aston Martin DB5 adındaki çok işlevli arabası da unutulmamalı. Bond bu arabayı ilk defa bir önceki film “Altınparmak”ta kullanmıştı. Bir de “Jetpack” de var Bond’u havada uçuran. Filmde, NATO’nun “Avro Vulkan” jeti de gözdağı veriyor bloğun öteki tarafına. Film Paris’te açılıyor ön jenerik sonrası. Bu açılışla da seyirci, kötü adam Emilio Largo’yla tanışıyor önce. Bu filmde bolca sualtı görüntüleri de var. Bond’un köpekbalıklarıyla dolu olan denize dalışı heyecanlı ve nefes kesici. Bu film, en sulu ve en heyecanlı Bondlardan biriydi.

    “Yıldırım Harekatı”nın ikinci çevrimi, 1983 yılında “Never Say Never Again-İnsan Gibi Yaşa” filmiyle gayriresmi Bond olarak sinema tarihindeki yerini aldı.. Asla Bond filmlerinde oynamayacağını söyleyen Connery’yi Bond olmaya ikna ettiler. Şubat 1985’te ülkemizde vizyona çıkan bu film televizyonlarda orijinal adının birebir çevirisi olan “Asla Asla Deme” adıyla gösterildi ve bu adla ünlendi maalesef. Bizim için aslolan vizyona çıktığı adı elbette. “İnsan Gibi Yaşa” filmini Irvin Kershner yönetti. Senaryoyu Lorenzo Semple Jr. yazdı. Gayriresmi Bond’un müziğini Michel Legrand yaptı. “Never Say Never Again” şarkısını Lani Hall okudu. Görüntülerse Douglas Slocombe’un’du. M’i Edward Fox, Q’yu Alec McCowen ve Moneypenny’yi Pamela Salem canlandırdı. Bond kızlarıysa Domino’yla Kim Basinger ve Fatima’yla Barbara Carrera’ydı. Kötü adamlarıysa Maximilian Largo’yla Klaus Maria Brandauer ve Ernst Stavro Blofeld’le Max von Sydow’du.

    “İnsan İki Kere Yaşar…”

    Lewis Gilbert’ın yönettiği beşinci macera 1967 yılında çekildi. Ülkemizde Kasım 1969’da vizyona çıkan “You Only Live Twice-İnsan İki Kere Yaşar” filminin senaryosunu Roald Dahl yazdı. Filmin kameramanı bu defa Freddie Young’dı. Müzikler elbette John Barry’nindi. Bond kızlarıysa Aki’yle Akiko Wakabayashi, Kissy’yle Mie Hama’ydı. Kötü adamsa Ernst Stavro Blofeld’le Donald Pleasence’dı. “You Only Live Twice” şarkısını da Nancy Sinatra okumuştu ön jenerikte. UA’nın logosu da vardı. Film, ön jenerik öncesi uzayda açılıyor. Soğuk Savaş, ABD’yle Sovyetler Birliği arasında uzaya mı taşınmıştır? Bir uzay aracı, NASA’nın uzay kapsüllerini kaçırıyor ve ABD’yle Sovyetler’in arasında gerilim yükseliyor. M16, Bond’u Tokyo’ya yolluyor. Bu sırada Sovyetler’in de uzay aracı kaçırılınca işler daha da çıkmaz hale gelirken, seyirciler için de nefes kesici macera başlıyordu böylece. Yine her şeyin ardında Spectre var tabii ki. Çin, ABD’yle Sovyeler’in arasını daha da germek için bu olaylara finansal destek veriyor. Amacı 3. Dünya Savaşı’nı çıkarmak. Filmdeki araba takip sahneleri de çok sıkı. İyilerin helikopteri kötülerin arabasını yukarıya çekiyor. Özgün buluşmuş. Final bölümü gerçekten çarpıcı ve gerilim yaratılabilmiş. Film, Fleming’in 1964’te yayımlanmış aynı adlı kitabından uyarlanmıştı.

    “Ölümsüz Elmaslar…”

    Artık 007 James Bond olmak istemeyen Sean Connery, 1969 yapımı Bond olmayı Avustralyalı oyuncu George Lazenby’ye bırakmıştı “On Her Majessty’s Secret Service-007 Jamses Bond Kraliçenin Hizmetinde” filmiyle. Yönetmen de Peter R. Hunt’dı. UA ve yapımcılar, Connery’yi ikna ettiler ve altıncı defa Bond yaptılar. Bu filmden sonra asla Bond olmayacağını da söyledi Connery. Ama bu sözü 1983’e kadar sürebildi ancak. Filmin yönetmeni, üçüncü Bond’u da yöneten Guy Hamilton’dı. Hamilton, Bond serisinin önde gelen yönetmenlerindendi. Kasım 1972’de ülkemizde gösterilen 1971 yapımı “Diamonds Are Forever-Ölümsüz Elmaslar”, yedi küsur milyon dolara çekildi ve inanılmaz gişe başarısına ulaştı. Senaryoyu Richard Maibaum ve Tom Mankiewicz yazdı. Film, Fleming’in 1956’da yayımlanmış aynı adlı kitabından uyarlandı. “Technicolor” ve sinemaskop bu filmin kameramanı da Ted Moore’du. Elbette müzikler John Barry’nindi. “Diamonds Are Forever” şarkısını da muhteşem Shirley Bassey söylüyordu. Bond kızları da Tiffany’yle Jill St. John ve Plenty’yle Lana Wood’du. Kötü adam da elmas hırsızı Ernst Stavro Blofeld’i oynayan Charles Gray’di. Filmde elmas kaçakçılarının peşinde bir Bond var. Elmaslar ortadan kaybolmaya başlayınca Bond araştırma yapıp Blofeld’in peşine düşüyor. Blofeld, hiç uslu durmuyor. Bu filmindeki derdi de lazer silâhı üretmek. Film, ön jenerik öncesi Bond’un Blofeld’e ulaşıyor. Blofeld, estetik ameliyatla kopya Blofeld yapmak üzere. Bond, Blofeld’i kaynayan çamurun içine gönderiyor. O, Blofeld miydi? Sonra, boynunda elmas kolye olan beyaz kedinin çığlığıyla ön jenerik başlıyor. Fonda da Shirley Bassey “Diamonds Are Forever” şarkısını söylüyor. Elmaslar, ırkçı Güney Afrika Cumhuriyeti’nde madenlerden çıkarılıyor. İşçiler, küçük parçalar halinde elmas çıkartıyorlar ve bunu Blofeld’e satıyorlar. Hikâyede, Blofeld’in sadık adamları Bay Wint (Bruce Glover) ve Bay Kidd (Putter Smith) var. Siyam ikizleri gibi ve acımasızlar. Geceleyin Las Vegas sokaklarındaki arabayla kaçıp kovalamaca heyecan verici. Çünkü polisler Bond’un peşinde. Sonunda Bond, bu filmde de dünyayı bir daha kurtarıyor. Shirley Bassey’nin şarkısıyla mutlu son, daima…

    (31 Ekim 2012)

    Ali Erden

    ailerden@hotmail.com