Cinedergi 52 Yayında

Sanal dünyanın en kapsamlı sinema dergisi Cinedergi, 52. sayısıyla yayında! Bu ayın öne çıkan başlıkları Pelin Esmer, Özge ve Özgür Özberk, Damla Sönmez ve Rebecca Haas. Tommy Lee Jones ve Maggie Grace bu sayının portre konukları. Türk sinemasının nabzını tutan Sindrella, oyuncuları rolleriyle yorumlayan Rolleriyle Yaşayanlar, DVD’ye adanmış ayrıntılı bir DVD tanıtımı, kısa filme eğilen Uzun Filmin Kısası, belgeselin anatomisi Zamanın Ruhu. Eleştiri, vizyon, pek yakında, albümler, kitaplar, festivaller, hepsi Cinedergi’nin yeni sayısında.

  • Basın Bülteni
  • Web Sitesi
  • Yüksek çözünürlüklü kapak fotoğraflarına haberin devamından üzerlerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
    Cinedergi 52 Yayında yazısına devam et
  • Güzelliğin On Par’ Etmez

    Hüseyin Tabak’ın yönettiği ve Orhan Yıldırım, Lale Yavaş, Abdülkadir Tuncer ile Nazmi Kırık’ın oynadığı Güzelliğin On Par’ Etmez, 17 Mayıs 2013′de Özen Film dağıtımıyla Marangoz Film tarafından vizyona çıkarıldı.
    Oniki yaşındaki Veysel ve ailesi ülkelerini terk etmek zorunda kalırlar. Yeni bir hayata başlayacakları Avusturya’ya göç eden aile bir hayli zorlanır. Bu yeni ülke, yeni dil ve yeni kültür özellikle küçük Veysel için büyük sıkıntılar doğurur. Veysel’in hayattaki tek umudu ve hayali sınıfındaki Ana’ya aşkını ilân edip ondan da aynı karşılığı görebilmektir.

    Güzelliğin On Par’ Etmez yazısına devam et

    Kaçın! Oryantalistler İstanbul’da…

    Pek sevgili sinemaseverler; filmi izleyeceğiniz varsa, yazıya hiç bulaşmayın çünkü filmle ilgili pek çok kritik noktayı ifşa edeceğim.

    Taken 2 o kadar heyecanla beklediğim bir filmdi ki, meraktan uykularım kaçıyordu. Elbette bunun en büyük sebebi filmin İstanbul’da geçiyor olması, ilk filmin güçlü referansı, oyuncu demeye dilimin varmadığı adeta her rolünü yaşayarak oynayan şahane insan Leam Neeson… Ama yok, bu filmde beklediğim hiçbir şey yok… Yok, demek ki ne Türkler, ne Fransızlar yapınca olmuyor, İstanbul’a bir Hollywood eli değmesi lâzım. Christopher Nolan ayarında bir yönetmenin gelip film çekmesi lâzım bu şehirde… Bu şehrin hakkı ancak öyle verilir.

    Lâfı hiç uzatmadan söyleyeyim, sinema salonundan gerçekten büyük bir moral ve sinir bozukluğu ile çıktım. Nereden başlasam, nasıl anlatsam bilmiyorum. Bir filmde her şey bu kadar mı olmamış olur… Liam Nesson gibi bir oyuncu ve İstanbul gibi bir şehir nasıl harcanır merak ediyorsanız buyurun izleyin.

    Yahu bu nasıl bir İstanbul, Allah aşkına, her dakika gözümüze gözümüze sokulan Türk bayrakları olmasa bu şehrin İstanbul olduğuna kim inanır. Tamam siz Avrupalı ve Amerikalıların oryantalist manyağı olduğunu biliyoruz ama o kadar da değil ya. O taksiler, o dolmuşlar, o polis arabaları hangi yıldan kalma? İstanbul’daki polislerin altında Mini Cooper falan var artık. İstanbul yalnızca Kapalıçarşı ve Eminönü’nden mi ibaret?

    Ayrıca o itici final sahnesi de neyin nesidir? Oh be dünya varmış, o iğrenç İstanbul’dan kurtulduk, modern insanlarla dolu, güneşli memleketimizde milkshake’lerimiz yudumlayalım. İstanbul’da çaydan başka içecek yok zaten. Biz ne bilelim milkshake nedir? Biz zavallı bir üçüncü dünya ülkesiyiz zaten.

    Bir tek finaldeki hamam sahnesini beğenmiştim ama Bryan ve Murad arasındaki son diyalog beni yeniden çıldırttı. Yine de kendimi tutup filmin sonunu söylemeyeceğim ama o kadar çok alt metin var ki o son diyalogta… Çok afedersiniz Amerika’da bu filmi izleyen bir sürü dünyadan haberi olmayan insan… Ne düşünmesin?

    (10 Ekim 2012)

    Gizem Ertürk

    Mayalar Yanıldı, Kıyamet 4 Ekim’de Kopuyor

    Dünyanın en eski ve ünlü fantastik film festivali Sitges Fantastik Film Festivali (Festival Internacional de Cinema Fantàstic de Catalunya) Türkiye Kısa Film Seçkisi’ni ağırlamaya hazırlanıyor.
    Puruli Kültür Sanat tarafından hazırlanan seçkide yer alan fantastik, bilimkurgu ve korku türündeki kısa filmler şunlar: Bir Anadolu efsanesinden uyarlanan canlandırma Alageyik Efsanesi, şeytanın insanoğlunu baştan çıkarışına dair fantastik öykü Elmanın Laneti, post apokaliptik bir dünyayı tasvir eden Gelecekten Anılar, eski bir hatıranın gün ışığına çıktığı tekinsiz sohbete kamerasını çeviren Microcassette Recorder ve distopik ve uzak bir geleceği konu alan Perspective.

    Mayalar Yanıldı, Kıyamet 4 Ekim’de Kopuyor yazısına devam et