Saeed Roustayi’nin yönettiği ve Parinaz Izadyar, Payman Maadi, Soha Niasti ile Hassan Pourshirazi’nin oynadığı Ceza (Zan va Bache – Woman and Child), 17 Temmuz 2026’da Bir Film dağıtımıyla Bir Film tarafından vizyona çıkarıldı.
Mahnaz, 40 yaşında, dul bir hemşiredir. Okuldan uzaklaştırılan asi oğlu Aliyar’la baş etmeye çalışmaktadır. Yeni erkek arkadaşı Hamid’le yapılan nişan töreni sırasında aile içindeki gerilim doruğa ulaşır ve bir kaza yaşanır. Bu olayın ardından Mahnaz, ihanet ve kayıpla yüzleşmek zorunda kalacak ve adalet arayışına çıkacaktır. Leyla’nın Kardeşleri’nin yönetmeni Saeed Roustayi’den, Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye için yarışmış sarsıcı bir aile dramı.
Kuyumcu
Emad Eleazwy ile Islam Khayri’nin yönettiği ve Mohamed Henedi, Mona Zaki, Ahmet El Saadany ile Tara Emad’ın oynadığı Kuyumcu (El Gawahergy), 14 Ağustos 2026’da CJ ENM dağıtımıyla Ceema Films tarafından vizyona çıkarıldı.
Kadınlara düşkünlüğüyle bilinen ünlü kuyumcu Seif, defalarca yakalandıktan sonra geleneksel erkeklik gururunu bir kenara bırakmak zorunda kalır. Eşi Yasmine, birlikte dengeli bir hayat kurmakta ısrar edince, bir ilişki danışmanına başvurup terapi programına başlarlar. Ancak her adım onları birbirine yaklaştırmak yerine, komik bir kaos dalgası yaratır ve ilişkilerini düzeltme girişimleri felaket dizisine dönüşür.
Derin Dehşet
Jesse V. Johnson’un yönettiği ve Antonio Banderas, Ramiro Alonso, Ryan Bertroche ile Jess Liaudin’in oynadığı Derin Dehşet (Above & Belox), 14 Ağustos 2026’da Başka Sinema dağıtımıyla Mars Production tarafından vizyona çıkarıldı.
Köpekbalığı dalışı sırasında, beş arkadaş uyuşturucu kartelinin kokainini keşfettikten sonra pusuya düşürülür. Köpekbalığı kafesine hapsedilen Tatiana ve Kaley, kartel tarafından deniz dibinden bir torba uyuşturucuyu çıkarmaya zorlanır. Büyük köpekbalıklarıyla, azalan havayla ve katillerle mücadele eden hayatta kalanlar, kendilerini esir alanları alt etmek ve kaçmak için bir mücadeleye girişirler.
Ataerkil Kültür: Ceza
İran’ın muhafazakâr kültürü, yaşamı belirliyor. Bizde, mahalle baskısı olarak tanımlanan o tutuculuk İran’da çok daha yoğun ve alabildiğine erkek egemen.
İki çocuklu bekâr bir anne olan Mahnaz’ı (Parinaz Izadyar) merkeze alan film, aslında tam bir dram; evlenmek istediği Hamid (Payman Maadi), çocuklu biri olduğunun bilinmesini istemediği için oğlu ve kızını eski kaynanasının evine bırakır. Kız isteme töreninde ise kız kardeşi Neda’yı (Arshida Dorostkar) görünce, gönlü ona kayar. Mahnaz’ın oğlu Aliyar (Sinan Mohebi) yaramaz ama kafası çalışan bir çocuktur. Anneannesinin ödevini yapmak için rüşvet alır, aldığının küçük bir kısmını kardeşine verip hem kendi ödevini hem de anneannesininkini yaptırır. Okuldan kaçıp kumar oynar. Ağzı iyi laf yaptığından, sevimlidir ve kimse ona kızamaz, annesinin birlikte çalıştığı bir hemşireye aşıktır ve hiç de gizlemez.
Sıradan bir film öyküsü gibi gelse de ipucunu baştan verdik. Kapalı kültürde büyükanne ve babalar “ceza” vererek terbiye etmeyi tercih ederler. Şairin şiirce dediği gibi -“erken öten horozun başını keserler / bitmek tükenmek bilmez ki başın kesile kesile”- hiçbir ceza işe yaramamıştır, kaldı ki, filmde olduğu gibi çok daha büyük ve onulmaz yaralar açabilir.
Saeed Roustayi’nin filmi, iniş ve çıkışlarla dolu; kimi zaman izleyiciyi bıktıracak denli fazla ama Doğu kültürünü bilenler için gerekli. Filmi iki bölüm olarak ele alabiliriz. Birinci kısmında, çocuklu bir kadınla evlenmek istemeyen bir erkeğin yaşadıkları ve yaşattıkları. Alabildiğine yalın ve anlaşılır. İkinci bölümdeyse trajik bir durumun arkasından izleyerek değil yorumlayarak katılıyorsunuz filme. Karakterlerin de savrulduğu bu bölümde, ister istemez, siz de dengenizi yitiriyorsunuz. Unutulmaması gereken bir şey: toplumsal durum ya da mahalle baskısı. Acaba konu komşu ne der diye yaşayamayan insanların yurdudur Doğu. Mahnaz’ın adım adım çöküşünü izleriz. Sosyal ve ekonomik baskılar, izleyiciyi bile etkiliyor; kaldı ki, karakterler tam da göbeğinde yaşıyor. Filmin psikolojisi gerçekten etkileyici. Oyuncuların başarılılığını söylememe bile gerek yok. Aliyar’ın okuldan uzaklaştırılmasında erkek egemen bakışın önemini hemen anlıyoruz. Ancak okul müdürü, çocukların gözündeki kararlılığı görünce geri adım atıyor. Bu bir başka açıdan bir anlamda çöküş, ama asıl çöküşü Mahnaz yaşıyor.
“Bunca çöküşten sonra hayatın geri kalanı yaşamaya değer mi?” sorusuyla çıkıyorsunuz salondan. Sonrası sizin yorumunuz ve önemli olan da o.
(15 Temmuz 2026)
Korkut Akın
korkutakin@gmail.com
Kadınlar ve Çocuklar / Ceza
İran sinemasının bizde fazla tanınmayan bağımsız sinemacılarından Said Rustayi’nin geçtiğimiz yıl Cannes’da Altın Palmiye seçkisinde yer almış son çalışması ‘Ceza / Zan va Bache’ yaz sezonunun önemli filmlerinden biri olarak gösterimine başlıyor. Rustayi ilk uzun metrajından başlayarak aile kurumu üzerinden kendi toplumunu neşter altına yatırır; sistemi, bürokrasiyi, adaletsizliği, kadınlara söz hakkı tanımayan geleneksel patriyarkal düzeni eleştirir. Bu yüzden de İran İslam Cumhuriyeti’nce sık sık engellenmiş, hapis cezası ile yargılanmış ve film çekmesi uzun yıllar engellenmiştir.
Aile kurumu üzerinden yaşadığı toplumun fotoğrafını çeken sinemacının 2016 yapımı ilk uzun metrajı ‘Sonsuzluk ve Bir Gün / Abad va Yek Rooz’, babanın göçmüş olduğu, yaşlı ve hasta anneleriyle aynı yoksul evi paylaşan dördü kız 7 kardeşin hikâyesi üzerinedir. Uyuşturucu müptelâsı ortanca kardeşin fakirhaneye getireceği belaları savmakla mücadele eden aile bireyleri, abi Murteza’nın (Payman Maadi) işlettiği küçük market ve kızların günübirlik işleriyle ayakta kalmaya çalışır. Yakınlarını bu derin yoksulluktan kurtarmak için zengin bir Afganlıya varması istenen Sümeyye (Perinaz İzadyar) ailenin dipten çıkması için kendini feda edecek midir.
Yönetmenin 2022’de Cannes ana seçkisine alınmış olan bir önceki filmi ‘Leyla’nın Kardeşleri / Barādarān-e Leilā’ benzer düşkünlükte bir aileyi ele alır. Yaşlı babanın ve onun uydusu konumundaki annenin dediğinden çıkmayan işe yaramaz dört erkek kardeşin ortaklaşa çalışacakları mütevazı bir işletmeyi hayata geçirmek için didinen Leyla, Sümeyye’den daha isyankâr, ataerkil örf ve adetlere karşı direnen genç bir kadındır. Her iki film de kurulu düzenin çağ dışılığını acımasızca eleştirir, yoksulluğun acımasız resmini çizer ancak finaller umut yüklü bir çözüm sunmaz. Genç insanların, genç kadınların engellemelere ve darbelere direnmeye güçleri yetecek midir?
Rustayi’nin bizde ‘Ceza’ ismi uygun görülmüş son filminin özgün ismi Farsça ve İngilizce dillerinde ‘Kadın ve Çocuk’ anlamına geliyor. Yine bir ailenin öyküsünü izliyoruz ancak bu defa hikâye yaşlı anneleri ile birlikte yaşayan iki kız kardeş üzerinden ilerliyor. Kocasını erken yaşta kaybetmiş, 14 yaşındaki oğlu Aliyar (Sinan Mohebi), 8 yaşındaki kızı Neda (Arshida Dorostkar), 25 yaşındaki kız kardeşi Mehri (Soha Niasti) ve arşiv görevlisi olarak çalışan yaşlı annesi (Fereshteh Sadre Orafaiy) ile birlikte çok katlı bir sitenin üst katında yaşayan hemşire Mahnaz (9 yıl önce Sümeyye’yi canlandırmış olan Perinaz İzadyar bu defa 40’lı yaşların başındaki olgun bir genç kadına hayat veriyor) çalıştığı hastanenin serbest çalışan ambulans şoförü Hamid (Rustayi’nin tüm filmlerinde rol almış olan usta oyuncu Payman Maadi) ile evlilik hazırlığı içerisindedir.
Film, yüz bakımı yaptıran Mahnaz’ın yakın planıyla açılır. Güzeldir, bakımlıdır. Kadınlarla arası pek iyi olan flörtöz Hamid’in deyişiyle ‘ona herşey yakışmaktadır’. Genç kadın Hamid’in aurasından ve iltifatlarından hoşlanır ama evlilik hakkında şüpheleri vardır. Durumu olmayan göçmen hasta yakınlarını geceleri para karşılığı ambulansında yatıran 48 yaşındaki feleğin çemberinden geçmiş adamın evlenmek için çok da uygun bir aday olmadığını bilir. Hastaneden arkadaşı Rana’nın ‘bağımsızlığını ilan etmiştin hani’ dokundurmasına verecek cevap bulamaz, ama yine de bir erkeğin başında olduğu kurulu aile düzenini kendi yuvası için de arzu eder ve sesini çıkarmaz.
Hamid, Tahran dışından eş isteme töreni için gelecek olan anne baba ve görümcenin iki günlük ziyareti için çocukların ve eşyalarının ortadan kaldırılmasını talep eder. Mahnaz bunu da kabullenerek yanlışlarına bir yenisini ekler. Derslerinde çok başarılı ancak ele avuca sığmayan Aliyar tam da bu iki günde sınıf arkadaşlarıyla şehir dışı bir gezide olacakken, okulda yarattığı kaos nedeniyle uzaklaştırma cezası alınca Mahnaz bir hata daha yapar ve çocukları huysuz eski kayınpederinin eline bırakır. Gelin isteme gününde Hamid’in fıldır fıldır gözleri evdeki alımlı kız kardeşe kayıvermiştir. Meri de, belki de çevresinde daha iyi bir seçenek olmadığından, ağzı laf yapan, kadın ve çocuk değil, bir çocuk – kadının peşine düşmüş Hamid’in arzu dolu bakışlarına cevapsız bırakmaz. Mahnaz’ı asıl yıkacak olan çok daha trajik bir gelişme ise yaşlı dedenin evinde yaşanacaktır.
İlk bir saatlik bölümde ana karakterleri ve düzenin mikrokozmosu olarak aile çatısını başarıyla kuran yapımın, seyir düzenini etkileyecek spoiler vermemek adına, filmin çok ağır bir trajediye doğru yol alan ikinci bölümüne dair ayrıntılara girmek istemiyorum. Mahnaz’ın sıra sıra dizilmiş yanlış kararlarının yükünü çekmekte zorlandığını, tüm kuralların erkekler tarafından belirlendiği bir sistemle öfkeyle, kıskançlıkla, intikam hissiyle hatta bir cinayeti göze alarak tek başına mücadele etmeye çalıştığını, oğlunu koruyamasa bile kız kardeşini koruma isteğiyle hareket ettiğini söylemekle yetinelim. Lakin kadın başına ezeli patriyarka ile savaşmak mümkün olacak mıdır. Mahnaz’ın debelene debelene, saçlarını ağırta ağırta öğreneceği gibi Rustayi kurulu düzenin bugünden yarına değişmeyeceğini çok iyi bilir aslında. Lakin, kuralları dikte eden hâlâ erkekler olsa da kadın dayanışması ve kadınlarının eğitiminin ne denli hayati olduğunu vurguladığı çarpıcı finaliyle bu son filminin yine de öncekilerden farklı olarak umut pırıltısıyla sonuçlandırır.
35 yaşındaki İranlı sinemacının ilk filminden bu yana sinema dilini, öykü detaylandırma becerisini ne denli geliştirdiğinin, artık İran’ın en önemli melodram ustası olduğunun kanıtı bu film. Aliyar’ın okul atölyesinde kumar oynattığı sekans, 700 öğrencinin okulda mahsur kaldığı kalabalık sahne başta olmak üzere Adib Sobhani’nin ustalıklı sinematografisi de sağolsun. Tüm Rustayi filmlerinde olduğu gibi kastingin yine son derece başarılı olduğunu vurgulamak isterim. Gelecek vadeden bir çocuk oyuncu olarak Aliyar’ı canlandıran Sinan Mohebi’ye, bir de dramatik anlarda filmle bütünleşen Ramin Kousha’nın müzik çalışmasına ayrıca dikkat çekmek isterim.
(15 Temmuz 2026)
Ferhan Baran
ferhan@ferhanbaran.com
Dehşet Verici Bir Cehennem Toplantısına Hazır mısınız? Kötü Ruh: Cehennem Ateşi, Paribu Cineverse Kanyon’daki Ön Gösterimde İzleyiciyle Buluştu
Paribu Cineverse, sinema dünyasının heyecanla beklediği yapımları izleyicilerle buluşturmaya devam ediyor. Korku türündeki dikkat çekici yapımlardan biri olan Kötü Ruh: Cehennem Ateşi (Evil Dead Burn), geçtiğimiz günlerde Paribu Cineverse Kanyon Salonu’nda düzenlenen özel bir etkinlikle ön gösterim yaptı. Davetliler, Paribu Cineverse’ün Kanyon Salonu’nun sunduğu etkileyici atmosferde filmi Türkiye’de ilk kez izleme şansı yakaladılar. Filmin yönetmeni Sebastien Vanicek’in korku dolu bir dille ele aldığı yapım, sinemaseverlere benzersiz bir görsel ve işitsel şölen sunuyor. Filmin gerilim atmosferini iliklerine kadar hisseden izleyiciler, karanlık güçlerin istilâsına en ön sıradan tanıklık ettiler.
- Basın Bülteni
- Fragmanı izlemek için tıklayınız.
- Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
Angry Birds Filmi 3 Teaser Afişi Yayınlandı
Bu tatil sezonunda, öfkeli bir kuş şimdiye kadarki en büyük meydan okumasıyla karşı karşıya: Dünyayı kurtarmak için uğraşırken babalığın üstesinden gelmeye çalışmak. Teaser afişi yayınlanan Angry Birds Filmi 3 (The Angry Birds Movie 3) filminin yönetmenliğini John Rice yapıyor, senaryosunu ise Thurop Van Orman yazdı. Yapımcılığını John Cohen, Dan Chuba, Carla Connor ve Namit Malhotra’nın üstlendiği filmin Yürütücü Yapımcılığını ise Thurop Van Orman, Christopher Milburn, Crosby Clyse, Louis Koo, Toru Nakahara, Chris Pflug, Simon Hedges, Geneva Wasserman Ben Mattes, Don McGregor ve Hanna Valkeapaa Nokkala yapıyor.
- Basın Bülteni
- Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
Angry Birds Filmi 3 Teaser Afişi Yayınlandı yazısına devam et
Fırtınadan Önce
Anthony Maras’ın yönettiği ve Brendan Fraser, Andrew Scott, Kerry Condon, Chris Messina ile Damian Lewis’ın oynadığı Fırtınadan Önce (Pressure), 14 Ağustos 2026’da Bir Film dağıtımıyla Bir Film – ITAK Film tarafından vizyona çıkarıldı.
Normandiya Çıkarması’nın kaderi pamuk ipliğine bağlıdır. Meteorolog Yüzbaşı James Stagg, yaptığı çalışmalar sonucu çıkarma gününde çok büyük bir fırtına yaşanacağını öngörmektedir. General Dwight D. Eisenhower ile Yüzbaşı James Stagg, verilecek kritik bir kararın eşiğindedir: Ya tarihin en büyük ve en tehlikeli deniz harekâtını başlatacaklar ya da savaşı kaybetme riskini göze alacaklardır.
Uluslararası Gastronomi Film Festivali Kars’ta Başlıyor
Uluslararası Gastronomi Film Festivali’nin Kars edisyonu, 10 – 12 Temmuz tarihleri arasında gerçekleştirilecek. Festival, Gastro Sınıf ve Sine Sınıf etkinliklerinden UGFF söyleşilerine, Uluslararası Yarışma Kısa Belgesel Seçkisi gösterimlerinden açık hava film gösterimine, belgesel gösterimleri ve söyleşilere uzanan zengin bir etkinlik programına ev sahipliği yapacak. Urla, Londra ve Çeşme edisyonlarının ardından rotasını Kars’a çeviren Uluslararası Gastronomi Film Festivali, üç gün boyunca Kars Merkez, Boğatepe ve Ani’de sinema, gastronomi, kültürel miras ve eğitimi buluşturan zengin programıyla katılımcılarla buluşacak.
- Basın Bülteni
- Festival hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
Uluslararası Gastronomi Film Festivali Kars’ta Başlıyor yazısına devam et
Werwulf Filmi Birinci Fragmanı Yayınlandı
Focus Features’ın sunduğu, birinci fragmanı yayınlanan Werwulf, bağlılık, lanet ve insanın içindeki şeytan üzerine sarsıcı bir hikâyeyi anlatıyor. Filmi, Sjon ile birlikte kendi yazdığı senaryodan Robert Eggers yönetiyor. Başrollerinde Bodhi Rae Breathnach, Aaron Taylor Johnson, Lily Rose Depp, Willem Dafoe, Ralph Ineson, Valeriia Karaman ve Kate Dickie’nin oynadığı filmin Yapımcılığını Robert Eggers, Tim Bevan, Eric Fellner, Garrett Bird ve Sjon üstleniyor.
- Basın Bülteni
- Fragmanı izlemek için tıklayınız.
- Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
03 – 05 Temmuz 2026, Hafta Sonu Gişe Verileri
03 – 05 Temmuz 2026, Hafta Sonu (Weekend) Gişe Verileri için tıklayınız. Bu listelerden alıntı veya kopyalama yapıldığında kaynak olarak Haftalık Antrakt Sinema Gazetesi’nin gösterilmesi rica olunur.
İstos Yayınları’nın 2 Kitabı, Rum Olmak Rum Kalmak ve Gidelim Tatavla’ya: Görkemini Yitirmeyen Semt Kurtuluş Adlı Kitapları Yeni Baskılarıyla Satışta
Hakan Yücel’in derlediği Rum Olmak Rum Kalmak adlı kitap, Samim Akgönül, Birol Caymaz, Duygu Çanakcı, Yorgos Katsanos, Hasan Münüsoğlu, Elçin Macar, Ceren Sözeri, Süheyla Yıldız ve Umur Yedikardeş’in önceki baskıda yer alan değerli makalelere ek olarak Anna Maria Beylunioğlu, Mert Kaya, İlay Romain Örs ve Aslı Yükçü’nün yeni çalışmalarıyla 3. kez okuruyla buluştu. İstanbul’un en köklü semtlerinden birinin belleğini kayıt altına alan ve şimdiden kültleşen, Hüseyin Irmak imzalı Gidelim Tatavla’ya: Görkemini Yitirmeyen Semt Kurtuluş adlı kitap da gözden geçirilmiş ve genişletilmiş 2. baskısıyla yeniden satışa sunuldu.
Şeytandan Satılık
Melissa LaMartinai’nın yönettiği ve Helenmary Ball, Julian Ball, Emily Classen ile John Dimes’ın oynadığı Şeytandan Satılık (For Sale by Exorcist), 07 Ağustos 2026’da TME Films dağıtımıyla Bircan Film tarafından vizyona çıkarıldı.
Ülke genelinde hayaletli evleri alıp yenileyerek satan becerikli emlakçı ve sertifikalı şeytan kovucu Susan Price, kendine ait o “sonsuza dek yaşayacağı evi” aramaktadır. Ancak yıllar boyunca evlerinden kovduğu o huzursuz ruhlar kendisine musallat olmak üzere geri döndüğünde, Susan hayallerindeki o yuva ebedi istirahatgâhına dönüşmeden önce bu karanlık güçleri mutlaka defetmek zorunda kalacaktır.
TRT Ortak Yapımı Nasreddin Hoca: Zaman Yolcusu 4, 24 Temmuz’da Sinemalarda
Serinin dördüncü filmi olan Nasreddin Hoca: Zaman Yolcusu 4, çocukları ve aileleri bu kez hem dinozorların hüküm sürdüğü uzak geçmişe hem de kadim medeniyetlerin gizemli dünyasına uzanan heyecan dolu bir maceraya davet ediyor. Anadolu’nun sevilen ve güldüren kahramanı Nasreddin Hoca’nın mizahını, zekâsını ve birbirinden eğlenceli hikâyelerini beyazperdeye taşıyan film, üç boyutlu animasyonları ve eğlendirirken öğreten anlatımıyla çocukları ve yetişkinleri 24 Temmuz 2026 Cuma günü sinema salonlarında buluşturacak. Yönetmenliğini Nurullah Yenihan’ın üstlendiği animasyon yapımın senaryosunu Ayşe Banu Başarıcı kaleme aldı.
- Basın Bülteni
- Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
TRT Ortak Yapımı Nasreddin Hoca: Zaman Yolcusu 4, 24 Temmuz’da Sinemalarda yazısına devam et
Kozalak Devri: Muhtarlık Seçimi
Özcan Başoğul’un yönettiği ve İzzet Başoğul, Özcan Başoğul, Rıdvan Kevrek, Ferit Ateşbakan, Şahin Aydın ve Tivorlu İsmail’in oynadığı Kozalak Devri: Muhtarlık Seçimi, 07 Ağustos 2026’da CJ ENM dağıtımıyla ALM Yapım tarafından vizyona çıkarıldı.
Film, geçmişini hayal ürünü yalanlarla süsleyerek kendini üstün, olağanüstü ve “siyasi deha” vasıflarına sahip köklü bir sülaleden geldiğine inandıran İzzet Emmi’nin hikâyesini ele alıyor. Büyük bir ihtiras ve iddiayla gözü yükseklerde olan İzzet’in, Belediye Başkanlığı makamını ele geçirme hayalleriyle çıktığı yolculuk hedeflerinden uzaklaşıp köy muhtarlığında büyük hayal kırıklığı ve hüsranla neticeleniyor.






