Ataerkil Kültür: Ceza

İran’ın muhafazakâr kültürü, yaşamı belirliyor. Bizde, mahalle baskısı olarak tanımlanan o tutuculuk İran’da çok daha yoğun ve alabildiğine erkek egemen.

İki çocuklu bekâr bir anne olan Mahnaz’ı (Parinaz Izadyar) merkeze alan film, aslında tam bir dram; evlenmek istediği Hamid (Payman Maadi), çocuklu biri olduğunun bilinmesini istemediği için oğlu ve kızını eski kaynanasının evine bırakır. Kız isteme töreninde ise kız kardeşi Neda’(Arshida Dorostkar) görünce, gönlü ona kayar. Mahnaz’ın oğlu Aliyar (Sinan Mohebi) yaramaz ama kafası çalışan bir çocuktur. Anneannesinin ödevini yapmak için rüşvet alır, aldığının küçük bir kısmını kardeşine verip hem kendi ödevini hem de anneannesininkini yaptırır. Okuldan kaçıp kumar oynar. Ağzı iyi laf yaptığından, sevimlidir ve kimse ona kızamaz, annesinin birlikte çalıştığı bir hemşireye aşıktır ve hiç de gizlemez.

Sıradan bir film öyküsü gibi gelse de ipucunu baştan verdik. Kapalı kültürde büyükanne ve babalar “ceza” vererek terbiye etmeyi tercih ederler. Şairin şiirce dediği gibi -“erken öten horozun başını keserler / bitmek tükenmek bilmez ki başın kesile kesile”- hiçbir ceza işe yaramamıştır, kaldı ki, filmde olduğu gibi çok daha büyük ve onulmaz yaralar açabilir.

Saeed Roustayi’nin filmi, iniş ve çıkışlarla dolu; kimi zaman izleyiciyi bıktıracak denli fazla ama Doğu kültürünü bilenler için gerekli. Filmi iki bölüm olarak ele alabiliriz. Birinci kısmında, çocuklu bir kadınla evlenmek istemeyen bir erkeğin yaşadıkları ve yaşattıkları. Alabildiğine yalın ve anlaşılır. İkinci bölümdeyse trajik bir durumun arkasından izleyerek değil yorumlayarak katılıyorsunuz filme. Karakterlerin de savrulduğu bu bölümde, ister istemez, siz de dengenizi yitiriyorsunuz. Unutulmaması gereken bir şey: toplumsal durum ya da mahalle baskısı. Acaba konu komşu ne der diye yaşayamayan insanların yurdudur Doğu. Mahnaz’ın adım adım çöküşünü izleriz. Sosyal ve ekonomik baskılar, izleyiciyi bile etkiliyor; kaldı ki, karakterler tam da göbeğinde yaşıyor. Filmin psikolojisi gerçekten etkileyici. Oyuncuların başarılılığını söylememe bile gerek yok. Aliyar’ın okuldan uzaklaştırılmasında erkek egemen bakışın önemini hemen anlıyoruz. Ancak okul müdürü, çocukların gözündeki kararlılığı görünce geri adım atıyor. Bu bir başka açıdan bir anlamda çöküş, ama asıl çöküşü Mahnaz yaşıyor.

“Bunca çöküşten sonra hayatın geri kalanı yaşamaya değer mi?” sorusuyla çıkıyorsunuz salondan. Sonrası sizin yorumunuz ve önemli olan da o.

(15 Temmuz 2026)

Korkut Akın

korkutakin@gmail.com

Bir yanıt yazın