Sadi Çilingir tarafından yazılmış tüm yazılar

Galip Haktanır’ın Yaşamını Anlatan Belgesel, 14. Zlatibor Spor Filmleri Festivali’nde En İyi Kısa Belgesel Seçildi

Türk futbolunun unutulmaz isimlerinden Galip Haktanır’ın hayatını beyazperdeye taşıyan Vefalı Galip belgeseli, uluslararası başarılarına bir yenisini ekledi. Gökçe Kaan Demirkıran’ın yönettiği yapım, Sırbistan’da düzenlenen 14. Zlatibor Spor Filmleri Festivali’nde En İyi Kısa Belgesel Ödül’üne layık görüldü. Demirkıran, yaptığı açıklamada, “En uzun yaşayan sporcuya filmografimin en kısa belgeselini yapmak ironikti.” dedi.

Hamnet

Chloe Zhao’nun yönettiği ve Jessie Buckley, Paul Mescal, Emily Watson ile Joe Alwyn’in oynadığı Hamnet, 06 Şubat 2026′da UIP Filmcilik dağıtımıyla Universal Pictures tarafından vizyona çıkarıldı.
Yıl 1580, bir köyde Latince öğretmeni olan William, Agnes’e aşık olur. Köyde, Agnes’in bir cadı olduğu söylentileri dolaşsa da William bunu umursamaz ve evlenirler. Kısa sürede üç çocuk sahibi olurlar. Önce Susanna doğar, ardından ikizler Judith ve Hamnet dünyaya gelir. William öğretmenliği bırakıp oyun yazarı olarak çalışmayı arzular. Oğulları Hamnet onbir yaşındayken ölür. Bu trajedi, William’ı oğlunun anısına bir oyun yazmaya teşvik eder.

  • Basın Bülteni
  • Fragman: 1 / 2
  • IMDb

Hamnet yazısına devam et →

Büyük Zafer Animasyon Filmi Tanıtımı İçin Erzurum’daydı

Türkiye’nin ilk realistik animasyon filmi olan Büyük Zafer filminin tanıtım turu Erzurum’da gerçekleşti. Yönetmen İbrahim Soyer, senarist ve animatör İbrahim Kiraz ile yapımcı Bülent Cebeci imzası taşıyan filmin tanıtımı kapsamında Erzurum halkına film hakkında geniş bilgi verilirken, etkinliklerde dünya rekortmeni Yunus İşçi tarafından canlı heykel performansı sergilendi. Yunus İşçi’nin heykel performansı Erzurumlular tarafından çok beğenildi.

Büyük Zafer Animasyon Filmi Tanıtımı İçin Erzurum’daydı yazısına devam et →

Ferhan Baran Yazıyor: Yitik Zamanın Peşinde / Sörfçü

Filmin adı sizleri yanılmasın. ‘Sörfçü / The Surfer’ söz konusu popüler okyanus sporu üzerine bir film değil. İrlandalı yönetmen Lorcan Finnegan’ın Thomas Martin’in kaleminden beyazperdeye aktardığı üçüncü uzun metrajı, tıpkı 1968 yapımı Frank Perry klasiği ‘Yüzücü / The Swimmer’da olduğu gibi, Nicolas Cage’in hayat verdiği, senaryoda ismi konmamış orta yaş krizindeki bir adamın yaşam muhasebesi üzerine derinleşiyor. … Devamı…»

Süper Charlie

Jon Holmberg’in yönettiği ve Orlando Wahlsteen, Silas Strand, Sven Björklund, Ulla Skoog, Tuva Novotny, Johan Rodin, Lily Wahlsteen ile Joakim Jennefors’un seslendirdiği animasyon film Süper Charlie (Super Charlie), 19 Eylül 2025’de CJ ENM dağıtımıyla Filmartı Film tarafından vizyona çıkarıldı.
10 yaşındaki Willie, polis babasıyla birlikte şehri suçlulardan korumak, yani bir süper kahraman olmayı istemektedir. Kardeşi Charlie doğunca bu hayaline ulaşması artık mümkün olacaktır. Çünkü bebek Charlie o hep istediği süper güçlere sahiptir. Böylece abi – kardeş, şehri kurtarmak için boylarından büyük bir maceraya atılırlar.

  • Basın Bülteni
  • Fragman
  • IMDb

Süper Charlie yazısına devam et →

Canterville’in Gizemli Şatosu

Kim Burdon ile Robert Chandler’in yönettiği ve Stephen Fry, Hugh Laurie, Freddie Highmore ile Emily Carey’in seslendirdiği animasyon film Canterville’in Gizemli Şatosu (The Canterville Ghost), 05 Eylül 2025’de A90 Pictures dağıtımıyla Wediacorp tarafından vizyona çıkarıldı.
Film, İngiltere kırsalındaki eski bir şatoda yaşayan hayalet Sir Simon’ın maceralarını anlatıyor. Yüzyıllardır konağa musallat olan bu hayalet, yeni taşınan Amerikalı aileyi korkutmaya çalışsa da karşısında hiç de alışık olmadığı zorlu bir direnç bulur. Cesur ailenin genç kızı Virginia, hayaletin sırlarını çözerek onun özgürlüğe kavuşmasının anahtarı haline gelmiştir.

  • Basın Bülteni
  • Fragman: 1 / 2 / 3
  • IMDb

Canterville’in Gizemli Şatosu yazısına devam et →

İthaki Yayınları 28 Ağustos Kitapları

İthaki Yayınları, 28 Ağustos’ta satışa sunacağı kitaplarını açıkladı. Jason Rekulak’ın Saklı Resimler, Arkady Martine’in Barış Denen Bir Yıkım, Bram Stoker’ın Dracula – Çizgi Roman, Suat Derviş’in Ayrılmak Yok ile Önce Kadınlar ve Çocuklar adlı kitapları 28 Ağustos’ta satışa sunulacak. Suat Derviş’in, 1966 yılı sonlarında, Tercüman Gazetesi’nde, Filiz Hataylı takma adıyla tefrika edilen Ayrılmak Yok adlı romanının, Fosforlu Cevriye ve İki Kadın İki Aşk gibi ustalık dönemi eserleriyle aynı soydan geldiği biliniyor. Sevilen yazar Suat Derviş, yine benzer temalar etrafında dolaşsa da her seferinde olduğu gibi, bu farklı romanda da bizi şaşırtmayı, kendisine hayran bırakmayı başarıyor.

İthaki Yayınları 28 Ağustos Kitapları yazısına devam et →

Bir Evliliğin Hikâyesi / Güller

Danny De Vito imzalı karanlık evlilik öyküsü ‘Güllerin Savaşı / The War of the Roses’ üzerinden tam 36 sene geçmiş. Warren Adler’in 1981 tarihli ünlü romanının taze uyarlamasında yönetmenlik koltuğuna bu kez başrolde Robert De Niro’yu izlediğimiz ‘Zor Baba / Meet the Parents’ serisinden hatırladığımız Jay Roach geçmiş. Emektar sinemacı filmin adından ‘savaş’ kelimesini çıkarmış ve hikâyenin sivri uçlarını biraz törpülemiş. 21. yüzyıl cinsiyet politikalarına uyumlu dayanılmaz nükteli diyaloglar içeren ‘Güller / The Roses’un senaryosu Yorgos Lanthimos’un ‘Sarayın Gözdesi / The Favourite’ ve ‘Zavallılar / Poor Things’ gibi başyapıtlarında imzası bulunan Tony McNamara’ya teslim edilmiş. Başrollerde ise İngiliz sinema ve tiyatrosunun iki ustası Olivia Colman ve Benedict Cumberbatch yer alıyor.

Hikâyemiz bir çift terapisi seansı ile açılıyor. 10 yıllık evlilikleri darboğaza girmiş Ivy ve Theo Roses ikilisi, aile danışmanının ‘birbirinize karşı çok öfkelisiniz, bence sizde sorunlarınızı çözecek kapasite yok’ saptamasına içten içe gülerek oradan ayrılıyor. Aslında her şey ne kadar güzel başlamıştır. Kariyerinde başarıdan başarıya koşan İngiliz mimar Theo ile aşçılık mesleğinde başarılı Ivy Amerika’ya yerleşerek evlenmiş, biri kız biri erkek ikizleriyle Kaliforniya kıyılarında düzenlerini kurmuştur. Theo birbirinden prestijli projelere imza atarken, çocuklarla ilgilenen Ivy haftanın

belli günlerinde kocasının oyalansın diye finanse ettiği, pek müşterisi olmayan mütevazı yengeç restoranında sinek avlamaktadır. Bu düzen beklenmedik doğal bir kasırga ile altüst olur. Theo’nun bölgenin gurur kaynağı Denizcilik Müzesi’nin tepesine kondurduğu yelkenli tasarımı şiddetli fırtınada parça parça dağıldığında ünlü mimarın kariyeri sona erer. Ancak aynı gece afet nedeniyle trafiğin yönü değişmiş ve fırtınadan kaçan kalabalık bir grup Ivy’nin gizli lezzetlerle dolu mutfağı ile tanışma fırsatı bulmuştur.

Aile ünlü ‘Bir Yıldız Doğuyor / A Star Is Born’ minvalinde bir sürecin içinden geçmektedir. Theo işsiz kalırken Ivy ülkenin en prestijli yemek eleştirmenlerinden aldığı övgülerin ardından dünyaca tanınmış şeflerle ortaklıklar kuracağı muazzam kariyerini başlatır. Çift önce çocukların eğitimi konusunda farklı görüşleriyle çatışır. Sürekli seyahat etmek durumunda kalan Ivy yoğun çalışma temposu içinde olmaktan memnundur ama çocuklarına vakit ayırabildiği eski huzurlu hayatını da özler bir yandan.

Hızla gelen başarı karı kocanın arasında soğuk rüzgârlar esmesine neden olur ama onlar ‘kimse bizi alt edemez’ sloganı doğrultusunda evliliklerini korumaya çalışırlar. Ivy kocasının yeniden mesleğini icra etmesini teşvik için Theo’nun okyanus kıyısında rüya evlerini inşa etmesini firanse eder. Stanley Kubrick’e nazire ‘Hal’ adı verilmiş yapay zekânın hizmet ettiği denize nazır malikane Avrupa’dan getirilen pahalı yosunlar, Rönesans İspanya’sından değerli parçalar ya da Meryl Streep’in hayatını oynadığı efsanevi şef Julia Child’ın (bkz. Julie & Julia, 1989) 1950’lerde Fransa’da kullandığı antik ocak seti ile donatılır. Tüm bu ihtişam, karaya vurmuş balina misali sevilme ve bağlanma özlemi çeken çiftin su almakta olan evlilik gemisini yüzdürmeye yetecek midir? Yoksa, R. W. Fassbinder’in ünlü başyapıtı ‘Maria Braun’un Evliliği / Die Ehe Der Maria Braun’un finalinde olduğu gibi herşey havaya uçacak mıdır?

‘Güller’ İngiliz sanat aleminin dünyaya armağan ettiği iki güçlü oyuncusunun çok iyi yazılmış bir senaryo eşliğinde döktürdüğü eğlenceli ve karamsar anlar içeren, kapitalist düzende başarı hikâyelerinin aldatıcı yalnızlığını didikleyen çağdaş bir hikâye anlatıyor. Yeni sinema mevsiminin ilk aperitifi niyetine rahatlıkla öneririm.

(29 Ağustos 2025)

Ferhan Baran

ferhan@ferhanbaran.com

62. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde Ulusal Uzun Metraj Jüri Başkanı Ömer Vargı Oldu

Türkiye’nin en köklü sinema etkinliği Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali, bu sene 24 Ekim – 02 Kasım 2025 tarihleri arasında gerçekleştirilecek. Ulusal Uzun Metraj Jüri Başkanlığı görevini Ömer Vargı’nın üstleneceği festivalde, Ulusal Uzun Metrajlı Film Yarışması En İyi Film Ödülü bu yıl 3,5 milyon TL olarak açıklandı. Ulusal yarışmalar için başvurular ise 22 Ağustos 2025 Cuma günü (bugün) sona eriyor. Festivalin Jüri Başkanlığı görevini yürütecek olan Ömer Vargı, kariyeri boyunca 1.500’den fazla reklam filmi yönetti. Vargı, sinema kariyerine 1974 yılında Yılmaz Güney ve Şerif Gören’in Endişe adlı filminde çalışarak başladı.

62. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde Ulusal Uzun Metraj Jüri Başkanı Ömer Vargı Oldu yazısına devam et →

Jester 2

Colin Krawchuk’un yönettiği ve Michael Sheffield, Kaitlyn Trentham, Khaydn Adams, Ezekiel Akindele, Christian Alberts, Rahman Ali ile Jessica Ambuehl’in oynadığı Jester 2 (The Jester 2), 19 Eylül 2025’de CJ ENM dağıtımıyla Siyah Beyaz Movies tarafından vizyona çıkarıldı.
Cadılar Bayramı gecesi, utangaç ve yetenekli bir sihirbaz adayı olan Max, doğaüstü ve şeytani bir varlık olan Jester ile karşılaşır. Jester, her yıl dört ruhu hem eğlendirmesi hem de öldürmesi gerektiğini açıklar. Max’i bu karanlık göreve yardım etmeye zorlar. Max, Jester’ın ölümcül oyununu tersine çevirmek ve hayatta kalmak için zekâsını ve sihrini kullanmak zorundadır.

  • Basın Bülteni
  • Fragman
  • IMDb

Jester 2 yazısına devam et →

Çıkış 8

Genki Kawamura’nın yönettiği ve Kazunari Ninomiya, Yamato Kochi, Naru Asanuma, Kotone Hanase ile Nana Komatsu’nun oynadığı Çıkış 8 (8-Ban Deguchi – The Exit 8), 29 Ağustos 2025’de Bir Film dağıtımıyla Bir Film tarafından vizyona çıkarıldı.
Prömiyerini 2025 Cannes Film Festivali’nde yapan ve ünlü bir oyundan uyarlanan film, gerilim türü tutkunları için özel bir deneyim sunuyor. Dünyayı kasıp kavuran korku oyunu Exit 8′in uyarlamasında bir adam metroda çıkış yolunu kaybeder. Adam, Çıkış 8′i ararken başına ardı ardına tuhaf olaylar gelir. Peki bu yeraltı geçidi bir yanılsama mıdır yoksa gerçek midir? Adam, Çıkış 8′i bulabilecek midir?

  • Basın Bülteni
  • Web Sitesi
  • Fragman: 1 / 2
  • IMDb

Çıkış 8 yazısına devam et →

Aman Bud Zarar Görmesin / Suçüstü

Çağdaş Amerikan sinemasının auteur yönetmenlerinden Darren Aronofsky, son filmi ‘Suçüstü / Caught Stealing’ ile New York’taki gençlik günlerinin ışıltılı kargaşasına ışık tutuyor. Hikâyemiz, üstadın sinema alemine adımını attığı ünlü siyah – beyaz klasiği ‘Pi’yi çektiği 1998 yılında geçiyor. Belediye Başkanı Rudy Giuliani’nin 24 saat uyumayan kentinin aykırılıklarını henüz tam törpüleyemediği yıllardır bunlar. Aşağı Doğu Yakası’nda nerdeyse sabah saatlerine kadar açık eski püskü bir mekânda, ‘Paul’ün Barı’nda çalışmaktadır Hank Thompson (Austin Butler). Lise yıllarında gelecek için büyük ümitleri olan sporcu genç adam kendi kullandığı arabayla kaza yaptığında hem yan koltukta oturan takım arkadaşının ölümüne sebep olmuş, hem de dizinden aldığı darbeyle beyzbol ligindeki hayallerine veda etmiştir.

6 – 7 yıl kadar önce mega kentin ışıltısıyla tanışan taşralı gencimiz, bara yürüme mesafesindeki mütevazi dairesindeki hayatından, ateşli saatlerini geçirdiği sağlıkçı kız arkadaşı Yvonne (Zoë Kravitz) ile adı tam konmamış birlikteliğinden memnun mesut yaşayıp gitmektedir. Yaşadığı trajedinin kâbusları zaman zaman onu uykusundan etmektedir gerçi ama gerçek belâ ile henüz tanışmamıştır.

Yan komşusu İngiliz asıllı punk Russ (Math Smith) felç geçirdiğini öğrendiği babasını ziyaret etmek üzere alelacele Avrupa’ya uçarken kedisi Bud’ı (gerçek adıyla Tonic) göz kulak olması için ona emanet eder. Ertesi sabah yan kapıyı zorlayan Rus aksanlı iki belalı adam bulamadıkları Russ yerine Hank’i ölesiye hırpalar. Bu da genç adamın ağır zedelenmiş bir böbreğinden olmasına yol açar. Hastanede geçirdiği günler sonrasında kendine gelmeye çalışan genç adamın, kedinin tuvalet kumunda bulduğu esrarengiz bir deponun anahtarı işleri daha da karıştıracaktır. Hank bu süreçte kadın dedektif Elise Roman (Regina King) ile işbirliği yapmaya yeltenir, lakin Rus mafyası ve tetikçilerine ilaveten, suç aleminin gediklilerinden Ortodoks Yahudi kardeşler Lipa (Liev Schreiber) ve Shmully’nin (Vincent D’Onofrio) gazabından kaçmak pek kolay olmayacaktır.

Aronofsky’nin kariyeri hayatın karanlık köşelerinde çıkış yolu arayan karakterlerin sert hikâyeleri ile doludur. Halen 50’li yaşlarını süren yönetmen bu kez daha hafif, ana akım bir hikâyeye yönelmek istemiş, bu vesileyle senaryoyu da kaleme almış olan Charlie Huston’ın aynı adlı romanından yola çıkarak, gençlik yıllarını geçirdiği görkemli şehre nostaljik bir bakış atmak istemiş.

Hikâye yine çok karanlık, ancak yaşanan onca trajediye, seri cinayetlere rağmen nüktedan bölümler, kimi zaman eğlenceli kaçıp kovalamacalar içeriyor film. Aronofsky bu girift, sürprizlerle dolu öyküde adeta bir yönetmenlik dersi veriyor. Film, üstadın değişmez çalışma arkadaşı Matthew Libatique’in görüntüleri, Andrew Weisblum’un zımba gibi kurgusu, cep telefonlarının ortada olmadığı 90’lı yılların isyankâr ruhlu Manhattan’ını yeni baştan yaratan çok başarılı prodüksiyon tasarımıyla parlıyor. Oyuncu

kadrosu da mükemmel. Oscar adayı olduğu ‘Elvis’in ardından çok ilginç bir karakteri canlandırdığı ‘Dune Part Two’ ve yine geçtiğimiz mevsim ‘Motorcular / The Bikeriders’da ilgiyle izlenen Butler’ın filmi sırtlanan saf ve yakıcı karizmasına, yan rollerde çok başarılı kompozisyonlar çizen sıkı bir oyuncu kadrosu eşlik ediyor. Martin Scorsese’nin hiç uyumayan kente atfen çektiği 1985 yapımı ‘Geç Saatler / After Hours’un oyuncusu Griffin Dunne’un bar sahibi Paul rolünde hatırlanması filmin bir diğer hoş sürprizi.

Hikâyenin çok karizmatik bir diğer karakteri olan Bud ise bir çoğundan rol çalıyor. Film boyunca aman bir zarar görmesin diye endişelendiğimiz bu şirin kediyi Aronofsky’nin de çok sevdiğini ve üzerine titrediğini son jenerikte yönetmen koltuğunu Tonic’e teslim etmesinden anlıyoruz. Tüm sertliğine karşın Idols grubunun enerjik parçalarıyla bezenmiş, Aronofsky’nin muhtemelen en eğlendiği filmi olmuş ‘Suçüstü’.

(28 Ağustos 2025)

Ferhan Baran

ferhan@ferhanbaran.com

Ada (Yönetmen: Jan Ole Gerster)

Jan Ole Gerster’in yönettiği ve Sam Riley, Stacy Martin, Jack Farthing ile Dylan Torrell’in oynadığı Ada (Islands), 19 Eylül 2025’de Başka Sinema dağıtımıyla Mars Production tarafından vizyona çıkarıldı.
Ada, Kanarya Adaları’nda lüks bir otelde tenis hocalığı yapan Tom’u izliyor. Derslerden arta kalan zamanını bolca içip tek gecelik ilişkilerle dolduran Tom sanki sonsuz bir yaz tatilinde gibidir. Sıra dışı Maguire ailesinin otele gelişiyle tekdüzeleşen hayatından sıyrılan Tom, Dave Maguire, eşi Anne ve küçük oğulları Anton ile yakınlaşır. Bir gece Dave ortadan kaybolunca, polis soruşturmasında Anne ile Tom baş şüpheli olarak kabûl edilir.

  • Basın Bülteni
  • Fragman
  • IMDb
  • Ferhan Baran Yazıyor

Ada (Yönetmen: Jan Ole Gerster) yazısına devam et →

Ferhan Baran Yazıyor: Onca İhanet Varken / Baba 2

Francis Ford Coppola’nın ünlü epiğinin ikinci bölümü olan ‘Baba 2 / The Godfather Part II’ çevrilişinden tam 51 yıl sonra ülkemizde ilk kez vizyon görüyor. Halen ‘Başka Sinema’ ile çalışan salonların belirlenmiş seanslarında gösterimi süren filmi yıllar sonra ilk kez sinema perdesinde deneyimlemek üzerine yazmak istedim. Bazı filmler küçük ekranlara sığmaz. Ünlü epiğin ikinci bölümü tam da bu tür yapımlardan. Film, Marlon Brando’nun … Devamı…»