Linkin Park’ın Yeniden Doğuş Hikâyesi Sinemada: Linkin Park: Unshatter, Paribu Cineverse Emaar ScreenX’teki Ön Gösterimde İzleyiciyle Buluştu

30 Eylül’de vizyona girecek müzik belgeseli Linkin Park: Unshatter, 29 Eylül Salı günü saat 21:00’de Emaar ScreenX salonunda düzenlenen özel ön gösterimle izleyici karşısına çıktı. Dünyaca ünlü rock grubu Linkin Park’ın yeniden doğuş sürecini beyazperdeye taşıyan Linkin Park: Unshatter, özel gösterimde müzikseverleri ve grubun hayranlarını bir araya getirdi. Grubun geçmişinden bugüne uzanan yolculuğunu; arşiv görüntüleri, stüdyo kayıtları ve konser performansları eşliğinde anlatan yapım, Linkin Park grubunun yaşadığı kayıpların ardından yeniden bir araya gelerek yeni bir döneme adım atma hikâyesini sinema salonuna taşıdı.

Linkin Park’ın Yeniden Doğuş Hikâyesi Sinemada: Linkin Park: Unshatter, Paribu Cineverse Emaar ScreenX’teki Ön Gösterimde İzleyiciyle Buluştu yazısına devam et →

Ayrıntı Yayınları Ekim Kitapları

Ayrıntı Yayınları, 2026 Ekim kitaplarını açıkladı. M. Enes Özel’in Normal, Florence Hazrat’ın Saygıdeğer Bir İşaret: Ünlemin Kısa Tarihi, Stuart Elden’in Foucault’nun Arkeolojisi, Vanessa Lemm’in Homo Natura: Nietzsche, Felsefi Antropoloji ve Miyopolitika, Erden Akbulut’un Türkiye Komünist Partisi Kurucularından Süleyman Nuri: Hayatı ve Hatıraları, Riyad Salih el-Huseyn’in Su Gibi Sade Kurşun Gibi Kesin, Ahmet Bozkurt’un Bellek ve Labirent: Burhan Sönmez’de Trajik Görünü ve Yazı, Anna Claybourne’un 32 Sayfada Her Şeyin Tarihi adlı kitapları 2026 Ekim ayında satışa sunulacak. Ayrıntı Yayınları’nın yeni serisi Atölye’nin ilk kitabı Saygıdeğer Bir İşaret: Ünlemin Kısa Tarihi oldu.

Ayrıntı Yayınları Ekim Kitapları yazısına devam et →

Adana’dan Asghar Farhadi Geçti; Adana Altın Koza’da Beşinci Gün: Canavar, Varlık, Ulusal Kısa Film Yarışması

33. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali, beşinci gününde Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması’nda Canavar ve Varlık filmlerinin dünya prömiyerlerine ve Ulusal Kısa Film Yarışması coşkusuna ev sahipliği yapıyor. Dün, iki Oscar ödüllü ünlü İran’lı yönetmen Asghar Farhadi’yi Masterclass ile ağırlayan 33. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali’nde Günyüzü ve Bir Arada Yalnız söyleşileri yapılırken, heyecan yarın da Ölü Köpekler Isırmaz ve Moda Evlilik prömiyerleriyle sürecek.

Adana’dan Asghar Farhadi Geçti; Adana Altın Koza’da Beşinci Gün: Canavar, Varlık, Ulusal Kısa Film Yarışması yazısına devam et →

Git Git Bitmiyor(r): Sonsuz

Ne başı var hayatın ne de sonu… Aslında var da, hiçbirimiz bilmiyoruz, yani yaşamadığımız için teorik bir cümle kurma hevesi (bilim insanlarını dışında tutmak gerekir). Dört arkadaş, mezuniyetlerinin ardından son kez bir arada olmak, günün keyfini çıkarmak isterler.

Büyük öyküler küçük anlardan başlar. Ne var ki, diyebilirsiniz… Hepimizin yaptığı, değil mi? Öyle olmadığını sizler de biliyorsunuz. Okul bitti, şimdi ne olacak. Sorumluluklar azaldı mı, öyle ya ders çalışmak bitti yoksa daha mı arttı, iş bulmak gerek. Kafa(lar)da binlerce kasap çengeli örneği soru işareti… hele de bizim ülkemizde.

Alexander Ultom yazıp yönettiği filmi yalın bir dille kurmuş, müthiş bir gerilim yüklemiş… Korku filmi denilmesi belki abartıya kaçar (yok muydu, vardı, başlarda sadece), ama gerilim her geçen dakika daha da artıyor. İzleyici olarak kendinizle bağını buluyorsunuz ve beyazperdede ne olursa onun sizin yaşamınıza yansımasını kuruyorsunuz.

Okullarda silahlı saldırıların birbiri ardına geldiği bugünlerde öğrencilerin gelecek kaygısına bir de öl(dürül)me kaygısı eklendi; her ne kadar Bakan ve bürokratları “okul dışında” diyorsa da, gelin bunu öğrencilere anlatın. İşsizliğin, ekonomik darboğazın, hayat pahalılığının, barınma, sağlık ve beslenme sorunlarının üstüne gelecek kaygısı gelince belki de dışa vuran bir durum anlatılıyor filmde.

Ne yapmalısınız, ne yapabilirsiniz? Bir aracın içine tıkılmışsınız ve yol hiç bitmiyor… Acıkmıyorsunuz, uykunuz gelmiyor, tuvalete gitmek aklınızdan bile geçmiyor… Bir de kim olduğunu bilmediğiniz, aniden yanınıza gelen insanların saldırısını (!) yaşıyorsunuz. Kim onlar ve niye saldırıyorlar, hem de öldüresiye…

James, Day, Fisher ve Tyler eğlenmek isterlerken hayatlarının dersini alacaklar. Dar mekânda olmalarına ve kısıtlı hareket olanakları bulunmasına karşın oyuncular başarılı… ve olgunlar. Yaşları çok genç olmasına karşın durumlarının farkındalar ve bir şeyler yapmak için hevesliler. Ortaklaşa beyin fırtınası yaratıyorlar, kararlara olabildiğince uyuyorlar. Asıl önemlisi de birbirlerini seviyorlar. Hayat onları kendi başlarına bırakacak mı dersiniz?

Her ne kadar 89 dakika olsa da bana biraz uzun geldi film, ama gençlerin sıkıntısını anlamak için gerekliydi.

(07 Ekim 2026)

Korkut Akın

korkutakin@gmail.com

Emiray Macera Yolcusu

Kenan Aktaşın’ın yönettiği ve Tansel Yağız, Alper Kılıç, Fatmanur İsmailçebi ile Ayşe Berna’in seslendirdiği animasyon film Emiray Macera Yolcusu, 16 Ekim 2026’da TME Films dağıtımıyla Netco Prodüksiyon tarafından vizyona çıkarıldı.
Sıradan bir gün, kütüphanede oyun oynamakta olan Emiray ile arkadaşlarının eline geçen gizemli bir kargo unutulmayacak bir serüvene dönüşür. Kargonun içinden çıkan eski bir Kündekâri bulmacasını birleştiren çocuklar, kendilerini bir zaman tünelinin girişinde bulurlar. Kapı açıldığında, çocukların grubu ikiye bölünür: Bir kısmı düşünür Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’nin çocukluğunda mahsur kalırken, diğerleri kütüphanede kalır.

  • Basın Bülteni
  • Fragman

Emiray Macera Yolcusu yazısına devam et →

Adana Altın Koza’da Dördüncü Gün: Asghar Farhadi, Günyüzü ve Bir Arada Yalnız

33. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali, dördüncü gününde dünya sinemasının usta ismi, iki Oscar ödüllü, İranlı ünlü yönetmen Asghar Farhadi’yi ağırlıyor. Yaşam Boyu Başarı Ödülü alacak Asghar Farhadi’nin Masterclass etkinliği ve son filmi Kesişen Hayatlar’ın Türkiye prömiyerinin yanı sıra Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması’nda Günyüzü ve Bir Arada Yalnız adlı filmler jüri karşısına çıkıyor. Dün Karanlıkta Islık Çalanlar ve Mutter: Bir Annenin Hatıra Defteri adlı film ekiplerinin katılımıyla gerçekleştirilen söyleşilerin ardından heyecan, yarın Canavar ve Varlık adlı filmlerin dünya prömiyerleri ve Çukurova Altın Koza Akademi söyleşileriyle yoğun ilgi görerek devam ediyor.

Adana Altın Koza’da Dördüncü Gün: Asghar Farhadi, Günyüzü ve Bir Arada Yalnız yazısına devam et →

Sağlık, Hastalanınca Değil Hastalanmadan Önce Başlar: Dr. Esra Çavuşoğlu’ndan: Ayık Kafa

Dr. Esra Çavuşoğlu’nun yeni kitabı Ayık Kafa, Destek Yayınları etiketiyle  okurlarıyla buluşuyor. Kendi yaşadığı bağımlılıktan çıkış ve iyileşme deneyiminin ardından fonksiyonel tıp, nörobilim, biohacking ve longevity alanlarına yönelen Çavuşoğlu, yıllardır Ayık Kafa podcast’inde konuştuğu uzmanlardan edindiği bilgileri, araştırmalarını ve kendi deneyimlerini Ayık Kafa adlı kitabında bir araya getiriyor. Kitabın çıkış noktası, sağlık anlayışına yöneltilen bir soru: Neden harekete geçmek için hastalanmayı bekliyoruz? Dr. Esra Çavuşoğlu, kronik hastalıkların önemli bölümünün belirtiler ortaya çıkmadan yıllar önce gelişmeye başlayabildiğine dikkat çekiyor.

Sağlık, Hastalanınca Değil Hastalanmadan Önce Başlar: Dr. Esra Çavuşoğlu’ndan: Ayık Kafa yazısına devam et →

4. Uluslararası Dijital Film Festival İstanbul (DFFI) Ödül Töreni 20 Ekim’de Fişekhane’de

Şehrin tarihi dokusunu ve modern ritmini eşsiz bir ambiyansta buluşturan Fişekhane, sanatın farklı disiplinlerine yönelik verdiği desteklere bir yenisini daha ekledi. Fişekhane, bu yıl ‘Sinemada İnsan Merkezli Dijital Dönüşüm, Yaratıcılık ve Paylaşılan Sorumluluk’ temasıyla düzenlenen 4. Uluslararası Dijital Film Festival İstanbul’un (DFFI), mekân sponsoru oldu. Dünyanın farklı coğrafyalarındaki 27 ülkeden bağımsız kısa filmleri bir araya getiren festival, 16 – 20 Ekim 2026 tarihleri arasında İstanbul’da düzenlenecek. Festivalin ödül töreni ise 20 Ekim 2026 Salı günü Fişekhane Ana Sahne’de gerçekleştirilecek.

4. Uluslararası Dijital Film Festival İstanbul (DFFI) Ödül Töreni 20 Ekim’de Fişekhane’de yazısına devam et →

Fall

Scott Mann’ın yönettiği ve Grace Caroline Currey, Virginia Gardner, Mason Gooding, Jeffrey Dean Morgan, Jasper Cole ile Darrell Dennis’in oynadığı Fall, 09 Ekim 2026’da Chantier Films dağıtımıyla Chantier Filns tarafından vizyona çıkarıldı.
Kocasını trajik bir tırmanış kazasında kaybettikten sonra içine kapanan Becky, en yakın arkadaşı Hunter’ın önerisiyle hayatına yeniden yön vermeye çalışır. İkili, çölün ortasında bulunan terk edilmiş bir televizyon kulesine tırmanmaya karar verir. Ancak zirveye ulaştıktan sonra iniş merdivenlerinin çökmesiyle yüzlerce metre yükseklikte mahsur kalırlar ve bir hayatta kalma mücadelesi başlar.

  • Basın Bülteni
  • Web Sitesi
  • Fragman
  • IMDb

Fall yazısına devam et →

Hepimiz Suçluyuz / Digger

Alejandro Gonzalez Iñárritu’nun merakla beklenen son filmi ‘Digger’da perde Amerikalı petrol baronu Digger Rockwell’in (Tom Cruise) görkemli odasına açılıyor. Dünyayı parmağında oynatan dolar milyarderi 30 küsur yıldır birlikte uyuduğu, ölmekte olan kedisi Maggie’nin derdine çare aramaktadır, lakin Grönland’dan gelen haberler hiç de iç açıcı değildir. Patron buzuldaki çatlak ve metan sızıntısı konusunda defalarca uyarılmıştır gerçi, ancak her zamanki kibriyle uyarıları görmezden gelmiştir. Tehlike kapıya dayandığında beklenen gerçekleşir ve sondaj platformu büyük bir patlamayla alevler içinde kalır. Çevredekiler kaza kurbanlarını kurtarma derdine düşmüşken aklı yatırımında olan vahşi kapitalizmin ağa babasının, atalarının bir asır önce 10 sentlik kürekle Texas çölünde 40 gün 40 gece acı içinde kazarak çıkardıkları siyah altın mirasını; politikacılara, bürokratlara, Eskimolara para yedirerek kurmuş olduğu, günde 6

milyon varil petrolün üretildiği Kuzey Buz Denizi imparatorluğunu sonlandırmaya hiç niyeti yoktur. Patlama sonucu anakaradan kopan Washington D.C.’nin 5 katı büyüklüğünde bir parçanın üç gün içinde Norveç kıyılarına vurduğunda büyük bir tsunami felâketine neden olacağı gerçeği ile yüz yüze geldiğinde ise, saldığı felâketten insanlığın kurtarıcısı olarak sıyrılabilme planları kurmaya başlar. Digger, önce ABD Başkanı ve adamları ile Oval Ofis’te düzenlenen toplantıda, daha sonra Avrupa Parlamento’sunda sazı eline alacaktır.

Meksikalı usta yönetmen eleştirmenleri ikiye bölen son yapıtında kendi ‘Dr. Strangelove’ını yapmak üzere yola çıkmış. Stanley Kubrick’in 1964 yapımı ünlü başyapıtı, soğuk savaş yıllarında paranoyak Amerikan generali Jack Ripper’ın Sovyetler Birliği’ni hedef alan bir nükleer saldırı emri vermesi ve Rusların karşı atağı neticesinde global bir nükleer felâketin eşiğine gelinmesi üzerinedir. Film savaş, siyaset, ordu bürokrasisi ve insanlığın yok olma riski gibi ciddi konuları muazzam bir alaycılıkla ele almasıyla ‘Soğuk Savaş’ paranoyasının göbeğinde çekilmiş, gerçek hayattaki figürleri acımasızca tiye alan bir tarihsel ayna, sinemadaki kara mizah ve politik hicvin doruk noktalarından biridir.

60’lı yılların nükleer savaş tehdidinin yerini çağımızın küresel iklim felâketine bıraktığı filminde, ‘Ripper’ ile ‘Digger’ isimlerinin benzerliğinden yola çıkan Iñárritu, Kubrick’in ünlü ‘Savaş Odası’ tasarımını Başkan’ın adamları ve ordu mürettebatının toplandığı ünlü ofisine taşımış. Fakat asıl fırtına, Cruise’un Avrupalı müttefiklerin karşısına çıktığı 11 dakika uzunluğundaki tek kişilik şovu sırasında kopuyor. ‘Panik iyidir, yanan evden kaçarken kimse fırını kimin açık bıraktığını düşünmez’ söyleminden hareketle ‘Digger’ın hikâyeyi şekillendirmekte üstüne yoktur. Hükümetlere ve medyaya rüşvet vermek suretiyle Grönland’ın milli parkında sondaj yapan firmasının yol açmış olduğu felâketin sorumluluğunu üstlenmekten kaçınmaz. Tepeden baktığı Avrupalılara ‘kurban’ değil, ABD yardımı gerektiği mesajını küçümseyici bir üslûpla verirken, teknolojinin nimetlerini bağrına basan tüketim toplumlarıyla yüzleşir. Dünyanın ana sütü dediği ‘petrol’ için gezegenin dibini delmeye devam etmesine onay veren onlar değil midir. Vahşi kapitalizmin kurallarına göre ‘bu, iş yapmanın bedelidir, kayıplar olacak ama kervan yoluna devam edecektir’.

Avrupa Parlamentosu üyeleri Fellini’nin ünlü ‘Orkestra Provası’nın finalini andırır bir biçimde birbirlerine girerken, Digger galaksinin koruyucusu tavrıyla suçun hepimizde olduğunu pervasızca haykırır. Küresel ısınma sürecinde adı çokça telaffuz edilen karbon salınımı treni çoktan kaçmıştır. Alınan çevreci önlemler, dalgalardan korunmak için yapılan kumdan kalelerden ibarettir. Bu ve benzeri şirketlerin gezegenimizin tahrip edilmesi üzerinden yükseldiği ise tek gerçektir. Ölümün eşiğindeki Maggie ya da anal kanserle mücadele eden ABD başkanı can çekişmekte olan dünyamızın metaforu olarak kullanır Meksikalı sinemacı. Konu çok ciddidir belki, ancak Kubrick ustanın başyapıtına benzer bir biçimde olan biteni ve de olacak olanları acı bir mizahla sunmaktan kedini alamaz. Bizler de, hiciv, fars, drama, trajedi farketmeksizin dönüşü olmayan otobanda umarsızca yol alan gezegenimizin hali pür melalini şaşkınlıkla, kahkahalara karışan hüzünle izler, finaldeki tiyatro seyircileri misali katarsisi yaşadıktan sonra kaldığımız yerden tatlı hayatımıza dönüş yaparız. Ama nereye kadar?

Batılı bazı eleştirmenlerin aksine, Iñárritu’nun 35mm VistaVision formatında çektiği filminin yarınlara kalacak önemli bir film olduğunu düşünenlerdenim. Üstadı kendi dahil 4 kalemin imzası bulunan çok katmanlı girift senaryosu için kutluyorum. ‘Birdman’ ve ‘The Revenant’da birlikte çalıştığı 3 Oscar’lı görüntü yönetmeni Emmanuel Lubezki ile renk uzmanı Peter Doyle, sıradışı bir görsel estetiğe sahip, soluklaştırılmış ve grileştirilmiş renk paletiyle, kurumsal açgözlülüğün ve çevre felâketinin yarattığı buz gibi duygusuz dünyayı perdeye taşımış. Yönetmen filmin müzikleri için ana akım bir Hollywood bestecisi yerine, doğadaki saha kayıtlarını ritme dönüştürmesiyle tanınan İngiliz asıllı avangard müzisyen Cosmo Sheldrake ile çalışmış. Müzikal altyapıda geleneksel enstrüman kullanılmamış, distopik geleceğin absürd ve ürkütücü ritmlerinin tamamı nesli tükenmekte olan kuş seslerinin dijital olarak bükülmesiyle elde edilmiş.

Bir Broadway oyuncusu edasıyla döktüren Cruise, muhtemelen Oscar adayı olacak olan dinamik performansıyla filmi sürüklüyor. Diğer oyuncular da birinci sınıf aktör ve aktrislerden oluşuyor, ancak Cruise üzerinden yürüyen hikâyede, Sandra Hüller, Riz Ahmed ya da Michael Stuhlbarg gibi değerler kısa rollerinde pek varlık gösteremiyor. ‘Barton Fink‘ten beri en parlak yorumunda izlediğimiz John Goodman ise ağır hasta megaloman ABD başkanı kompozisyonunda birkaç sahnede de olsa Cruise’dan rol çalmayı başarıyor.

Filmi henüz görmeyen ve hiç spoiler almak istemeyenlerin okumayı burada kesmeleri için uyarımı yaparak, Iñárritu’nun asıl sürprizini sona saklamak istedim. Yönetmen ‘Birdman’de kurduğu ‘Meta-Tiyatro’ ya da ‘oyun içinde oyun’ anlatı yapısını burada da kullanıyor. ‘Birdman’de film boyunca, Raymond Carver’ın öyküsünü Broadway’e dönerek sanat çevresinde kaybolmaya yüz tutmuş itibarını yeniden kazanmaya çalışan aktör Riggan Thomson’un (Michael Keaton) sahneye koyduğu ve başrolünü oynadığı oyunun provalarını, sahne arkasını ve prömiyerini izlemiştik. Iñárritu bu defa ilk 20 dakikasının bitiminde provaları yapılmakta olan bir oyunun içinde olduğumuzu ifşa ediyor. ‘Fossil Fools’ adlı avangard temsilde petrol baronunu canlandıran Curtis Markson (Tom Cruise) ile Thomson’un oyun kişilikleri ile gerçek hayatları arasındaki kişisel kriz eşzamanlı olarak devreye girerken, kaotik tempolu iki film arasında bir kardeşlik bağı kuruluyor.

(05 Ekim 2026)

Ferhan Baran

ferhan@ferhanbaran.com

Asghar Farhadi, Adana Altın Koza’da

Adana Büyükşehir Belediyesi tarafından gerçekleştirilen 33. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali, dünya sinemasının usta yönetmenlerini ve yılın en heyecan verici yapımlarını sinemaseverlerle buluşturmaya devam ediyor. Festival bu yıl, günümüz dünya sinemasının en saygın ve etkili figürlerinden biri  olarak kabul edilen, iki Akademi Ödüllü ünlü İranlı yönetmen, senarist ve yapımcı Asghar Farhadi’yi ağırlamanın haklı gururunu yaşıyor. Bir Ayrılık (A Separation) ve Satıcı (The Salesman) adlı tanınmış filmleriyle iki kez En İyi Uluslararası Film Akademi Ödülü (Oscar) kazanan Asghar Farhadi, 29 Eylül Salı günü Adanalı sinemaseverlerle bir araya gelecek.

Asghar Farhadi, Adana Altın Koza’da yazısına devam et →

Erdal Öz Edebiyat Ödülleri Açıklandı

2008 yılından bu yana verilen Erdal Öz Edebiyat Ödülü’nün, bu yıldan başlayarak üç ayrı dalda düzenleneceği duyurulmuştu. Geleneksel Erdal Öz Ödülü, “Onur Ödülü” adıyla edebiyatımızın ustalarına sunulmaya devam edecek. Bunun yanında her yıl bir “Roman Ödülü”, bir de “İlk Öykü Kitabı Ödülü” verilecek. Ödüllerin seçici kurulları yaz boyu süren çalışmalarını sonlandırdı. Böylece Erdal Öz Edebiyat Ödülleri’nin bu yılki sahipleri de belli oldu, 2026 Erdal Öz Onur Ödülü, Adnan Özyalçıner’e; 2026 Erdal Öz Roman Ödülü, Polat Özlüoğlu’na ve 2026 Erdal Öz İlk Öykü Kitabı Ödülü, Nesimi Yetik’e verilecek.

Erdal Öz Edebiyat Ödülleri Açıklandı yazısına devam et →

Blumhouse’tan Diğer Anne Filminin Yeni Afişi Paylaşıldı

Testere (Saw), Ruhlar Bölgesi (Insidious) ve Korku Seansı (The Conjuring) serileriyle modern korku sinemasının en etkili yaratıcılarından biri olan James Wan ile Host ve Öcü‘nün (The Boogeyman) yönetmeni Rob Savage’dan, evinde kendi annesine ürkütücü derecede benzeyen karanlık bir varlıkla ilişki kuran genç bir kız olan Bela’nın giderek kararan dünyasına yapılan dehşet verici bir yolculuk geliyor. Oscar ödüllü Jessica Chastain, filmde hem Bela’nın annesini hem de bu varlığın tezahürü olan “Diğer Anne”yi canlandırarak çift rolde yer alıyor. Jay Duplass, Bela’nın babası Daddo’yu, Arabella Olivia Clark ise küçük kız Bela’yı canlandırıyor.

Blumhouse’tan Diğer Anne Filminin Yeni Afişi Paylaşıldı yazısına devam et →

Ferhan Baran Yazıyor: O Artık Aynı Kadın Değil / Kraliçe Zor Durumda

76. Berlin Film Festivali’nde ayakta alkışlanan Lance Hammer imzalı ‘Kraliçe Zor Durumda / Queen at Sea’* aile, akıl sağlığı ve cinsel rıza gibi meseleler üzerine kafa yoran, yürek parçalayıcı bir dram. Filmin ana karakterleri Martin (Tom Courtenay) ile Leslie’yi (Anna Calder-Marshall) kasvetli bir Londra sonbaharında, sırtları bize dönük, taş merdivenleri tırmanırken görüyoruz. Ahir ömürlerinde birbirlerine destek olan yaşlı çiftin iki katlı evlerinde … Devamı…»