Taciz, Tecavüz ve Polis. Peki Çözüm Ne? Kraliçe Zor Durumda

Amanda (Juliette Binoche), ziyareti sonrasında, annesi Leslie’yi (Anna Calder Marshall) kocası Martin’le (Tom Courtenay) sevişirken görür. Polise, annesinin demans hastası olduğunu belirterek sevişmeye onayının alınmadığından şikayet eder. Üvey babası ne kadar diretse de polis kendi kural ve yöntemiyle sorunun taciz – tecavüz olduğu gerçeğinden hareketle işlem yapar.

Orijinal adı Queen At Sea olan (büyük olasılıkla deyim bu ad, ancak Türkçeye Kraliçe Zor Durumda diye çevrilmiş ve anlam kaybı yaşanmamış bu filmin öyküsü bu kadar. Bir buzdağı, suyun altında kalan kısmı çok daha büyük ve çok daha derinlikli. İlk bakışta rızası alınmamış (hasta olduğu için de alınamaz) kadının cinsel ilişkisi, kocasıyla bile olsa taciz diye kabûl edilebilir. Her ne kadar Leslie kadar değilse de Martin de yaşlıdır. İki yaşlı insan birbirlerinden başka kimseleri olmadığı ve kimsenin de etlisine sütlüsüne karışmadıkları için sorunsuz yaşamaktadır, ta ki Amanda’ya yakalanana kadar.

İki yaşlı öyle sıkı bir ilişki içindeler ki, öyle uyumlular ki, öyle birbirlerini seviyorlar ki, şairin şiirce söylediği gibi “kelimesiz anlaşıyorlar”. Polisin ne kadar yumuşak da olsa resmi tavrı, Martin’i evden uzaklaştırması, Leslie’yi bakımevine taşımaları var olan o muhteşem uyumu bozuyor. Kendinizi koyun o insanların yerine… Sevgiyle, dayanışma içerisinde (Martin, Leslie’nin her şeyiyle ilgileniyor, yediriyor, içiriyor, giydiriyor, gezdiriyor…) yaşarken ayrıldıktan sonra ikisi de boşluğa düşüyor. Ne olmasını bekliyordunuz? Bir “yuva”yı bozmak, daha mı ahlâklı, rıza almaktan?

Juliette Binoche çok başarılı… Anna Calder Marshall müthiş oynuyor, harika… Tom Courtenay döktürüyor. Yönetmen, uzun yıllar sonra çektiği filminde bir de sinemacıların baş boşluğu dediği boşluğu neredeyse ekranın beşte dördü kadar büyük tutarak toplumsal baskının insanı ne denli ezdiğini vurguluyor. Amanda’nın kızı Sarah (Florence Hunt) genç ve güzel… Doğal olarak arkadaşı da var. Annesi, kendi annesine göstermediği esnekliği kızına gösterip, bir erkek arkadaşı olduğunu öğrenir öğrenmez korunması için yardımcı oluyor. Kendi annesine göstermediği o esnekliği kızından esirgememesinin bir anlamı olmalı. Sizce ne olabilir?

Herkes, hepimiz bir gün yaşlanacağız, aile büyüklerimiz benzer durumdalar belki de… Yasaklarla olmayacağını (okullara polis doldurdular, yine silahla saldırı yaşandı ve Bakan, “okulda olmadı” savunusuyla kendisini bile şoke etti) öğrenmemiz için daha ne olmalı? Film harika. Bu konuda anlaşalım. Muhakkak izlenmeli, sonra da üzerinde düşünülmeli ve tartışılmalı. Cinsellik insanın doğasında var ve engellenmesi yaşamın güzelliğini soldurur.

(26 Eylül 2026)

Korkut Akın

korkutakin@gmail.com

Ayvalık Uluslararası Film Festivali’nde Beşinci Gün

Ayvalık Uluslararası Film Festivali’nin beşinci gününde 16 film seyirciyle buluştu, Bulutsuzluk Özlemi özel bir konser verdi. Gün, dünya sinemasından özel filmlerin gösterimleriyle başladı: En Sevdiğim (The Beloved), Tavuk (Kota – Hen), Yaramaz Ayı (Nuisance Bear) ve Son Yemek (Morte Cucina) gibi filmler büyük ilgi görürken programın yerli uzun metraj filmlerinden İsimsiz Eserler Mezarlığı ve Günyüzü adlı filmler ekip katılımlı gösterildi.

  • Basın Bülteni
  • Beşinci günden görüntüler için tıklayınız.
  • Festival hakkında geniş bilgi için tıklayınız.

Ayvalık Uluslararası Film Festivali’nde Beşinci Gün yazısına devam et →