Ne başı var hayatın ne de sonu… Aslında var da, hiçbirimiz bilmiyoruz, yani yaşamadığımız için teorik bir cümle kurma hevesi (bilim insanlarını dışında tutmak gerekir). Dört arkadaş, mezuniyetlerinin ardından son kez bir arada olmak, günün keyfini çıkarmak isterler.
Büyük öyküler küçük anlardan başlar. Ne var ki, diyebilirsiniz… Hepimizin yaptığı, değil mi? Öyle olmadığını sizler de biliyorsunuz. Okul bitti, şimdi ne olacak. Sorumluluklar azaldı mı, öyle ya ders çalışmak bitti yoksa daha mı arttı, iş bulmak gerek. Kafa(lar)da binlerce kasap çengeli örneği soru işareti… hele de bizim ülkemizde.
Alexander Ultom yazıp yönettiği filmi yalın bir dille kurmuş, müthiş bir gerilim yüklemiş… Korku filmi denilmesi belki abartıya kaçar (yok muydu, vardı, başlarda sadece), ama gerilim her geçen dakika daha da artıyor. İzleyici olarak kendinizle bağını buluyorsunuz ve beyazperdede ne olursa onun sizin yaşamınıza yansımasını kuruyorsunuz.
Okullarda silahlı saldırıların birbiri ardına geldiği bugünlerde öğrencilerin gelecek kaygısına bir de öl(dürül)me kaygısı eklendi; her ne kadar Bakan ve bürokratları “okul dışında” diyorsa da, gelin bunu öğrencilere anlatın. İşsizliğin, ekonomik darboğazın, hayat pahalılığının, barınma, sağlık ve beslenme sorunlarının üstüne gelecek kaygısı gelince belki de dışa vuran bir durum anlatılıyor filmde.
Ne yapmalısınız, ne yapabilirsiniz? Bir aracın içine tıkılmışsınız ve yol hiç bitmiyor… Acıkmıyorsunuz, uykunuz gelmiyor, tuvalete gitmek aklınızdan bile geçmiyor… Bir de kim olduğunu bilmediğiniz, aniden yanınıza gelen insanların saldırısını (!) yaşıyorsunuz. Kim onlar ve niye saldırıyorlar, hem de öldüresiye…
James, Day, Fisher ve Tyler eğlenmek isterlerken hayatlarının dersini alacaklar. Dar mekânda olmalarına ve kısıtlı hareket olanakları bulunmasına karşın oyuncular başarılı… ve olgunlar. Yaşları çok genç olmasına karşın durumlarının farkındalar ve bir şeyler yapmak için hevesliler. Ortaklaşa beyin fırtınası yaratıyorlar, kararlara olabildiğince uyuyorlar. Asıl önemlisi de birbirlerini seviyorlar. Hayat onları kendi başlarına bırakacak mı dersiniz?
Her ne kadar 89 dakika olsa da bana biraz uzun geldi film, ama gençlerin sıkıntısını anlamak için gerekliydi.
(07 Ekim 2026)
Korkut Akın
korkutakin@gmail.com
