Politik Soslu Macera / Superman

Hollywood bu yaz da eski defterleri karıştırıyor. Artan maliyetler ve azalan izleyici kitlesi tehdidi altında gişe garantili üstün yapımlar üretme adına Amerikan mitinin en sevilen süper kahramanlarından ‘Superman’ bir kez daha sinema salonlarını şenlendiriyor.

Krypton gezegeninden gelen üstün adamın yeni serüveni James Gunn imzası taşıyor. ‘Galaksinin Koruyucuları / Guardians of the Galaxy’ serisi ile Marvel evreninde haklı bir saygınlık elde etmiş olan sinemacı, Superman maceralarının belki de en sevileni olan, rahmetli Christopher Reeve’in karizmasıyla gönüllere yerleşen beş filmlik serinin 1978 yapımı özgün başlangıcında yer alan uzaylı bebeğin dünyaya düşüşü ve çiftçi bir aile tarafından yetiştirilmesi bölümlerini atlıyor ve sıcağı sıcağına konuya giriyor. Sınır komşusu işgalci Boravia diktatörüne karşı Jarhanpur hükümetine destek vermiş Superman’in yenilgiye uğradığını ön jenerik öncesi açıklama ile öğreniyoruz. Bu haksız işgalin arkasında olan Amerikalı zengin şirketin sahibi de ezeli düşman Lex Luthor’dan başkası değildir. Süper kahramanın Antarktika’da (aslı Norveç’te çekilmiş) gelişmiş robotlar tarafından korunan gizli karargâhını basan Luthor’ın adamları onu süper güçlerinden edecek hain planlar üretirken, Luther’in maymun trolleri (bunlardan her yerde var) halkı yanıltmaya yönelik türlü karalama kampanyaları yürütmektedir. Adalet Çetesi (Gang of Justice) adlı ekip, marifetli köpeği ve de biricik sevgilisi Lois Lane’in hamleleri ile iyilerin kurtarıcısı bir kez daha düşmanın sinsi oyunlarını bozmaya çalışacaktır.

Kısa özetten görüleceği üzere, bir süper kahramanın gürültülü patırtılı aksiyon sahneleri eşliğinde kötülere karşı savaşının hikâyesini bilmem kaçıncı kez izlediğimiz bir filmle daha karşı karşıyayız. James Gunn’ın getirmeye çalıştığı yenilik nedir diye soruyorsanız, John Willams’ın özgün temasıyla nostalji rüzgârları estiren yapımın, çok kahramanlı Marvel öykülerinin ben diyeyim dinamizmi siz deyin karmaşasını yedirmeye çalışmış yanıtını verebilirim. Ha bir de politik sos katılmak istenmiş. Boravia diktatörü Putin değil de Netanyahu’yu daha bir andırıyor. Jarhanpur devlet başkanında ise Zelenski hissiyatına kapılıyoruz. Çıplak bir arazide oraya buraya koşturan Jarhanpur halkının resmedildiği hayli özensiz çekilmiş sahneler ise bize çaresiz Gazze halkının dramını hatırlatıyor. Siyasi rakipler için tasarlanmış cep evrenindeki hücreler ya da mahkûmların ailelerinin güvenliği ile tehdidi meselesi ise bizim diyarların hikâyesine fena halde benziyor. Lakin filmin derdi temelde politik bir mesaj vermek filan değil. Nitekim son tahlilde fatura, yine sinsi planlarıyla naif (!) Amerikan yöneticilerini de kandıran (hayret, herkes bir şeylere kanar olmuş) Jarhahpur’daki petrol arazilerinin peşindeki silah ticareti yapan Luther Corp’a kesiliyor.

Fazla ciddiye almadan patlamış mısır eşliğinde tüketebileceğiniz son Superman sanırım en çok oyuncu kadrosuyla hatırlanacak. 2020 yapımı televizyon dizisi ‘Hollywood’ ile ilk çıkışını yakalayan Juilliard Drama School’lu sevimli yakışıklı David Corenswet ile geçtiğimiz aylarda ‘Amatör / The Amateur’ ile karşımıza çıkan, 2017 yapımı ‘Muhteşem Bayan Maisel / The Marvelous Mrs. Maisel’ ile en iyi kadıncı oyuncu dalında Emmy’li güzel Rachel Brosnahan gelmiş geçmiş en karizmatik Superman / Lois Lane çifti olarak göz dolduruyor. Yıllar önce Marlon Brando’nun canlandırdığı Kal-El’de Bradley Cooper bir görünüp kaybolurken, Lex Luthor rolünde İngiliz sinemasının önemli oyuncularından Nicholas Hoult’u izliyoruz. Göz alıcı performanslardan bir diğeri de, kanımca filmin en etkileyici aksiyon sekansı olan antiproton nehri üzerindeki kapışma bölümünde Mr. Terrific yorumuyla süper kahramandan adeta rol çalan Edi Gathegi’den geliyor.

(10 Temmuz 2025)

Ferhan Baran

ferhan@ferhanbaran.com

Bir yanıt yazın