Korkut Akın Yazıyor: Korsaj: Devlet ve Kişi İlişkileri de Ayrılmalı…

Din ve devlet ilişkisinin ayrı olması gerektiğini kabul ediyoruz. İkisi birbirinden ayrı olarak kendi yolunda yürümeli… Peki, devlet ve kişi ilişkilerinin de ayrı tutulması gerekmez mi? İnsanlar kendi düşünceleri doğrultusunda, kendilerince karar verip o yolda yürüyebilmeli… Devlet görevlilerinin de ya da Korsaj filminden el alırsak kraliçenin de kendi bildiğince yaşamasının bir sakıncası var mı? Bence yok. Avusturya Macaristan İmparatoriçesi Elizabeth, … Devamı… »

Tek Yürek İmalat-ı Harbiye

Serdar Çetinkaya’nın yönettiği ve Turgay Tanülkü, İnanç Konukçu, Sitare Akbaş ile Sedef Şahin’in oynadığı Tek Yürek İmalat-ı Harbiye, 10 Mart 2023’de CGV Mars Dağıtım dağıtımıyla Clean B. Film – Serçe Yapım – AKS Medya tarafından vizyona çıkarılıyor.
1910 yılında Osmanlıya cephane üreten fabrikalarda çalışan İmalat-ı Harbiyeli işçiler takımlarını kurarak Fransızların kontrolündeki ligde futbol oynamaya başlarlar. Eğlenceli bir tutku olarak başlayan futbol kısa sürede milli bir davanın parçası haline gelir bu topraklarda. İmalat-ı Harbiyeli işçiler o gün nasıl Tek Yürek olup memleketin kurtuluşu için savaştıysa bugün de taraftarlar, kulüp ve mahalleli yine aynı ruhla, İmalat-ı Harbiye ruhuyla Tek Yürek olup kanser hastası Yiğit için birlik olup savaşırlar.

Uçak: Dakika Dakika İlerle

Noel öncesi herkesin keyfi yerindeyse de fırtınanın içinde yol alan uçağa yıldırım çarpınca görüp göreceğiniz en gerilimli, en heyecanlı ve güçlü filmlerden biri çıkar ortaya.

Filmciler her ne kadar hayatı önceden okurlarsa da, Covid 19 gibi bir salgını beklemedikleri için uçakta sadece 14 kişi var… Yeşilçam filmi olsaydı, prodüksiyon giderleri ve figüran ücretlerinden kurtulmak amacıyla az kişiyle uçtuğu söylenebilirdi. Yönetmen Jean-François Richet, hem gerilimi, hem hareketliliği, hem de izleyicinin ilgisini dorukta tutmayı başarıyor Uçak’ta.

Deneyimli Kaptan Brodie Torrance, (Gerard Butler) ilk kez birlikte uçtuğu genç yardımcısı pilot Dele’ye, (Yoson An) uçuş öncesi kontroller sırasında, “dakika dakika ilerle” diyor, sırayı atlamamak ve sakince, yaşamı da öyle sürdürmesini istiyor. Daniella Pineda’nın canlandırdığı kabin amiri Bonnie’nin alabildiğine sakin, alabildiğine yardımcı ve gözden kaçması olası ayrıntıları atlamaması önemli. Bir de uçakta, polis tarafından azılı katil olarak tanımlanan Gaspare (Mike Colter) var, Kaptan Torrance’ın en büyük yardımcısı, güvenini boşa çıkarmayan. Torrance ile Gaspare soğukkanlı ve kararlı duruşlarıyla övgüyü hak ediyor.

Hayatın nerede ne zaman neyi getireceğini bilemezseniz. Fırtınada elektronik sistemleri arızalanan uçak, ayrılıkçı ve silahlı grupların yönettiği bir adaya zorunlu iner. Kaptan, deneyimli ve sakin biridir, sorumluluklarını üstlendiği yolcuların hayatını kendisininkinden önce düşünür. Sahi, hayatın her alanında, her anında öyle olması gerekmez mi? Bir sahi daha… bizde olmuyor ama insan ister istemez, “tabii” yanıtı veriyor. Olması gerekeni, görevini yapan Kaptan hayatını hiçe sayarak silahlı -ve tabii ki, hiç de adil olmayan, tek adamın iki dudağı arasında yaşayan- “çete”ye teslim bile olur. Dakika dakika ilerleyince hem işleri planlamak kolaylaşıyor hem de başarı olasılığı artıyor.

Burada, pek öne çıkmayan, ama firmanın merkezinde kendisinden yardım istenen “danışman” yasa dışı bir kurtarma operasyonu emri veriyor… Yasal olarak 24 saat sonra harekete geçecek olan resmi kurtarma görevlileri yetişene kadar yolcuların hayatı risk altındadır. Demek ki, olası durumlar için kurtarma operasyonları için daha titiz olunmalı, bürokrasi ortadan kaldırılmalıdır. Bir “dakika dakika ilerle” de buraya lütfen.

(26 Ocak 2023)

Korkut Akın

korkutakin@gmail.com

42. İstanbul Film Festivali Ulusal Belgesel Yarışması Jürisi Belirlendi

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından 07 – 18 Nisan 2023 tarihleri arasında yapılacak 42. İstanbul Film Festivali’nde Ulusal Belgesel Yarışması filmlerini değerlendirecek olan jüri üyeleri belirlendi. Yarışma jürisinde yönetmen Cem Kaya, yönetmen Etna Özbek ve akademisyen Lalehan Öcal yer alacak. En İyi Belgesel film 20.000 TL ile ödüllendirilecek. İstanbul Film Festivali başvuruları için son tarih 20 Ocak 2023 olarak belirlendi. Başvuru süreci için bilgi ve yönetmeliklere festivalin resmi internet sitesi film.iksv.org’dan ulaşılabiliyor.

42. İstanbul Film Festivali Ulusal Belgesel Yarışması Jürisi Belirlendi yazısına devam et

Karanlık Tutkuların Güneşli Durağı

Somerset Maugham, Côte D’Azur olarak da bilinen Fransız Riviera’sından tam da bu şekilde söz ediyor. 2020’de aramızdan ayrılan Cezayir göçmeni emektar sinemacı Guy Bedos’un oyuncu ve yönetmen oğlu Nicolas Bedos’un dünya prömiyerini geçtiğimiz yıl yarışma dışı olarak Cannes’da yapmış olan üçüncü uzun metrajı ‘Maskeli Balo / Mascarade’ İngiliz yazarın bu sözleri ile açılıyor. Beklenmedik bir cinayetin ardından mahkeme faslı ve geriye dönüşlerle karmaşık bir entrikanın içine dalıyoruz hemen. Maugham’ın 1965’teki ölümüne kadar yaşadığı Cap Ferrat’nın görkemli malikanesi Villa La Mauresque’in yeni sahibi ile tanışıyoruz önce. Isabelle Adjani’nin kendi karikatürünü çizdiği Martha Duval, 70’li yılların ünlü yıldızıdır. Eşcinsel yazar kocasını sepetlemiş, genç jigolosu Adrien (daha önce moda ikonu Yves Saint Laurent olarak izlediğimiz Pierre Niney) ve görkemli geçmişinin anıları ile gününü gün etmektedir. Geçirdiği talihsiz bir kaza sonucu dans kariyeri sona ermiş olan genç adam, bölgenin yaşlı zenginleriyle flört ederek yolunu bulmaya çalışan hırslı ve kararlı Margot (Ozon’un ‘Genç ve Güzel / Jeune et Jolie’sinden aklımızda kalan Marine Vacth) ile karşılaştığında tutkuyla karışık ince hesaplar devreye girecektir.

Bedos’un 2018 yapımı bir önceki çalışması ‘Yeni Baştan / La Belle Epoque’ ülkesi Fransa’da beklenmedik bir gişe başarısına imza atmıştı. Daniel Auteuil, Fanny Ardant, Pierre Arditi gibi Fransız sinemasının ikonlarını bir araya getiren yapım, 70’li yıllar nostaljisi üzerinden geniş bir kitleyi sineme salonlarına çekmeyi başarmıştı. Yönetmen 4 yılın ardından bir kez daha aynı formül üzerinden ilerlemeyi denemiş. Çok zenginlerin sıkıntıdan patladığı, zenginlerin çok zenginmiş gibi yaptığı, herkesin birbirini kıskandığı, öfkeli alt sınıf mensupları ve özellikle terkedilmişlik duygusu içinde kızgın işsiz güçsüz gençlerin emek sarfetmeden zenginliğe ulaşma hesapları yaptığı bu sahte ve tekinsiz dünyayı anlatırken kendi geçmiş deneyimlerinden yararlandığını söylüyor. Başta Adjani olmak üzere Fransız Sineması eski ve orta kuşağının François Cluzet, Charles Berning, Emmanuelle Devos gibi ünlü isimleriyle çalışmış. Yine geçmişin ünlü İtalyan oyuncusu Laura Morante’yi kadrosuna almış, Ferzan Özpetek misali 70’li yılların nostaljik şarkılarını (Nada’dan Côte D’Azur güneşi ile tezat ‘Ma Che Freddo Fa’ ya da Patty Pravo’nun ünlü hiti ‘La Bambola’ gibi) ses bandına yüklemiş. Bedos başta roman olarak tasarladığı projesini kendince iyi bulmadığı için sinema filmini tercih ettiğini söylüyor. Nostaljik oyuncuları ve kara film (film noir) kıvamında entrika yüklü son çalışması bir önceki kadar olmasa da film Fransa’da iş yapmış. Bizde nasıl karşılanır bilemem ama maskeli balonun sahte yüzlerini çizmek isterken karikatür tiplemeler ile yetinen bu haliyle bekleneni verdiğini söyleyemem. Marine Vacth’ın albenisi hatırına izlenebilir belki.

(26 Ocak 2023)

Ferhan Baran

ferhan@ferhanbaran.com