Berlin Film Festivali’nin Açılış Filmi Büyük Budapeşte Oteli, 33. İstanbul Film Festivali’nde

64. Berlin Film Festivali’nin açılış filmi, ünlü yönetmen Wes Anderson’ın son yapıtı Büyük Budapeşte Oteli (The Grand Budapest Hotel), Türkiye prömiyerini 33. İstanbul Film Festivali’nde Akbank Galaları’nda yapacak. Yaratıcı yönetmen Wes Anderson’ın Moonrise Kingdom filminden sonraki yeni çalışması olan Büyük Budapeşte Oteli, 1920’lerde Avrupa’da büyük bir otelde yıllardır görev yapan, adı efsaneleşmiş Gustave H. ile yakın arkadaşı lobi görevlisi Zero Moustafa’nın maceralarını anlatıyor.

İstanbul Film Festivali Altın Lale Ulusal Yarışması Jüri Başkanı Belli Oldu: Derviş Zaim

33. İstanbul Film Festivali Altın Lale Ulusal Yarışması jüri başkanlığını, yönetmen Derviş Zaim üstlenecek. Boğaziçi Üniversitesi’nde Ekonomi lisansı ve ardından İngiltere’de Warwick Üniversitesi’nde Kültürel Çalışmalar dalında yüksek lisans öğrenimi gören Derviş Zaim, 1997 yılında çektiği ilk filmi Tabutta Rövaşata ile yurtiçi ve yurt dışında birçok ödül kazandı. Zaim, sinema kariyerine Filler ve Çimen, Cenneti Beklerken, Çamur, Nokta, Gölgeler ve Suretler ve Devir filmleriyle devam etti.

Yeşilçam’ın Karakter Oyuncuları Paysage’da Eğlendi

Oynadıkları rollerden dolayı “kötü adam” olarak anılan Yeşilçam’ın karakter oyuncuları Kanlıca’daki Paysage Restaurant’ta felekten bir gece çaldı. Mahmut Hekimoğlu, Tuğrul Meteer, Yavuz Karakaş, Yakup Yavru ve Teoman Ayık, Muharrem Erdemir, Eda ve Metin Özülkü çiftinin şarkılarıyla güzel bir gece yaşadılar. Bazı şarkılara eşlik eden Yeşilçam emektarları, eski Türk filmlerine konu olmuş unutulmaz Türk Müziği şarkılarıyla ilgili de sık sık istekte bulundular.

Yeşilçam’ın Karakter Oyuncuları Paysage’da Eğlendi yazısına devam et

11. Ankara Japon Filmleri Festivali

11. Ankara Japon Filmleri Festivali (The 11th Ankara Japanese Film Festival), 26 Şubat – 01 Mart 2014 tarihleri arasında Goethe Institut Ankara’da düzenleniyor. Festivalde gösterilecek filmler arasında, Miyori’nin Ormanı (Miyori in the Sacred Forest), Yıldızın Sesi (The Voices of a Distant Star), Saniyede 5 Santimetre (5 Centimeters Per Second), Bulutların Ötesi: Sözleştiğimiz Yer (The Place Promised in our Early Days), Zen (Zen), Her Zaman: 3. Cadde’de Gün Batımı (Always: Sunset on the Third Street) gibi filmler var. Japonya Büyükelçiliği tarafından organize edilen festivalde filmler Türkçe ve İngilizce altyazılı ve ücretsiz olarak gösterime sunulacak.

Aşk (Yönetmen: Spike Jonze)

Spike Jonze’un yönettiği ve Joaquin Phoenix, Amy Adams, Rooney Mara ile Lynn Adrianna’nın oynadığı Aşk (Her), 14 Şubat 2014’de Chantier Films dağıtımıyla Chantier Films tarafından vizyona çıkarıldı.
Sezgisel ve kendi doğruları olan özel bir birlikteliğe söz veren yeni, gelişmiş bir işletim sistemi, uzun bir ilişki sonrası kalbi kırılmış olan Theodore’un ilgisini çeker. Sistemin kurulumunu yaparken anlayışlı, hassas, şaşırtıcı şekilde komik ve şaşaalı bir kadın sesi olan “Samantha” ile tanışmaktan çok memnun olur. Theodore’unkilerle birlikte Samantha’nın ihtiyaçları, istekleri büyüdükçe ve bağlantıları sürdükçe arkadaşlıkları, birbirlerine duydukları aşk olarak derinleşir.

  • Basın Bülteni
  • Fotoğraflar
  • Web Sitesi
  • Fragman
  • IMDb
  • Ferhan Baran Yazıyor

Aşk (Yönetmen: Spike Jonze) yazısına devam et

Kurt Satıcının Önlenemez Yükselişi

Formda bir Martin Scorsese bulmak ne keyif. Amerikalıların büyük saygı duydukları usta sinemacı, kariyerini süslemiş suç öykülerinden bir yenisiyle sıcağı sıcağına karşımızda. Bizde ‘Para Avcısı’ adıyla gösterilen filmin özgün adı -Wall Street’in Kurdu anlamına gelen- ‘The Wolf of Wall Street’. Gerçek bir yaşam öyküsünden, seksenli yılların sonlarında finans dünyasının Kâbe’sinde yıldız gibi parlamış borsacı Jordan Belfort’un aynı adlı biyografik kitabından bir uyarlama bu. Kitabı okumadık ama Scorsese’nin çalışması, portföyündeki temposu yüksek filmleri aratmayan nitelikte.

Bir ‘Yurttaş Kane’ edasıyla başlıyor ‘Para Avcısı’. Dağıtımcı ve yapımcı firmalar, Paramount ile Red Granite Pictures’ın hemen ardından MGM’inkine benzer bir arslanın kükrediği Stratton Dakmont’ın logosu beliriyor ekranda. Yapımcı şirketlerden bir diğeri olduğu kanısına kapılıyorsunuz önce. Hemen ardından devreye giren tanıtım filmiyle, logonun Belfort’un milyon dolarlar götürdüğü görkemli şirketine ait olduğunu anlaşılıyor. Daha sonra Belfort kameraya gözlerini dikerek başdöndürücü yükseliş hikâyesini anlatmaya başlıyor.

Bayside Queens’de küçük bir dairede muhasebeci iki ebeveyni tarafından yetiştirilmiş Belfort. Amerikan rüyası küçük yaşlardan içine işlemiş. Kendini bildi bileli hep zengin ve güçlü olmak istemiş. 22 yaşında tutkularına yakışan bir yerde, paranın tapınağı Wall Street firmalarından birinde işe girmiş. Küçük bir rolde devleşen muhteşem Matthew McConaughey’nin canlandırdığı kıdemli broker Mark Hanna’dan almış ilk dersini. ‘Borsada işlem yaparak para kazanmak damardan adrenalin almak gibidir. Bir şey yarattığımız yok, bir şey de inşa etmiyoruz’ diyor feleğin çemberinden geçmiş broker. Hedef yatırımcının kazancını nakde çevirmesinin önüne geçmek, daha fazla kazanması için sürekli yeni hisse alımı önerisinde bulunmak ve onları borsa bağımlısı haline getirmektir. Yatırımcı kâğıt üzerinde zengin olduğunu hayal ederken, borsacı aldığı komisyonlar üzerinden eve ‘peşin para’ götürür. Borsa 7/24 açık bir lunapark gibidir. Gün boyu alınan uyuşturucu ve alkolle bu iş nasıl yürüyor diye sorar Jordan. ‘Kokain ve fahişelerin desteğiyle’ diye yanıtlar Mark Hanna.

Kara Pazartesi olarak anılan Ekim 1987’deki büyük düşüşün ardından Jordan’ın çalıştığı tarihi L. F. Rochester firması kepenk indirir. Lakin genç girişimcinin hezimete uğramaya hiç niyeti yoktur. ‘Penny Stock’ adı verilen isimsiz firmalara ait ucuz hisselerin el değiştirdiği külüstür bir yatırım merkezinde işe sıfırdan başlar. Kâr marjı çok yüksek bu piyasada kısa sürede büyük paralar kazanır ve yanına topladığı adamlarla kendi şirketi Stratton Dakmont’ı kurar. ‘Kokain, testesteron ve vücut sıvısıyla hırs dolu bir tımarhaneye benzeyen’ ofisinde imparatorluğunu inşa eder.

Borsada işlem yapan herkesin çabucak zengin olmak istediği bir ortamda, 29 yaşında büyük bir servetin sahibidir artık Belfort. Soylu eşi, güzeller güzeli model eskisi Naomi ile devasa malikânesinde yaşar. Miami Vice’daki Don Johnson gibi beyaz Ferrari kullanır. Kendi tabiriyle, hovarda gibi kumar oynar, sünger gibi içer, haftanın her günü fahişelerle düşüp kalkar. Şirketi Wall Street’in amiral gemisi haline gelen Belfort’ın yaşadışı kazançları ve magazin basınına düşen hovarda yaşamı finansal denetim kuruluşları ve FBI tarafından takibe alındığında rüşvet vermeyi ve muazzam servetini gözlerden uzak İsviçre bankalarına transfer etmeyi deneyecektir genç adam.

Herkesin daha zengin ve daha güçlü olmak istediği Amerikan rüyasının bu gösterişli ikonunun serüvenini aynen Belfort’ın yaşamına benzer bir hızla sinemalaştırmış Scorsese. Bu açıdan kariyerinin önemli halkalarından ‘Sıkı Dostlar / Goodfellas’ (1990) ile yakın akrabalığı mevcut bu çalışmanın. Kanun dışı yollardan elde edilmiş devasa servetleri, yüksek dozda uyuşturucu ve toplu seks partileriyle rezilliğin dibine vurmuş yaşamları tüm açıklığıyla üç saat boyunca sergiliyor usta yönetmen. Zıvanadan çıkmış, absürd bir dünya tasvir edilen. Yine Belfort’un deyimiyle ‘normal bir dünyada kim yaşamak istiyor ki’ zaten. Scorsese bir sistem sorunu olarak sunuyor tüm yaşananları. Bu sistem değil midir zenginliği, gücü yücelten. Bu sistem değil midir iyi satıcılığı yücelten. Bu sistem değil midir sıradan Amerikalının gıpta ile izlediği lüks hayatları yücelten.

Çığrından çıkmış kapitalist yaşam düzeninin özendirdiği yoz hayatları başdöndürücü bir estetikle anlatan, yakışıklılığı nedeniyle oyunculuğu hep gölgede kalmış Leonardo DiCaprio’nun hayatının rolünde döktürdüğü başarılı bir Scorsese filmi ‘Para Avcısı’. Ustanın her filmi gibi ilgiyle izleniyor.

(12 Şubat 2014)

Ferhan Baran

ferhan@ferhanbaran.com

Tayfun Pirselimoğlu Saç Filmiyle Bu Hafta Her Cuma Yeni Sinema’da

Yeni Sinema Hareketi tarafından düzenlenen Her Cuma Yeni Sinema etkinliği kapsamında, Tayfun Pirselimoğlu’nun Saç filmi bir hafta boyunca Levent Kültür Merkezi’nde gösteriliyor. 47. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Ödülü kazanan Saç, Görüntü Yönetmeni Ercan Özkan’a da En İyi Görüntü Yönetmeni Ödülü’nü kazandırdı. Ayrıca 30. Uluslararası İstanbul Film Festivali’nde En İyi Film, Yönetmen ve Kadın Oyuncu ödüllerine layık görüldü. Başrollerinde Ayberk Pekcan, Nazan Kesal ve Rıza Akın’ın yer aldığı filmin gösteriminin ardından saat 19:00’da film ekibi izleyicilerin sorularını yanıtlayacak.