6. Montreal Türk Filmleri Festivali

Bu yıl altıncısı 09 – 15 Mayıs 2014 tarihleri arasında gerçekleşecek olan Montreal Türk Filmleri Festivali’nin hazırlıkları yoğun biçimde sürüyor. Festival bu yıl da Türkiye’nin en iyi ve en son filmlerini sunuyor. Bir hafta boyunca Türkiye çeşitli yönleriyle Cinéma du Parc’ta temsil edilecek. 6. Montreal Türk Filmleri Festivali çerçevesinde Montrealliler, dünyanın önemli festivallerinde büyük ustaların ödül almış ya da ödüle aday gösterilmiş uzun, kısa ve belgesel filmlerinin yanında, yeni yeteneklerin de yapıtlarıyla Türk sinemasını daha yakından tanıma olanağına kavuşacak. Film göndermek isteyenlerin 31 Mart 2014 tarihine kadar festival merkezine başvuruda bulunmaları gerekiyor.

  • Basın Bülteni
  • Web Sitesi
  • 6. Montreal Türk Filmleri Festivali yazısına devam et

    Ne Gelen Var Ne Giden

    Gürhan Özçiftçi’nin yönettiği ve Bahadır Vatanoğlu, Deniz Sipahi, Ebru Helvacıoğlu ile Eser Karabil’in oynadığı Ne Gelen Var Ne Giden, önümüzdeki aylarda ESR Film tarafından vizyona çıkarılıyor.
    Eski bir dostun ya da yıllardır evli olduğun eşin, bir anda senin, sen olmadığını düşünmeye başlarsa ne olur? Ya aslında sende o an, sen olmaktan çıkmışsan? Ya da tüm bunlar yaşanırken sen olamayan senle karşılaşırsan ne yaparsın? Kişinin kendi gerçekliğiyle ilgili bazı soruları zihinlerde yaratıp, izleyiciye farklı bir deneyim sunmaya çalışan, söz, metin, algı ve olgu düzeylerinde yeni bir şeyler denemenin peşinde koşan bir psikolojik gerilim filmi.

    • Basın Bülteni
    • Fotoğraflar
    • Web Sitesi
    • Fragman: 1 / 2 / 3

    Ne Gelen Var Ne Giden yazısına devam et

    Böcek, İlk Kez If İstanbul Bağımsız Filmler Festivali’nde

    Bora Tekay ve senarist Haluk Özenç’i biraraya getiren Böcek, If İstanbul Bağımsız Filmler Festivali’nde ilk defa seyirciyle buluşuyor. Böcek, film çekmeye çalışan iki amatörün ve çekmeye çalıştıkları filmin hikâyesini iç içe anlatıyor. Özgün mizah anlayışıyla sinemaseverlerin komedi ihtiyacını gidermeyi hedefleyen film, 15 Şubat Cumartesi 16:00’da Cinemaximum İstinye Park’ta ve 22 Şubat Cumartesi 19:00’da Cinemaximum Fitaş’ta izlenebilecek.

    Kamera Elinde Geleceğin Cebinde Kısa Film Yarışması Başvuruları 28 Şubat’ta Sona Erecek

    Türkiye Sermaye Piyasası Aracı Kuruluşları Birliği (TSPAKB) tarafından “Yatırımlarınla güvence altına alacağın geleceğini filme almaya hazır mısın?” sloganıyla düzenlenen Kamera Elinde Geleceğin Cebinde Kısa Film Yarışması’na katılmak isteyenler için son gün 28 Şubat. Yarışmaya başvuran filmler arasından seçilecek, birikim yaparak geleceği güvence altına alma temasını işleyen ve üç dakikayı geçmeyen en iyi üç filmin yönetmenleri, 15.000 TL’ye varan ödüllerin sahibi olacak.

    Kamera Elinde Geleceğin Cebinde Kısa Film Yarışması Başvuruları 28 Şubat’ta Sona Erecek yazısına devam et

    9. Dağ Filmleri Festivali 25 Şubat’ta Başlıyor

    Türkiye’nin, doğa, keşif ve macera konulu, ilk ve tek film festivali olan Dağ Filmleri Festivali, 25 Şubat’ta, The North Face®’in ana sponsorluğunda İstanbul Beyoğlu’nda izleyicileriyle buluşuyor. 02 Mart’a kadar sürecek festivale, Fransız Kültür Merkezi, Galatasaray Aynalı Geçit ve Pusula Sanat Merkezi ev sahipliği yapacak. Festival, dünya festivallerinde gösterilen 600’den fazla film arasından seçilen 2014 seçkisi toplam 47 filmden oluşuyor. Filmler; Dünyadan, Keşif Ruhu, Doğa-Çevre-İnsan, Su Dünyası, Bisiklet ve Kayak olmak üzere, 6 tema başlığı altında toplanıyor. Seçkide doğa sporları, çevre ve doğa belgeselleri, gezi, keşif ve insan hikâyeleri de yer alıyor.

    Goethe Institut Istanbul Şubat 2014 Perşembe Filmleri

    Goethe-Institut Istanbul’un sevilen film programı Perşembe Filmleri, Şubat ayında Leander Haussman’ın yönettiği Hotel Lux, Axel Ranisch’in yönettiği Şişman Kızlar (Dicke Mädchen), Chris Kraus’un yönettiği Poll ve Corinna Belz’in yönettiği Gerhard Richter – Resimleri (Gerhard Richter – Painting) adlı filmlerin gösterimleri ile devam ediyor. Girişin serbest olduğu, saat 19:00’da başlayacak gösterimlerde filmler Türkçe altyazılı olarak gösterilecek. Corinna Belz’ın yönettiği, Gerhard Richter – Resimleri adlı filmde günümüzün en önemli ressamlarından biri olan Gerhard Richter’i anlatıyor. Sanatçı resim sanatını21. yüzyıla taşımayı başaran ressam olarak da tanımlanıyor.

    Goethe Institut Istanbul Şubat 2014 Perşembe Filmleri yazısına devam et

    Jarmusch’un Entellektüel Vampirleri

    Amerikan bağımsız sinemasının yenilikçi isimlerinden Jim Jarmusch’un 66. Cannes Film Festivali yarışmalı seçkisinde yer almış son opus’u ‘Sadece Aşıklar Hayatta Kalır / Only Lovers Left Alive’, ‘Başka Sinema’ programı dahilinde vizyon görüyor. Jarmusch’un alışagelmişin dışındaki aşk hikâyesinin kahramanları, Mark Twain’in son kitabından esinle Adem (Adam) ve Havva (Eve) adlarını taşıyor. Toplumun kıyısında bohem hayatı süren, son derece zeki, seçkin kişilikler bunlar. Dünyayı uçtan uca gezmiş, büyük başarılar denli her türden zulme tanıklık etmiş ikilinin yüzyıllara yayılmış deneyimleri ve aşkları vampir olmalarından kaynaklanıyor.

    Lâkin bildiğimiz güncel vampir öykülerinden bir yenisi değil karşımızdaki. Tam tersine, ‘Alacakaranlık / Twilight’ ya da ‘True Blood’ benzeri ergen hikâyelere alternatif entelektüel bir vampir hikâyesi Jarmusch’un hedeflediği. Yönetmen vampirlik olgusunu bir metafor olarak kullanmış. Asırlar boyu insanoğlunun hayranlık uyandırıcı gelişimini izlemiş marjinal alemin kırılgan ikilisinin günümüzün tehlikelerle dolu tedirgin dünyasında varolma mücadelesi üzerine bir film bu. Amerika’nın bağrından Afrika’nın kuzey ucuna ıssız ve karanlık mekânlarda çekilmiş bu gece filminde, edebiyat ve müzik aşığı çiftimiz Detroit ve Tanca’nın kuytu mekânlarında edinilmiş zevklerinin ve hayatta kalabilmek için ihtiyaç duydukları kirlenmemiş saf kanın izini sürüyorlar. Uzun yıllar boyunca dünya ahvaline vakıf olmuş ikili, dünyanın giderek kirlenmesinden, doğal dengenin canlılar aleyhine bozulmasından huzursuzlar. Eskisi gibi temiz kan bulmak zorlaşmıştır, beslenmek için daha fazla mücadele vermek gerekmektedir artık.

    Jarmusch’un özellikle tercih ettiğini belirttiği gece çekimleri son derece etkileyici. Eski dünyanın giderek yok olması kuşkusuz hüzün barındırıyor. Ancak Jarmusch gibi ‘cool’ bir yönetmen bu yokoluş tedirginliğini kendine özgü mizahı ile dengelemiş. Müzik endüstrisi geçmişinin görkemli kalelerinden Detroit’i mesken seçmiş Adam, tutkunu olduğu eskinin müzik aletleri, kayıt cihazları ve nostaljik albümlerle çevrili loş dünyasında yaşayan bir tür modern Hamlet olarak çizilmiş. Schubert’e oda müziği eserlerinin belki de en hüzünlüsü olan ünlü yaylı çalgılar beşlisinin ‘adagio’ bölümünü armağan etmiş yetkin bir müzik adamıdır o. Yasmine Hamdan’ın müziğini duyduğunda etkileniyor ‘umarım fazla ünlenmez çünkü bunun için fazla iyi’ yorumunu yapıveriyor. Uzatmalı aşığı Eve ise edebiyat tutkunu. Bunaldığında bavul dolusu kitapla Beat kuşağının mabedi Fas’ın Tanca kentinde alıyor soluğu. Fasılalarla yüzyıllar boyu birlikte olmaya devam eden aşıklarımız tarihe tanıklık ederken pek çok ünlü yazar, politikacı ve tarihi şahsiyetle ortak anılar paylaşıyor. Bunlar arasında yer alan ve erken yaşta esrarengiz biçimde öldüğü bilinen 16. yüzyıl İngiliz şairlerinden Christopher Marlowe’un halen bir vampir olarak yaşamını sürdürüyor olması Jarmusch’un hınzır buluşlarından biri. Bazı Shakespeare metinlerinin çağdaşı Marlowe tarafından kaleme alındığı iddiasını benimsemiş Jarmusch besbelli. Gizemli hayatlarını zengin kültürel referanslarla bezediği vampirleri aracılığıyla kendi duygu ve düşüncelerini dile getiriyor usta yönetmen. Çağdaş dünyalıları ‘zombi’ olarak niteliyor. Kendilerine nefes alacak bir dünyanın arayışındaki Adem ile Havva’nın yanında saf tutuyor. Jarmusch’un başından beri Eve rolü için düşündüğü Tilda Swinton, zaman ötesi duruşu ile perdeyi fethediyor bir kez daha. Son olarak ‘The Deep Blue Sea’de izlediğimiz İngiliz oyuncu Tom Hiddleston, Hamletvari isyankâr Adam’da çok iyi. Marlowe’da ise formunda bir John Hurt izliyoruz.

    Hüzünle mizahın bu nefis buluşması Jarmusch’un filmografisi için taze bir kan. Tam aşıklarımızın aradığı türden. Bu şölene ortak olmayı ihmal etmeyin.

    (‘Sadece Aşıklar Hayatta Kalır’; İstanbul, Beyoğlu Beyoğlu; Kadıköy Rexx; Altunizade Capitol Spectrum; Haramidere Cinetech Torium; Levent Metro City Cinema Pink; Ankara, Kızılay Büyülüfener; Bursa, Cinetech Korupark; Eskişehir, Kanatlı Cinema Pink Sinemaları’nda dönüşümlü seanslarda gösterilmektedir.)

    (16 Şubat 2014)

    Ferhan Baran

    ferhan@ferhanbaran.com