İlk Defa Sinemaya Gittiler

Çorlu Belediyesi daha önce hiç sinemaya gitme imkânı olmamış kadınları sinemaya götürdü. Orion AVM’de düzenlen etkinliğe katılan kadınları Çorlu Belediye Başkanı Ünal Baysan ve eşi Sevinç Baysan, Belediye Başkan Yardımcısı Kemaleddin Avcı ve belediye personeli tarafından karşılandı. Davetlilere verilen yemeğin ardından toplu olarak sinema salonuna gidildi. Daha sonra etkinliğe katılan 100’e yakın kadın, Demet Akbağ ve Ata Demirer’in oynadığı Eyyvah Eyvah 3′ü izledi.

Söz Kölelikten Açılmışken…

Howard Zinn, ünlü klâsiği “Amerika Birleşik Devletleri Halkları Tarihi”nde, dünyadaki köle ticaretinin Kolomb’dan yaklaşık yarım asır önce, binlerce Afrikalı’nın Portekiz’e satılmasıyla başladığına işaret eder. Kısa zamanda olgunun başkentine dönüşecek olan Amerika’da ise 1619’da Jamestown’a getirilen 20 kadar Afrikalı, sürecin başlangıcında önemli rol oynar.

Rakibin dişli olmasından ve kendi topraklarında bulunmasından dolayı Kızılderilileri köleleştirmeyi bir türlü başaramayan “uygar beyaz adam”ın Kara Kıta’ya yönelmesi bir bakıma kaçınılmaz olmuştur. Bu bakımdan kölelik, yalnızca psikolojik / ahlâkî bir yönelim olarak açıklanamamakta, ekonomik boyutuyla birlikte ele alınmaktadır. Kolonilere gelen ve tarlalarda çalışan beyaz sayısının işgücünü karşılamaktan uzak olduğu bir dönemde köleliğe yönelmek, büyümeyi hedefleyen ABD ekonomisi için kaçınılmazdır. Nitekim 1700’lerin ortasında, sayıları yüzbinleri aşan köleler, tarihin akışını değiştirecek bir unsur haline gelmeye başlamıştır.

Beyaz Amerikalıların desteğiyle büyüyen kölelik karşıtı hareketlerin görece başarıya ulaşması için 1830’ları beklemek gerekmiştir. Bu dönemde Kuzey’de 100 bini aşan sayıda siyahî özgürlüğüne karışırken, 30 yıl sonra Başkan seçilen Lincoln, süreçte önemli bir rol oynar; ama…

“Mücadeledeki amacım köleliği sürdürmek veya yok etmek değil, birliği korumaktır. Eğer herhangi bir köleyi özgürleştirmeden başarabilirsem, bunu yaparım…”

Bu sözlerin sahibi, günümüzde kölelik düzenine başkaldırının simgesi olarak gösterilen Lincoln’den başkası değildir. Beyazların belirlediği koşullarda özgürlüklerine kavuşabilecek olan köleler, ancak Kuzey’in siyasi ve ekonomik ihtiyaçlarının gündeme geldiği bir dönemde sürecin öznesi olurlar. Gerçekte de kölelik karşıtı bir tutum benimsemekle beraber, insanların eşit olması gerektiği düşüncesine muhalif olan Lincoln’un uygulamaları, İç Savaş sonrasında daha da açığa çıkacak; örneğin Güney’deki arazilerin Konfederasyon ailelerine geri verilmesiyle birlikte (sözde) özgürlüğe kavuşan kölelerin beyaz adama ekonomik bağımlılığı kaçınılmaz olarak sürecektir. Eğitim ve oy hakkından başlamak üzere, iniş çıkışlı bir kazanım sürecinin Ku Klux Klan gibi terörist / faşizan örgütlerin duvarına çarpması, böylesi bir bağımlılığın sonucu olarak karşımıza çıkar.

Siyahilerin sinemada ele alınışında başlangıç noktası Griffith’in “olağanüstü” faciası Bir Ulusun Doğuşu olmuştur. Hayal öğütme fabrikasının erken dönem örneklerinde Hallelujah gibi iyiniyetli yapımlara rastlansa da siyahiler için rol, kalın konturla çizilmiştir. İlk kez Oscar’a uzanan Hattie McDaniel, Güney’e ağıt yakan Rüzgar Gibi Geçti’de halinden memnun köle performansıyla göz kamaştırırken, ödül gecesi ağlamaktan teşekkür konuşması yapmaya olanak bulamamıştır. Amerikan Rüyası, bir yandan dünün kölesini göklere çıkarırken, diğer yandan kapkara bir maziyi aklamayı başarmıştır yine.

Stanley Kramer’ın kaderin birbirine bağladığı iki mahkumun serüvenlerinden Sidney Poitier’e, Black Cinema ve Watermelon Man’den Shaft’a ve oradan da Spike Lee’ye geçen süreç ise kuşkusuz çok daha başka bir yazının konusudur.

2014 Oscar’ının önemli adaylarından 12 Yıllık Esaret’e gelindiğinde, konu (yönetmenden ilk anda beklenmeyecek ölçüde) klâsik bir anlatı ekseninde belli bir duyarlılık sonucu kameraya aktarılmış gibi görünse de, köleliği yaratan temel koşullara ilişkin farklı şeyler söylenmemektedir. Sorunu ‘beyaz sahip’in niyeti ekseninde okuma çabası, kaçınılmaz biçimde bireysel yargılamayı amaçlamakta; olgu, -bir kez daha başarılı bir el çabukluğuyla- sistem sorunundan arındırılmaktadır. Tam da Hollywood geleneklerinin izini süren ve nihaî anlamda ‘uzlaşma’ eksenli bu yaklaşımın, oyuncu performanslarından aldığı güçlü hedefi 12’den vurup vurmadığını yakın bir gelecekte göreceğiz.

(21 Şubat 2014)

Tuncer Çetinkaya
ModernZamanlar Sinema Dergisi Editörü

Dünya Galasını Berlin Film Festivali’nde Yapan Kumun Tadı Filmi Övgüler Aldı

64. Berlin Film Festivali’nin Forum bölümünün açılış filmi olarak gösterilen Kumun Tadı ilk gösterimlerinde bir hayli olumlu tepkiler aldı. Yönetmen Melisa Önel’in Timuçin Esen, Ahmet Rıfat Şungar ve senarist Feride Çiçekoğlu ile birlikte izleyicileri selâmladığı filmin dünya galasına ilgi büyüktü. Berlin Film Festivali’nde Forum bölümünün en prestijli ödüllerinden Caligari Ödülü için de yarışan Kumun Tadı için Hollywood Reporter ve Screen International’da filme övgüler içeren yazılar yayımlandı.

  • Basın Bülteni
  • Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
  • Dünya Galasını Berlin Film Festivali’nde Yapan Kumun Tadı Filmi Övgüler Aldı yazısına devam et

    Sekans Film Eleştirisi Yarışması – 2014

    Sekans Sinema Grubu, film eleştirisi alanında ürün veren amatör / profesyonel yazarların ürünlerini değerlendirmek ve böylece film eleştirisi üretimini desteklemek ve özendirmek; sinema kültürünün gelişmesine katkı ve bu alanda üretim yapan kişilere ortam sağlamak amacıyla düzenlediği Sekans Film Eleştirisi Yarışması’nın üçüncüsünü gerçekleştiriyor. Yarışma başvurularının 31 Mart 2014 Pazartesi gününe kadar yapılması gerekiyor.

    14 Şubat Sevgililer Gününe Özel Metin Erksan Sergisi

    Fatih Belediyesi ve Fotoğraf Dostları Derneği’nin Tarihi Yarımada’ya kazandırdığı İstanbul Fotoğraf Müzesi, 14 Şubat Sevgililer Günü’nü Yeşilçam’ın başyapıtlarından Sevmek Zamanı filminin en özel fotoğraflarıyla kutluyor. İki yıl önce kaybettiğimiz usta yönetmen Metin Erksan’ın 1965 yılında çektiği ve başrollerini Müşfik Kenter ile Sema Özcan’ın oynadığı Sevmek Zamanı filminin set önü ve arkasında çekilen toplam 45 fotoğraftan oluşan sergi 14 Şubat Cuma günü saat 18:30’da açıldı.

    14 Şubat Sevgililer Gününe Özel Metin Erksan Sergisi yazısına devam et

    Şarkı Söyleyen Kadınlar

    Reha Erdem’in yönettiği ve Binnur Kaya, Philip Arditti, Kevork Malikyan ile Deniz Hasgüler’in oynadığı Şarkı Söyleyen Kadınlar, 21 Şubat 2014’de M3 Film dağıtımıyla Atlantik Film tarafından vizyona çıkarıldı.
    Muhtemel bir deprem nedeniyle İstanbul’un adalarından birinin boşaltılma kararı alınmıştır. İnsanlar akın akın oradan ayrılırlar ancak küçük bir kesim bu karara uymayarak kalmakta ayak direr. Etrafta kıyamet arifesini andıran bir atmosfer hüküm sürerken geride kalanlar için hayat koşulları günden güne zorlaşacaktır. Film, yaşamları farklı engellerle sıkıştırılmış bir grup kadının, inanç, cesaret ve enerji ile hayatın farklı boyutlarına yaptıkları insani serüvenlerine eşlik ediyor.

    • Basın Bülteni
    • Fotoğraflar
    • Web Sitesi
    • Fragman: 1 / 2
    • IMDb

    Sadece Sen

    Hakan Yonat’ın yönettiği ve Belçim Bilgin, İbrahim Çelikkol, Kerem Can ile Necmi Yapıcı’nın oynadığı Sadece Sen, 14 Mart 2014’de Pinema Film dağıtımıyla BoyutFilm tarafından vizyona çıkarıldı.
    Görme engelli Hazal ile eski bir boksör olan Ali’nin yolları sürpriz bir şekilde kesişir. Ali’nin gösterdiği sevgi, karanlığa mahkûm olmasına rağmen hayat dolu olan genç kız Hazal için bir umut olur. Kader onları aşk ile birleştirir ancak Ali’nin karanlık geçmişi ikisinin de bilmediği bir gerçeğin ortaya çıkmasına sebep olacaktır. Ali, Hazal için hayatını tehlikeye sokacak bir oyunun içine girer. Aşkı uğruna girdiği bu mücadele yine onların kaderini belirleyecektir.

    • Basın Bülteni
    • Fotoğraflar
    • Web Sitesi
    • Fragman
    • IMDb

    Sadece Sen yazısına devam et