Hayatın Tuzu, Filmi İlk Gösterimini 3. Uluslararası Bursa İpek Yolu Film Festivali’nde Yapıyor

Yönetmenliğini Murat Düzgünoğlu’nun yaptığı, senaryosu Ender Özkahraman’a ait Hayatın Tuzu filmi Türkiye’deki ilk gösterimini 28 Kasım – 04 Aralık tarihleri arasında düzenlenen 3. Uluslararası Bursa İpek Yolu Film Festivali’nde yapacak. 29 Kasım’da yarışma filmleri kapsamında izlenebilecek film, geçtiğimiz Nisan ayında, Bitlis ve çevresinde çekildi. 35 mm. formatında ve sesli olarak gerçekleştirilen film, yurtiçi ve yurtdışında önemli festivalleri gezdikten sonra vizyona girecek.

  • Basın Bülteni
  • Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
  • Festival hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
  • Frozen River

    Kanada’nın Amerika sınırına yakın bir yerde, bir siyah ve bir beyaz kadının yolları kesişiyor. Biri kumarbaz kocasının açtığı yaraları onarmaya, çocuklarına kol kanat germeye çabalıyor. Beyaz bir kadın ve tek başına. Diğeri kocasının ölümü sonucunda küçücük bebeğiyle ortada kalmış bir kadın. Ölen kocasının ailesi ise bebeğini ondan çalmış, görmesine bile tahammül edemiyorlar. O da siyah bir kadın ve yalnız. Hayat onları yasadışı göçmen taşıma işi yapmaya mecbur etmiş. Donmuş bir ırmak üzerinde taşıdıkları hayatlar, tıpkı kendi hayatları gibi her an soğuk sulara gömülebilir, dibe vurabilir. Fakat ikisi de zor durumda ve hayatlarını kazanmak için hem bu işi yapmaya hem de birbirlerine ihtiyaçları var. Tabi başlangıçta birlikte bir şeyler yapma fikri hiç hoşlarına gitmiyor. Zamanla beyaz kadının eksiğini siyah kadın tamamlamaya başlıyor, siyah kadınınkini de beyaz kadın. Birbirini hiç tanımadan set çeken bu iki kadın zamanla bu seti kendilerinin değil de düzenin çekmiş olduğunun farkına varıyorlar. Birbirlerini tanımaya başladıkça afallıyorlar ve kalpleri yumuşuyor. Çünkü ikisi de insan, ikisi de kadın, ikisi de anne! Ne de olsa kameranın arkasında bir kadın duruyor! Bu faktörü de belirtmek gerekli.

    Sundance Film Festivali Jüri Büyük Ödülü’nün sahibi Courtney Hunt tüm bu aşamaları telâşsız ve kasvetli bir şekilde sunuyor. Frozen River, yakın zamanda izlediğimiz Kean Loach’un İşte Özgür Dünya – It’s a Free World’u ile de benzerlik gösteriyor. Tabii Frozen River’in It’s a Free World’un olgunluğunda bir film olmasını beklemek haksızlık olurdu. Ancak bu yine de Hunt’un geleceğine büyük ve güçlü bir ışık yaktığı gerçeğini değiştirmiyor.

    Bence önemli bir nokta da filmin ABD yapımlı olması. Amerika’da yapılmış politik bir iş –hangi alanda olursa olsun- Avrupa’da yapılandan daha çok dikkat çekiyor, ses getiriyor.

    Geçenlerde Milliyet Sanat Dergisi’nde Naim Dilmener’in Müzikal Günce sayfalarındaki Kasım ayı yazısının başlığı gözüme çarptı. Başlık, oldukça vurucu ve içi doluydu. Çöken kapitalizm müziği mi kollayacaktı? diye soruyor Dilmener ve şöyle devam ediyor: Megavizyon kapandı. Koca zincirin şubeleri tek tek kapandı. Beyoğlu ve Bakırköy Carousel şubelerinde ‘kapı-duvar’ artık. NTV’nin Lifestyle Müzik, TRT 2’nin Kent Yaşam ve Rengahenk programlarının içinde yer alan bölümlerini hep burada çektik. Müdürden tezgâhtarına kadar bütün personel çok anlayışlı, çok misafirperverdi. Çok da bilgili; ki bu devirde, işin en zor kısmı bu. Ama yetmiyormuş demek ki. Kapitalizm çöküyor; çökerken plâkçıyı-kitapçıyı mı kollayacaktı?

    Kapitalizm düşerken sinemayı da kurtarmaz elbet. Ancak ben günümüz sineması ile ilgili ütopik hayaller kuruyor bir zamanlar çiçek çocuklarının müzik ile değiştirmeye çalıştıkları dünyanın bir de sinema yoluyla değiştirilmesinin denenebileceğini umuyorum. Kim bilir belki de sinema, çöken kapitalizm, hem müziğin hem de sinemanın özüne dönmesini sağlar.

    (27 Kasım 2008)

    Gizem Ertürk

    05 Aralık 2008 Haftası

    “A.R.O.G”, söz komiklikleri ağırlıklı Cem Yılmaz şovunu kaynak olarak alsa da, Türk Sineması ölçülerinde ‘spectacular’ bir film sunduğu için önemsenmeli: Düşük bir bütçeyle, şişirme, televizyon gösterisi gibi güldürü değil de, görsel bir sanat olan sinemayı ciddiye alan, adamakıllı bir iş çıkardıkları için Yılmaz’ı ve ortak-yönetmen Ali Taner Baltacı’yı kutlamak şart!

    (03 Aralık 2008)

    Ali Ulvi Uyanık

    aliuyanik@superonline.com

    UIP Filmcilik Filmleri

    Madagaskar 2 (Madagascar: Escape 2 Africa), Osmanlı Cumhuriyeti, High School Musical 3: Senior Year, Zor Karar (Bangkok Dangerous), Sihirli Şehir (City of Ember), Üç Maymun, Ölüm Yarışı (Death Race), Kartal Göz (Eagle Eye), Vol.İ (Wall-E), Garfield Komedi Festivali (Garfield’s Fun Fest), Kung Fu Panda, Oyum Kime? (Swing Vote), 28 Kasım – 04 Aralık 2008 seansları için tıklayınız.

    Deli Deli Olma, Filminin Basın Toplantısı Yapıldı

    Başrollerini Tarık Akan ve Şerif Sezer’in paylaşacağı, yönetmenliğini Murat Saraçoğlu’nun üstlendiği Deli Deli Olma filminin basın toplantısı yönetmen ve oyuncuların katılımıyla City’s Nişantaşı Citylife Sinemaları’nda, 26 Kasım Çarşamba günü yapıldı. Çekimleri Aralık ayında, Kars’ta dört haftalık sürede gerçekleştirilecek olan filmin 2009 ilkbaharında vizyona girmesi hedefleniyor. Basın toplantısına film ekibinden Murat Saraçoğlu, Tarık Akan, Şerif Sezer, Levent Tülek, Zuhal Topal, Halil Kumova, Yeşim Ceren Bozoğlu, Barış Üregül, Deniz Arna ve Cemile Nihan Turhan katıldı.

  • Basın Bülteni
  • Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
  • Terminatör: Kurtuluş’un Hareketli Afişi Hazırlandı

    Ülkemizde 05 Haziran 2009′da vizyona girmesi plânlanan Terminatör: Kurtuluş (Terminator Salvation) filminin “hareketli afişi” (motion poster) hazırlandı ve internet ortamında yayına sunuldu.
    Kıyamet sonrasındaki 2018 yılında geçen devam filminde Christian Bale, kaderinde Skynet ve Terminator ordularına direniş için insanları yönetmek olan John Connor’ı canlandırıyor. Connor ve Markus, onları Skynet’in operasyonlarının kalbine götürecek, insanoğlunu belki de tamamen ortadan kaldırabilecek korkunç sırrın ardındaki gerçeği ortaya çıkaracakları destansı bir yolculuğa çıkıyorlar.

    Harry Potter ve Melez Prens’in Yeni Fragman Linkleri Açıklandı

    Ülkemizde 15 Temmuz 2009′da vizyona girmesi plânlanan Harry Potter serisinin 6. filmi Harry Potter ve Melez Prens’in yeni fragman yayın linkleri açıklandı. Filmin konusu şöyle: Voldemort Muggle, büyücüler dünyası üzerindeki baskısını arttırmaktadır. Harry okul binasında bile tehlikeler olabileceğinden şüphelenmektedir. Birlikte Voldemort’un savunmalarını açığa çıkarmak için uğraşırlar. Bu arada Hogwarts’taki öğrenciler gençlik heyecanlarının etkisi altındadırlar.

  • Basın Bülteni
  • Fragman
  • Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
  • 1. İstanbul İtalyan Film Festivali

    İstanbul İtalyan Kültür Merkezi ve İstanbul Modern’de 29 Kasım – 07 Aralık tarihleri arasında gerçekleşecek olan 1. İstanbul İtalyan Film Festivali, Roma Medfilm Festival, İstanbul İtalyan Kültür Merkezi ve İstanbul Modern Müzesi işbirliğiyle düzenleniyor. 29 Kasım’da gerçekleşecek ve sinema sanatçıları Serra Yılmaz, Valentina Carnelutti, Roma Medfilm direktörü Ginella Vocca ve İtalyan Kültür Merkezi Müdürü Gabriella Fortunato gibi isimlerin katılacağı basın toplantısında yeni İtalyan sinemasının önde gelen yönetmenlerinden Paolo Virzì’nin Önümde Bütün Bir Hayat adlı filmi gösterilecek.

  • Basın Bülteni
  • Web Sitesi
  • Yüksek çözünürlüklü afiş, diğer basın bültenleri ve diğer haberlere haberin devamından üzerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
    1. İstanbul İtalyan Film Festivali yazısına devam et
  • Türk Sineması’nın Dokunduğu Altın Olan Yönetmenleri Kimlerdir?

    Dünya gezegeninde tek bir ülkenin sinema filmleri ve televizyon yapımları küresel anlamda izleniyor ve tüketiliyor. Amerika Birleşik Devletleri’nin en iyi ihraç ürünlerinden biri sinema ve televizyon yapımlarıdır. Herhalde bunu bilmeyeniniz de yoktur.

    Amerikan sinemasının son kırk-elli yılına baktığınızda öne çıkan, dokunduğunu altın eden ve A sınıfı denilen yönetmenler vardır. Bunlara nüfus kağıtları yeniyken harika çocuklar da deniyordu. Kimdi bunlar?

    George Lucas, Steven Spielberg, Robert Zemeckis, Peter Jackson, James Cameron, William Friedkin, George Roy Hill, Francis Ford Coppola, Mike Nichols, Robert Wise, Christopher Nolan, Robert Stevenson, Ivan Reitman, Arthur Hiller, Sam Raimi, Roland Emmerich, Chris Columbus, Mel Brooks, Gore Verbinski, Tim Burton, Jerry Zucker, George Marshall, Robert Altman, Milos Forman, Ridley ve Tony Scott kardeşler, Wachowski kardeşler, Jan De Bont, Barry Sonnenfeld, Ron Howard, Richard Donner, M. Night Shayamalan, Sydney Pollack, David Lean, John Avildsen, Ronald Neame, John Guillermin.

    Listeyi uzatmak mümkün de biz telefon rehberi hazırlamıyoruz.

    Bu yönetmenlerin belli başlı başarıları çok konuşulan, popüler/kitle filmleri yapmak ve sinema salonlarının yolunu bilmeyen insanları bile evlerinden çıkararak sinema salonlarında film izlemeye yöneltmekti/yönlendirmekti. Dünya çapında on binlerce sinema salonu onların filmleri sayesinde yıkılıp alışveriş merkezine ya da otoparka dönüşmemiştir.

    Bu yönetmenlerin kimsenin izlemek için sinema salonlarına gitmediği yığınla da filmleri oldu. Ancak en yüksek seyirci sayılarını ulaşan filmlerin çoğunun arkasında onlar vardı. Hit filmlerin çoğunda yönetmen olarak onların imzaları bulunuyordu.

    En kaprisli, en şımarık, en görgüsüz, en görmemiş, en çekilmez yıldızlar bile onlarla çalışabilmek için süt dökmüş kediye dönüşmüşlerdir. Onların filmlerinde oynayabilmek için yüksek ücretlerini, en asgari düzeylere indirmiş ya da senaryoyu bile okumadan gelen teklife “Evet, bu projede oynayacağım” demişlerdir.

    Biz dönelim Türk sinema endüstrisine ve en çok bilet kesen Türk sinema filmlerine. Türk sinema tarihinin ne yazık ki 1989 öncesine ilişkin hiçbir hasılat rakamı ya da seyirci sayısı bulunmuyor.

    Herkes 1970’lerde Arzu Film’in beyni, “çevresindeki bütün güzel kadınların fatihi” Ertem Eğilmez’in filmlerine, özellikle Hababam Sınıf’larına aylar boyu sinemalarda yer bulunmadığını bilir. Ancak bu filmlerin kaçar milyon bilet kestiğine dair hiçbir rakam ne yazık ki elimizde bulunmuyor.

    Daha yakın popüler filmlerin bile seyirci sayılarına sahip değiliz. Sinan Çetin’in Berlin in Berlin’inin çok bilet sattığı biliniyor. Bilinmeyen ise toplam kaç adet bilet sattığı…

    Ne yazık ki 1989’dan bu yana Türkiye sinemalarında gösterilen pek çok yerli-yabancı filmin seyirci sayıları bir sırdır, bir muammadır.

    Bu yazıda Türkiye’de 1989’dan sonra filmleri en çok bilet sattıran Türk yönetmenlerini hatırlatmak istedim.

    Üçüncü Vizontele’yi çekmeye hazırlanan Yılmaz Erdoğan yönettiği üç filmle de bilinen bütün seyirci rekorlarını zorlamayı başarmıştır. Bunlar Vizontele (3 milyon 308 bin bilet), Vizontele Tuuba (2 milyon 894 bin bilet) ve Organize İşler’dir (2 milyon 600 bin bilet).

    Çağan Irmak Babam ve Oğlum (3 milyon 828 bin bilet), Issız Adam (şu ana kadar 806 bin bilet) ve Ulak (523 bin bilet) ile yeni bir Ertem Eğilmez olmuştur. Üstelik ikisi de çok düşük bütçelerle, hatta davul tozu, minare gölgesiyle kotarılan Babam ve Oğlum ve Issız Adam yapımcıları Şükrü Avşar ile Mustafa Oğuz’u ve dağıtımcıları Mehmet Soyarslan ile Haluk Kaplanoğlu’nu ihya etmiştir. Sinema salonları da üç Çağan Irmak filminden de çok iyi kazançlar elde etmiştir.

    Gani Müjde’de dokunduğu altın olan bir başka yönetmendir. Ertem Eğilmez’in yönettiği ve bütün gişe rekorlarını silip süpürdüğü bilinen ama kaç milyon izleyici topladığı bilinmeyen Arabesk’in senaryo yazarı olan Gani Müjde Kahpe Bizans (2 milyon 472 bin bilet) ile Osmanlı Cumhuriyeti’ne (şu ana kadar 847 bin bilet kesti) hem senaryo yazarı hem de yönetmen olarak imza atmıştır.

    Ertem Eğilmez’e ve dolayısıyla Arzu Film’e çok yakın olan Yavuz Turgul ise film setlerinin “İmparatorudur”. Hiçbir oyuncu sette O’na başkaldıramaz. Ne derse o olur. İlk ve son söz daima O’na aittir. Turgul, Eğilmez için senaryo yazarak Türk Sineması’na adım atmış ve yönettiği ilk filmler iyi duyurulamadığından, iyi pazarlanamadığından geniş kitlelere bu filmleri sinema salonlarında değil televizyon gösterimleriyle, video kasetle, vcd.yle ya da dvd.yle ulaşabilmiştir. Yavuz Turgul filmleri 1996’dan itibaren Türkiye sinemalarında en çok izlenen filmler arasında yer almıştır. Yavuz Turgul son 12 yılda ne yazık ki sadece iki film yönetmiştir: Eşkiya (2 milyon 571 bin bilet) ve Gönül Yarası (897 bin bilet).

    Eşkıya’nın ve Gönül Yarası’nın yapımcısı Ömer Vargı’da Cem Yılmaz’lı Herşey Çok Güzel Olacak (1 milyon 239 bin bilet) ve Şener Şen ile Kenan İmirzalıoğlu’nu bir araya getiren Kabadayı’yla (1 milyon 999 bin bilet) iki olay yaratan filmin yönetmenidir. Yavuz Turgul’un Kabadayı senaryosunu Ömer Vargı’ya emanet etmesi bile Ömer Vargı’ya gösterdiği güveni, değeri ve önemi gösterir ki bu da zannedildiğinden çok büyük bir saygınlık kazandırmıştır Vargı’ya…

    Sinan Çetin, şimdilerde hızlı gayrimenkul satın almalarla Cihangir’i Sinangir yapma yolundadır; aynı zamanda Avrupa Yakası’yla ATV’yi ayakta tutmaktadır. Ancak iki filmi çok yüksek seyirci sayılarına ulaşmıştır. Bunlar, Komiser Şekspir (1 milyon 331 bin kişi) ve Propaganda’dır (1 milyon 238 bin bilet). Anladığım kadarıyla sinemayı ihmal etmektedir.

    Sıcak adlı yeni filmi beklenen yapımcı kökenli Abdullah Oğuz’da Asmalı Konak: Hayat (1 milyon 791 bin bilet) ve Zülfü Livaneli uyarlaması Mutluluk (539 bin bilet) ile sinema salonları önünde uzun kuyruklar oluşturmayı başaran bir yönetmenimizdir.

    Onuncu bölümü tasarlanan Hababam Sınıfları’nın sadece son üç bölümü 6 milyon 219 bin bilet kesmiştir. Bunlardan 8 numara olan Hababam Sınıfı Askerde (2 milyon 587 bin bilet) ve 9 numara olan Hababam Sınıfı Üçbuçuk (2 milyon 51 bin bilet) Ertem Eğilmez’in oğlu Ferdi Eğilmez tarafından yönetilmiştir.

    Hokkabaz ile Arog’un yönetmenleri Ali Taner Baltacı ile Cem Yılmaz’ın da Türk sinema tarihinin filmleri en çok bilet kesen yönetmenleri arasında yer alacağı da şimdiden kesinleşmiştir. 1 milyon 698 bin bilet toplayan Hokkabaz, Ömer Faruk Sorak’ın yönettiği 4 milyon bin kişi toplayan Gora’nın devamı olan Arog’un da hasılat rekorlarını zorlayacağının kanıtıdır.

    Mustafa Altıoklar’da Eşkıya’yla aynı yıl gösterime giren İstanbul Kanatlarımın Altında (474 bin bilet), Ağır Roman (873 bin bilet) ve O Şimdi Asker’le (1 milyon 657 bin bilet) en popüler filmlerden üçüne birden yönetmen olarak imzasını atmayı başarmıştır.

    Henüz çok fazla popüler sinema filminde yönetmen olarak imzası bulunmayan Togan Gökbakar (Recep İvedik; 4 milyon 301 bin bilet), Serdar Akar (Kurtlar Vadisi: Irak; 4 milyon 253 bin bilet), Mahsun Kırmızıgül (Beyaz Melek; 1 milyon 912 bin bilet) Türkiye’deki sinema salonlarının kapanmamasına yaptıkları filmlerle çok önemli katkılarda bulunmuşlardır.

    (02 Aralık 2008)

    Hakan Sonok

    Hakan.sonok@tr.net

    Türkiye’nin ‘Oscar’ları İçin Geri Sayım Başladı

    Kültür ve Turizm Bakanlığı himayesinde, Türkiye Sinema ve Audiovisuel Kültür Vakfı’nın (TÜRSAK) organizasyonu ve Turkcell’in ana sponsorluğunda gerçekleştirilen Yeşilçam Ödülleri, 03 Mart 2009’da ikinci kez Türk sinemasına emek verenleri onurlandıracak. Türkiye’de ilk kez sinema dünyasının önemli isimlerinin oylarıyla belirlenen Yeşilçam Ödülleri, Fransa’nın Cesar, İtalya’nın Donatello, İngiltere’nin Bafta ya da ABD’nin Oscar Ödülleri gibi Türk sinema dünyasında eksikliği hissedilen Ulusal Sinema Ödülleri ikinci yılında, 2008 yılı boyunca vizyona girmiş olan 44 Türk filmini yeniden gündeme taşıyacak.

  • Basın Bülteni
  • Aday Filmler Listesi
  • Geçen sene yapılan ödül töreninden yüksek çözünürlüklü fotoğraflara haberin devamından üzerlerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
    Türkiye’nin ‘Oscar’ları İçin Geri Sayım Başladı yazısına devam et