Kristal Klaket Adayları Belli Oldu

Fatih Üniversitesi tarafından bu yıl ikinci kez düzenlenen Kristal Klaket Kısa Film Yarışması’nda ön elemeyi geçen filmler belli oldu. Bu yıl kurmaca, animasyon, deneysel ve belgesel türlerde toplam 120 filmin başvurduğu yarışmada, üçü belgesel olmak üzere 23 kısa film jüri karşısına çıkacak. Bank Asya ana sponsorluğunda ve New York Film Academy işbirliği ile düzenlenen yarışmada büyük ödül, New York Film Academy’de 6 haftalık sinema eğitimi. Yarışma sonuçları 18 Kasım’daki ödül töreniyle açıklanacak.

  • Basın Bülteni
  • Yarışma hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
  • Yarışacak bazı filmler ve yüksek çözünürlüklü fotoğraflara haberin devamından üzerlerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
    Kristal Klaket Adayları Belli Oldu yazısına devam et
  • Gezici Festival Konukları Kars’ı Gezdiler

    Serhat şehrimiz Kars’ta devam eden 14. Gezici Festival çerçevesinde konuklar şehri gezdiler. Barış ve İnsanlık Anıtı ziyareti sonrasında Kars’ın ünlü cami, kilise ve taş binalarını gezen konuklar Kars Kalesi’ni de ziyaret ettiler. Yıllardır ihmal edilen Kars, Sarıkamış ilçesi ve Ani Harabeleri gibi değerleri ile Kafkasyanın merkezi ve gözde şehri olmaya hak kazanıyor.

  • Festival hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
  • Yüksek çözünürlüklü fotoğraflara haberin devamından üzerlerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
    Gezici Festival Konukları Kars’ı Gezdiler yazısına devam et
  • KargART Film Gösterimleri: Aralık 2008

    6:45 Yayıncılık Ekim ayı itibariyle her ay bir Salı akşamı KargART Salonu’nda avangard ve underground film türlerinin önemli örneklerini sunuyor. 6:45 Yayınları’nın deneyim ve kişisel tercihleriyle oluşturduğu gösterimlerin sinema öğrencilerinden alternatif sanat takipçilerine dek farklı skalaların insanlarının ilgilerini aynı ekrana çekeceği belirtiliyor. 09 Aralık Salı günü saat 20:00’de Science Friction, Fuses, Meshes of the Afternoon, Pierce, Intestinal Fortitude, Punch, Der Fuehrer’s Face adlı filmler ücretsiz olarak gösterilecek. Ayrıca 04 Aralık Perşembe günü saat 18:30’da Yavuz Turgul’un Aşk Filmlerinin Unutulmaz Yönetmeni adlı filmi gösterilecek.

  • Basın Bülteni
  • Web Sitesi
  • Bombalar Altında, 24’te

    Ödül rekortmeni filmler Salı geceleri Tematik Film Kuşağı’nda 24 izleyicileriyle buluşmaya devam ediyor. Bu haftanın filmi Bombalar Altında’yı sinema eleştirmeni Alin Taşçıyan ve Radikal Gazetesi yazarı Nuray Mert, Film Önü’nde değerlendiriyor. Yönetmenliğini Ediz Gülten’in, yapımcılığını Merve Genç’in yaptığı Film Önü, 11 Kasım Salı gecesi 20:40’ta; Tematik Film Kuşağı’nda Bombalar Altında 21:00’de 24 ekranlarında.

  • Yüksek çözünürlüklü fotoğraflara haberin devamından üzerlerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
    Bombalar Altında, 24’te yazısına devam et
  • Kırıka, Kars Gezici Film Festivali’nde

    2008 yılında Kaba Saz adlı albümleriyle Ege kıyılarının tınılarını ve geçtiğimiz yüzyılın “şehirli halk müziği”ni günümüze taşıyan Kırıka, 11 Kasım akşamı Kars Gezici Film Festivali’nde bir konser verecek. Ege’nin tarihi ile bütünleşen iki yakasının müzik kültüründen beslenen ve bu kültürle bugünün şarkılarını yapan Kırıka Türkiye’nin unuttuğu deniz kokusunun peşinde. 19. yüzyılın İstanbul, İzmir ve Selânik gibi merkezlerinde üretilen müzikleri temel alan Kırıka müziği, müziğin hayatla iç içe olduğu, düğünler, meze ile süslenmiş masalar, şenlikler, kutlamaların olduğu zamanları çağırıyor.

  • Basın Bülteni
  • Web Sitesi
  • Festival hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
  • Yüksek çözünürlüklü fotoğraflara haberin devamından üzerlerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
    Kırıka, Kars Gezici Film Festivali’nde yazısına devam et
  • Adapazarı Sinemacıları’nın 5. Kısa Film Gösterimleri

    Adapazarı Sinemacıları’nın 5. kısa film gösterimleri 17 Kasım Pazartesi günü saat 20:00’de Sakarya AKM Tiyatro Sahnesi’nde yapılıyor. Toplam 1 saat 30 dakikalık kısa film gösterimleri ücretsiz izlenebiliyor.

  • Basın Bülteni
  • Web Sitesi
  • Önceki etkinlikler hakkında bilgilere ve yüksek çözünürlüklü görsele haberin devamından üzerlerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
    Adapazarı Sinemacıları’nın 5. Kısa Film Gösterimleri yazısına devam et
  • 14. Gezici Festival Başladı

    Ankara Sinema Derneği ve Kars Belediyesi’nin işbirliği ile gerçekleştirilen 14. Gezici Festival başladı. Tarık Akan, Hale Soygazi, Taner Birsel, Atilla Saral, Yeşim Ustaoğlu ve Mazlum Çimen gibi sanatçıların katılımıyla yapılan açılış töreninden sonra Yeşim Ustaoğlu’nun büyük ilgi gören son filmi Pandora’nın Kutusu gösterildi.

  • Festival hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
  • Yüksek çözünürlüklü fotoğraflara haberin devamından üzerlerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
    14. Gezici Festival Başladı yazısına devam et
  • Limon Ağacı

    Geçtiğimiz aylarda Elif Ayla adlı yazarın Kalbin Limon Hali isimli bir kitabı çıkmıştı. Neden kalbi limona benzetmişti yazar? Elma, portakal ya da dut ağacı değil de limona ağacına… Şöyle dedi: Sıcak iklimlerin kış aylarında on beş gün poyraz olur. Poyraz limon ağacını öldürür. İşte insanlar kışın o poyrazda, geceleyin sıcak yataklarından kalkıp bir tenekenin içine saman doldurup yakarlar. Limon ağacı üşümesin, limon ağacı ölmesin diye. Çünkü limonun hatırı vardır! İşte insanların kalpleri de limon ağaçları gibidir. Ara sıra sevdikleriniz için poyraza çıkacaksınız. Çok üşüyeceksiniz ama olsun o benim sevdiğim, ben onun için üşürüm, çünkü o benim limon ağacım diyeceksiniz. Kalbini ısıtacaksınız ki kalbi ölmesin. Çünkü kalpler de limon ağaçları gibi bir kere buz tuttu mu bir daha ısınmıyor…

    Yönetmen Eran Riklis ve senarist Sura Araf bu sırrı biliyor olmalılar ki hikâyelerini anlatmak için limon ağacını seçmişlerdi. Yıllardır baba yadigarı limon bahçesinde limonlarını satarak kıt kanaat geçinen dul, Filistinli bir kadın Selma. Biraz da babalarının ölmüş olmasının verdiği rahatlık ya da otorite boşluğu ile çocuklarının her biri de ayı bir yere dağılmış. Selma küçük dünyasında, ölen babası yerine koyduğu eski bir aile dostu ile küçük dünyasını paylaşıyor. Ara sıra gelen çocukları dışında bir ses-soluk yok hayatında. Tek yaşam kaynağı limon ağaçları ve limonlarının her bir tekine o hiç tatmadığı aşkla bağlı sanki…

    Ancak bu sade hayatı İsrail Savunma Bakanı’nın evinin tam karşına bir villa inşa ettirmesiyle kâbusa dönüşüyor. Yıllardır bitip tükenmek bilmeyen İsrail-Filistin savaşının bir limon bahçesinin iki yakasında yaşanan haline tanık oluyoruz. Selma’nın limon bahçesi öyle köklü, güzel ve sonsuz ki… İsrailli uzmanlar teröristlerin o ağaçların aralarına saklanarak bakanın villasına saldırabileceğini düşünüyorlar. Tabii orada yaşayan Selma’yı da potansiyel bir terörist…

    İşte bir inat hikâyesi de böylece başlamış oluyor. Yer yer gülümsediğimiz ama çoğu zamanda çaresiz, seyre daldığımız dünya hali bu… Limon ağaçlarının kesilmesine gönlü razı olmayan Selma’nın avukatı ile birlikte verdiği bir insanlık mücadelesi. Filmin gerçek bir hikâyeden temellenmiş olması hiç kuşkusuz filmin inandırıcılığını, samimiyetini kat ve kat arttırıyor.

    Selma’nın ölen kocasının salonun ortasındaki çatık kaşlı fotoğrafı bir kadının hiçbir zaman özgür olamayacağını, her zaman ölü, ya da diri tepelerinde dikilen bir adamın olacağını bir kere daha tekrar ediyoruz. Kadınların, kocalarından başka bir erkek tanımamışlığına, baskı ve çile dolu hayatlarına bir ağıt bu.

    Erkeklerin gözlerini kör eden iktidar ve güç gösterilerinin ardında birbirlerini teğet geçiyormuş gibi görünen ancak içten içe birbirlerinin ruhlarını gören iki kadının her şeyin ötesindeki dayanışmasına şahit oluyoruz.

    Aslında tüm bu hırslar, diplomatik kaygılar olmasa ne kadar da barış içinde yaşabileceklerini gösteren pırıltılar geçiyor yer yer gözümüzün önünden. İnsanların hayatlarına kasteden, nefret tohumları eken yıkılası duvarlarından ardında…

    Film öyle naif ama bir o kadar da keskin bir şekilde ilerliyor ki hangisinin ağır bastığına karar veremiyor, sersemliyor insan. Hiam Abbass’ın harika performansını izlemeye doyum olmuyor. Abbass, Selma karakterine öyle bir can vermiş ki artık izlediğiniz sadece Selma olmaktan çıkıyor, Filistinli kadınlar, İsrailli kadınlar, bütün kadınlar Selma oluveriyor. Selma gerçek bir kadının tüm cesaretini, gururunu taşıyor.

    Birileri hâlâ limon ağaçlarının da insanlar gibi, insanların da limon ağaçları gibi olduğunu biliyor. Ama karşılarında koskoca bir bilmeyenler ve görmeyenler ve asla bilmek ve görmek istemeyenler ordusu duruyor.

    İşte bu yüzden Selma fırtınaları gecelerde titreyen limon ağaçları için göz yaşı döküyor. İnsanların bile hayatlarının zerre kadar önemi olmadığı şu “ülke çıkarları” mevzularında değil bir limon ağacının çığlığı duyulsun.. Ama duyan birileri var ve hâlâ onlar bu dünyada bin bir güçlükle de olsa nefes alabildikleri için bizler hâlâ umut edebiliyoruz… Umuyorum Türkiyeli seyirci de Limon Ağacı’na sahip çıkar.

    (15 Kasım 2008)

    Gizem Ertürk