Buruk Noel

Pedro Almodovar’ın yönettiği ve Barbara Lennie, Leonardo Sbaraglia, Aitana Sanchez Gijon ile Victoria Luengo’nun oynadığı Buruk Noel (Amarga Navidad – Bitter Christmas), 13 Kasım 2026’da Bir Film tarafından vizyona çıkarılıyor.
Bir reklam şirketinde yönetici olan Elsa, Noel tatili arifesinde annesini kaybeder. Kendisini işe vuran Elsa, annesinin yasını tutmak yerine hiç durmadan çalışır. Ta ki bir panik atak onu bir an durup dinlenmeye zorlayana kadar. En büyük destekçisi partneri Bonifacio’dur. Elsa, Madrid’den uzaklaşmak isteyen arkadaşı Patricia ile birlikte birkaç günlüğüne Lanzarote adasına gitmeye karar verirken, Bonifacio şehirde kalır.

  • Basın Bülteni
  • Fragman
  • IMDb

Buruk Noel yazısına devam et

Tavuk

György Palfi’nin yönettiği ve Yannis Kokiasmenos, Maria Diakopanayotou, Argyris Pandazaras ile Machmout Bamemi’nun oynadığı Tavuk (Kota – Hen), 18 Eylül 2026’da Bir Film tarafından vizyona çıkarılıyor.
Bir tavuk, kendisini bekleyen sondan kurtulmak için çiftlikten kaçar ve Yunanistan kıyılarındaki eski bir restoranın avlusuna sığınır. Yabancısı olduğu bu dünyada türlü tehlikelerle karşılaşırken sevgiyi keşfeder, kümesin acımasız düzeninde kendine bir yer edinmeye çalışır ve yumurtalarını korumak için büyük bir mücadele verir. Onun özgürlüğe ve anneliğe uzanan yolculuğu, çevresine ayna tutan fedakâr bir maceraya dönüşür.

  • Basın Bülteni
  • Fragman
  • IMDb

Tavuk yazısına devam et

Gecenin Çocuğu / Karanlıktan Gelen

‘Annelik kutsallık mıdır?’.

Kadının bedensel ve kişisel bağımsızlığını sorgularken geleneksel annelik mitini tuzla buz eden, ‘cennet annelerin ayakları altındadır’ yutturmacasıyla kadınları evlerde çocuk bakmaya koşullandıran geleneksel toplum düzenini iyice bir tekmeleyen, manifesto niteliğindeki ‘ezber bozan’ Mary Bronstein filmi ‘Bacaklarım Olsaydı Seni Tekmelerdim’ hakkındaki yazımın başlığında bu soruya ‘hayır’ cevabını vermiştim. 4 yıl önce Sundance’de hayranlıkla karşılanan ‘Kuluçka / Pahanhautoja – Hatching’in yönetmeni Hannah Bergholm benzer şeyleri düşünüyormuş ki, bu yıl Berlinale’nin Altın Ayı ödüllü ana yarışmasına seçilmiş ve halen sinemalarımızda gösterimi süren ikinci uzun metrajı ‘Karanlıktan Gelen / Yön Lapsi – Nightborn’da, toplumun inanç ve değerleri üzerinden annelik algısıyla bir hesaplaşmaya girişmeyi deniyor.

Hikâye, genç bir çiftin Finlandiya kırsalındaki yolculuğu ile açılıyor. Huzurlu viyolonsel ezgisi eşliğinde ormanın derinliklerine doğru yol alan Saga (Seidi Haarla) ve Jon (Harry Potter serisinin büyümüş Ron Weasley’si Rupert Grint) gülücükler saçarken, genç kadının büyükannesinden kalma orman evinde kurmayı düşündükleri yuvanın hayalini kurmaktadır. Ormandaki ateşli sevişmeleri sırasında ‘beni anne yap’ diye haykırır Saga. Yıkık dökük evi hale koyamadan bebek erkenden gelir. Doğum zor olmuştur. Neyse ki, onlarca dikiş ve kan kaybının ardından dünyaya gelen hayli kıllı bir bedene sahip oğlan sağlıklıdır.

Hasar görmüş bedeniyle zor günler geçiren Saga, bebeği doğanın koynunda büyüyeceği için ağrısına sızısına pek aldırmaz. Lakin, yolunda gitmeyen çok şey verdır. Ormandan gelen tuhaf seslere aldırış etmezler belki ama bebeğin süt emerken annesinin memesine parçalarcasına saldırması tahammül edilir gibi değildir. Lohusa evini ziyarete gelenlerin küçük çocukları bebeğe dehşet içinde bakakalır. Küçük oğlan da kendisine dokunulduğunda ya da kıyafetleri üzerindeyken canı yanmakta, güneş ışığına hassasiyet göstermektedir.

Geceleri uyumayan, hiç gülmeyen küçük varlığın yüzünü izleyiciden kaçıran Bergholm, gerilim ve dehşet duygusunu uyanık tutmaya kararlıdır. Londralı kocanın kayıtsızlığına karşılık, Saga endişe içindedir. Büyükannesi ona küçükken ormanda tehlikeli yaratıklar, namı diğer troller olduğundan bolca söz etmiş ve onların eve yaklaşmaması için demir hurdaları bahçe sınırında tutmaya özen göstermiştir. Saga’nın kaygıları büyürken orman sınır tanımazcasına eve nüfuz etmeye başlar. Tahta zemininin altından filiz veren ağaç fidanı, pencereyi saran dallar, bebeğin çığlıklarına karşılık veren sesiyle orman, çekirdek ailenin yaşam alanını istilâ etmeyi sürdürür.

Bergholm filmin öyküsünü tasarlarken vatanı Finlandiya’nın kadim folklorundan yararlanmış. Fin folklorunda yeri olan troller bizim sosyal medyaya dadanmışlar kadar olmasa bile tehlikeli yaratıklar. Bunların ortaya çıkışı ve filmin özgün adıyla da bağlantılı olarak ‘gecenin çocuğu’na sahip çıkışları genç anneyi serseme çevirir başta, ancak sonrasında orman alemine dalmış ve ağaçlarla iletişime geçmiş kendi çocukluğunu hatırlayınca dünyaya getirdiği varlığı anlamaya ve kabullenmeye başlayacaktır.

Filmin, kadın yönetmenin ilk çocuğunu dünyaya getirdikten sonra şekillendiğini hatırlatmak isterim. Hamilelik sonrası depresyonu neşter altına yatıran Bergholm, başta sözü geçen Bronstein gibi anneliğin bir kadını gerek fiziken gerekse ruhen dönüştüren, olumlu olduğu kadar olumsuz etkileyen, kadının alanını sınırlayan bir olgu olduğunun altını ısrarla çiziyor. Geleneneksel toplumun çizdiği daima mutlu ve gururlu annelik resminin arka yüzünü tartışmaya açıyor. Bronstein’ın annesi Linda (Oscar adayı muhteşem Rose Byrne) tavanda açılmış metaforik kara delikten çıkışa çabalarken, Saga çocuk odasının zemininde oluşan çukurun içinde özüne dönmenin huzurunu arıyor.

Aykırı bebeğin yüzünü seyirciden kaçıran yönetmen, Gustav Hoegen ustanın mekanik kuklalarının yardımıyla hareket eden çocuğu canlı kılmayı bilmiş. Hikâyenin tekinsiz müziğini Finli metal dörtlüsü Apocalyptica’nın kurucusu çellist Eicca Toppinen’e emanet etmekle de iyi etmiş. Bir diğer kuzeyli sinemacı Juho Kuosmanen’in imzasını taşıyan, bizde de gösterilmiş ‘6 Numaralı Kompartıman’da keşfettiği muhteşem Seidi Haarla’nın yıpranmış ve hayli kilo almış bedeninden, endişesi gözlerinden taşan etkileyici yorumundan aldığı destek ayrıca önemli.

Ormanın ve orman yaratıklarının önemli bir karaktere dönüştüğü filmiyle annelik olgusunu tartışmaya açan, doğum sonrası depresyonu Grimm kardeşlervari bir beden-korku gerilimine dönüştürürken hayli etkileyici bir çalışmaya imza atan Bergholm’un yeni filmleri beklenmeye değer.

(13 Ağustos 2026)

Ferhan Baran

ferhan@ferhanbaran.com

Ruhlar Bölgesi: Aramızdalar (Insidious: Out of the Further) Filminden Karakter Afişleri ve Tüyler Ürpertici Son Fragman Yayınlandı

Dünya çapında geniş bir hayran kitlesine sahip Insidious evreni, kuralları kökünden sarsacak yepyeni bir kâbusla dönüyor. Serinin merakla beklenen yeni filmi Ruhlar Bölgesi: Aramızdalar’dan (Insidious: Out of the Further) heyecan uyandıran karakter afişleri ve korkuyu zirveye taşıyan son fragman yayınlandı. Korkuseverleri The Further’ın derinliklerinde benzersiz bir deneyimle buluşturacak yapım, 21 Ağustos’ta TME Films dağıtımıyla vizyona girecek. Filmde Amelia Eve, doğup büyüdüğü evde kızını yetiştiren genç bir anne olan Gemma rolüyle karşımıza çıkıyor. Insidious evreninin kalbindeki kayıp ruhların araf alemine uzandığını keşfettiğinde Gemma’nın hayatı altüst oluyor.

  • Basın Bülteni
  • Fragmanı izlemek için tıklayınız.
  • Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.

Ruhlar Bölgesi: Aramızdalar (Insidious: Out of the Further) Filminden Karakter Afişleri ve Tüyler Ürpertici Son Fragman Yayınlandı yazısına devam et

Yapay Zekâ Belgeseli Gerçek Ötesi Yurt Dışında Sinemalarda Vizyona Giriyor

Alkan Avcıoğlu’nun yönettiği ve tamamı yapay zekâ araçlarıyla üretilen ilk belgesel olan Gerçek Ötesi (Post Truth); Avustralya, Yeni Zelanda ve İskandinavya’da sinemalarda vizyona girmeye hazırlanıyor. Sinema endüstrisinin önde gelen yayınlarından Screen Daily’nin duyurduğu bu gelişmeyle film, yapay zekâ alanında küresel bir ticari başarıya da imza atıyor. Filmin Avustralya ve Yeni Zelanda haklarını edinen Label Distribution yöneticisi Tait Brady’nin “2026 dünyasında George Orwell ile Koyaanisqatsi’nin sarsıcı bir buluşması” olarak nitelediği Gerçek Ötesi (Post Truth), uluslararası sinema anlaşmalarıyla yeni bir ilki gerçekleştiriyor.

Yapay Zekâ Belgeseli Gerçek Ötesi Yurt Dışında Sinemalarda Vizyona Giriyor yazısına devam et

Adam Wingard’ın Yeni Aksiyon Şöleni Saldırı (Onslaught) Filminden Yeni Afiş ve Fragman Yayınlandı

A24 imzalı, Adam Wingard’ın yeni korku gerilim filmi Saldırı (Onslaught), 04 Eylül 2026 Cuma günü TME Films dağıtımıyla sinema salonlarındaki yerini alacak. Durmak bilmeyen düşmanlarla çevrili bir annenin hayatta kalma mücadelesini konu alan filmden yeni afiş ve aksiyon dolu fragman yayına verildi. Adria Arjona filmde, çölde bir karavan parkında yaşayan ve ailesini beklenmedik bir tehditten korumak için mücadele etmek zorunda kalan bir ordu keskin nişancısı olan anneyi canlandırıyor. Karakterin hayatı; yakındaki bir askeri tesisten serbest bırakılan, genetiğiyle oynanmış süper askerlerden meydana gelen haydut bir birliğin bölgeye sızmasıyla altüst oluyor.

  • Basın Bülteni
  • Fragmanı izlemek için tıklayınız.
  • Filmle ilgili geniş bilgi için tıklayınız.

Adam Wingard’ın Yeni Aksiyon Şöleni Saldırı (Onslaught) Filminden Yeni Afiş ve Fragman Yayınlandı yazısına devam et