Ahlâk: Kime Göre, Neye Göre?: Kuşatma Kayıtları

Kuşatma altında bir kent; keskin nişancılara hedef olmamak için perdeler ve çarşaflarla görüntü verilmesi engellenmiş sokaklar; yaşanması mümkün olmayacak kadar yıkılmış evler… Açlıktan, yoksunluktan ve soğuktan bitap düşmüş insanlar. Bir belgesel niteliğindeki “Kuşatma Kayıtları”nı özetlemek için yeterli bu kadarı.

Âşık İhsani’nin bir dizesini anımsıyorum: ”Açlığa ne ise ya soğuğa dayanamadık. Bir tabut götürüp yakacağım. Allah afetsin”. Hırsızlık ve sanat ürünlerini yakmak kimseye ahlâki gelmez; ancak açlığa karşı hırsızlık (dağıtılan ekmek torbalarını birbirinin elinden alıp kaçanlar), tarihi ve kültürü var eden sanatsal ürünleri soğuktan kurtulmak için yakanlar için yaşamsaldır. Abdullah El-Hatib’in yazıp yönettiği ve Berlinale’de ödül kazanan filmi “Kuşatma Kayıtları” çarpıcı gerçekliğiyle izleyenleri “kime göre, neye göre” sorusunu sorduruyor…

Arafat (bir gönderme olduğu kesin), kentin tek videocusu… Savaşla, daha doğru deyişle kuşatmayla birlikte varını yoğunu kaybetmiş, evsiz, işsiz kalmış, giderek meczup düşmüş biridir. Alabildiğine sakin, sessiz ve itiraz etmeyen biridir (önceleri öyle değilmiş), açtır, susuzdur ama onurludur.

Leyla (Saja Kilani), kentin hastanesinde çalışan bir hemşire ve arkadaşlarının arasında aklı başında tek kişidir. Muhammed (Ahmet Kontar), Yusuf (Samet Bisharat) Leyla’nın arkadaşlarıdır; gizlice girdikleri yer, yakacak bulacakları bir marangoz değil Arafat’ın video dükkanı, bir anlamda arşividir.

“İnsan aç kalmayagörsün inançlarını bile yer”

Onların yiyecek, yakacak, hatta yatacak yer araması ahlak dışı değil kuşkusuz, çalmaları, birtakım değerleri yok etmeleri ahlâk dışı sayılabilir… iyi de kime göre? Yaşamını sürdürmek isteyen için çok da doğru bir davranış muhakkak ki. Âşık İhsani’nin “Mektup”unda dediği gibi yapabilecekleri olmadığından zorunluluk olarak da kabûl edilmeli.

Vasıf Öngören, “Ayak Bacak Fabrikası”nda doğru söylüyor. İşte o zaman ne ahlâk kalır ne gelenek… Kuşatma altında yaşam bir şekilde sürüyor. Biri, eski eşyalar karşılığında bir “fırt” sigara veriyor. Sigara içenler bilir, yemekten bile önce gelir nikotin yoksunluğu… Kocası savaşta ölen genç kadının bir tabak irmik helvası için yaptıklarını da hangi ahlâk yargılayabilir?

Abdullah El-Hatib’in belgesel havasındaki bu ilk uzun metrajlı (Berlin’den ödülle dönen) filmi, (yer yer amatör etkisi veren) hareketli kamerasıyla, maddi ve insani yıkımı temel alan, evrensel bir yapıt olarak görüyorum. Afganistan’daki, Irak’ta, Suriye’de, Cezayir veya Libya’da yaşananlarla Saraybosna’daki savaşın ağırlığını tümüyle yansıtıyor.

(25 Ağustos 2026)

Korkut Akın

korkutakin@gmail.com

Avengers: Doomsday’den Yayınlanan Yeni Fragman Coşkuyla Karşılandı

Marvel Studios, dünyanın dört bir yanından gelen hayranları toplayan D23: The Ultimate Disney Fan Etkinliği’nde Avengers: Doomsday filminin yeni fragmanını paylaştı. 18 Aralık’ta vizyona girecek olan ve merakla beklenen filmin bu yeni görüntüleri; Marvel Studios Başkanı Kevin Feige, Akademi Ödüllü Robert Downey Jr., Chris Evans ve Hayley Atwell tarafından sahnede izleyicilere tanıtıldı. Etkinlikte büyük bir coşkuya sebep olan fragman daha sonra dijital mecralarda da yayınlandı. Avengers: Doomsday’in yeni afişi de etkinlik kapsamında gün yüzüne çıktı. Filmin yönetmen koltuğunda Anthony Russo ve Joe Russo oturuyor.

  • Basın Bülteni
  • Yeni fragmanı izlemek için tıklayınız: 1 / 2 / 3 / 4 / 5 / 6
  • Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.

Avengers: Doomsday’den Yayınlanan Yeni Fragman Coşkuyla Karşılandı yazısına devam et

Isabel Allende’den Aidiyet Arzusunun Hikâyesi: Rüzgâr Adımı Biliyor

Isabel Allende imzalı Rüzgâr Adımı Biliyor, Nazi Avrupa’sından günümüz ABD’sinin sınırlarına uzanan iki çocukluk hikâyesi üzerinden savaşın, göçün ve zorunlu ayrılıkların kuşaklar boyunca bıraktığı izleri anlatıyor. Allende’nin klasik üslûbuyla, büyülü gerçekçilik dokunuşları ve derin bir empatiyle kaleme aldığı kitap, ağustos ayında Can Yayınları etiketiyle raflarda. Rüzgâr Adımı Biliyor romanı köklerinden koparılan çocukların aidiyet arzusunun çok dokunaklı hikâyesi. Viyana’dan El Salvador’a, Arizona çöllerinden günümüz Amerika Birleşik Devletleri’nin göç politikalarına uzanan bu roman, yerinden edilmenin, hafızanın ve aidiyet arayışının kuşaklar boyunca bıraktığı derin izleri anlatıyor.

Isabel Allende’den Aidiyet Arzusunun Hikâyesi: Rüzgâr Adımı Biliyor yazısına devam et