Vahşinin Kalbi

David Ayer’in yönettiği ve Brad Pitt, J.K. Simmons ile Anna Lambe’in oynadığı Vahşinin Kalbi (Heart of the Beast), 02 Ekim 2026’da UIP Filmcilik dağıtımıyla Paramount Pictures tarafından vizyona çıkarılıyor.
Zorlu bir uçak kazasının ardından, Özel Kuvvetler subayı olan James Belmont ve sadık savaş köpeği Odin, Alaska’nın geniş, ıssız ve vahşi doğasında mahsur kalırlar. Birlikte, sert doğa şartlarına karşı acımasız bir hayatta kalma mücadelesine girerler. Vahşinin Kalbi (Heart of the Beast), bir adam ile en sadık dostu arasındaki sarsılmaz bağı anlatan, şimdiye kadarki en büyük sınavlarıyla yüzleşirken keşfe çıkan, yoğun tempolu bir macera gerilim filmi.

  • Basın Bülteni
  • Fragman
  • IMDb

Vahşinin Kalbi yazısına devam et

Ferhan Baran Yazıyor: Yeni Bir Hayat / Aynalar No.3

Çağdaş Alman sinemasının özgün yaratıcılarından Christian Petzold’un yeni filmi ‘Aynalar No.3 / Miroirs No.3’ ilhamını 20. yüzyıl başlarının en önemli bestecilerinden Maurice Ravel’in ünlü piyano süitinden almış. Sanatçının 1904 – 1905 yılları arasında bestelediği 5 bölümlük süit, Ravel’in de dahil olduğu ‘Les Apaches’ isimli Fransız avangard sanatçılara ithaf edilmiştir. Filme adını veren, ressam Paul Sordes’a adanmış üçüncü … Devamı…»

Korkut Akın Yazıyor: Yalın ve Bir O Kadar da Duygu Yüklü: Aynalar No.3

Bir pencereden kendinize ait olmayan bir hayatı -o an oradan geçenleri, yaşananları- izliyorsunuz. Bazı filmler seyircisini içine katmaz, ama diliyle, mekânıyla, rengiyle, sesiyle, ritmiyle sizi sarıp sarmalar. Sanki seyircisinizdir (gerçi gerçekten seyircisiniz ama) ve yapabilecek bir şeyiniz yoktur. Ne zamanki, ışıklar yanar, salondan çıkarsınız, filmin duygusu sizinle birlikte giderek büyür. Christian Petzold’un yazıp yönettiği, Paula Beer (Laura) ve … Devamı… »

Advaya Capital, Comscore Movies’i Satın Alarak Gişe Verilerinde Yeni Bir Dönem Başlatıyor

Tarafsız ve güvenilir gişe verilerinde küresel güç olan marka Comscore Movies, ellinci yılını kutlayarak önceki adı Rentrak’a geri dönecek. Bu, sektörün ilgi ve dikkatini çeken satın alma, dünya çapındaki sinema gişe analizi alanında altın standart olarak kabûl edilen şirket için yepyeni bir dönemi başlatıyor ve küresel sinema sektörünün son on yıldan fazla süredir en güçlü yılına doğru ilerlediği bir dönemde gerçekleşiyor.

  • Basın Bülteni: 1 / 2

Advaya Capital, Comscore Movies’i Satın Alarak Gişe Verilerinde Yeni Bir Dönem Başlatıyor yazısına devam et

Düşler Ülkesi (Yönetmen: Mohsen Enayati)

Mohsen Enayati’nin yönettiği ve Negin Kianfar, Mir Taher Mazloomi, Ardeshir Monazam, Manoochehr Valizade ile Manoochehr Zendehdel’in seslendirdiği animasyon film Düşler Ülkesi (Roya Shahr – Dreamland), 12 Haziran 2026’da MC Film dağıtımıyla MC Film tarafından vizyona çıkarıldı.
Şehrini, yaklaşan yıkımdan kurtarmaya karar veren Arda adlı bir çocuğun hikâyesi. Ülkesini yıkımdan kurtarmak için ihtiyacı olan küreyi almak üzere macera dolu bir yolcuğuna çıkan Arda’ya, bu yolculukta komik ve sevimli arkadaşı Paşa ile hikâyenin zeki ve akıllı kızı Tamara eşlik eder. Bakalım Arda ve arkadaşları Düşler Ülkesi’ni yıkımdan kurtarabilecekler mi?

  • Basın Bülteni
  • Fragman
  • IMDb

Düşler Ülkesi (Yönetmen: Mohsen Enayati) yazısına devam et

Bir Christopher Nolan Filmi Odyssey’den Yeni Afiş Paylaşıldı

Yeni afişleri paylaşılan Christopher Nolan’ın heyecanla beklenen yeni filmi Odyssey, dünyanın dört bir yanında yepyeni IMAX film teknolojisiyle çekilmiş mitolojik bir aksiyon destanı olarak tanımlanıyor. Film, Homeros’un temel destanını ilk kez IMAX film gösteren sinema perdelerine taşıyor ve 17 Temmuz 2026 tarihinde tüm dünya sinemalarda gösterime giriyor. Odyssey’in başrollerinde Matt Damon, Tom Holland, Anne Hathaway, Robert Pattinson ve Lupita Nyong’o, ayrıca Zendaya ve Charlize Theron oynuyor. Odyssey, Emma Thomas ve Christopher Nolan tarafından Syncopy şirketleri için filme alındı, yürütücü yapımcılığını ise Thomas Hayslip üstlendi.

Bir Christopher Nolan Filmi Odyssey’den Yeni Afiş Paylaşıldı yazısına devam et

29. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali Gösterimlerinin İkinci Günü Geride Kaldı: Kadınların Sessiz Çığlığı Beyazperdede Yankılandı

29. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali’nin ikinci günü; ‘Çiçek mi dediniz?’ teması etrafında şekillenen, kadınların ev içi yalnızlıklardan cezaevi hücrelerine uzanan hikâyelerini beyazperdeye taşıdığı güçlü anlatılarla, izleyenlerin hafızasında derin izler bıraktı. Günün ilk seanslarından itibaren salonları dolduran sinemaseverler, kadınların adalet, direnç ve toplumsal hafızadaki yerini odağına alan bir programla buluştu. Festival, sadece beyazperdeye yansıyan hikâyelerle sınırlı kalmayıp, gösterimlerin ardından düzenlenen söyleşilerle salonları ortak bir düşünsel üretim alanına dönüştürdü.

29. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali Gösterimlerinin İkinci Günü Geride Kaldı: Kadınların Sessiz Çığlığı Beyazperdede Yankılandı yazısına devam et

63. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali Heyecanı 24 – 31 Ekim’de

Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Büşra Özdemir’in ev sahipliğinde; Antalya Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcıları Hüsamettin Elmas, Ramazan Demir, Dr. Çiğdem Hacıoğlu, Cemil Böcek ve Festival Sanat Direktörü Deniz Yavuz’un katılımıyla gerçekleştirilen festival komitesi toplantısının ardından, 63. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin 24 – 31 Ekim 2026 tarihleri arasında gerçekleştirileceği açıklandı. Festivalin tüm detaylarının konuşulduğu kapsamlı toplantı sonrasında bu sene 63.sü gerçekleştirilecek festival için çalışmalara başlanıldı. Film Festivali ile ilgili değerlendirmelerde bulunan Festival Sanat Direktörü Deniz Yavuz, “Altın Portakal tarihine yakışır şekilde, bu kez çok daha derin bir azim ve kararlılıkla festivalin yeni edisyonu için çalışmalarımıza başladık.” dedi.

63. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali Heyecanı 24 – 31 Ekim’de yazısına devam et

2 Aile Arasında Tam Kadro Geri Dönüyor, 04 Aralık’ta Sinemalarda

Yönetmenliğini Ozan Açıktan’ın üstlendiği, merakla beklenen 2 Aile Arasında filminin vizyon tarihi belli oldu; film 04 Aralık 2026′da gösterime girecek. 2 Aile Arasında, ilk film Aile Arasında’nın sevilen karakterlerini yeniden bir araya getirirken, seyirciyi bir kez daha aileler arasındaki eğlenceli çatışmaların ve sürprizlerin merkezine davet ediyor. Filmin oyuncu kadrosunda Engin Günaydın, Demet Evgâr, Erdal Özyağcılar, Devrim Yakut, Ayta Sözeri, Fatih Artman, Gülse Birsel, Derya Karadaş, Şevket Çoruh, Devin Özgür Çınar, Deniz Hamzaoğlu, Su Kutlu, Erdal Cindoruk, Ünal Yeter, Batuhan Bozkurt Yüzgüleç, Kadir Çermik ve Yavuz Günal yer alıyor.

  • Basın Bülteni
  • Vizyon Duyurusu
  • Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.

2 Aile Arasında Tam Kadro Geri Dönüyor, 04 Aralık’ta Sinemalarda yazısına devam et

Bad Boys Yönetmenlerinden Dev Aksiyon Gerilimi 7 Dogs, 26 Haziran’da Türkiye’de Sinemalarda

Arap sinemasının bugüne kadar gerçekleştirdiği en büyük ve en iddialı yapımlardan biri olarak gösterilen 7 Dogs, dünya çapındaki vizyon yolculuğunu Türkiye ile sürdürüyor. Büyük merakla beklenen film, 26 Haziran’da Türkiye’deki sinemalarda izleyiciyle buluşacak. Adil El Arbi ve Bilall Fallah tarafından yönetilen film, oyuncu kadrosu ve yüksek prodüksiyon ölçeğiyle yılın en çok konuşulacak aksiyon yapımlarından biri olmaya hazırlanıyor. Yaklaşık 40 milyon dolarlık bütçesiyle dikkat çeken 7 Dogs, Suudi Arabistan’da sinema sektörünün yeniden canlanmasının ardından hayata geçirilen en büyük yerel yapımlardan biri olarak öne çıkıyor.

Bad Boys Yönetmenlerinden Dev Aksiyon Gerilimi 7 Dogs, 26 Haziran’da Türkiye’de Sinemalarda yazısına devam et

Uzayın Çağrısını Dinleyin / İfşa Günü

‘İfşa Günü / Disclosure Day’ vahşi bir MMA karşılaşmasıyla açılıyor. Ringdeki kanlı maçı izleyen kendinden geçmiş ahali üstün durumdaki dövüşçüye ‘kafasını kopar’ talimatını verirken kendinden geçmiş durumdadır. Steven Spielberg’in filmde bir karakterine söylettiği gibi ‘insanın bu sonsuz ve sırları bilinmez kâinatın yok edici virüsü olduğu’ teşhisine çok da uyan bir açılış sahnesidir bu.

Kamera gösteriyi izleyenlere doğru kaydığında Dr. Daniel Kellner’in (Josh O’Connor) endişeli bakışıyla karşılaşırız. Gizli bilgiler içeren doküman ve disklerin bulunduğu sırt çantasına sıkı sıkıya sarılmış olan siber güvenlik uzmanı, kız arkadaşı Jane’i (Eve Hewson) tekrar görmek istiyorsa elindeki arşivi, elemanı olduğu özel Wardex firmasının adamlarına teslim etmesi gerektiği tehdidi altındadır. Daniel ile Jane özel bir cihaz yardımıyla bu belayı atlatıp geçici olarak bir manastıra kapak atsalarda, soluk soluğa bir kaçma kovalama süreci hikâye boyunca sürecektir.

15 dakikalık bu giriş bölümünün ardından filmin diğer ana karakteri Margaret Fairchild (Emily Blunt) ile tanışırız. Erkek arkadaşı Jackson (Wyatt Russell) ile aynı daireyi paylaşan, çalıştığı yerel televizyonun haber spikerliğine atlama çabasındaki şen şakrak hava sunucusu, pencereden odanın içine giren kırmızılı siyahlı bir kuş ile teması sonrasında, Rusça ve Kore dilinde bülbül gibi şakımaya başlayarak önce partnerini daha sonra iş arkadaşlarını şaşkına çevirecektir. Asıl hadise ise genç kadının hava sunumunu yaparken tuhaf, anlaşılmaz sesler çıkarmasıyla tetiklenir. Daniel ile Margaret’in yollarının kesişmesiyle de ‘Alacakaranlık Kuşağı / Twilight Zone’ benzeri bir iklime savruluveririz.

Spielberg’in uzaylılara ilişkin teorilerine ilk kez bundan tam 49 yıl önce vizyona giren ‘Üçüncü Türden Yakınlaşmalar / Close Encounters of the Third Kind’ filminde tanık olmuştuk. Uzaylılar tarafından kaçırılan çocuk ya da yetişkinlerin UFO’larla dünyamıza geri dönüşleri ve uzaylı bilge uzaylılarla müzik dili vasıtasıyla iletişimin kurulduğu müthiş final bölümü ve barışçıl mesajıyla önemli bir klasiktir bu. Spielberg 1982’de yine aynı temaya dönüş yapmış, uçuş aracı arızalandığı için dünyamızda mahsur kalan ‘E.T.’nin, insanların acımasız merak ve deney uygulamalarından, Dünya’ya ve evrene çok daha merhametli bakan çocuklar tarafından kurtarılışı unutulmaz bir masala dönüşmüştü.

Artık 80’li yaşlarını sürmeye başlayan usta sinemacı yaklaşık yarım asır sonra ABD’li yetkililerin uzaylılarla ilgili çalışmalarının izini sürmeye devam ediyor. Hem de tam 79 yıl öncesine, İkinci Dünya Savaşı sonrası ‘Roswell’ olayına kadar uzanarak teorisini geliştiriyor. Bu uzun süreçte yolu dünyaya düşmüş uzaylıların insanlar tarafından ele geçirilip eziyetli, ölümcül deneylere tabi tutulduklarını hayal ediyor. Kellner’ın gizli arşivinde 1973 yılından sabık ABD başkanı Richard Nixon’lu bir kurgu video dahi bulunmaktadır.

Ancak Spielberg safkan bir tez filmi değil, Hitchcock’dan miras komplo ve gerilimin, James Bond filmleri ya da ‘Görevimiz Tehlike / Mission Impossible’ tarzı baş döndürücü aksiyonların formülünü başarıyla uygulamak suretiyle izleyiciyi kocaman bir 2 saat koltuğuna mıhlayan büyük bütçeli bir yaz serüveni çektiğini hiç unutmuyor. Kâinatta yalnız olmadığımız hususundaki açıklamaların dinsel inanışları zedeleyeceğine ve dünyada bir kaos oluşturacağına dair kaygı duyanları içine İncil’den ayetler sosu karışmış bir tür ‘Gizli Dosyalar / X-Files’ hikâyesi ile tatmine çalışıyor. Devlet yetkilileri ve özel şirketlerle işbirliği halindeki Savunma Bakanlığı gibi kurumları biraz daha geri planda tutarak Wardex’i günah keçisi haline getiriyor. Bu tür aksiyonlardan gına geldi diyen ben gibileri ise de son yarım saatlik bölümle avunun içine almasını biliyor.

Son tahlilde, filmin ‘Üçüncü Türden Yakınlaşmalar’ın bir tür ‘manevi’ devamı olduğu görüşüne katılıyorum. Uzaylı medeni varlıklar bir kez daha çocuklarla, üstelik bence evrenin en masum yaratıkları olan sevimli hayvan dostlarımız olarak teması kuruyorlar. Böylece, henüz saf ve bozulmamış çocuk ruhlar bir kez daha Spielberg’in biricik karakterleri haline dönüşürken, Grimm kardeşlerin ünlü ‘Hansel ve Gretel’ masalı Spielberg’in görkemli yorumuyla belleklere kazınıyor. Uzaylılar bu defa müziğin can kardeşi matematiksel düzen üzerinden iletişimi gerçekleştiriyor. Yine son bölümde yer alan ve uzaylılara reva görülenler ise Nürnberg mahkeme salonunda perdeye düşen seyri acı verici Auschwitz görüntülerinden aşağı kalmıyor.

Spielberg ‘sizden daha fazlasını bilmiyorum ama evrende ve Dünya’da şu an yalnız olmadığımıza dair çok güçlü şüphelerim var ve bu düşünceyle yola çıktım’ dediği son opusunda, hikâyenin kötü adamı Wardex’in patronu Scanlon’a Colin Firth, isyankâr ‘Biyolojik Varlıklar Direktörü’ Hugo’ya Colman Domingo gibi sinema evreninin seçkin oyuncuları hayat vermiş. Üçüncü Dünya Savaşı’nın eşiğinde kaotik günlerden geçen gezegenimize uzaylı bilge varlıkların barış çağrısını dinlemeyi öğütleyen Spielberg’in belki de veda filmi olan ‘İfşa Günü’ artılarıyla eksileriyle izlenmeyi hak ediyor.

(10 Haziran 2026)

Ferhan Baran

ferhan@ferhanbaran.com

Korkunç Bir Film Filminin Fragmanı Paylaşıldı

Yirmi altı yıl önce fazlasıyla tanıdık, maskeli bir katilden kaçmayı başaran Core Four, yeniden katilin hedefinde ve hiçbir korku filmi markası güvende değil. Marlon Wayans, Shawn Wayans, Anna Faris ve Regina Hall, hem geri dönen favoriler hem de yeni yüzlerle birlikte fragmanı paylaşılan Scary Movie’de yeniden bir araya geliyor. Film, reboot’lar, remake’ler, requel’lar, prequel’lar, sequel’lar, spin-off’lar, elevated horror akımı, origin hikâyeleri, içinde “legacy” geçen her şey ve aslında hiç final olmayan “final chapter”larla dalga geçerek hepsini biçip geçiyor. Hiçbir şey kutsal değil. Hiçbir klişe hayatta kalmıyor. Her sınır aşılıyor. Wayans kardeşler, Cancel Culture’ı iptal etmek için geri dönüyor.

  • Basın Bülteni
  • Fragmanı izlemek için tıklayınız.
  • Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.

Korkunç Bir Film Filminin Fragmanı Paylaşıldı yazısına devam et

Bin Yılların Sorusuna Yanıt Arıyor: İfşa Günü

Evren sonsuz. Bunu herkes, çok uzun süredir kabûl ediyor. Kanıtı da var: Sonlu olsaydı, aydınlıkla karanlık olmazdı. Burası yeri değil, ama meraklıları geceyle gündüzün (yani aydınlık ve karanlığın) fark edilemeyeceğini bulabilir, küçücük bir araştırmayla.

Bu sonsuzluk içerisinde bizim yerküremiz gibi birçok gezegen vardır benzer güneş sistemi aralarında… Şimdilik belki bilmiyoruz, ama zaman içerisinde öğreneceğiz, bizden sonraki kuşaklar çok daha şanslı, çünkü teknoloji de bilim de gelişiyor sürekli.

Bizim “uzaylı” olarak adlandırdığımız, kimi zaman korku veren, kimi zaman heyecanlandıran, kimi zaman dalga geçtiğimiz ama hep aklımızın bir köşesine takılı “Evrenin sonsuzluğu içerisinde, bir uzaylının varlığı kanıtlansa, ne yaparız?” sorusu duruyor. Başta teologlar olmak üzere, sanatçılar gibi bilim insanları da, bu konu üzerinde türlü düş(ünce) geliştiriyor.

Yıllar sonra eski “dost”la karşılaşma…

Steven Spielberg, geleneksel olarak ‘bir film tarihten, bir film gelecekten’ yaklaşımını sürdürüyor. Çok yıllar önce, bilimkurgu çerçevesinde “Üçüncü Türden Yakınlaşmalar” ve “E.T.” filmlerini (Jurassic Park da var kuşkusuz) izlemiştik. Usta yönetmenin “Er Ryan’ı Kurtarmak”, “Schindler’in Listesi” (sizler burada yer almayan filmleri sıralarsınız muhakkak) filmleri de yakın tarih açısından hem önemli ve en az bir o kadar başarılı çalışmalardı.

Bugün, “İfşa Günü” (Disclosure Day), Spielberg’in bilimkurguya, daha doğrusu, dünya dışı varlıkların olabileceğine yönelik filmlerinden birini izleyeceğiz. Yönetmenin başarısını kimse yadsıyamaz. Titiz ve sinema dili açısından da her zaman farklılığını ko(ru)yan bir yönetmen. Filmin hazırlık aşamasından (senaryo yazımı da içinde) her alanda dikkatli, özenli, güçlü ve ilgi çekici olmasını gözetiyor. Film, adından da anlaşılacağı üzere gizem dolu, heyecanlı, bellekleri zorlayıcı, gelecek açısından kocaman soru işaretleriyle dolu bir bilimkurgu. Bugüne kadar herkesin kafasında soru işaretleri oluşturan “bilmem nerede uzaylı görülmüş”, bilmem ne araştırma merkezinde “şu kadar uzaylı inceleniyor” gibi gizem dolu bilgi(!)ye de yer veren filmin temel konusu; insan, hayvan, bitki (kısaca yaşam) geleceğimizde ne kadar önemsenecek.

En gelişkin, en zeki varlık insan mı?

Hep aynı şeyi öğrendik: İnsan dünyanın en zeki, en gelişkin, en akıllı yaratığıdır. Peki, diğer tüm canlılar? Onlar olmasa insan, insan olabilir miydi? Arıları örnek verirler ya (çok güzel bir filmdi Arı animasyonu, sadece çocuk değil herkesin izlemesi gereken) yeryüzünden silinirse bütün çiçekler solar, ağaçlar meyve vermez olur. Demek ki, dünyayı sadece insanla şekillendiremeyiz. Sahi, helikopterlerin yusufçuk böceğine bakarak yapıldığını bilmeyen mi kaldı? Evrenin sonsuzluğunda yalnız olmadığımız gerçeğini yüzümüze vuruyor “İfşa Günü”.

Dünya dışı varlıklar (hani bizim “uzaylı” dediğimiz) gerçeği kamuoyuna açıklansa… Filmin temel sorusu bu. Aradığı yanıt da izleyicinin kafasında. Şimdi film üzerine yürütülen tartışmalarda kimlerin ne kadar statükocu, kimlerin ne kadar geniş ufku olduğunu, kimlerin tutucu kaldığını bir turnusol kağıdı gibi ortaya çıkaracak.

Bir bakış farkı…

“İfşa Günü”, insanlığın bu büyük bilgi karşısında hissettiği o çaresiz merakı, teolojik ve toplumsal sarsıntıları sürükleyici bir dille işliyor. Universal tarafından paylaşılan resmi özete göre film, insanoğlunun kendi kaderini sıfırdan yazmak zorunda kalacağı o kaçınılmaz yüzleşmeyi sinemaya taşıyor. İnanılmaz güçlü bir kadrosu var filmin. Yazarı, yönetmeni, müziği (kulaklarınızı dört açarak takip edin), oyuncuları, ritmi, heyecanı, gizemi filmi taşıyor.

Filmli birlikte izlediğimiz sevgili Eş(it)im Seyhan Akın, şöyle yorumladı, basın gösterisinin ardından, sıcağı sıcağına… Aktarıyorum.

“…gelelim filmin bende bıraktıklarına, yeryüzünde Spilberg’in E.T. ve Üçüncü Türden Yakınlaşmalar filmleriyle dünya dışı varlıklar var mı, olsaydı insanın tepkisi ne olurdu sorularının cevaplarını arayan İfşa Günü, evrende yalnız olmadığımızı söyleyen filmlerin son halkası.

Spilberg’in, dünya dışı varlıklara dostane yaklaşımını yüreğime eken, 1982 yılında izlediğim E.T. evrende yalnız olmadığımıza bizi inandırmıştı. O dönemde okuduklarım, Eric Von Daniken, Bermuda Şeytan Üçgeni konulu kaza haberleri ve UFO öyküleriyle büyüyen televizyon kuşağı olarak çok kafa yorduğumuz konulardı. Dünya dışı varlıklar yeryüzüne zaman zaman uğruyorlardı. Kendini evrenin hâkimi olarak gören insanın hışmına uğradıklarını, bunun da gizlendiğini biliyorduk.

Üçüncü Türden Yakınlaşmalar, 1977 yılında çekilmişti. Ama çoğu yaşıtım gibi filmi E.T.’yi izledikten sonra görme şansım oldu. Dünya dışı varlıklara merakın ilk halkasıydı bu film.

Dünya dışı varlıklar bizden saklandıysa, bunu öğrensek ve kanıtlansa insanlık ne yapardı sorusu zamanlama açısından önemli. Yaşadığı dünya ve evreni hızla yağmalayan insanın artık kendiyle yüzleşmesi ve ardı ardına yaşayacağı felâketlerle baş etmeye çalışacağı bir çağdayız. Tüm uluslararası kurum ve sözleşmeler çöp oldu. İnsan hoyratça sömürdüğü doğanın tepkileriyle baş etmek zorunda. Sınırlar, anayasalar yeniden tanımlanması zorunlu hale gelen insan ile yeniden oluşturulmak zorunda. Çevresi ile bir bütün olarak tanımlanacak insanın gelecek nesillere bırakacağı mirası da yoktur. Geriye kalan açlık, doğal felâketler, gelişen teknoloji karşısında sefalete sürüklenen insan…

Bu çerçevede; biriktirdiği bunca kötülükle yüzleşmek zorundaki insan, evrende yalnız olmadığımız, uzaylıların da kibir ve hırsından paylarını aldıkları düşünülürse; evet, insan kendinden korksun.

Evrensel barış daha iyi bir gelecek büyük yüzleşme ile sağlanacak.”

10 Haziran’dan başlayarak gösterimde…

(09 Haziran 2026)

Korkut Akın

korkutakin@gmail.com

29. Uçan Süpürge Kadın Filmleri Festivali Gösterimler ve Açılış Töreni Eşliğinde Başladı

29. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali,düzenlenen açılış töreniyle başladı, festivalin onursal ödülleri sahiplerini buldu. Yapımcı Dilde Mahalli ödülünü annesine ithaf etti. Festivalde bulunamayan Melisa Sözen törene katılamadığını belirtti, Onur Ödülü’ne layık görülen Emel Göksu’ya ödülü kızı Fadik Sevin Atasoy tarafından takdim edildi. Göksu, kızıyla birlikte sahneye çıktığı bu mekânda ödül almanın kendisi için çok özel bir anlam taşıdığını ifade etti.

29. Uçan Süpürge Kadın Filmleri Festivali Gösterimler ve Açılış Töreni Eşliğinde Başladı yazısına devam et