Genki Kawamura’nın, ergenlerin çok sevdiği bir bilgisayar oyunundan yaptığı film bir yanıyla Japon, bir yanıyla da biz. Metroda ağlayan bebeğe sinirlenen adam, neredeyse dövecek, annenin ise özür dilemekten başka ne gelir ki elinden; tıka basa dolu metroda bir kişi bile bağıran adama itiraz etmiyor, sakinleştirmeye çalışmıyor. Filmin kahramanı, sonradan öğreniyoruz ki, üzgün tepki göstermediği için.
Adını, işini bilmediğimiz, ama ayrıldığı kız arkadaşının kendisinden hamile olduğunu öğrendiğimiz genç adam, hastaneye arkadaşının yanına gidecek ama metro koridorlarında kayboluyor. Öğreniyoruz ki, beyaz fayans kaplı, standart ışıklandırılmış, duvarlarında ilanlar asılı Japon metrosunda kaybolmak çok kolay-mış.
Bizde neden böyle bir film yapılmıyor?
Bir metro istasyonunda üç oyuncuyla kotarılan bir film “Çıkış 8”. Sorunlar yumağında çözümsüzlüğün yarattığı tahribatı anlatıyor. Tam da bizim hikâyemiz anlatılan. Japonlar bizden daha mı sıkıntılı? Çözümsüzler mi her alanda? Kendilerinin yarattığı günahın kefaretini mi ödüyorlar acaba? Biz, her gün hayat pahalılığının altında ezilirken, haksız tutuklanmalarla hukuk (Anayasa bile) hiçe sayılırken, ormanlarımız yanarken, büyük şehirlerimizde bile susuzluk tehdidi varken, barınma, beslenme, eğitim ve sağlık sorunlarıyla devlet yerine kendimiz çözüm bulmaya çalışırken böylesi bir filmi niye düşünmeyiz ki!
Metro istasyonundan çıkabilmek için işaretleri takip etmek yeterli değil, muhakkak bir şeyler değişebiliyor. Reklam panolarındaki gözler size dönebiliyor, rakamlar (8 bile) ters dönebiliyor. Eğer bir anormallik varsa geri dönmeniz gerekir. Kahramanımız her seferinde yanılıyor, birinci aşamayı geçse bile, ikincide, üçüncüde başa dönebiliyor. Peki, biz ne yapalım? Kendi ellerimizle verdiğimiz gücü geri alamadığımız için açlık, yoksulluk ve yoksunluk içerisinde çözümsüz dönenip duruyoruz.
Psikolojik gerilimle karışık…
“Çıkış 8” bir yanıyla gerilim bir yanıyla korku, bir yanıyla da seyircinin çözüm için çaba harcamasını isteyen bir film. Oyunu çok sevilmiş, çok tutulmuş, oynayanlar açısından bağımlılık yaratmış… Film ise korkutmuyor, tedirgin ediyor. Gerilimle birlikte yansıyan çözümsüzlük düşünmeye çağırıyor. Sahi, o koridorda kimse ölmez, bir şekilde kurtulur ama bizim yaşadığımız labirentten kurtulma ihtimalimiz neredeyse hiç yok. Umutsuzluk değil bu, egemen erkin hukuk, yasa, gelenek görenek dinlememesi…
“Çıkış 8” ilginç bir film. Aynı koridorlardan defalarca geçse de her seferinde izleyici olarak, “bu kez olacak” duygusuyla pür dikkat takip ediyorsunuz. Çok yönlü filmin insandaki etkisi de çok yönlü…
29 Ağustos’tan başlayarak gösterimde…
(25 Ağustos 2025)
Korkut Akın
korkutakin@gmail.com



