Bursa Uluslararası Film Günleri

Bursa Uluslararası Film Günleri (Bursa International Film Days), Aykırı Sinema Derneği organizasyonuyla 09 Ocak – 03 Nisan 2018 tarihleri arasında Bursa’da Karaman Dernekler Yerleşkesi’nde gerçekleştiriliyor. 09 Ocak’ta yapılacak olan açılışta saat 19:15’de kısa film Coda’nın gösteriminden sonra saat 19:30’da  ise sinemamızın dikkat çeken yönetmeni Ümit Ünal’ın yönetmenliğini yaptığı Nar adlı film gösterilecek ve film gösteriminin ardından yönetmen Ümit Ünal’la bir de söyleşi gerçekleştirilecek. Etkinliklerde ayrıca Antalya Sinema Derneği’nin projeleri olan En İyi 10 Kısa Film ve En İyi 10 Animasyon Film, Bursa’da sinemaseverlerle buluşacak.
Bursa Uluslararası Film Günleri yazısına devam et

Sarıl

Yiğit Güralp’ın yönettiği ve ????? ile ?????’in oynadığı Sarıl (The Hug), önümüzdeki aylardade ????? dağıtımıyla ????? tarafından vizyona çıkarılıyor.
Geçtiğimiz yıl, düştüğü sondaj kuyusundan pek çok farklı yaş ve meslek grubundan insanın birlikte mücadele ederek kurtardığı ve Haçiko Derneği tarafından sahiplenilen Kuyu adı verilen köpeğin mucizevi gerçek hikâyesinden ilham alan Sarıl filmi afişinde de belirtildiği üzere “Kuyunun dibinde de olsan umudunu kaybetme.” cümlesiyle yola çıkıyor.

Sarıl yazısına devam et

Eda Ece’nin En Deli Arkadaşı

12 Ocak’ta sevenleriyle kucaklaşmaya hazırlanan Deliha 2′de ilkokul arkadaşları da yıllar sonra birbirlerine kavuştu. Serinin ikinci filminde iş bulma macerasıyla milyonları güldürmeye hazırlanan Deliha lakaplı Zeliha, bu yolculukta ilkokul arkadaşı Eda’nın çalıştığı restoranda iş bulacak. Deliha mutfak maharetlerini döktürürken, ufak tefek kazalar yaşansa da Eda ile dostlukları kalpleri ısıtacak. BKM yapımı filmi Gupse Özay yazdı ve yönetti.

Münir Özkul’u Kaybettik

Sinemamızın yeri doldurulamayacak oyuncularından Münir Özkul, 05 Ocak 2018 Perşembe günü (bugün) hayatını kaybetti. Özkul’un hatırlanan filmleri arasında Senede Bir Gün, Boş Çerçeve, Seven Ne Yapmaz, Bebek Gibi Maşallah, Hayat Sevince Güzel, Yedi Kocalı Hürmüz, Sev Kardeşim, Tatlı Dillim, Oh Olsun, Yalancı Yarim, Bizim Aile, Mavi Boncuk, Hababam Sınıfı Filmleri, Aile Şerefi, Cennetin Çocukları, Gülen Gözler, Neşeli Günler gibi filmler var. Cenazesi 07 Ocak 2018 Pazar günü Teşvikiye Camii’nde kılınacak öğle namazını müteakip Bakırköy Mezarlığı’nda toprağa verilecek olan merhuma tanrıdan rahmet, kederli ailesine sabırlar dileriz.

Sabancı Vakfı Kısa Film Yarışması’nın Jürisi Belli Oldu

Sabancı Vakfı’nın toplumsal sorunlara sanat aracılığıyla dikkat çekmek amacıyla Kısa Film Uzun Etki ismiyle düzenlediği Sabancı Vakfı 2. Kısa Film Yarışması’nın jürisi belli oldu. Bu yıl “Çocuk İşçiler” temasıyla ikincisi düzenlenecek olan kısa film yarışmasının jürisinde Türkiye’den sinema oyuncusu Bergüzar Korel ve yönetmen Gürcan Keltek, yurt dışından ise sanatçı Ai Weiwei, yönetmen Calin Peter Netzer ve yapımcı Antonio Saura yer alıyor.

Sabancı Vakfı Kısa Film Yarışması’nın Jürisi Belli Oldu yazısına devam et

Ferhan Baran Yazıyor: Van Gogh’dan Sevgilerle

2017’nin en özgün yapımlarından ‘Loving Vincent’ bizdeki gösterimini sürdürüyor. Sinema tarihinin muhtemelen biricik kalacak bu çılgın denemesinde, modern sanatın kurucusu Hollandalı ressam Vincent Van Gogh’un tanınmış eserlerinden yola çıkılmış ve filmin tüm kareleri yağlı boya resimlerden oluşturulmuş. Henüz izlemeden insanı heyecanlandıran bir deneme bu. Hele bir de Van Gogh hayranıysanız. Yakınlarda Avrupa Film … Devamı… »

Basının Özgürlüğü mü, Hükümetin Güvenliği mi

Dünya sinemalarıyla eş zamanlı olarak bizde de gösterime giren ‘The Post’, Steven Spielberg’in en hızlı tamamladığı projelerinden biri. Meselenin aciliyeti var çünkü. Film, 1971 yazında basının gündemine bomba gibi düşen ve kısaca ‘Pentagon Belgeleri’ davası olarak bilinen tarihi mücadelenin izini sürerken, günümüz ahvaline açık göndermeler yapıyor.

1966 yılından Vietnam görüntüleriyle açılıyor film. Savaşın göbeğinde rapor tutan askeri gözlemci Daniel Ellsberg’in uçakta dönemin Savunma Bakanı Robert McNamara ile görüşmesine şahit oluyoruz daha sonra. Başlangıcı ta 1945’lere dayanan, tam dört başkan eskitmiş Vietnam cephesinde, her gün onlarca zayiat verilmesine karşın değişen hiçbir şey yoktur. Bakanın basın mensuplarına ‘Savaşın her alanında ilerleme kaydediyoruz’ şeklindeki açıklamasının ardından kararını veriyor Ellsberg. McNamara’nın hazırlattığı, savaşın gidişatını belgeleyen ‘çok gizli’ nitelikli askeri dokümanın basına sızmasını sağlayacaktır. Belgelerden bir bölüm The New York Times’da yayınlanır önce. Nixon hükümetinin tehdidi ve federal yargıcın aldığı ihtiyati tedbir kararıyla yayın dizisi durdurulur.

Bu sansür hadisesinin hemen ardından, o dönemde daha küçük bir yerel gazete olan ‘The Washington Post’ muhabirine ulaştırılır belgelerin küçük bir bölümü, hem de (yanlış okumadınız) bir ayakkabı kutusunun içinde. Sonrasında Ellsberg ile temasa geçerek yedi bin sayfalık raporu elde eden The Post muhabirleri, Beyaz Saray’ın gazabı karşısında belgeleri yayınlamak ya da yayınlamamak arasında tarihi kararlarını vermek durumundadır.

‘The Post’ bu tarihi kararı verecek iki kişiyi odak noktasına alıyor. Amerika’nın ilk kadın gazete patronu Katherine (Kay) Graham ile The Post’un efsanevi editörü Ben Bradlee’den söz ediyorum. Kocasının intiharının ardından 45 yaşında gazetenin başına geçmiştir Kay. Sosyal yaşamda ve iş hayatında kadının geri planda durduğu bir dönemin ürünüdür. Yönetim Kurulu’ndaki tek kadın üye olarak tedirgindir. Patron olmasına karşın erkek danışmanlarının tavsiyelerine kulak kabartır. İlerlemiş yaşında başladığı yeni hayatına ve gazetecilik mesleğine tutkuyla bağlıdır oysa. Askeri sırların ifşa edilmesi meselesi onu huzursuz etmiştir gerçi. Ancak, sırf rezil olmaktan kaçınıldığı için gencecik çocukları ölüme yollanmasına ve ulusun yıllardır yalanlarla kandırılmasına göz yummayacaktır. McNamara ile yakın dostluğuna rağmen Bradlee’nin belgeleri yayınlama kararına onay vermeye kararlıdır.

‘The Post’ sinema tarihinin gazeteciliğe saygı niteliğindeki en önemli yapımlarından 1976 tarihli Alan J. Pakula filmi ‘Başkanın Tüm Adamları’nın (All President’s Men) öncülü niteliğinde. 1972 yılında patlak veren ve sonunda Richard Nixon’u koltuğundan eden ünlü Watergate skandalını konu ediniyordu bu film. ‘The Post’ bunun öncesinde yaşanan basın özgürlüğü mücadelesini gündeme getirirken, Pakula’nın erkekler arasında geçen filminde yer verilmemiş Graham portresini ön plana çıkarıyor. Hisselerini ilk kez halka arz ettiği dönemde kırılgan bir küçük gazete patronunun tüm varlığını riske atarak, hapse girmeyi dahi göze alarak, Amerikan Anayasası’nın birinci maddesinde yer alan basın ve ifade özgürlüğünü savunan ve cesur kararıyla kendisini gıptayla izleyen hemcinslerine örnek olmuş Kay Graham’da kariyerinin en parlak performanslarından birini ortaya koyuyor muhteşem Meryl Streep. Tom Hanks’in editör Bradlee’si, Pakula’nın filminin Oscarlı oyuncusu Jason Robards’ın yorumuna kıyasla daha kibar ve babacan, ancak etkileyici.

İlk senaryo taslağını kaleme alan Liz Hannah, Kay Graham’in Pulitzer ödüllü anı kitabı ‘Kişisel Tarih / Personal History’den yola çıkmış. Daha sonra, bir diğer çarpıcı gazetecilik hikayesini konu edinen 2016 yapımı ‘Spotlight’ filminin Oscar ödüllü yazarının işe dahil olmasıyla senaryo son halini almış. Değişmez çalışma arkadaşlarıyla bir kez daha biraraya gelmiş olan Spielberg’in filmi usta Janusz Kaminski’nin görüntüleri ve John Williams’ın bu politik gerilime çok yakışan müzik çalışmasıyla heyecanla izleniyor. Ann Roth’un kostümleri ve Rena DeAngelo’nun dönemin havasını bire bir yansıtan ve biz yıllanmış yazarlara yetmişli yıllarda çekilmiş bir film izleme hissini tattıran yapım tasarımına da hayran kalmamak elde değil. Ancak sonuçta önemli bir davanın filmi bu. 1971 ve 2017 sayıları arasındaki ironik benzerliğe dikkat çekiyor Spielberg. ‘Tweet atmak yerine derdimi bu filmle dile getiriyorum’ diyor bir söyleşisinde. Nixon devri ile Trump dönemi arasındaki paralelliklere dikkat çekiyor, basını yalan habercilikle suçlayan şimdiki başkanlarına bu filmiyle cevap verdiğini sözlerine ekliyor. ‘Devlet benim’ deme cüretinde bulunan bir diktatör heveslisiyle mücadelesi takdire değer yıllanmış sinemacının. Demokrasinin yalnızca dokuz harflik bir kelimeden ibaret olduğu, basını susturulmuş, hukuku ayaklar altına alınmış mazlum ülkelerin gazetecilerine sabır ve mücadele gücü versin diyelim bizler de.

(12 Ocak 2018)

Ferhan Baran

ferhan@ferhanbaran.com

Korkut Akın Yazıyor: Arif V 216

Bir şeyi başarmışsak, tutmuşsa, izleyicisi varsa, sonuna kadar götürüyoruz, ta ki sıkı(lı)ncaya kadar. Televizyonu etkileyen sinemanın dizilerle aynı yanlışta buluşmasını anlayamıyorum. Bizim dizilerimizde her şey uzun, reklamlardan başka geliri olmayan diziler, daha çok reklam alabilmek için -televizyonun bir tanımının da “aptal kutusu” olduğunu unutmamalı bu arada- uzattıkça uzatıyorlar. Öyle ki karakterler bile değişiyor, … Devamı… »

Yolcu

Jaume Collet Serra’nın yönettiği ve Liam Neeson, Vera Farmiga, Patrick Wilson ile Jonathan Banks’ın oynadığı Yolcu (The Commuter), 12 Ocak 2018’de Chantier Films dağıtımıyla Chantierc Films tarafından vizyona çıkarıldı.
Eşi ve oğluyla New York’ta yaşayan Michael’ın rutin bir hayatı vardır. Oğlu koleje gitmek üzeredir. Tam bu sırada işten çıkarılır ve hayatları altüst olur. Her gün işe giderken kullandığı trende gizemli bir kadın tarafından son durağa gelmeden o trene ait olmayan birinin kimliğini ortaya çıkarmak zorunda bırakılır. Bir komplonun içine düştüğünü fark eden Michael, sınırlı zamana karşı mücadele etmek zorundadır.