3. Marmaris Uluslararası Kısa Film Festivali İçin Geri Sayım Başladı

Tamamen gönüllülük esasına dayalı ve MarmariSANart topluluğunun bir projesi olan ve “Bu Festival Marmaris’in Marmaris Hepimizin” sloganıyla yola çıkan Marmaris Uluslararası Kısa Film Festivali, 05 – 08 Ekim tarihleri arasında 3. kez düzenlenecek. Amerika, Avrupa, Afrika, Asya ve Avustralya olmak üzere beş kıta ve yaklaşık yirmi ülkeden başvurunun olduğu festivalin direktörlüğünü Şeref Öztürk üstleniyor. Ana jürisinde Alper Turgut, Nebil Özgentürk, Füsun Demirel, Sevinç Erbulak ve Ali Otyam’ın yer aldığı 3. Marmaris Uluslararası Kısa Film Festivali’nde, Yaşam Boyu Onur Ödülü bu yıl sevilen oyuncu Perran Kutman’a verilecek.

Mutluluk Zamanı’ndan İlk Kareler

Başrollerini Barış Arduç, Elçin Sangu ve Cengiz Bozkurt’un paylaştığı Mutluluk Zamanı setinden merakla beklenen ilk kareler basına yansıdı. Filmin yönetmen koltuğuna Şenol Sönmez otururken, senaryosu ise ünlü oyuncu Buğra Gülsoy ve Ali Erkan Ersezer’e ait. Heybeliada’da gerçekleştirilen Mutluluk Zamanı filminin çekimlerinde Ada (Elçin Sangu) ve Mert’in (Barış Arduç) gün batımına karşı romantik sahneleri dikkat çekti.

Toprak Ana’nın Çığlığı

Amerikan sinemasının yaratıcı yönetmenlerinden Darren Aronofsky’nin merakla beklenen son filmi ‘anne! / mother!’ yeşillikler ortasındaki bir malikaneyi mekân alıyor. Evin sahibi olan orta yaşlardaki yazar ile genç karısı, baba yadigârı yapıyı elden geçirmekte, adam son şiirinin ilhamını kovalarken, kadın yenilenen su tesisatından duvarların boyanmasına onarım işleriyle ilgilenmektedir. Çiftin bu inzivai cennette huzurlu görünen yaşamları, davetsiz misafirlerin kapıyı çalmasıyla gölgelenir. Yazarın ölmek üzere olan hayranı, ertesi gün karısı ve nihayetinde babalarının mirası için daha o hayattayken birbirine giren iki yetişkin oğlu evin tüm huzurunu kaçıracak, meraklı ziyaretçilerin evdeki ata yadigârı kristali tuzla buz etmesiyle birlikte işler daha da karışacaktır.

‘Kaynak / The Fountain’ ile ‘Nuh: Büyük Tufan / Noah’ filmlerinde kutsal metinlerden yola çıkmış olan Aronofsky’nin tutkulu bir çevreci olduğunu açıklamalarından biliyoruz. Bir önceki filminin konu edindiği büyük tufanın günümüzdeki global ısınmanın getireceği felâketlerin bir habercisi olduğunu hatırlatan sinemacı, ülkesinde ardarda yaşanan doğa felâketleri karşısında endişesinin her sorumlu dünya vatandaşı gibi büyümekte olduğunu ifade ediyor. ‘anne!’ bu endişenin beyazperdeye düşmüş hali. ‘Rosemary’nin Bebeği’ usulü bir psikolojik gerilim olarak ilerleyen film, dini ve çevreci metaforlarla yüklü bir kâbusa dönüşmekte gecikmiyor. İlham peşindeki şair Tanrı’yı, genç ve çalışkan karısı Toprak Ana’yı, ilk ziyaretçiler Adem ile Havva’yı, düşman oğulları Habil ve Kabil ve nihayetinde evi (ya da Dünya’yı) işgâl ederek yağmalayan misafirler ve hayranlar ordusu da insan neslini temsil ediyor.

Yoğun semboller ve sembol diyaloglarla ilerleyen ve kıyameti tasvir eden finalle doruğa ulaşan seyri kolay olmayan bir deneyim ‘anne!. Filmin sembolik yapısı yapım tasarımından başlıyor. Mekân olarak seçilmiş Viktoryen ev, o dönemde bilim adamlarının insan beyni için en mükemmel şekil olduğunu düşündüğü sekizgen biçiminde tasarlanmış. Sekiz rakamının İncil’de yeniden doğuş ve yenilenme kavramları düşüncesinden yola çıkan yönetmen, sekizgen temayı evin şekli dışında aydınlatma araçlarında, kapı panelleri, resim çerçeveleri ve diğer eşyalarda kullanmaya özen göstermiş. Uzun planlardan kaçınarak, el kamerası kullanımının tercih edildiği yakın ve orta çekimlere yer vermiş. Bu da filmin klostrofobik geriliminin tırmanmasına destek olmuş.

Ev işgâli hadisesinde, sinemada gerçeküstücülüğün babası Luis Buñuel’in ölümsüz başyapıtlarından ‘Yokedici Melek / El Angel Exterminator’den etkilendiğini belirtiyor Amerikalı sinemacı. Bu ilham kategorisine İspanyol asıllı büyük sinemacının, Leonardo da Vinci’nin ünlü ‘(Hz.İsa’nın) Son Akşam Yemeği’ tablosunun kanlı canlı beyazperdeye taşındığı ‘Viridiana’sını da ekliyorum kişisel olarak. Philip Messina’nın kusursuz yapım tasarım çalışmasından, Aronofsky’nin ilk uzun metrajı ‘Pi’den beri değişmez çalışma arkadaşı Matthew Libatique’in görüntülerinden beslenen bu kaotik rüya film, çağımızın en yetenekli oyuncularından Jennifer Lawrence’in yakın plan usta yorumundan büyük destek alıyor.

‘anne!’ eleştirmenleri tam anlamıyla ikiye bölmüş bir film. Kusursuz yönetmenliği takdire şayan ancak metaforların abartılı bir biçimde gözümüze sokulduğu, ana akım sinemaya göz kırpan final bölümünün anlatıyı zedelediğini düşünüyorum.

(06 Ekim 2017)

Ferhan Baran

ferhan@ferhanbaran.com

Aile Arasında

Ozan Açıktan’ın yönettiği ve Engin Günaydın, Demet Evgar, Erdal Özyağcılar ile Devrim Yakut’un oynadığı Aile Arasında, 01 Aralık 2017’de CGV Mars Dağıtım dağıtımıyla BKM Film tarafından vizyona çıkarıldı.
21 yıllık ilişkileri noktalanan nevrotik Fikret ile vokalist Solmaz komik bir tesadüfle tanışır. Solmaz’ın kızı Zeynep, Adanalı sevgilisiyle evlenmeye karar verince her şeyden korkan Fikret, kendini bir anda hayatının rolünü oynarken bulur. Aile arasında olması planlanan nikah, damadın ailesinin ısrarıyla büyüdükçe büyür. Bu ekip düğün hazırlıkları boyunca silahlı, geleneksel, kebapçı zinciri sahibi Adanalı aileyle anlaşabilecek midir?

  • Basın Bülteni
  • Fotoğraflar
  • Facebook
  • Fragman
  • IMDb

Aile Arasında yazısına devam et

Gizem Ertürk Yazıyor: Adana’da Festival Coşkusu Devam Ediyor

Uluslararası Adana Film Festivali’ni 7 yıldır aralıksız takip ediyorum. Her yıl güzel anılarla ayrılmışım bu sanat şehrinden… Adana bir kültür-sanat şehri… Bunun her seferinde altını çiziyoruz ama laf olsun diye değil… Hem istatistikler hem de şehrin kendisi bunu size gösteriyor. Yalnızca sinema değil sanatın her dalından sanatçı yetiştirmiş bir kent burası… Peki bu yıl 24. kez gerçekleşen Uluslararası Adana Film Festivali’nde neler oluyor? … Devamı… »

Dua Et Kardeşiz

Hamza Yaman’ın yönettiği ve Gökhan Demir, Eray Kaman, Ayhan Taş ile Başak Akbay’ın oynadığı Dua Et Kardeşiz, 06 Temmuz 2018′de Derin Film dağıtımıyla Parrot Film tarafından vizyona çıkarıldı.
Varlıklı bir ailenin ferdi olan Tuğrul arazilerinden yol geçeceğini öğrenir. Ailesiyle bu durumu paylaştıktan sonra annesi küçük oğlu Ömer’i arar. Apar topar memlekete gelen Ömer bu yolun farkı illegallikle arazilerinden geçtiğini öğrenir. Durum üzerine olayla ilgili her şeyi ortaya çıkarmak için elinden geleni yapmaya baslar. Arazilerinden yol gecen iki kardeşin komik ve trajik hikâyesini anlatan film herkesi sinema salonlarına davet ediyor.

  • Basın Bülteni
  • Fotoğraflar
  • Facebook
  • Fragman
  • IMDb

Dua Et Kardeşiz yazısına devam et

Damat Koğuşu Cuma Günü 22 İlde Birden Gösterime Giriyor

İlker Savaşkurt’un yönettiği Damat Koğuşu, 29 Eylül Cuma günü tüm Türkiye’de 22 ilde birden eş zamanlı olarak gösterime giriyor. İstanbul’dan Ankara’ya, Şanlıurfa’dan Bingöl’e kadar önemli illerde gösterilecek filmin dağıtımını Türkiye’nin en büyük dağıtım şirketleri arasında yer alan Chantier Films üstleniyor. Film, daha önce çeşitli projelerde oyuncu ve yardımcı yönetmen gibi görevlerde bulunan İlker Savaşkurt’un ilk uzun metrajlı ilk filmi.

Sinema Meslek Örgütlerinden Ortak Açıklama

Uluslararası Antalya Film Festivali kapsamında yapılmakta olan Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması’nın kaldırılması sonrasında Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel’in yaptığı açıklamalar üzerine sinema meslek örgütleri karşıt bir açıklama yayınladı. Açıklama şöyle: “54 yıllık Antalya Altın Portakal Film Festivali geleneğini kaldırarak büyük tartışma …”

Seni Gidi Seni

Sibel Tunç’un yönettiği ve Ahmet Kayakesen, Serdar Sezgin, İlay Erkök ile Arzu Oruç’un oynadığı Seni Gidi Seni, 17 Kasım 2017’de Chantier Films dağıtımıyla Ahtapot Yapım tarafından vizyona çıkarıldı.
Bayrampaşa’da doğan taksici Bülent ve döşemeci Sedat, mahalle kültürü ile büyümüş olan iki bıçkın delikanlıdır. Çocukluklarından bu yana kendilerine hem abilik hem babalık yapan Tarık abilerinin dolandırıldığını öğrenen ikili, onu kurtarmak için işe koyulurlar ve bol aksiyonlu bir serüvene yelken açarlar. Gençliğini seksenlerde yaşamış ve seksenlerin mahalle kültürüyle yoğrulmuş candan insanların günümüzde geçen heyecanlı komik öyküsü.

  • Basın Bülteni
  • Fotoğraflar
  • Web Sitesi
  • Fragman: 1 / 2

Seni Gidi Seni yazısına devam et

Üç Kafadarın Macera Dolu Kaçış Hikayesi

Başrollerinde Çetin Altay, Burak Satıbol ve Ferit Aktuğ’un yer aldığı macera dolu komedi filmi Firardayız filminin tanıtımı dün akşam Kuruçeşme Bacaaltı Restaurant’ta yapıldı. Film 29 Eylül Cuma günü gösterime giriyor. Antalya’nın en güzel beldelerinde çekilen filmde üç kafadarın fantastik planları dikkat çekecek. Filmin oyuncu kadrosunda usta oyuncu Mehmet Özgür ve güzel oyuncu Burcu Binici’nin de bulunduğu komedi filmine Türk Sineması’nın birbirinden yetenekli isimleri renk katıyorlar.

Üç Arkadaş’ın Dostluğu OHA Diyorum ile Geri Geliyor

Memduh Ün’ün yönettiği, 1958 ve 1971 yıllarında iki kez çekilen efsane film Üç Arkadaş’tan tam 46 yıl sonra, üç arkadaşın dostluğunu farklı bir tatla işleyen OHA Diyorum, 03 Kasım’da vizyonda olacak. Bu sefer macera ve komedi dolu bir yol hikâyesinde, hayattaki gerçek dostluğun ve arkadaşlığın beyazperdeye aktarılacağı filmde, Fırat Sobutay, Melih Abuaf ve Alper Rende üçlüsüne güzel oyuncu Bahar Şahin eşlik edecek.

Martıların Efendisi’nden Etkileyici Tanıtım: Merakla Beklenen İlk Teaser Yayınlandı

Yapımını TMC Film’in, yapımcılığını Erol Avcı’nın üstlendiği, Mehmet Ada Öztekin’in yönettiği ve başrollerinde Mehmet Günsür, Bige Önal, Timuçin Esen, Nejat İşler, Barış Yıldız’ın yer aldığı Martıların Efendisi filminin merakla beklenen ilk teaserı yayınlandı. Hikâyesiyle izleyenleri derinden etkileyecek ve sorgulatacak olan Martıların Efendisi filminin merak uyandıran, Mehmet Günsür’ün, martılarla yer aldığı teaser, görüntüleriyle de izleyenleri etkiledi.

  • Basın Bülteni
  • Teaser’ı izlemek için tıklayınız.
  • Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.

Bozcaada Uluslararası Ekolojik Belgesel Film Festivali Programı Belli Oldu


Bu yıl 11 – 15 Ekim 2017 tarihleri arasında 4.sü düzenlenecek olan BIFED Bozcaada Uluslararası Ekolojik Belgesel Film Festivali’nin programı belli oldu. Her yıl yönetmenlerin, sinemaseverlerin ve çevrecilerin buluşma noktası olan BIFED bu yıl Çin, Tayvan, Kenya, Avusturya, Hırvatistan, Avustralya ve Şili’den filmlere ev sahipliği yapacak. 70 ülkeden 330 belgesel filmin baş vurduğu festivalin açılış filmi ise yönetmenliğini Joakim Demmer’in yaptığı Ölü Eşekler Sırtlanlardan Korkmaz. Film, Etiyopya hükümetinin ülkenin tarıma elverişli milyonlarca hektar toprağını yabancı yatırımcılara kiralamasını anlatıyor.

Bozcaada Uluslararası Ekolojik Belgesel Film Festivali Programı Belli Oldu yazısına devam et

Komedinin Yeni İkilisi: Seni Gidi Seni Filmi Yeni Bir İkiliyi Müjdeliyor

Genç komedyenlerin usta isimlerle buluştuğu, geniş oyuncu kadrosu ile dikkat çeken komedi filmi Seni Gidi Seni vizyon için gün sayıyor. Bir mahalle komedisi olan filmde, taksi şoförü ve mobilyacı iki arkadaşın başına gelen komik ve macera dolu olaylar 17 Kasım’da seyirci ile buluşacak. Komedi filmlerine yeni bir ikilinin doğuşunu müjdeleyen filmde Ahmet Kayakesen ve Serdar Sezgin Güvenç birbirlerine uyumlarıyla dikkat çekiyor. Genç isimler Kayakesen ve Güvenç’in komedi filmi denince akla gelen isimler Ayhan Taş ve Burak Satıbol’un yanı sıra usta oyuncular Turgay Tanülkü ve Zihni Göktay’la buluştuğu filmde, İlay Erkök de kadroda yer alıyor.

Antalya Film Forum’un Finalistleri Belli Oldu

54. Uluslararası Antalya Film Festivali kapsamında, 22 – 26 Ekim 2017 tarihleri arasında düzenlenecek olan Antalya Film Forum’da platformlara seçilen finalistler açıklandı. Kurmaca Pitching Platformu, Belgesel Pitching Platformu, Work in Progress Platformu ve Yapımcısını Arayan Projeler Platformu: Senaryo Geliştirme ve Projelendirme kategorilerinde yarışacak olan finalist projeler, yapılan yüzlerce başvuru arasından seçildi. Antalya Film Forum Direktörü Zeynep Özbatur Atakan, Forum’a gösterilen yoğun ilgiden bir hayli memnun olduklarını belirtti.

Antalya Film Forum’un Finalistleri Belli Oldu yazısına devam et

Çavdar Tarlasındaki Asi

Sanatın birçok dalında, karşımıza çıkan ürünleri çok farklı açılardan değerlendiririz. Kimi zaman bu doğrudur, kimi zaman da yanlışa sürükler. Çavdar Tarlasındaki Asi de o filmlerden.

Film, Salinger’ın başyapıtlarından Çavdar Tarlasındaki Çocuklar romanını yazışı ekseninde, gençlik yıllarını ve kendisine ağır bir travma yaşatan İkinci Dünya Savaşında cephedeki günlerini anlatıyor.

Önce sinema…

Film gerçekten başarılı… Zaten kimse ne ritmine ne temposuna ne de oyuncularına laf ediyor. Çekimler çok başarılı. Montajı kusursuz. Oyuncular ellerinden geleni yapmış. Tipik bir biyografi filmi… Bir dönemi, o dönem yaşananları, yaşayanların duygularını ve tabii, başta Salinger’in içine kapanık ama sanki açıkmış gibi göstermesi de içinde hayatının önemli bir kısmını anlatıyor. Dünyaca ünlü yazar oluşunu bilmeseniz de, bilip de göz ardı etseniz de başarılı bir film izlemiş olacaksınız.

Sonra edebiyat…

J. D. Salinger, 20. yüzyılın hem çok beğenilen hem de çok merak edilen yazarı. Yazarın bilinen tek romanı, 16 yaşındaki bir yeniyetmenin gözüyle yaşamını ama aslında tümüyle kapitalizmin eleştirisi olarak kabul ediliyor. Okumanızı öneririm… (Yapı Kredi Yayınları, 52. baskı, Haziran 2017)

Tartışmanın boyutu…

Edebiyat ile sinemayı birbiriyle kesinlikle karşılaştırmamak/kıyaslamamak gerekir. Yazarların en çok yakındığı konudur bu, çünkü edebiyat bir imaj yaratır, sinema ise imajın imajıdır, dolayısıyla başka bir yere gider okurun gözünde.

Salinger, inzivaya çekilmiş, bırakın öykülerinin basılmasını, bir daha yazmaktan bile kaçınmış biri. Eskilerin, nevi şahsına münhasır dedikleri cinsten, farklı, farklı olduğu kadar değerli, değerli olduğu kadar ilginç, ilginç olduğu kadar merak edilen bir yazar.

Kendi üzerinden…

Salinger, babasının isteklerine annesinin desteğiyle karşı durabilmiş, yazar olmak amacıyla üniversiteyi yarıda bırakmış, hocası Whit Burnett (Kevin Spacey) ondaki cevheri görüp, belki biraz da sıkıştırarak, ezerek yazmasını sağlamış… Oona O’Neill’in aşkını kazanmak için İkinci Dünya Savaşında bile yazmayı bırakmıyor. O’Neill, Charles Chaplin ile evlenince Salinger, içinde var olan o kapalılık daha da artıyor ve dünyaya küsüyor.

Film, romanın uyarlanması değil… Zaten Salinger, sağlığında böyle bir şeye asla izin vermemiş… Telif hakları düşene kadar da sinemacılar, beklemek zorunda, yıllardır süregelen böylesi düşlerini.

Bir çıkar yolu, kitaptan yola çıkıp Salinger’in (zaten otobiyografik özellikler taşıyan bir kitap) hayatını anlatmak olarak gözüküyor. Ölmez sağ kalırsak o tarihe (2079) kadar, izleriz hep birlikte…

Çavdar Tarlasındaki Asi, Yönetmen: Danny Strong. Oyuncular: Nicholas Hoult, Kevin Spacey, Sarah Pauson, Zoey Deutch, 06 Ekim’den başlayarak gösterimde…

(04 Ekim 2017)

Korkut Akın

Tarkan Güçlü Kahraman, Kolsuz Kahramana Karşı

Çilingir Sofrası (Sadi Bey’in Facebook Günlükleri):

Şu sıra, yıllar öncesinin bir gazoz reklamı, firmanın 50. yılı sebebiyle yeniden ekranlarda dönmeye başladı. Zamanında “On yüz milyon baloncuk yuttum” sözleri ve gülen yüz ifadesiyle ekranlara gelen sevimli kız çocuğu Ayşe Mat’ın reklâmdaki sevimliliği dikkat çekmiş ve başrollerini Hakan Balamir ve Hale Soygazi’nin oynadığı “Kördüğüm” adlı bir sinema filminde beyazperdeye de gelmişti. Yıllar çabuk geçti ve bu sevimli oyuncuyu 19 Temmuz 2011 yılında çok genç, 39 yaşında kaybettik. Yeniden yayınlanan reklamı her izlediğimde genç yaştaki bu kaybımıza üzülüyorum. Ailesinin rencide olmamasını dilerim. (22 Temmuz 2017)

“Dereye düşen alkollü adam kurtarıldı” haberi yüzünden Fox Haber’in 1 puanını sildim. Heyecanla bir sonraki benzer olayın haberi bekliyorum. Umarım “Dereye düşen alkolsüz adam kurtarıldı” diye vermezler, yoksa 1 puan daha sileceğim, şimdiden haber vereyim. (24 Temmuz 2017)

Şu sıralar Taksim’de devam etmekte olan Beyoğlu Festivali’ndeki standı vesilesiyle öğrendiğim, sinema sektörümüzün en uzun isimli kurumu “Yeşilçam Sinema Emekçileri Sosyal Dayanışma Yaşatma ve Yardımlaşma Vakfı – YESEV” 2015 yılında faaliyete başlamış. (25 Temmuz 2017)

Yeşilçam başımızın tacıdır ancak arada sırada onun da şaşırdığını inkâr edemeyiz. Web sitesinde yayınladığım bir önceki yazımın “Karaoğlan: Camoka’nın İntikamı” adlı başlığından ilham alarak meseleyi şöyle vuzuha kavuşturabiliriz: Öncelikle Suat Yalaz’ın en ünlü çizgi roman karakteri Karaoğlan’a, Abdullah Ziya Kozanoğlu ile birlikte -sanıyorum 8, 9 cilt- yayınladığı “Kaan” serisinden müptela olduğumu belirteyim. Karaoğlan’ın filme alınmaya karar verildiği yıllarda -yanlış hatırlıyorsam düzeltin- önce Karaoğlan’ı canlandıracak aktör için yarışma yapılmıştı. Sonra yarışmadan müspet netice alınamayınca o sıralar Ankara Devlet Tiyatrosu kadrosundaki genç Kartal Tibet’te karar kılındı. Yarışma deyince, nedense zaman zaman böyle geniş çerçeveli yarışmalar yapılır ondan sonra da piyango yarışmaya müracaat eden gençlerden birisine vurmaz da giderler bir profesyonelle anlaşırlar. Araya bu dikkat çekici teferruatı da sıkıştırmış olayım. Suat Yalaz’ın yönetmenliğinde çekilen ilk Karaoğlan filmi “Altay’dan Gelen Yiğit” olağanüstü ilgi görünce doğal olarak seri devam etti, sonra “Baybora’nın Oğlu”, 3. olarak da “Yeşil Ejder” filmleri çekildi. Derken serinin bir filminde Camoka karakterinin hayli ilgi görmesi üzerine “Camoka’nın İntikamı” çekildi. Bundan sonra Yeşilçam’ın şaşırdığı bölüme geliyoruz. Sinemamızda örneği bir hayli fazladır; çok ilgi çeken bazı filmlerin başrol oyuncuları sonraki devam filmlerinde yüklüce para istemeye başladıklarında hemen Yeşilçam’ın özel formülleri devreye girer, o filmlerdeki yan karakterlerden yeni filmler üretilmeye başlanır. İlk akla gelen Turist Ömer’dir. Turist’i başka bir facebook notuna konu ederiz, o kenarda dursun. “Camoka’nın İntikamı”ndan sonra başrolünü Danyal Topatan’ın oynadığı “Camoka’nın Dönüşü” çekilir. Bu filme de havası yansısın diye önceki Karaoğlan filmlerinden -bilhassa Kartal Tibet’li- görüntüler eklenir. Başka filmlerden görüntü eklemenin bir diğer örneği de Yücel Çakmaklı’nın yönettiği “Oğlum Osman”dır. Bu filmde de yerli değil yabancı filmlerden eklemeler görmüştük. Yalan olmasın bir tanesi de ünlü “On Emir” filminden yapılmıştı, hatta film sinemaskop olduğundan normal çerçeveli filmde bu bölümü yandan basık, oyuncuları uzun uzun boylu olarak izlediğimizi hatırlıyorum. Çok uzun oldu ama günümüzde moda olduğu için mecburen yazı da uzun oluyor. Karaoğlan filmlerinde Camoka da tüketildikten sonra isim benzerlikleri üzerinden hareket edildi. Tarık Tibet adlı oyuncunun başrolünü oynadığı “Karaoğlan’ın Kardeşi Sargan” çekildi. Yönetmenliğini Suat Yusuf’un yaptığı bu filmdeki isimlerin Kartal Tibet, Tarkan ve Suat Yalaz’ı çağrıştırdığını yazmıyorum, onu siz anlayın. Bundan sonraki aşamada bir başka firma da başrolünü Tamer Yiğit’e verdiği “Akbulut, Malkoçoğlu ve Karaoğlan’a Karşı” adında, tam çorba gibi isimli bir film yaptı. Böyle çorba isimli bir diğer film de “Tarkan Güçlü Kahraman Kolsuz Kahraman’a Karşı” adlı filmdir. Bu film de Yeşilçam’ın o sıralar sinemalarda hayli ilgi çeken Wang Yu’lu yabancı “Kolsuz Kahraman” filmlerinin rüzgârından faydalanma işlemidir. Yeri gelmişken görüntü sanatında en beğendiğim Karaoğlan’ın Abdullah Oğuz’un TV dizisindeki Kaan Urgancıoğlu olduğunu belirteyim. Orhan Günşiray, Kartal Tibet ve Kuzey Vargın’ı hep yadırgamışımdır. Kayda geçsin diye yazayım. Karaoğlan filmlerinin yapımcı şirketi Olcay Prodüksiyon adını Suat Yalaz’ın oğlu Olcayto Yalaz’dan alıyor. Onu da belirtmiş olayım, bilgi bilgidir. (01 Ağustos 2017)

Hadi sinema salonlarıCineminimum, Cinebig, Cinehour, Cineminute şeklinde isimlendirmenizi cinemaseverlere İngiltere’de film izleme zevki tattırma jesti olarak kabul ettik diyelim. Sevgili dağıtımcılarımız gelecekteki filmleri duyurduğu listelerde neden “Untitled CKM Project” şeklinde ifadeler kullanıyor? “İsimsiz CKM Projesi” yazsanız olmuyor mu? Yoksa sinema yönetimlerinde hiç Türkçe bilen eleman kalmadı mı? How are you today? (02 Ağustos 2017)

Küçük harf i’nin İngilizce’de büyük harfe dönüştüğünde I olarak yazıldığını eskiden ben de bilmezdim. “Faith Warrior LLC, Automatic Entertainment GL LCC” isimlerini “FAİTH WARRİOR LLC, AUTOMATİC ENTERTAİNMENT GL LCC” şeklinde yazardım. Oysa FAITH WARRIOR LLC, AUTOMATIC ENTERTAINMENT GL LCC” şeklinde yazılması gerekiyormuş. Atalarımız ne kadar doğru söylemişler: Bilmemek değil, öğrenmemek ayıp. (02 Ağustos 2017)

(04 Ekim 2017)

Sadi Çilingir

sadicilingir@sadibey.com

Mutlu Son

Michael Haneke’nin yönettiği ve Isabelle Huppert, Jean Louis Trintignant, Mathieu Kassovitz ile Fantine Harduin’in oynadığı Mutlu Son (Happy End), 13 Ekim 2017’de Başka Sinema dağıtımıyla Bir Film tarafından vizyona çıkarıldı.
Haneke, sorunlu aileler, bastırılmış suçluluk duygusunun yarattığı tahribat gibi özel temaları yeniden ele alıyor. Fransa’nın kuzeyindeki Calais’de görünüşte oldukça rahat ve zengin bir şekilde yaşayan Laurent ailesinin hayatı, beklenmedik olaylar sonucu hayatlarına giren Eve’in gelmesi ile rayından çıkar. Bitmek bilmeyen aile sorunları ve özenle sakladıkları sırları artık başa çıkılabilecek gibi değildir.

  • Basın Bülteni
  • Fotoğraflar
  • Web Sitesi
  • Fragman
  • IMDb
  • Ferhan Baran Yazıyor

Mutlu Son yazısına devam et