Berlinale’den Nürnberg’e

Berlinale’de ödül beklentisi doruk noktasına ulaşırken, Nürnberg kenti de büyük heyecanla 01 Mart akşamı açılacak olan 17. Türkiye / Almanya Film Festivali’ni bekliyor. Festival biletlerini şimdiden garanti etmek isteyenler için, açılış töreni ve gösterilecek bütün filmlerin ön bilet satışları “Kultur-Info, Königstr, 93, Nürnberg” adresinde başlatıldı, ayrıca 0911 2314000 no.lu telefondan da gerekli bağlantı sağlanabiliyor. CineCitta’da yapılacak film gösterimlerinin ön bilet satışları CineCitta gişelerinde de yapılıyor. Her yıl yoğun ilgiyle takip edilen Festival Gazetesi de dağıtıma girdi.

  • Festival Gazetesi için tıklayınız.
  • Festival hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
  • Film Arası Dergisi’nden Soruşturma: Aile Filmlerine Destek Sinemacıları Böldü

    Sinema Genel Müdürü Mesut Cem Erkul, bir süre önce bir açıklama yapmış, Kültür Bakanlığı’nın diğer filmlere olan desteğini devam ettireceğini ancak aile filmlerine ayrı bir fon oluşturacaklarını söylemişti. Daha sonra bir grup sinemacı Erkul’u eleştirmiş, bir kısım sinemacı da destek vermişti. Film Arası Sinema Dergisi, Şubat sayısında hazırladığı bir dosyayla tartışmayı sinema sektörünün önemli isimlerine sordu. Ayşe Şahinboy Doğan’ın hazırladığı Sinema Meclisi’nde Yönetmenler Ezel Akay, İsmail Güneş ve Atalay Taşdiken ile oyuncu Selda Alkor ve sinema yazarı Sadi Çilingir konuyla ilgili görüş bildirdi.

  • Basın Bülteni
  • Web Sitesi
  • Yüksek çözünürlüklü fotoğraflara haberin devamından üzerlerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
    Film Arası Dergisi’nden Soruşturma: Aile Filmlerine Destek Sinemacıları Böldü yazısına devam et
  • If İstanbul’da Etkileşimli Sinema Deneyimi: HiperMevcudiyet

    Hislerle değişen senaryosu ve sonu olmayan film HiperMevcudiyet’in, If İstanbul kapsamındaki gösterimi SALT Beyoğlu’nda sürüyor. Tek kişilik bir kısa film deneyimini etkileşimli sinema örneklerinden birine çeviren sanatçılar izleyicilerine bilişsel bilimler ve sinemanın karma okumasını sunuyor. Film süresince izleyici filmi ‘bilinçsiz’ müdahalelerle yönlendiriyor. Film seyircinin hislerini beyninden okuyor, hikâyesini ona göre şekillendiriyor. Her izlenişte farklı bir senaryoyla sonlanabilecek bu kısa filmde EEG cihazı, sofistike bilgisayar yazılımları ve kaliteli bir video prodüksiyon yer alıyor.

  • Basın Bülteni
  • Festival hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
  • Yüksek çözünürlüklü afişe haberin devamından üzerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
    If İstanbul’da Etkileşimli Sinema Deneyimi: HiperMevcudiyet yazısına devam et
  • Bir Adam Ailesini Keşfederken

    Senden Bana Kalan (The Descendants)
    Yönetmen: Alexander Payne
    Roman: Kaui Hart Hemmings
    Senaryo: Nat Faxon-Jim Rash-Alexander Payne
    Görüntü: Phedon Papamicheal
    Oyuncular: George Clooney (Matt), Shailene Woodley (Alexandra), Amara Miller (Scottie), Nick Krause (Sid), Patricia Hastie (Elizabeth), Beau Bridges (Hugh), Robert Forster (Scott), Barbara L. Southern (Alice), Matthew Lillard (Brian), Judy Greer (Julie)
    Yapım: Fox Searchlight (2011)

    Alexander Payne’in yönettiği “Senden Bana Kalan” filmi, yeryüzünün tüm erkeklerine sesleniyor: Ailenizi asla ihmâl etmeyeceksiniz… Payne’in filmi, bu yılki Akademi ödüllerinde tam beş dalda Oscar’a aday oldu.

    Havai denince akla ilk gelen şey, cennetten bir parça olabilir. Bu cennette de cehennem yaşanabilir. Honolulu’dan Matt King de bu cennette cehennemin azabını yaşıyor. Avukat Matt, tekne kazası geçirmiş ve şimdi komada olan karısı Elizabeth hakkında bilmediği şeyleri öğrenmeye başlıyor. Ailesini iyi yaşatabilmek için çok para kazanma hırsına giren, onbeş yıldır sörf bile yapmayan Matt, kazadan sonra karısını ve iki kızını tanımaya başlıyor. Aslında kızlarıyla iletişim kuruyor. Matt, işine kendini öyle vermiş ki, karısının içine düştüğü sıkıntıların bile farkına varamamış. Elizabeth, kocasından gelmeyen ilgiyi ve şefkâti başka şeylerde aramış. Yelken yarışlarına merak saran Elizabeth, Julie’yle evli ve iki çocuk sahibi emlâkçı Brian Speer’dan gelen aşka karşı koyamamış. Matt’in bu ilişkiden ancak karısı kaza yaptıktan sonra haberi oluyor. Kızı Alexandra, annesine tüm nefretiyle bu ilişkiyi babasına söylüyor. Aldatılma duygusu Matt’i sarsıyor ve bu ilişkinin derinliğini anlamaya çabalıyor. Öyle ki, Brian’la bile yüzleşiyor Matt. Elbette başka hikâyeler de var. İlgi çekmek isteyen küçük kızı Scottie, okulunda sürekli olay çıkartıyor. Zengin çocukların okuduğu yatılı okulda okuyan büyük kızı Alexandra da bunalımda. Matt için neredeyse her şey yeniden başlıyor hayatta. Matt’in bir de arazi işleriyle uğraşması gerekiyor. Yerli büyük büyükannesinden kalmış değerli arazi satılarak paranın tüm akrabalar arasında eşit olarak dağıtılması da gerekiyor. Bu o kadar kolay mıdır? Tüm bunların üstüne kayınbabası Scott da ona suçluluk duygusu yaşatıyor sürekli. Matt sonunda zor olan kararı veriyor ve destek ünitesindeki fişi çekiyor. Artık, kendisinin ve kızlarının önünde yeni hayat başlıyor Pasifik’e bakarken.

    Erkeğin acısına dalmak…

    Bu film bir anlamda Matt’in uykudan uyanışı gibi. Kendi kurduğu dünyasının dışındaki gerçek dünyayı keşfedişi gibi. O, sadece karısını değil, kızlarını da yeni tanıyor neredeyse. Kızlarıyla nasıl iletişim kuracağına bile şaşırıyor zaman zaman. Yönetmen her şeyi Matt’in dünyayı algılamasıyla sunuyor. O keşfettikçe seyirci de Matt’in hayatındaki anlamsızlıkları ve anlamları görüyor. Kamera, bu modern hayatı dingin bir hüzünle izliyor. Payne, melodramı yerinde kullanmış. Ama, final bölümündeki duygu patlamasını oluruna bırakarak seyircilerine gözyaşları da döktürüyor. 1961’de Kentucky’de doğmuş aktör-yönetmen George Clooney, 2005 yapımı “Syriana” filmindeki performansıyla “En İyi Yardımcı Oyuncu” dalıyla Oscar kazanmıştı. Clooney, 2002’de “Confessions of a Dangerous Mind-Tehlikeli Aklın İtirafları”, 2005’te “Good Night and Good Luck-İyi Geceler, İyi Şanslar”, 2008’de “Leatherheads-İkili Oyun” ve bu yıl yine uyarlama senaryo dalında Oscar’a aday olan “The Ides of March-Zirveye Giden Yol” filmlerini de yönetmişti. Bakalım Clooney, “Senden Bana Kalan” ve “Zirveye Giden Yol” filmleriyle güçlü rakiplerini geçip Oscarlara uzanabilecek mi? George Clooney’nin 2002’de ölen halası Rosemary Clooney’nin de ünlü bir şarkıcı olduğunu belirtelim. “Senden Bana Kalan”, yönetmen, film, uyarlama senaryo ve kurgu dallarında da Oscar’a aday. 1961 yılında Nebraska’nın Omaha şehrinde doğmuş yönetmen Alexander Payne, 2002 yapımı “About Schmidt-Schmidt Hakkında” filmiyle ülkemizde de tanındı. Jim Taylor’la, “En İyi Uyarlama Senaryo” dalında Oscar’ı 2004 yapımı “Sideways” filmiyle ortak kazanmıştı Payne. Görülmeye değer “Senden Bana Kalan” filminde erkeklere, aileyi ihmâle gelmez diyor yönetmen. Bu filmin derinliğinde dolaşırken, Elizabeth haklı mıydı, diye de düşünmeye başlıyorsunuz. Filmin orijinal adı “Torunlar” anlamına geliyor. Film, Havaili kadın yazar Kaui Hart Hemmings’in aynı adlı ilk romanından uyarlanmış. Yazar, bu filmde Matt’in sekreterini canlandırıyor.

    (24 Şubat 2012)

    Ali Erden

    sinerden@hotmail.com

    Arka Pencere Dergisi Gaza Geldi

    Arka Pencere Dergisi, 121. sayısında, kapağına Marlon Brando’lu klasik Kanlı Hücumu (The Wild One) yerleştiriyor. Tunca Arslan, Trendeki Yabancı köşesinde, film eleştirmenliğinin sinema tarihindeki öncüsü Frank E. Woods’u kaleme aldı. Vizyon filmleri eleştirileri arasında Fetih 1453, Muppets (The Muppets) ve Hayalet Sürücü 2: İntikam Ateşi (Ghost Rider: Spirit Of Vengeance) yer alıyor. Arka Pencere’nin 121. sayısı, her zamanki gibi bir Alfred Hitchcock alıntısıyla nihayete eriyor: “Celse Açılıyor’da (The Paradine Case), şahsen ben cinayetin nasıl işlendiğini çok net kavrayamamıştım.”

  • Basın Bülteni
  • Web Sitesi
  • Yüksek çözünürlüklü kapak fotoğraflarına haberin devamından üzerlerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
    Arka Pencere Dergisi Gaza Geldi yazısına devam et