Fetih 14:53

Film hakkında pek fazla söylenecek bir söz yok aslında ama bir şeyler yazmamak için kendimi tutmak istesem de tutamadım…

Başlık bulmakta çok zorlansam da, filmin piar çalışmalarında en büyük pay sahibi olan “14:53’te gösterilecek!” nidalarıydı en uygunu… Fetih 14:53…

Filmi izlemek için bugün 14:53’de Kızılırmak Sineması’ndaydım. Filme girdim. Film başlarken iki film fragmanı dışında reklâm yoktu. Ve bu beni mutlu etti. (Açıkcası 15 – 20 dakika reklâm bekliyordum.)

Film (yanılmıyorsam) 327 yılında başladı. Ve 1451 yılına kadar akışı çok hızlı bir şekilde ilerledi. Bir anlatıcı ile başlayan filmde, ilk sahnenin sinematografik bakımdan kötü olması oldukça üzdü beni. Milyonlar harcanan bir yapımın görüntü yönetiminin, henüz ilk sahnede bu kadar kalitesiz iş göstermesi beni büyük hayal kırıklığına götürdü. Keza diğer sahnelerde de bu kötü yönetim aşikâr bir şekilde göz önündeydi.

Filmi izlerken bir çok senkron hatası yakaladım. (Toplulukta Allahuekber nidaları atılırken, ağızlarıyla sesleri uymayan insanlar gibi)

Ancak filmde bulunan bir sahne vardı. Küçük çocuk II. Bayezid, Bayezid’in annesi Sitti Mükrime Hatun ve Fatih Sultan Mehmed üçlüsünün birlikte konuşması. Fatih Sultan Mehmed’in flashback yaşadığı (babası ile yaşadığı anısının canlandığı) sahne ve filmin başından ortasına kadar Fatih’in Bayezid’e soğuk olması, bunun üzerine Bayezid’e “Buraya gel” demesi ile Bayezid’in “Baba” diye sarılması. Beni sevindiren bir sahne oldu.

Ayrıca filmin ilk savaş sahnesi gölge oyunlarıyla birlikte yapıldı diyebilirim. Aklımdan ilk geçen “7 bin figüran kullanıldı!” diye bir yazı okuduğumda “Sonunda çalışmışlar!” oldu. Ancak ilk savaş sahnesi beni hayal kırıklığına uğrattı. Ve “Muhteşem Yüzyıl” isimli dizideki “Çok büyük para harcayıp savaş sahnesi yaptık!” diyerek lânse ettiği ve “Bu mu yani?” dediğimiz sahneden zayıf kaldığını söylediğimde, kendime bile inanamadım.

Üstelik diyalogların klişe oluşu ve bu kadar klişenin arasından köylü figüranlardan birisinin dış sesinden Ulubatlı Hasan atla geçerken, “Yavaş be, etrafı toz ettin!” dediğini duymak beni güldürmekten alıkoyamadı.

Film madem 4 yıl sürdü. Bende 4 yıla değen bir yazı yazmaya çalışıyorum.

Filmin en enteresan noktalarından birisi Fatih’in İstanbul’un fethini rüyasında “Falan, filân… Sen fethetmelisin Kostantiniye’yi” diyerek “Hadi Kostantiniye’yi (İstanbul) fethetmeye gidiyoruz uleyn!” diye askerlerle yollara düşmesiydi sanırım.

Ayrıca filmde Fransız öpücüğü ile gerçekleşen Ulubatlı Hasan ve sevdiceğinin sahnesi var. (Not bu sahnenin fragmanda sevişme sahnesinin de olduğunu hatırlıyorum. Umarım yanlış hatırlıyorum. Çünkü öyleyse film sansüre uğramış demektir!) “Muhteşem Yüzyıl”da Kanuni’nin ve Hürrem Sultan’ın böyle öpüştüğünü görenler “İyi de o tarihte bu yoktu!” diyerek yorumlamışlardı. Acaba bu filmde de buna yorum yaparlar mı? Merak etmiyor değilim.

Filme bir “aksakallı dede” giriyor ki, ne ben söyleyeyim, ne de sizler sorunuz… Ama bu aksakallı dedenin tarihe geçecek bir sözünü not almadan edemedim: “Sert rüzgârlar, yüksek dağlarda eser.”

Filmin sonunu zaten biliyorsunuz, Kostantiniye (İstanbul) fethediliyor… Ancak şunu bilmekte yarar var. Filmdeki prodüksiyon çok kuvvetli. VFX.lerin (animasyonların) bazıları güzel, çoğunluğu fazla kurmaca. Sırıtıyor.

Faruk Aksoy’un iyi yönettiği söylenemez (bence). Daha önceki “Yeşil Işık” filmi, “Çılgın Dershane” filmleri nasıl bir “gişe” yönetmeni olduğunu gözler önüne seriyor zaten. Ancak bunlara rağmen filmin 14:53 seansına girmek için uzun kuyrukları bekledim. (Sinema gişelerinin önlerinde uzun kuyrukların olduğunu görmek beni çok fazla mutlu etti.) Ve film (bence) başarısız olsa bile Türkiye Sineması açısından yeniliklere imza attığını söyleyebilirim. Ama bu film kesinlikle Türkiye Sinemasının başyapıtlarından olabilecek düzeye erişemez.

Filmde Ulubatlı Hasan’ın bayrak dikme sahnesinin “Cüneyt Arkın – Yıkılmayan Adam” filminin sahnesini gözlerimin önüne getirmesi, sinemada kıkırdamama ve insanların bana bakarak tebessüm etmelerine imkân sağladı.

Film hakkında söylenecek birçok şey var aslında. Ama filmi izlemelisiniz. En azından filme harcanan 17 milyon dolarlık bütçeyi geri kazansın Aksoy Film.

Çünkü büyük yapımlara ihtiyacı var bu sinemanın. Ama bana soracak olursanız (sinema – televizyon okuyan) iki genç arkadaşın yaptığı “Eski Dünyanın Orduları” isimli 30 dakikalık kısa filmin animasyonları daha kuvvetliydi.

Filmde kurgu hataları da vardı. Ancak filmin bazı sahneleri yüksek dozuyla izleyici bir anda kendisine bağlamayı başardı.

Filmin müzikleri ve sesleri çok başarılı ancak kan efektleri Spartaküs dizisi kadar gelişmiş değil maalesef.

Filmin ilk 40 dakikasındaki uyuklamamı katmadan yazdığım bu yazıyı sonlandırırken ufak bir sitem etmek istiyorum.

Kızılırmak Sineması ve Büyülüfener Sinemaları yıllardır gitmekten zevk aldığım (ara – sıra sinemada elektriklerin gitmesine rağmen vaz geçemediğim) ve AVM’lerin büyük sinema perdelerinin, devasa ses sistemlerinin bu ülkeden gitmesini istediğim bir sinemasever olarak, bugün Kızılırmak Sineması’nda “Fetih 1453” filmini izlerken filmin sonunda jeneriğinin gösterilmemesi beni çok üzdü diyebilirim. Böylesine aşığı olduğum bir sinema merkezinin, böylesine bir ayıp yapmasını hazmedemedim. Umarım teknik aksaklıktır yine…

Kısacası filmin iyi olup olmaması tartışılır. Filmin aksiyon sahneleri bol ve izlemesi zevkli ancak çok fazla sürprizli bir film değil, sadece milli ve dini duygularınızın kabaracağını bilmenizi isterim. (Benim gibi olan insanları filmden soğutan bir kabarma tabii ki bu.)

Ha bir de, filmin afişinin oyuncular ve yönetmen tarafından imzalanmış olması ve bunun hediye olarak verilmesi güzel bir jest oldu. (Keşke imzalar gerçekten el yazısı olsaydılar. )

Bunun içinde ayrıca teşekkürler… Filmi izleyin derim… Türkiye’nin “gişe” sineması için ayrı bir film…

(16 Şubat 2012)

Burak Babayiğit
www.burakbabayigit.com.tr
burakbabayigit06@gmail.com

Evdeki Yabancılar Filminin Çekimlerine 10 Şubat’ta İzmir – Karaburun’da Başlanıyor

T. C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan senaryo ve yapım desteği alan, Ulaş Güneş Kacargil ve Dilek Keser’in ilk uzun metrajlı filmi Evdeki Yabancılar’ın çekimlerine İzmir’in Karaburun ilçesinde 10 Şubat’ta başlanıyor. Senaryosu Ulaş Güneş Kacargil’e ait olan filmin başrollerinde Fatih Al, Melpo Zarokosta, Romy Vasiliadis, Cem Bender, Gökçe Sezer, Ferit Aktuğ, Oral Özer gibi isimler yer alıyor. 1990’larda bir Ege balıkçı kasabasında geçen hikâye, mübadele ile Yunanistan’a gönderilen bir Rum kadının, yıllar sonra evini aramak için Karaburun’a gelmesi ve sonrasında gelişen olayları anlatıyor.

  • Basın Bülteni
  • Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
  • Son Vurgun

    Baltasar Kormakur’un yönettiği ve Mark Wahlberg, Kate Beckinsale, Ben Foster ile Giovanni Ribisi’nin oynadığı Son Vurgun (Contraband), 16 Mart 2012’de UIP Filmcilik dağıtımıyla UIP Filmcilik tarafından vizyona çıkarıldı.
    Chris, suç dolu yaşamını uzun süre önce terk etmiştir ama kayınbiraderi Andy, bir uyuşturucu anlaşmasını berbat edince, Andy’nin borcunu ödemek için yaptığı en iyi iş olan kaçakçılığa geri dönmek zorunda kalır. Panama’daki son iş için bir ekip toplar. Chris, karısı Kate ve oğulları hedef olmadan önce, polislerden ve tetikçilerden kurtulmak için tüm becerilerini kullanmalıdır.

  • Basın Bülteni
  • Fotoğraflar
  • Web Sitesi
  • Fragman
  • IMDb
  • Ali Erden Yazıyor
  • Diğer basın bültenleri ve bağlantılara haberin devamından üzerlerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
    Son Vurgun yazısına devam et
  • John Carter: İki Dünya Arasında

    Andrew Stanton’un yönettiği ve Taylor Kitsch, Lynn Collins, Samantha Morton ile Mark Strong’un oynadığı John Carter: İki Dünya Arasında (John Carter), 09 Mart 2012’de UIP Filmcilik dağıtımıyla UIP Filmcilik tarafından vizyona çıkarıldı.
    Açıklanamayan biçimde Mars’a yollanan John Carter, burada kendisini gezegen sakinlerinin arasındaki dev bir ihtilâfın ortasında bulur. Tarafların arasında Tars Tarkas ve çekici prenses Dejah Thoris de vardır. John Carter, yok olmanın eşiğindeki Mars gezegeninde Barsoom’ın ve halkının kurtuluşunun kendi ellerinde olduğunu anlayacaktır.

  • Basın Bülteni
  • Fotoğraflar
  • Web Sitesi
  • Fragman
  • IMDb
  • Ali Erden Yazıyor
  • Diğer bağlantılara haberin devamından üzerlerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
    John Carter: İki Dünya Arasında yazısına devam et