Arka Pencere Dergisi’nde Oscar Tarihinde Gezinti

Arka Pencere Dergisi, 122. sayısında, kapağına George Clooney’li Senden Bana Kalan’ı yerleştiriyor. Tunca Arslan, Trendeki Yabancı köşesinde, yıllar öncesine dönüp, geçen hafta yitirdiğimiz usta sinemacı Yusuf Kurçenli’yle bir anısını hatırlıyor. Çok Bilen Adam köşesinde Senden Bana Kalan‘ın eleştirisi var. Arka Pencere Dergisi’nin 122. sayısı, her zamanki gibi bir Alfred Hitchcock alıntısıyla nihayete eriyor: “Belki kendi korkumun ifadesi olabilir ama normal bir insanın özgürlüğünün ansızın elinden alınıp tutuklularla birlikte hapsedilmesindeki dramı hep hissetmişimdir.”

  • Basın Bülteni
  • Web Sitesi
  • Yüksek çözünürlüklü kapak fotoğraflarına haberin devamından üzerlerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
    Arka Pencere Dergisi’nde Oscar Tarihinde Gezinti yazısına devam et
  • Adı Aşk Bu Eziyetin, 6. Uluslararası 2. El Film Festivali’nden Çekildi

    Futbol kulübü taraftarlığı ve taraftar ruhunu anlatan Adı Aşk Bu Eziyetin adlı filmin, bu yıl futbol konsepti ile düzenlenen 6. Uluslararası 2. El Film Festivali’nden çekildiği açıklandı. Filmin yönetmeni Suat Oktay Şenocak ve Yapımcısı Mehmet Ali Arslan tarafından yapılan açıklama şöyle: “Lütfen Dikkat! Biz kendimizi gerçek sinemacı olarak addediyoruz. Gerçek sinemacı, filmlerini her türlü koşulda yapabilen, yaptığı filmi her şeye rağmen vizyona sokabilmeyi başaran sinemacıların olması gerektiğine inanıyoruz. Ankara’da 5 yıldır bu tarz filmlerin izleyici ile buluşmalarını sağlayarak önemli bir …”

  • Basın Bülteni
  • Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
  • Festival hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
  • Rupert Everett, Gökkuşağı Çocuklarıyla Bu Haftasonu Buluşuyor

    Ünlü oyuncu Rupert Everett, If Istanbul’un ilk kez vereceği Yeni Bir Dünya İçin Sinema ödülünü alacak. 26 Şubat’ta yapılacak özel törende ödülünü alacak olan Rupert Everett, öncesinde bir çok eleştirmen tarafından Türk Sineması için bir ilk olarak nitelendirilen Zenne filminin özel gösteriminin de sunuculuğunu üstlenecek.
    Bir festival tarafından dünyada ilk kez gerçekleştirilen alternatif dağıtım ve paylaşım projesi olan If², festivalin son 3 gününde gösterilecek 5 filmi MUBI ortaklığıyla farklı şehirlerden farklı izleyicilere aynı anda ulaştıracak.

  • Basın Bülteni
  • Festival hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
  • Yüksek çözünürlüklü fotoğraflara haberin devamından üzerlerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
    Rupert Everett, Gökkuşağı Çocuklarıyla Bu Haftasonu Buluşuyor yazısına devam et
  • Zeynep Santıroğlu ve Alex Sutherland, Klak Sinema Programı’nda

    Türkiye, Hollywood’un yeni gözdesi oldu. Hollywood yıldızlarına Türkiye’de film çekmeleri için kim köprü kuruyor? Hollywood filmlerinin Türkiye çekimlerinin gerçekleşmesini sağlayan yapımcı Zeynep Santıroğlu ve Alex Sutherland bu hafta Bugün TV Klak stüdyosunda. 17 milyon dolarlık bütçesiyle Türk sinema tarihinin en pahalı filmi Fetih 1453 özel dosyası, Mart ayının hit filmleri, vizyona girenler, en çok izlenenler ve çok daha fazlası Klak’ta sizleri bekliyor. Gizem Ertürk’ün hazırlayıp sunduğu Klak, 25 Şubat Cumartesi günü 13:20 ve 26 Şubat Pazar günü 15:20’de Kanaltürk’ün haber kanalı Bugün TV’de.

  • Basın Bülteni
  • Yüksek çözünürlüklü fotoğraflara haberin devamından üzerlerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
    Zeynep Santıroğlu ve Alex Sutherland, Klak Sinema Programı’nda yazısına devam et
  • Okan Arpaç, TV Net 16:9 Sinema Programı’nda

    Vizyona giren filmler, filmlere eleştirel bakışlar, özel röportajlar ve sinema dünyasından en son haberlerin yer aldığı TV Net 16:9 Sinema Programı’na bu hafta sinema yazarı Okan Arpaç konuk oluyor. 16:9’un dosya bölümünde 26 Şubat’ta sahiplerini bulacak Oscar ödülleri yer alıyor. Emin Alper’in ilk uzun metrajlı filmi Tepenin Ardı, Ferzan Özpetek’in son filmi Magnifica Presenza’nın fragmanı, filmin sürpriz ismi ve daha fazlasıyla 16:9 bu hafta yine dopdolu. 16:9, 25 Şubat 2012 Cumartesi günü 09:00 ve 13:30’da TV Net ekranlarında.

  • Basın Bülteni
  • Yüksek çözünürlüklü fotoğraflara haberin devamından üzerlerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
    Okan Arpaç, TV Net 16:9 Sinema Programı’nda yazısına devam et
  • İki Sıkı Dost ve Bir Kadın

    İyi Olan Kazansın (This Means War)
    Yönetmen: McG
    Senaryo: Timothy Dowling-Simon Kingberg
    Müzik: Christophe Beck
    Görüntü: Russell Carpenter
    Oyuncular: Reese Whitherspoon (Lauren), Chris Pine (FDR), Tom Hardy (Tuck), Til Schweiger (Heinrich), Chelsea Handler (Trish), Abigail Spencer (Katie), Angela Bassett (Collins)
    Yapım: Fox (2012)

    Amerikalı McG’nin yönettiği “İyi Olan Kazansın”, CIA’den iki iyi arkadaşın bir kadın için girdikleri rekabeti komediyle anlatan hoş film. Ama film bittikten sonra CIA’in ne kadar iyi ve eğlenceli bir yer olduğunu epeyce de öğreniyorsunuz.

    Sinemada, tiyatroda ve edebiyatta “aşk üçgenleri” her daim heyecanlı olmuştur. Kimileri trajik olurken, bazıları da McG’nin 2012 yapımı “This Means War-İyi Olan Kazansın” filmi gibi işi eğlenceye vuruyor. CIA’in iki sıkı ajanı Franklin Delano Roosevelt “FDR” Foster ve Tuck Henson, Hong Kong’ta kitle imha silâhı işlerindeki uluslararası suç örgütünden Heinrich ve çetesinin peşindeyken, çıkan çatışmada Heinrich’in kardeşinin ölümüne neden oluyorlar. Heinrich için bu bir kan davasına dönüşüyor ve kardeşinin intikamını almak için ABD’ye girmenin yollarını arıyor. Bu filmin bir intikam hikâyesi olduğunu sananlar hemen yanılıyorlar. Çünkü hikâyede sarışın Lauren Scott var. Sevgilisi olmadığı için mutsuz bir genç kadın Lauren. FDR, işine kendini tam veren ve aşka zamanı olmayan tiplerden. Ama kadınların ilgisini çeken bir tipi var. Tuck, İngiliz kökenli. Küçük oğulları Joe olmasına rağmen Katie’yle evliliğini yürütememiş. Lauren’in arkadaşı Trish, ona teknolojinin nimetlerini hatırlatıyor. Lauren, internetten “sevgili” arıyor. Ajan Tuck buna hemen cevap veriyor gecikmeden. Çünkü zamanı bol. FDR ve kendisi, bürodaki patronları Collins tarafından geri hizmete çekiliyor. Sonra olaylar bir dizi komikliklerle eğlenceye dönüşüyor filmde. Sonunda, sarışın kızı tahmin ettiğiniz ajan kazanıyor finalde. Çünkü iki ajan, ellerinde olmadan Lauren’e karşı dürüst oluyorlar ve ailelerini onunla tanıştırıyorlar. Film, romantik komedi ve aksiyon sularında dolaşırken, kara filmlere de selâm göndermeyi unutmuyor. İki sıkı dostu bir düşmana ancak bir kadın dönüştürebilir. Kadın burada en masumu olsa bile. Kara filmlerde çoğunlula felâketler kadınlar yüzünden geliyor erkeklerin başına. Filmin finâl bölümündeki araba takip sahneleri gerçekten iyi tasarlanmış ve seyircileri eğlendiriyor. Filmi seyrederken CIA’in ne kadar da eğlenceli bir yer olduğunu düşünmeye başlıyorsunuz. Macera dolu bir CIA. Amerikalı gençlere bu kurumu sevdirmeyi amaçlıyor olabilirler. Bu film Amerika’da pek sevilmemiş ve yerden yere vurulmuş.

    Bol aksiyon, bol eğlence…

    Yönetmen McG, filminde aksiyona bolca yer verirken, kadınlar ve erkekler üzerine eğlenceli bir film çıkartmış ortaya. Filmin başındaki aksiyonu ve intikâm ateşini unutup gidiyorsunuz. Filmdeki Lauren’i Alfred Hitchcock (1899-1980) filmlerinden düşmüş bir sarışın gibi neredeyse. Ama Lauren biraz daha fettan gibi. Lauren, Hitchcock filmleri tutkunu. Alışveriş merkezinde FDR’yle Lauren’in karşılaşmasında Hitchcock sinemasına küçük bir saygı duruşu da yapılıyor. Lauren, üstadın 1960’lardan itibaren çektiği filmleri pek sevememiş. Ama, üstadın psikolojik kara filmi 1940 yapımı “Rebecca-Rebeka” en sevdiği yapıtı. Elbette 1945’teki kara filmi “Spellbound-Öldüren Hatıralar”, 1946’daki yine bir kara film olan “Notorious-Aşktan da Üstün” ve 1958’deki “Vertigo-Ölüm Korkusu” filmleri de gözdesi. Tüm bu filmlerde kadın karakterler önde elbette. Bu filmde bahsedilen Hitchcock filmleri içinde Fox yapımı yok. Ama Fox, Hitchcock’a bir film yaptırdı. Daha sonraları yeni Türkçeye “Yaşamak İstiyoruz” diye çevrilen 1944 yapımı siyah-beyaz savaş gerilimi “Lifeboat-Tahlisiye Sandalı”, 1947 yılında ülkemizde vizyona çıkmıştı. Ama bu stüdyonun nefes kesen kara filmleri var sinema tarihinde. Otto Preminger’in “Laura-Kara Gölge” kara filmini tüm sinemaseverlere öneririz. FDR ve Tuck, birbirlerinden habersiz Lauren’in evine dinleme araçları ve kamera yerleştirirken televizyon ekranından da George Roy Hill’in western klâsiği 1969 yapımı “Butch Cassidy and the Sundance Kid-Sonsuz Ölüm” filminin görüntüleri yansıyor. McG, fikir olarak Hill’in bu westerninden ilham almış gibi. FDR de, lüks dairesinde aşk kırgınlığıyla James Cameron’ın 1997 yapımı “Titanic-Titanik” filmini izliyor. Bu filmlerin Fox yapımı olduğunu da hatırlatmalı. Bir de bu filmde, Avusturyalı sembolist ressam Gustav Klimt’in (1862-1918) tabloları da yansıyor. Michigan’ın Kalamazoo şehrinde 1968’de doğan yönetmen McG’nin uzun adı Joseph McGinty Nichol. Yönetmen, 1970’lerde televizyonda fırtınalar estirmiş ünlü polisiye diziyi aynı adla “Carlie’s Angels-Charli’nin Melekleri” adıyla 2000 yılında beyazperdeye taşıdı. Bu, yönetmenin de ilk filmiydi. 2003’te “Charlie’s Angels: Full Throttle-Charlie’nin Melekleri: Tam Gaz”, 2006’da “We are Marshall-Zafer Bizimdir” ve 2009’da “Terminator Salvation-Terminatör Kurtuluş” filmleri geldi.

    (Bu yazı 02 Mart 2012 tarihli Taraf Gazetesi’nde yayınlanmıştır.)

    (02 Mart 2012)

    Ali Erden

    sinerden@hotmail.com

    Altyazı Aylık Sinema Dergisi Sinema Seminerleri

    Altyazı Aylık Sinema Dergisi, Sinema Seminerleri, Mehmet Açar’ın gerçekleştireceği Karşılaştırmalı Film Analizleri ve Mehmet İnan’ın gerçekleştireceği Yaratıcı Senaryo Yazımı Atölyesi’yle Mart ayında da devam ediyor. Boğaziçi Üniversitesi Mithat Alam Film Merkezi’nde Mehmet Açar’ın Karşılaştırmalı Film Analizleri semineri 04 Mart 2012 Pazar günü başlayacak, 8 hafta sürecek. Mehmet İnan’ın eğitmenliğindeki Yaratıcı Senaryo Yazımı Atölyesi ise 10 Mart 2012 Cumartesi günü başlayıp 6 hafta sürecek.

  • Basın Bülteni
  • Yüksek çözünürlüklü görsellere haberin devamından üzerlerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
    Altyazı Aylık Sinema Dergisi Sinema Seminerleri yazısına devam et
  • 10. Uluslararası Gezici Filmmor Kadın Filmleri Festivali Basın Toplantısı Yapıldı

    10. Uluslararası Gezici Filmmor Kadın Filmleri Festivali’nin basın toplantısı yapıldı. Festival 09 – 19 Mart’ta İstanbul’da, AFM Fitaş Beyoğlu, Fransız Kültür Merkezi, İstanbul Modern ve Pera Müzesi salonlarında yapılacak, ardından Van Kadın Derneği ortaklığıyla Van, Yüksekova Kadın Derneği ortaklığıyla Hakkari ve Çanakkale Kadın El Emeğini Değerlendirme Derneği ortaklığıyla Çanakkale’de sürecek. Festival, bu yıl, yirmiyi aşkın ülkeden yetmiş filmle, dünyanın farklı ülkelerinden konuklar, tema bölümleri, toplu gösterimler, panel, konferans, atölyeler ve destek olan seyircileriyle birlikte 10. yılını kutluyor.

  • Basın Bülteni
  • Festival hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
  • Yüksek çözünürlüklü fotoğraflara haberin devamından üzerlerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
    10. Uluslararası Gezici Filmmor Kadın Filmleri Festivali Basın Toplantısı Yapıldı yazısına devam et