İstanbul Modern Sinema’da Danimarka’dan Belgeseller Gösterilecek

İstanbul Modern Sinema, Danimarka Büyükelçiliği işbirliğiyle, 15 Nisan – 29 Nisan tarihleri arasında ülkenin son birkaç yılda iz bırakan, en iyi belgesellerinden oluşan Yaklaşık Gerçek adlı bir seçki sunuyor. Bu belgeseller Danimarka’nın bugünkü gerçeğine odaklanırken, bir yandan da “gerçek” kavramını sorguluyor. Gösterilecek filmler şunlar: Mekanik Sevgi (Mechanical Love), Haiti: İsimsiz (Haiti: Untitled), Herşey Göreceli (Everything Is Relative), Görünmez Hücre (The Invisible Cell), Roskilde, Danimarka Dinamiti (Danish Dynamite).

  • Basın Bülteni: 1 / 2
  • Web Sitesi
  • Yüksek çözünürlüklü fotoğraflara haberin devamından üzerlerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
    İstanbul Modern Sinema’da Danimarka’dan Belgeseller Gösterilecek yazısına devam et
  • Kederli Bir Hüzünle Yansıyanlar

    Şark Oyunları (Iztochni Pies – Eastern Plays)
    Yönetmen-Senaryo: Kamen Kalev
    Müzik: Jean-Paul Wall
    Görüntü: Julian Atassanov
    Oyuncular: Christo Christov (Itso), Saadet Işıl Aksoy (Işıl), Ovanes Torosian (Georgi), Nikolina Iancheva (Niki), Hatice Aslan (Işıl’ın annesi), Kerem Atabeyoğlu (Işıl’ın babası)
    Yapım: Waterfront (2009)

    Itso’yu oynayan Bulgar oyuncu Christo Christov, bu filmin çekimlerinden sonra vefat etti. Film, birdenbire bitiyor ve insanı hüzünlü bir boşluğun içerisinde bırakıyor.

    Evet, tutumanamış ressam Itso’ya hayat veren Christo Christov (1969-2008), bu filmin çekimlerinde vefat etti. Yönetmen de bu filmini Christo Christov’a adamış. Bir de Sofya’ya. Bu şehir, bir belgesel gibi yansıyor perdeye. Sofya’nın sokaklarında peşine kameranın takılıp dolaştığı yenik ressam Itso’nun gerçek hayatta da hayata yenilmesi belki hüzün çöktürecek üzerinize. Gerçekten insanın üzerine bir hüzün çöküyor. Itso, kısacık da olsa bir aşk yaşadığı Işıl’ın peşinden İstanbul’a geliyor ve hikâye birdenbire bitiyor. İnsan hüzünlü bir boşluğun içindeymiş gibi hissediyor birden kendini. Başkarakterin gerçekten öldüğünü öğrenince hüzün daha da çoğalıyor.

    Modern Bulgaristan’dan…

    Film, Avrupa Birliği’ne üye olmuş modern Bulgaristan’dan hikâyeler anlatıyor. Babası başka bir kadınla yaşayan lise öğrencisi Georgi, evde mutsuz. Arkadaşı onu önce bir dövmeciye götürüyor, sonra da dazlakların içine. Irkçı Neo-Naziler, öncelikle Türklere ve çingenelere karşı nefret dolular. Televizyondan yansıyan aşırı sağcı bir politikacının çingeneler üzerine konuşması insanı gerçekten sarsıyor ve utandırıyor. Irkçılık, en büyük insanlık suçu değil miydi? Hikâyelerin birbirine bağlandığı filmin önünde kaybetmiş ressam Itso var. Resimden bir yere varamamış Itso zorunlu olarak bir mobilya atölyesinde marangoz olarak çalışıyor. Belki de kaybetmiş bir insanın kederiyle sürekli içiyor Itso. Bir de sevgilisi var Niki adında. Niki de oyunculuk dersleri alıyor. Almanya’ya giderken Sofya’da bir gece geçiren bir Türk aile de hikâyeye dahil oluyor. Aile, gecenin içinde dazlakların saldırısına uğruyor ve rastlantıyla oradan geçen Itso’yla Işıl’ın yolları kesişiyor ve küçük bir aşk hikâyesi başlıyor. Aileyi hastaneye götüren Itso, kardeşi Georgi’nin dazlakların içinde olduğunu fark ediyor. Filmin hikâyesi derinleştikçe önyargıların her şeyi kuşattığı fark ediliyor. Filmi seyrederken Bulgaristan’da neo-nazi ırkçılığın neden bu kadar yoğun olduğunu ve öncelikle Türklere yöneldiğini anlayamıyorsunuz. Sofya’nın içerisinde dolaşırken sanki Türkiye’den bir şehir gibi Sofya. Hatta Bulgaristan’ın köyleri bile Anadolu’nun köylerine benziyor. Hatta Bulgarlar bile bize ne kadar benziyor. Yunanlılar gibi. Yönetmen, şehirleri ve mekânları seviyor. Bu filminde asıl başrolde olan Sofya şehriydi. Bu şehrin sokakları ve her şeyi filme ruh katıyor. Itso’nun, Sofya’ya sabah inerken yaşlı adama yardım ettiği sahne gerçekten büyüleyiciydi. Mekânlar da çarpıcı yansıyor filmde. Öncelikle Itso’nun yaşadığı ev. Bu filmde Saadet Işıl Aksoy’a da övgü göndermek gerek. Bu muhteşem oyuncu göründüğü an bir hale sarıveriyor perdeyi. Bu büyücü oyuncu Avrupalı yönetmenleri de büyüleyecek belki. Kieslowski usta yaşasaydı onu hemen keşfederdi.

    (08 Nisan 2010)

    Ali Erden

    sinerden@hotmail.com

    Tiglon Film Filmleri

    Ay (Moon), Kutu (The Box), Özel Kuvvetler (The Men Who Stare At Goats), Ölümcül Tuzak (The Hurt Locker), Çılgın Kalp (Crazy Heart), Ses, Avatar, Veda, Aşk Dersi (An Education), Percy Jackson & Olimposlar: Şimşek Hırsızı (Percy Jackson & the Olympians: The Lightning Thief), Pıtırcık (Le Petit Nicolas – Little Nicolas), Kim Kiminle Nerede (Whatever Works), Amelia, Kuzey Yamacı (Nordwand – North Face), Gir Kanıma (Let The Right One In), Aşkım (Cheri), Aşka Ruhunu Kat (Soul Kitchen), Alvin ve Sincaplar 2 (Alvin and the Chipmonks 2), Dönüşüm (Ne Te Retourne Pas – Don’t Look Back), Alacakaranlık Efsanesi: Yeni Ay (The Twilight Saga: New Moon), İki Dil Bir Bavul, Buz Devri 3: Dinozorların Şafağı (Ice Age 3: Dawn Of The Dinosaurs), Kız Kardeşim, 02 – 08 Nisan 2010 seansları için tıklayınız.

    AKP’nin Kısa Film Yarışması Jürisinde Çatlak

    AKP’nin düzenlediği Büyüyen ve Gelişen Türkiye Konulu Kısa Film Yarışması’nın jüri üyelerinden olan Yeni Şafak Gazetesi sinema yazarı Ali Murat Güven, Kısa Film Dayanışması ekibine bir mektup göndererek kendisinin de yarışma organizasyonu ile ilgili eleştirileri olduğunu duyurdu. Güven, aynı metni www.sadibey.com sitesinde de Kısa Film Dayanışması ile ilgili haberin altına yorum olarak yerleştirdi. Mektubun yanısıra uzun bir eleştirel değerlendirmeyi www.ikinciperde.com sitesindeki yazıda da dile getiren Güven, tüm bu eleştirilerini “bir şeylerin düzeltilmesi umuduyla” yaptığını söylüyor.

  • Basın Bülteni
  • Kısa Film Dayanışması hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
  • Ali Murat Güven fotoğrafları için tıklayınız.
  • Titanların Savaşı’nın Dünya Galası Londra’da Yapıldı

    Tüm dünyada ve ülkemizde 02 Nisan’da vizyona girecek olan Titanların Savaşı / The Clash of the Titans filminin dünya galası 29 Mart Perşembe akşamı Londra’da yapıldı.
    Louis Leterrier’in yönettiği ve Sam Worthington, Liam Neeson, Ralph Fiennes ile Gemma Arterton’un oynadığı filmin konusu şöyle: Bir tanrı olarak doğmuş, ancak insan gibi yetiştirilmiş olan Perseus, ailesini kinci tanrı Hades’e karşı koruma konusunda çaresizdir. Kaybedecek hiçbirşeyi kalmayan Perseus, Zeus’un güçlerini ele geçirebilecek ve dünyaya cehennemi yaşatabilecek Hades’e karşı, çok tehlikeli bir görevi yönetmeye gönüllü olur.

  • Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
  • Yüksek çözünürlüklü fotoğraflara haberin devamından üzerlerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
    Titanların Savaşı’nın Dünya Galası Londra’da Yapıldı yazısına devam et
  • Seksi Şeytan, “Testi”de

    Mayıs ayı içerisinde çekimleri Marmaris ve çevresinde start alacak olan, Jamal Hashemi ile Fikret Taşdemir’in yöneteceği Testi isimli mitolojik sinema filmi, senaryosu kadar oyuncularıyla da dikkat çekiyor.
    Başarılı oyuncular İstemi Betil, Esra Sönmezer, Vatan Şaşmaz, Çiğdem Aysu yanında, sinema Kutsal Damacana 2: İt Men isimli sinema filminde şeytan karakterini canlandıran Yasemin Tunca’da yer alıyor. Yer aldığı her projede kötüyü canlandıran Yasemin Tunca, Testi isimli mitolojik sinema filminde yine Ursula adında acımasız, zeki, yanındakilerin güçlerinden faydalanan Alman bir kadını canlandıracak.

  • Basın Bülteni
  • Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.