Senaryo ve Film Yapım, Yönetim Atölyesi

Metin Gönen’in hazırlayıp yönettiği Senaryo ve Film Yapım Atölyesi, 10 Nisan 2010 Cumartesi günü “Osmanağa Mah, Halitağa Cad, Kıvanç Sok, No: 5” adresindeki Kadıköy – Öteki Kültür Sanat’ta başlıyor. Kontenjanı sınırlı olan atölye Cumartesi günleri 14:00 – 18:00 saatleri arasında yapılacak ve 12 hafta sürecek. Atölye, senaryonun, dramaturji tekniklerinin ve sinematografik anlatım dilinin temel operasyonlarını öğrenmeyi ve fikirlerini sinematografik öykülemeyle somut bir filme dönüştürmeyi arzulayan tüm sinemaseverlere açık olarak hazırlandı.

  • Basın Bülteni
  • Yüksek çözünürlüklü fotoğraflara haberin devamından üzerlerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
    Senaryo ve Film Yapım, Yönetim Atölyesi yazısına devam et
  • Sine – Felsefe Atölyesi, Film Analizi ve Filmlerle Felsefe

    Sinemacı-Felsefeci-Yazar Metin Gönen’in hazırlayıp sunduğu Sine-Felsefe Atölyesi, sinemayı hem bir sanat olarak ele alıp filmleri kendi özgün sinematografik operasyonları içinde nasıl yapıldığını inceliyor; hem de bu film analizlerini “eserlerle birlikte düşünme” çalışması olarak felsefenin aydınlatıcı kavramsallığıyla yapıyor. Sinemanın duyarlılığına felsefenin mantıksal kesinliğini, felsefenin akılcılığına da filmlerin heyecanını katıyor.

  • Basın Bülteni
  • Yüksek çözünürlüklü fotoğraflara haberin devamından üzerlerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
    Sine – Felsefe Atölyesi, Film Analizi ve Filmlerle Felsefe yazısına devam et
  • Bir Giden Bir Daha Gidiyor, “Eyyvah Eyvah” Güldürmeye Devam Ediyor

    Ata Demirer’in senaryosunu yazdığı ve başrolünü Demet Akbağ ile paylaştığı Fiyapı sponsorluğundaki Eyyvah Eyvah, sinema seyircisinin de sektörün de yüzünü güldürdü! Filmin seyici sayısı 2.019.159 oldu. Hakan Algül’ün yönettiği filmde, Ata Demirer ve Demet Akbağ’a, Özge Borak Şakrak, Salih Kalyon, Bican Günalan, Tanju Tuncel, Caner Alkaya gibi ünlü isimler eşlik ediyor. Filmin esprileri,oyuncuların performansları ve şarkıları internet dünyasının da gözdesi. Tüm paylaşım sitelerinde ve sinema sitelerinde en çok ilgi gören bölümler filmin videoları ve izleyicinin filme dair yorumları.

  • Basın Bülteni
  • Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
  • Siyah Beyaz’ın Afişi Hazırlandı

    Ahmet Boyacıoğlu’nun yönettiği ve uncel Kurtiz, Taner Birsel, Erkan Can ile Şevval Sam’ın oynadığı Siyah Beyaz’ın afişi hazırlandı.
    23 Nisan 2010′da Tiglon Film tarafından vizyona çıkarılacak olan filmin konusu şöyle: Fırtınalı bir hayat yaşamış ama 70 yaşına gelmesine karşın hâlâ durulmamış bir ressam; kalp krizi geçirdikten sonra işini bırakan, sakin bir yaşam sürmeye çalışan bir avukat; mesleğini yapmaktan sıkılmış, karısı tarafından terk edilmiş bir doktor; hayata karşı tek başına direnen, yalnızlığı bir yaşam tarzı haline getirmiş bir iş kadını; Siyah Beyaz adlı bar da onların sığınabilecekleri son liman.

  • Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
  • Yüksek çözünürlüklü afişe haberin devamından üzerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
    Siyah Beyaz’ın Afişi Hazırlandı yazısına devam et
  • Tiglon Film Filmleri

    Şark Oyunları (Eastern Plays), Cehenneme 2 Adım (The Descent: Part 2), Ay (Moon), Kutu (The Box), Özel Kuvvetler (The Men Who Stare At Goats), Ölümcül Tuzak (The Hurt Locker), Ses, Avatar, Veda, Aşk Dersi (An Education), Percy Jackson & Olimposlar: Şimşek Hırsızı (Percy Jackson & the Olympians: The Lightning Thief), Bulanık Sular (DeUsylige – Troubled Water), Pıtırcık (Le Petit Nicolas – Little Nicolas), Gir Kanıma (Let The Right One In), Aşkım (Cheri), Aşka Ruhunu Kat (Soul Kitchen), Alvin ve Sincaplar 2 (Alvin and the Chipmonks 2), İki Dil Bir Bavul, Kanal-İ-Zasyon, Buz Devri 3: Dinozorların Şafağı (Ice Age 3: Dawn Of The Dinosaurs), Parti Tırtılları (Disco Ormene – Sunshine Barry & The Disco Worms), Kız Kardeşim, 09 – 15 Nisan 2010 seansları için tıklayınız.

    Ünlü Yönetmen Gaspar Noe, İstanbul Film Festivali Konuğu

    “Çağdaş Fransız sinemasının yaramaz çocuğu” olarak tanınan, yaptığı filmlerle sansasyon yaratan, Arjantin doğumlu Fransız yönetmen, senarist, kameraman ve film yapımcısı Gaspar Noé, 29. Uluslararası İstanbul Film Festivali’nin konuğu olarak İstanbul’da.
    Gaspar Noé’nin eleştirmenler ve izleyiciler arasında tartışma yaratan son filmi Boşluk (Enter The Void), Festivalin LG ile Geceyarısı Çılgınlığı bölümünde izleyiciyle buluşacak. Ünlü yönetmen, filminin 10 Nisan Cumartesi günü saat 24:00’de Atlas Sineması’nda gerçekleşecek gösterimi öncesi izleyicilerle de buluşacak.

  • Basın Bülteni
  • Festival hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
  • Yüksek çözünürlüklü fotoğraflara haberin devamından üzerlerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
    Ünlü Yönetmen Gaspar Noe, İstanbul Film Festivali Konuğu yazısına devam et
  • 29. Uluslararası İstanbul Film Festivali’nde 06 Nisan’da Neler Oldu?

    Yapımcı ve aranjör Arif Mardin’in oğlu Joe Mardin ve Doug Biro tarafından yönetilen Arif Mardin’in Hikâyesi saat 19:00’da Beyoğlu Sineması’nda gösterildi. Filmden sonra izleyicilerin sorularını yanıtlayan Joe Mardin, filmi hem Arif Mardin’in üretiminde katkıda bulunduğu müzikleri seven insanlar için hem de onu tanımayan izleyiciler için yaptığını söyledi. Arif Mardin ile çalışma fırsatı yakalayan orkestra şefi Gürel Aykal oğul Mardin’e babasının yarım bıraktığı besteleri tamamlayıp tamamlamayacağını sordu; bu parçaları yönetmekten memnun olacağını iletti.

  • Basın Bülteni
  • Festival hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
  • Yüksek çözünürlüklü fotoğrafa haberin devamından üzerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
    29. Uluslararası İstanbul Film Festivali’nde 06 Nisan’da Neler Oldu? yazısına devam et
  • cinemagazetesi.com Yayın Hayatına Başladı

    www.cinemagazetesi.com yayın hayatına başladı. Savaş Ay, Sezgin Irmak, Fikret Eser, Olkan Özyurt, Özgür Çakır, Bülent Değerli, İlker Gezici, Meral Aslankaya gibi gazeteciler sinemayı tartışıyor. Sinema sitesinde forumlar, özel haberler, özel röportajlar, festivaller, yarışmalar bulunuyor. www.cinemagazetesi.com web sitesinin iletişim bilgileri şöyle: Sezgin Irmak, GSM: 0532 4166110, e-posta: info@cinemagazetesi.com

  • Basın Bülteni
  • Web Sitesi
  • Yüksek çözünürlüklü logoya haberin devamından üzerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
    cinemagazetesi.com Yayın Hayatına Başladı yazısına devam et
  • Düşler ve Yokoluşlar

    Mustafa Özgün’ün yönettiği ve İlruba Güneş, Dilek Altunay, Hakan Duran ile Murat Çobangil’in oynadığı Düşler ve Yokoluşlar, önümüzdeki aylarda Özgün Film Yapım tarafından vizyona çıkarılıyor.
    Anne ve babasını trafik kazasında kaybettikten sonra kendi hayatına ve kurduğu büyük düşlere küsüp eve kapanarak şizofreni hastalığına yakalanan genç bir kızın yaşam hikâyesi.

  • Basın Bülteni
  • Fotoğraflar
  • Web Sitesi
  • Fragman
  • Hazır mısın Everest?

    24 Ocak 2009′da başlayan Cumartesi Belgeselleri, her Cumartesi günü saat 14:00’te BSB Sinema Eserleri Sahipleri Meslek Birliği Cep Sineması’nda belgesel film gösterimleriyle devam ediyor. Film gösteriminin ardından belgesel filmin yönetmeninin katılımıyla izleyiciler arasında film ve filmin çekim süreci üzerine söyleşi yapılıyor. Yönetmenliğini Mustafa Temiztaş’ın yaptığı Hazır mısın Everest? adlı belgesel filmi bu hafta BSB Cep Sineması’nda gösteriliyor. Tüm BSB Sinema Eserleri Sahipleri Meslek Birliği üyeleri ve dostları 10 Nisan Cumartesi günü 14:00 – 16:00 saatleri arasında gösterime bekleniyor.

  • Basın Bülteni
  • Fotoğraflar
  • 16 Nisan 2010 Haftası

    “Tek Başına Bir Adam”, moda tasarımcısı Tom Ford’un ilk filmi: Şaşırtıcı derecede estetik ve duyarlı. Ford, “Kabare”nin yazarı Christopher Isherwood’un kitabının yapısını ve niteliğini, sinemasal değerlerle zenginleştirerek korumuş, yükseltmiş. Film, İngilizce profesörü George’un, 16 yıldır birlikte olduğu genç erkek sevgilisinin trafik kazasında ölmesinin ardından ‘bir karar’ (kendi yaşamından da istifa edip etmeme kararı) verme aşamasında, mütereddit bir gününü öykülerken, izleyenlerin kalplerine de ‘sevginin cinsiyetinin olmadığını’ işlemektedir. Sanıldığının aksine, bir insanı sevip anısına sahip çıkmanın, seks dürtüsünün önüne geçebildiğini de incelikle anlatmaktadır… George rolüyle Oscar adayı olan Colin Firth’ün karakterin ruhuna nasıl sızdığını görmek önemli.

    “Salgın”a bilet alırken, biyolojik silâh sızıntısının kaza sonucu kasaba sakinlerini zehirlemeye başlamasıyla, insanların çıldırıp birer cani haline gelmeleri ve terör estirmeleriyle sınırlı kalacağınızı sanmayın. Çünkü en büyük terör olan devlet terörü devreye girip, karantinayla birlikte yok etme operasyonunu, hem de en vahşi yöntemlerle uygulamaya başlıyor: Vatandaşlarına! İzlediğiniz, çok katmanlı ve çarpıcı sert aksiyonla başa baş giden bir gerilim. Tüm karmaşanın ortasında kaçıp kurtulmaya çalışan genç şerif ve hamile karısı için en büyük engel ise, kilometrekarelerce geniş alan! Filmin altı çizilmesi gereken önemli özelliği, gerçekçiliği! Ve kısaca da, “bomba gibi”!

    “[Rec] 2”de, kan ve tükürükle bulaşıp, ısırılan insanları hızla saldırganlaştıran bir tür kuduz vakası nedeniyle karantina altına alınıp tüm giriş – çıkışların yasaklandığı apartmana giren dördü güvenlik görevlisi beş adam, salgının yayıldığı korkunç çatı katının sırrını çözmeye çalışırlarken… Müthiş klostrofobik ortamda ve salt kameramanın çektikleriyle sınırlı bilinmezlikte, şahsen çok şaşırdığım bir yön değişikliği oldu. Maharetli ve kabiliyetli iki İspanyol yönetmen, sinema tarihinin belki de en fazla başvurulan prototipi “The Exorcist”ten yardım aldılar. Tahmin edersiniz ki, teknik numaralara rağmen, ilk filmdeki hakiki olma duygusu gevşedi, etki azaldı. Zaten yaş sınırı da, “15+”; korkuya su katılmış yani.

    “Genç Victoria”, adı üzerinde, bir sürecin merhalelerini, gösterişli bir sinemayla naklediyor. 1819 – 1901 yılları arasında yaşayıp, Büyük Britanya İmparatorluğu’nun en uzun tahtta kalmış hükümdarı olan I. Victoria’nın, 9 çocuk verdiği ve yirmi yıl en önemli danışmanı olarak yanından hiç ayırmadığı kocası, aynı zamanda kuzeni olan Prens Albert’la (1819 – 61) tanışmasından sonraki ilk yıllarda ilişkileri… Ve koşutunda, deneyimsiz bir genç kadın olarak türlü entrikaların içinden geçip, kralın ölmeden hemen önceki açık desteğinin rüzgârıyla taç giyip Kraliçe olmasıyla noktalanan süreç! 2005 yılında “C. R. A. Z. Y.” adlı bol ödüllü filmini izlediğimiz Jean – Marc Vallee’nin, konuya, oyunculara, biçime egemen yönetimi, sağlam bir tarihsel dram sunuyor. Kusur bulamayız fakat özel bir etkisi de yok. Anlatı tastamam; seyredenin kafasına çengel atacak bir tartışma yok! Türkiye’de sadece 1 kopya olarak gösterimde: Yani, Kostüm Tasarımı Oscar’ı kazanan bu film, meraklılarına sadece.

    “9”, ‘Kısa Metraj Animasyon’ dalında Oscar adayı, 2005 yapımı aynı adlı filmin (11 dakika) uzun versiyonu… İlgilenip yapımcı olarak imza atmış Tim Burton ve Timur Bekmambemov gibi isimlere rağmen, yönetmen Shane Acker öyküyü genişletmenin sıkıntılarını yaşamış belli ki ve komplike aksiyon bölümleriyle bunu büyük oranda aşmış… 9, bilim insanlarının yaratıp bir diktatörün silâh olarak kullanmak istediği makinelerin, insan ırkına savaş açıp tümünü ortadan kaldırmasına çok az kala, bir bilim adamının, parçalarını bir araya getirerek dikip birleştiği küçük boyuttaki son bez bebeğe canla birlikte verdiği numaradır. 9’un görevi ise, diğer 8 ile birlikte, insan ruhunun karanlık tarafını ele geçiren ana makineyi yok edip, ruhu ‘yeni bir yaşam’ için programlamaktır… Geleceğe ilişkin oldukça karamsar, karakter kreasyonu ilginç, izlemesi de oldukça dikkat gerektiren, zor sayılabilecek bir film olmuş. İzleme yaşı, sanırım 13’ten başlamalı. Zaten –“Genç Victoria” gibi- bu film de tek kopya ile sinefilleri bekliyor. Orijinal, alt yazılı ve seslendirme kadrosu hayranlık uyandırıcı. Bir de orkestra için bestelenmiş müziği var ki, kulaklarınız paslanmışsa eğer, dinledikten sonra pırıl pırıl olacak!

    (14 Nisan 2010)

    Ali Ulvi Uyanık

    aliuyanik@superonline.com