[Kaş/Aşk] Kısa Film Atölyesi

Eğitmen yönetmen olarak Enver Özüstün, konuk yönetmenler olarak da Derviş Zaim, Mehmet Eryılmaz, Pelin Esmer ve Seyfi Teoman’ın yer alacağı, [Kaş/Aşk] Kısa Film Atölyesi 02 Temmuz’da başlıyor. Bir haftalık yaz tatili süresince bir film çekme düşüncesinden hareketle hazırlanan atölyeler 8 gün 7 gece sürecek, ulaşım konaklama ve kahvaltı dahil olarak çalışılacak. Katılımcılar kendi filmlerinin senaryosunu yazacak, montajını yapacak, isterlerse sadece yönetmen, isterlerse başrol oyuncusu olacak. Atölyelerde 15 kişilik gruplar için kamera, kaset, montaj ekipmanı atölye tarafından karşılanacak ve ekipler tek bir film oluşturacak.

  • Basın Bülteni
  • Web Sitesi
  • facebook Sayfası
  • Yüksek çözünürlüklü afişe haberin devamından üzerlerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
    [Kaş/Aşk] Kısa Film Atölyesi yazısına devam et
  • Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu (TKDF), “Soraya’yı Taşlamak” Filmine Destek Veriyor

    Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu (TKDF), 14 Mayıs tarihinde ülkemiz sinemalarında gösterilecek olan Soraya’yı Taşlamak (The Stoning Of Soraya M.) filmini destekleme kararı aldı.
    Söz konusu KADIN olduğunda ülkemiz sınırları ile kalmayıp dil, din, ırk, coğrafya fark etmeden hizmet etmeyi, desteklemeyi, el uzatmayı amaçlayan TKDF, gerektiğinde ÇAĞDIŞI uygulamaları her ne nedenle olursa olsun şiddetle kınamayı ilke ediniyor. TKDF, 15 yılda 1000 kadar kadının, filme konu edilen RECM (taşlanarak öldürülme) denilen yöntem ile öldürülmesini de şiddetle kınıyor.

  • Basın Bülteni
  • TKDF Web Sitesi
  • Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
  • Ben Gördüm

    Sadi Bey’in Twitter Günlükleri 18

    Anadolu Üniversitesi 12. Uluslararası Eskişehir Film Festivali bundan böyle Sadi Bey’e ilk ödülünü veren festival olarak anılacak. Çok …

    … mu abarttım? Festivalin 01 Mayıs İşçi Bayramı’nda bendenize verdiği “Sinemaya Emek Ödülü”Emek Sineması’na adadım. İstesen bu kadar …

    … denk gelmez. Ödüle çok sevindim, düşünenlere çok teşekkür ederim. Festivalin açılış ve ödül gecesinde Anadolu Üniversitesi’nin …

    … Ocak ayında göreve getirilen yeni Rektörü, güzel konuşmasında sinemanın önemine değindi, sinema filmlerine de yer veren youtube web …

    … sitesinin Türkiye’de yasaklı olmasına rağmen en çok izlenen 5. web sitesi olduğunu belirtti. Ayrıca Üniversiteler arası reyting …

    … sıralamasında Anadolu Üniversitesi’nin ön sıralarda yer aldığını belirtti. Sinemaya duyduğu ilgiyi film festivalini sürdürmesiyle de …

    gösteren yeni rektörün 3. sıradayken sayın Cumhurbaşkanımızca Rektör atanması da başarısının diğer bir göstergesi oluyor tabi ki.

    “Kıyamet Melekleri-Legion” filminden bir “Beyazperde Yazısı”: Yeni bir başlangıç… Buraya gereken o. (Yön: Scott Stewart.)

    Eskişehir son yıllarda yetiştirdiği sinema insanları ve filmleriyle dikkat çekmeye başladı. Hatırladığım kadarıyla Usta, Beş Şehir, Yengeç …

    … Oyunu, Adını Sen Koy filmleri Eskişehir’de çekildi. Usta’nın yönetmeni Bahadır Karataş, Beş Şehir’in yönetmeni Onur Ünlü, Acı Aşk’ın …

    … yönetmeni A. Taner Elhan, Kosmos’un başrol oyuncusu Sermet Yeşil, hepsi Anadolu Üniversitesi’nin rahle-i tedrisatından geçmiş …

    … sanatçılarımız. “Rahle-i tedrisat” ifadesiyle engin Osmanlıca bilgimizi de sarahaten ortaya koymuşken, Eskişehir’de kaldığımız nezih …

    … ve müstesna otelimizden de bahsetmek lâzım. Büyükşehir Belediyesi’nin takdir edilesi bir çalışmayla restore ettirdiği Odunpazarı …

    … semtindeki butik otelin adı “Babüssaade” olarak belirlenmiş. Topkapı Sarayı’nın aynı adlı kapısından isim alan otelin adının …

    … söylenmesinde zorluk çeken sevgili Eskişehir esnafı otele esprili bir ad koymuş. Taksiye binip Babüssaade Oteli’ne gideceğimizi …

    … söylediğimiz zaman, şoför gülerek “Tamam abi, Banamüsade Oteli” dedi. Şoför deyince 14 Mayıs’ta gösterime girecek olan “Vera’nın …

    … Şöförü” filminin afişinin hatırlatmasıyla TDK Sözlüğü’ne baktım, filmin adının “Vera’nın Şoförü” olması lâzım. Bendeniz sadibey.com …

    … adlı web siteme filmleri afişlerindeki Türkçe adları ile kaydediyorum, hani merak eden olur diye yazmış olayım, bahsi geçen filmi …

    … o nedenle “Vera’nın Şöförü” olarak kaydettim. “Bahoz”, “Min Dit” ve “Demsala Dawi: Sewaxan” filmleri içinde aynı uygulamayı yaptım.

    Merak edip sitenin alfabetik bölümünden bakma ihtiyacı duyduğunuzda bu filmleri “Fırtına”, “Ben Gördüm” ve “Son Mevsim: Şavaklar” olarak …

    … arayabilirsiniz. Hani diğer isimlerle bulamadığınızda -açılım karşıtı olmama rağmen- açılım karşıtlığı falan diye düşünmeyiniz …

    … sayın seyirciler. “Min Dit” için özel bir durum oluştu. Antalya Film Festivali sırasında film “Min Dit” ve “Ben Gördüm” adlarıyla, …

    … daha sonra filmin Avrupa gösterimlerinde “The Children of Diyarbakir” adıyla anıldı.02 Nisan’da “Min Dit” adlı afişiyle -İstanbul hariç- …

    … tüm Türkiye’de gösterime çıkarıldı. 30 Nisan’da İstanbul’da gösterime gireceği ise duvar ilanlarında “Ben Gördüm” Türkçe alt adı ile …

    … duyurulduğu için bendeniz de sitedeki alfabetik bölümde filmin adını “Ben Gördüm” olarak değiştirdim.

    Nezih Ünen’in “Anadolu’nun Kayıp Şarkıları” adlı belgeselini genel vizyonunda görememiştim, Eskişehir Film Festivali’nde gördüm, bayıldım.

    Eskişehir’de şehrin yabancısı olup olmadığınızı uçaklarla test ediyorlarmış. Malûm eğitim amaçlı askeri havaalanı şehre yakın. Gün içinde …

    … bir sürü Fantom uçağı şehrin üzerinden gök gürültüsü gibi ses yaparak geçiyor. Eskişehir’in yerlisi sohbet sırasında uçak geçerken …

    … susar, bekler, uçak geçtikten sonra kaldığı yerden sohbete devam edermiş. Yabancılar ise uçak geçerken seslerini yükselttikçe …

    … yükseltir, neredeyse bağırarak konuşurmuş. İşte o zaman karşılarındaki kişinin yabancı olduğunu anlarlarmış. Ne ilginç değil mi?

    (05 Mayıs 2010)

    Sadi Çilingir

    sadicilingir@sadibey.com

    Elm Sokağında Kâbus’un Hareketli Afişi Hazırlandı

    Ülkemizde 21 Mayıs 2010′da vizyona girmesi plânlanan Elm Sokağında Kâbus (A Nightmare On Elm Street) filminin “hareketli afişi” (motion poster) hazırlandı ve internet ortamında yayına sunuldu.
    Bir korku klâsiği olan Elm Sokağında Kâbus’un (A Nightmare On Elm Street) güncellenen yeni uyarlaması ile Freddy Krueger geri dönüyor. Şehrin banliyösünde yaşayan bir grup gencin ortak bir yönü vardır, hepsi de, onları rüyalarında avlayan biçimsiz Freddy Krueger tarafından gizlice takip edilirler. Uyumadıkları sürece birbirlerini koruyabilirler ama uyuduklarında kaçış yoktur.

  • Basın Bülteni
  • Hareketli afişe ulaşmak için tıklayınız.
  • Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
  • 4. Diyarbakır Film Günleri Sona Erdi

    Bu yıl dördüncüsü düzenlenen Diyarbakır Film Günleri sona erdi. Diyarbakır Sanat Merkezi bünyesinde kurulan ve yaklaşık 7 yıldır çalışmalarını sürdüren Diyarbakır Sinema Kulübü tarafından gerçekleştirilen film günleri programı kapsamında, Türkiye’nin çeşitli bölgelerinden çok sayıda kısa ve belgesel filmlerin yanında bir de iki tane uzun metrajlı film gösterildi. Film günleri, Özlem Bozdağ, Önder Işık ve Mustafa İlhan’ın Diyarbakır Sanat Merkezi’nde gerçekleştirdiği bir dinleti ile sona erdi.

  • Basın Bülteni
  • Günler hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
  • Iron Man 2

    Aslında dışarıdan tam bir “zengin şımarık çocuğu” olan Tony Stark (hele duruşma sırasında gururla “Ben dünya barışını özelleştiren insanım” demesi herhalde ancak kapitalizmin doruk noktasında bir şımarık çocuğun ağzından çıkabilecek sözler olabilir) zaruretten (yine) kendini dünyayı kurtaran adam olarak buluyor.

    Hikâye bilinen hikâye. İyi adam kötü adamlarla savaşıp dünyayı kurtarıyor. Hikâyede Tony Stark’ın kişisel problemlerinin de ele alınması hikâyeyi çok daha inanılır ve keyifli kılıyor, kahramanımızı “boş” bir süper kahraman yerine içimizden biri gibi görmemizi ve benimsememizi kolaylaştırıyor. Bir kere kendimizle kahramanımızı özdeşleştirdikten sonra da onun gözlerinden hikâyeyi görmemiz sağlanıyor.

    Iron Man, 1963’te çizgi roman olarak ilk yaratıldığında ABD ile Sovyetler Birliği arasındaki soğuk savaş doruk noktalarındaydı. Iron Man’in yaratıcısı Stan Lee de kahramanını komünizmle savaşan bir süper kahraman olarak tasarlamış ve soğuk savaş konularını ele almıştı. “Kötü adamlar”ın hepsi komünistti; aralarından bir çoğu Rus ajanıydı.

    Ancak soğuk savaşın sonlanması ile Iron Man kurumsal suçlar ve terörizme karşı savaşır olmuştu. Iron Man, zamana uyum sağlayarak, ABD’nin o anki dost ve düşmanlarını Iron Man’in dost ve düşmanları olarak yansıtmaya devam ediyor. Keza iki sene önceki ilk filmde Tony Stark’ın Iron Man zırhını geliştirmesine yol açan olay da ABD’nin o yıllarda terörizme karşı savaşmak üzere asker göndermiş olduğu Afganistan’da gerçekleşmişti.

    Bu sefer Iron Man/Tony Stark’ın karşısında yine Ruslar var. Daha önceden ABD’ye iltica etmiş, ancak teknolojiyi silâh üretmek için kullandığından dolayı Tony Stark’ın barış yanlısı babası Howard Stark tarafından sınırdışı ettirilen Rus bilimadamı Anton Vanko’nun oğlu Ivan Vanko babasının intikamını almak için Tony Stark’a savaş açıyor.

    Ancak bu seferki Amerikalı-Rus cekişmesinin çok daha farklı bir nedeni olduğunu yine filmden öğreniyoruz. Soğuk savaş dönemindeki çekişme silâhlanma yarışına dayanırken, 2010 yılındaki Rusya-ABD çekişmesinin enerji yarışına dayandığını, Samuel Jackson’ın siyahlar içindeki göz bantlı karakteri Nick Fury, Tony Stark’a söylediği “Baban aslında çok daha büyük bir şeyin üzerinde çalışıyordu. O silâhlanmanın değil, büyük bir enerji kaynağı yaratmanın peşindeydi” şeklindeki sözleri ile teyid ediyor. Tabii bu arada, şu aralar ABD/Batı-İran arasındaki (nükleer) teknolojinin barış amaçlı/silâhlanma amaçlı kullanımı anlaşmazlığı da bu şekilde işlenmiş oluyor.

    Filmin görselliğine gelince… Bekleneceği gibi özel efektler muhteşem; içinizdeki çocuğu kesinlikle eğlendirecek, hatta oturduğu yerde zıp zıp zıplatacak nitelikte. Muhteşem Robert Downey Jr. Tony Stark’ın oyuncu playboy imajı ile içindeki incinmis zeki çocuk arasındaki kişiliğini çok güzel yakalıyor. İzleyiciyi hem kendine aşık ediyor hem de nefretini kazanıyor, ama ne olursa olsun kendine hayran bırakıyor.

    Ancak yine de Mickey Rourke’un Ivan Vanko’su bende en kalıcı izi bırakan karakter oldu. Kendisine babasını kaybettiğinde üzülmesi ve beyaz bir papağanı sevmesi (ki bu sevginin nedenini filmin sonunda dahi anlayabilmiş değiliz) dışında herhangi bir insani özellik verilmeyen bir karakteri ete kemiğe büründürüp inandırıcı bir kişi yaratıyor Rouke. Kendini bakışları, yamuk gülümsemesi veya oturma şekliyle ifade edip karakterinin az konuşmasından ve minimum insani özellikleri olmasından kaynaklanan boşlukları ustalıkla dolduruyor.

    (05 Mayıs 2010)

    Yasemin Sim Esmen