Örümcek-Adam: Yepyeni Bir Gün Açılışını Rekorlarla Yaptı, Vizyonunun İlk Gününde 296 Bin 215 Seyirciye Ulaştı

Örümcek-Adam: Yepyeni Bir Gün (Spider-Man: Brand New Day), ilk gününde 296 bin 215 seyirciye ulaşarak Türkiye’de rekor açılış yaptı. Film, Sony Pictures yapımları ve tüm Marvel filmleri arasında tüm zamanların en yüksek açılış günü seyirci sayısı ile TL ve USD hasılatını elde etti. Yayınlanan fragmanı ve teaser afişleriyle Türkiye ve dünya çapında büyük ilgi uyandıran film, pandemi sonrasında Türkiye’de en yüksek açılış günü seyirci sayısına ulaşan yapım oldu.

Örümcek-Adam: Yepyeni Bir Gün Açılışını Rekorlarla Yaptı, Vizyonunun İlk Gününde 296 Bin 215 Seyirciye Ulaştı yazısına devam et

Dondurmacı

Eli Roth’un yönettiği ve Charlie Zeltzer, Eli Roth, Ryan Allen, Ari Millen, Benjamin Byron Davis, Darrin Baker, Karen Cliche, Sarah Abbott ile
Carina Battrick’in oynadığı Dondurmacı (Ice Cream Man), 04 Eylül 2026’da Bir Film dağıtımıyla Bir Film tarafından vizyona çıkarılıyor.
Eli Roth’un yazıp yönettiği filmde gizemli bir dondurmacının sattığı dondurmaların sakin bir kasabaya yaşattığı dehşete tanık olacaksınız. Huzurlu bir yaz günü, sakin bir kasaba. Gizemli bir dondurmacı ortaya çıkar ve çocuklara dondurma satmaya başlar. Bu dondurmaları yiyen çocuklar çok geçmeden bu sakin ve huzurlu kasabaya dehşeti yaşatacaktır.

  • Basın Bülteni
  • Web Sitesi
  • Fragman
  • IMDb

Dondurmacı yazısına devam et

Belgesel(ciler)in Zorlu Sınavı

Bugünlerde gösterimde olan Hayvan Çiftliği (https://sadibey.com/2026/07/30/bir-cocuk-filmi-hayvan-ciftligi-buyukler-icin-de/) nedeniyle gündemde olan George Orwell, yaşam için iki temel konuyu vurguluyor. Gazeteciliğinden kaynaklı haber ağırlıklı düşünülürse de basın ve medya mecraları için, hatta tüm sanat alanları için de geçerli bu vurgu…

Birincisi:

“Gazetecilik, birilerinin yayınlanmasını istemediği haberleri yazmaktır; gerisi halkla ilişkilerdir” diyor. Bu, iktidar ve güç odaklarının gizlemeye çalıştıklarını gözler önüne sermek, aynı zamanda yasaklama, sansür ve manipülasyonlara karşı sağlam ve kararlı bir duruş sergilemekten başka bir şey değil…

“Şiirli Oda’nın İzinde” belgeselinin yapımcısı ve yönetmeni Bingöl Elmas, filminin Kültür Bakanlığı tarafından kabul edilmemesine karşı onurlu bir duruş sergiliyor. Bakanlık, destek adı altında verdiği parayı geri istemiş, Elmas da hemen ödemiş, hem de faiziyle birlikte (Sahi, Bakanlık yardım ve desteklerini filmin tesliminden sonra yapıyor, geçen zamanda enflasyonun erittiklerini hiç mi hiç düşünmüyor; “nas” da olsa, keser hep kendine yontuyor).

Kapadokya’da, Rumlarla Türkler (hatta Ermenilerle Yahudiler de iç içe yaşarken, Cumhuriyet öncesi ve hemen sonrasında her şey değişmiş. Şair, ressam Kostas Meliadis kendi evini şiir buluşmalarına açmış. İnsanlar ona şiir yazdırıp duvara resmettiriyorlarmış. Gerçekten de tablo niteliğinde, estetik değeri yüksek şiirler ve tablolar var. Mübadeleyle (on binlerce insan Yunanistan’a, oradan da Türkiye’ye gönderilmiş) eski mekânlar kendi kaderine terk edilmiş. Yerel rehber hem çevre atkivisti, gazeteci Mükremin Toprak, bu evlerin, yaşam hafızaları olduğu bilinciyle tek tek fotoğraflamış ve korunması için canla başla çalışmış.

Bingöl Elmas, bir tarihi değerin göz göre göre yok edilmemesi için hem Mükremin Toprak’ın anlatımıyla bu şiirli odayı tarihi ve doğal güzelliğiyle belgelemek istemiş. Kültür Bakanlığı, “Şiirli Oda’nın İzinde” belgeselini onaylamış ve destek vermiş. Uzun ve meşakkatli (film çekimi gerçekten zaman ve zemin gerektirir, sosyal ve ekonomik olarak her türlü zorlar insanı.

İyi de Kültür Bakanlığı, neden verdiği desteği hem de faiziyle geri almış? Bingöl Elmas, “Ben herkesin, hatta kendilerinin de bildiği gerçekleri anlattım” diyor. Filmin ilk montajlanmış halini izledim, ne teknik eksiklik ne de politik bir sataşma var; alabildiğine başarılı bir çalışma… Madem teknik bir eksiklik yok, Bakanlık verdiği kararı neden çiğnemiş? Çünkü o güzelim Kapadokya’da yol yapımı için buldozerler, ekskavatörler, büyük tonajlı kamyonlar vızır vızır çalışıyor. Görmemek için siyasi kör olmak gerekiyor ya; böyle söylenemediği için “titiz ve ince bir çalışma” yaptıklarını söyleyen yetkililerin kendilerini korumak amacıyla böyle davrandıklarını anlıyoruz.

Oysa adı üstünde Kültür ve Kültür Bakanlığı, diğer ilgili bakanlıkları da yanına alıp yeni yapılaşmaları ve yol yapımıyla birlikte yıkılmaya doğru hızla ilerleyen peribacalarını korumak için Bingöl Elmas’a teşekkür etmeli. Sanıyorum, Orwell’in kendisiyle özdeşleşen o sözünü bilmiyorlar.

Kurmaca film ile belgeseli ayırt eden belirteç; filmin duyguya ve düş(ünce)lere dayalı bir anlatımı varken… Belgesel, var olanı ortaya koyar ve “haber” verir. Bu çerçevede, Bingöl Elmas’a, bakanlık yetkilileri telefonda (yazılı verebilirler mi, istesek), “Senaryonuzda sapma var” demişler… Bu ne demek? Sadece ve sadece gerçekleri anlatan belgeselin yasaklanması ve/veya sansürlenmesi için bir fırsat demek.

Onlarcası var da, …haydi kendimden örnek vereyim: “Gelincik” filmimde (docudrama) bir topal çekirgeye rastladık. O topal çekirge filmin akışını etkiledi, çünkü aklımıza gelmemiş (çekirge bulabilir miydik, hele topalını hiç) bir anlam yarattı. Geleneksel deyişle filmi kurtardı.

İkincisi…

George Orwell, birlik olmanın, birlikte çalışmanın ve başarmanın çok daha kolay ve güçlü olduğunu anlatıyor (o çok bilinen “1984”te de, “Hayvan Çiftliği”nde de “Selam Olsun Katalanya’ya”da da…)

Bizde “birlik” var da yok… Hiçbir sektörde olmadığı kadar “Meslek Birliği”miz, iki sendikamız, bir federasyonumuz var, ancak hemen hiçbiri (Sine-Sen dışında) konuyla ilgili parmaklarını bile kıpırdatmadı. Gözlerini kapayınca bir şey olmamış olmuyor; bugün ona, yarın sana gelecek, ama o zaman yanında kimseyi bulamayacaksın demek gerekir, bu sinemayı geliştirmeyi sözde hedefleyen meslek birliklerine… Sadece onlara mı, üniversitelere, güzel sanatlar fakültelerine, akademisyenlere hatta kanaat önderlerine kadar herkese.

Gün dayanışma günüdür

Bingöl Elmas’ın yanında olmalı, kamuoyunu bilgilendirerek bu tür yasaklama, sansür ve ekonomik engellemelere karşı durmalıyız. Sinemacı olarak da, bu alanda yer alan biri olarak da, hatta sıradan bir insan olarak da bu itirazı yükseltmezsek yarın çok daha kötülerini sürecekler önümüze.

Belgeselcilerin yanındayız.
Bingöl Elmas’ın yanındayız.
“Şiirli Oda’nın İzinde” gerçekten başarılı bir belgeseldir, desteklenmesini istiyoruz.

(07 Ağustos 2026)

Korkut Akın

korkutakin@gmail.com

Dolly

Rod Blackhurst’un yönettiği ve Fabianne Therese, Russ Tiller, Michalina Scorzelli ile Kate Cobb’un oynadığı Dolly, 28 Ağustos 2026’da CJ ENM dağıtımıyla Rodi Medya tarafından vizyona çıkarılıyor.
Bir çiftin doğa yürüyüşü, maskeli ve akıl hastası bir “canavar” olan Dolly’nin kutsal topraklarına rastlamalarıyla ölümcül bir hal alır. Mükemmel bebeği bulmaya çok kararlı olan Dolly, kaçırdığı kızın hayatını cehenneme döndürecektir. Dolly, acımasız sahneleri ve tüyleri diken diken edecek görüntüleriyle slasher türünü temelinden sarsıyor ve türü kaotik bir enerjiyle dönüştürüyor. Dolly, korkunun uç noktalarının vahşi bir kutlaması.

  • Basın Bülteni
  • Web Sitesi
  • Fragman
  • IMDb

Dolly yazısına devam et

Reyting Rekorları Kıran Fall Efsanesinin Devam Filmi Fall 2: Ölümcül Tırmanış’ın Türkçe Poster ve Fragmanı Yayınlandı

Yükseklik korkusunu iliklerinize kadar hissettirerek küresel bir fenomene dönüşen Fall’un devam filmi Fall 2: Ölümcül Tırmanış’ta gerilim erişilmez tepelere çıkıyor. TV.de reyting rekorları kıran ve YouTube’da 16 milyon izlenen serinin ikinci filmi, 02 Eylül’de gösterime giriyor. Türkçe posterleri ile fragmanı yayınlanan ve Michael Spierig ile Peter Spierig’in yönettiği, yükseklik korkusuna dokunan ve iki arkadaşı bir kulenin tepesinde mahsur bırakan hayatta kalma fenomeninin devam filminde; daha yükseğe tırmanan, daha ölümcül hale gelen ve üst düzey bir adrenalin sunan yepyeni bir macera geliyor; iki arkadaş, Tayland’da yeni zirvelere tırmanıyor ve meydan okuyor.

  • Basın Bülteni
  • Fragmanı izlemek için tıklayınız.
  • Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.

Reyting Rekorları Kıran Fall Efsanesinin Devam Filmi Fall 2: Ölümcül Tırmanış’ın Türkçe Poster ve Fragmanı Yayınlandı yazısına devam et

CoComelon Filmi

Kathleen Thorson Good’un yönettiği ve Rhys Darby, Nicholas Hoult, Ike Barinholtz ile Cristo Fernandez’in seslendirdiği animasyon film CoComelon Filmi (CoComelon: The Movie), 26 Şubat 2027’de UIP Filmcilik dağıtımıyla Universal Pictures tarafından vizyona çıkarılıyor.
CoComelon Filmi, hayatının en büyük macerasına atılmak üzere anaokuluna başlayan JJ’i takip ediyor. Ancak okulunun ilk gününde çok sevdiği peluş ayısı Boba’nın kaybolduğunu fark eden JJ, arkadaşları Cody, CeCe ve Nina ile birlikte onu bulmak için bir yolculuğa çıkıyor. Bu macera onları, Prenses Harmony’nin yönettiği büyülü bir diyara götürüyor. Bu diyarın yalnızca tek bir kuralı vardır: Şarkı söylemek yasaktır.

  • Basın Bülteni
  • Fragman
  • IMDb

CoComelon Filmi yazısına devam et

Can Yayınları Ağustos Kitaplarını Duyurdu

Can Yayınları, Ağustos ayında İtalyan edebiyatının usta ismi Elsa Morante’nin Çocukluk Anıları ile 1938 Günlüğü isimli kitaplarını okurla buluşturuyor. Tomris Uyar’ın ilişkilerdeki arzu ve kırılmaları çok katmanlı bir dille aktardığı Güzel Yazı Defteri ile Cemal Süreya’nın anı, otobiyografi ve denemeyi iç içe geçirdiği Günler yapıtı da bu ayın öne çıkan eserleri arasında. Programda ayrıca Patrick Modiano’nun Uyuyan Hatıralar ile Isabel Allende’nin Nazi Avrupa’sından günümüze uzanan savaş, göç ve aidiyet hikâyesi Rüzgâr Adımı Biliyor raflarda yerini alıyor. Bu ayın klasiklerinde ise Willa Cather’ın değişen Amerika’ya sarsıcı bir bakış sunduğu zamansız yapıtı Yitik Bir Kadın var.

Can Yayınları Ağustos Kitaplarını Duyurdu yazısına devam et

Geçmişin Sırları, İki Kıta Arasında Uzanan Bir Aile Hikâyesinde Gün Yüzüne Çıkıyor

Seçilay Yıldız’ın yeni romanı Bayan Minty, geçmiş ile bugünü, Türkiye ile Amerika’yı ve iki farklı kuşağın hayatını etkileyen seçimleri aynı hikâyede buluşturuyor. Romanın merkezinde, Princeton Üniversitesi’nde eğitim gören genç yazar adayı Sera ile Büyükada’da yaşayan anneannesi Mihriban, nam-ı diğer Bayan Minty, yer alıyor. Yaz tatilini geçirmek için İstanbul’a gelen Sera’nın, anneannesinden hayat hikâyesini dinlemek istemesiyle başlayan uzun anlatı, okurları 1965 yılının Adana’sına götürüyor. Doktor olma hayalleri kurmakta olan genç Mihriban’ın çocukluğu, ailesi, dönemin toplumsal yapısı ve değişen Türkiye panoraması, samimi bir aile anlatısı eşliğinde canlanıyor.

Geçmişin Sırları, İki Kıta Arasında Uzanan Bir Aile Hikâyesinde Gün Yüzüne Çıkıyor yazısına devam et

Ebenezer: Bir Noel Şarkısı Filminin Teaser Afişi Paylaşıldı

Teaser afişi paylaşılan Ebenezer: Bir Noel Şarkısı (Ebenezer) filminin yönetmenliğini Ti West üstleniyor. Başrollerinde Johnny Depp, Rupert Grint, Andrea Riseborough ile Sam Claflin’in oynadığı Ebenezer: Bir Noel Şarkısı (Ebenezer), 13 Kasım 2026’da sinemalarımızda gösterime girecek. Senaryosu Nathaniel Halpern tarafından yazılan filmin yürütücü yapımcılığını yönetmen Ti West, David Reid, Adam Bohling, Stephen Deuters, Jason Forman, Pete Chiappetta, Anthony Tittanegro ile Andrew Lary üstleniyor. Ebenezer: Bir Noel Şarkısı (Ebenezer) filminin kısa konusu “Bildiğiniz isim, bilmediğiniz hikâye.” olarak ifade ediliyor.

Ebenezer: Bir Noel Şarkısı Filminin Teaser Afişi Paylaşıldı yazısına devam et

Bir Çocuk Filmi: Hayvan Çiftliği… Büyükler İçin de

“1984”te ve “Selam Olsun Katalonya’ya”da totaliter rejimlerin ve tek adamların çorak dünyasını edebi bir dille yazan George Orwell, vicdanın, entelektüel ve siyası düşüncesini şekillendirdiği bir öykü anlatıyor “Hayvan Çiftliği”nde.

Hayvan Çiftliği (Animal Farm), bir politik hiciv. 1945 tarihli olmasına karşın, bugün için de geçerli ve sanki birebir aynısı yaşanıyor. Yönetmen Andy Serkis, Nicholas Stoller’ın senaryosundan animasyon formatında yorumlanan filmde, eserin temelindeki politik eleştiri korunurken, canlı görsel dili ve dinamik karakter tasarımlarıyla her yaştan izleyiciyi kucaklayan bir sinema deneyimi sunuluyor.

Kitabı oku(ya)mamış olanlar vardır; ancak el altında tutulması gereken bir roman “Hayvan Çiftliği”. Sadece belli bir ülkenin, belli bir siyasal iktidarın değil, bütün egemen erkin neyi, niye ve ne kadar yapabileceğini seriyor gözler önüne…

Orwell, hepimizin bildiği gibi “metafor” kullanmayı seven, ayrıntılara dikkat eden, en ince ayrıntısına kadar her şeyi titizlikle okura aktaran bir yazar. “Hayvan Çiftliği”nde, başlatıp da engellerle karşılaştıkları, başarıp başar(a)madıkları okura kalmış eşitlik ve özgürlük taleplerini(n ne kadar gerçekçi olduğunu) anlatıyor. Çiftlik sahibi baskıcı insan yönetimine karşı eşitlik ve özgürlük talebiyle çiftlik hayvanlarının daha adil bir dünya kurma umuduyla başlattığı bu isyan, gücün tek bir grupta toplanmasıyla zamanla kendi otoriter rejimini yaratır.

Günümüzün en gözde sloganlarından “Kurtuluş yok tek başına / Ya hep beraber, ya hiçbirimiz!” hayvanların da dilinde… (Günümüzdeki iktidarlarla ne kadar da benzeşiyor değil mi? Ukrayna – Rusya, Filistin – İsrail, İran – ABD savaşı, borsa ve emtialar üzerinden sürdürülen kâr amaçlı satış gerçekleştirme, petrol taşınmasını engelleyemeye çalışan modern korsanlık…cBuna bir de ekonomik, sosyal, siyasal, kültürel sorunların her geçen gün daha bir artmasıyla yoksullaşan halkların barınma, beslenme, eğitim, sağlık gibi temel haklarından bile yoksun kalmaları da eklenmeli…)

“Hayvan Çiftliği”, bir animasyon, buna bağlı olarak da çocukların seveceği bir tarz; büyüklerin de izlemesi, onların hayata (özellikle ırkçı, milliyetçi ve göçmen karşıtı) bakışını değiştirebilir. Filmin merkezinde giderek yozlaşan gücünü baskı ve hileyle korumaya çalışan iktidar ve sistem eleştirisi yer alıyor.

(06 Ağustos 2026)

Korkut Akın

korkutakin@gmail.com

Adana Altın Koza’da Jüriye Zuhal Olcay Başkanlık Edecek

26 Eylül – 04 Ekim 2026 tarihleri arasında yapılacak 33. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali’nde Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması jürisi açıklandı. Usta oyuncu Zuhal Olcay’ın başkanlık edeceği jüride oyuncu Şebnem Bozoklu, oyuncu Salih Bademci, yönetmen Erdem Tepegöz, senarist Nilgün Öneş, görüntü yönetmeni Gökhan Tiryaki ile sinema yazarı Ayça Çiftçi yer alıyor. 1983’te İhtiras Fırtınası ile başladığı sinema kariyerinde Amansız Yol, Dünden Sonra Yarından Önce, Gizli Yüz, Sahte Cennete Veda, Medcezir Manzaraları ve Hiçbiryerde filmleriyle ödüller kazanan Zuhal Olcay’ın başkanlığını yapacağı jüride başarılı isimler bulunuyor.

Adana Altın Koza’da Jüriye Zuhal Olcay Başkanlık Edecek yazısına devam et

Hayatımızda İz Bırakan Filmler Ağustos’ta Fişekhane Açık Hava Sineması’nda

İstanbul’un tarih, kültür – sanat ve gastronomiyi bir araya getiren buluşma noktası Fişekhane Açık Hava Sineması, özel yapımları izleyicilerle buluşturmaya devam eden program, 1994 – 2018 yılları arasında izleyiciler tarafından büyük beğeni toplayan bir seçkiden oluşuyor. Tarihi su kulesinin eşsiz ambiyansında gerçekleşen Fişekhane Açık Hava Sineması, çimenlerin üzerindeki büyüleyici bir atmosferde yaz gecelerini keyifli bir etkinliğe dönüştürüyor.

Hayatımızda İz Bırakan Filmler Ağustos’ta Fişekhane Açık Hava Sineması’nda yazısına devam et

Saldırı

Adam Wingard’ın yönettiği ve Adria Arjona, Dan Stevens, Eric Wareheim ile Michael Biehn’in oynadığı Saldırı (Onslaught), 04 Eylül 2026’da TME Films dağıtımıyla TME Films tarafından vizyona çıkarılıyor.
Çölde bir karavan parkında yaşayan ve ailesini korumak zorunda olan keskin nişancı bir annenin hayatı, askeri tesisten serbest bırakılan, süper askerlerden oluşan bir haydut birliğinin bölgeye sızmasıyla altüst olur. The Butcher, Cockroach, Crybaby adındaki bu ölüm makinelerine karşı tek başına karşı durmak zorunda kalan anne, ailesini korumak uğruna askeri yeteneklerini ve hayatta kalma içgüdülerini son sınırına kadar zorlayacaktır.

  • Basın Bülteni
  • Fragman
  • IMDb

Saldırı yazısına devam et

Sinemacılık ve Filmcilik Yararına Bağımsız İletişim Platformu